İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1325 E. 2025/152 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1325
- Karar No
- 2025/152
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2017/1325 Esas KARAR NO: 2025/152 DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 05/04/2017 KARAR TARİHİ: 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu talep dilekçesinde özetle; Davalı ----------- damadı olan --------- müvekkili ile ortaklık yaptığını, davalı ---------- ile yapılan şirket ortaklığının sona erdiğini, müvekkilinin karşılıklı yapılan sözleşmeler kapsamında tüm borçlarını ödediğini ancak karşı tarafın, damadı ---------- ile birlikte müvekkilinin 8.300,00 TL miktarlı düzenlediği bononun sol ön kısmına 7 ve 1 rakamlarını eklemek sureti ile bonoyu 718.300,00 TL olarak sahtecilik yaptıklarını, bu tahrifatı yapan veya yapanlar hakkında --------- Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını ve----------- Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıklarını, davaya konu senetlerin teminat senedi olduğunu belirtmiş; tarihsiz teminat senedi olarak davalıya verilen 500.000,00 TL, 20.000,00 TL, 20.000,00 TL olmak üzere toplam 540.000,00 TL miktarlı üç adet tarihsiz bonolarla ilgili olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, davalı ile müvekkili arasında işbu davadan önce menfi tespit ve itiraz davaları olduğundan husumet bulunması nedeniyle ve mezkur bonoların davalı tarafından kötü niyetli olarak kullanılması mümkün olduğundan, ileride telafisi imkansız zararların doğmasını engellemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmek sureti ile muhtemel icra takiplerinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikli olarak dava dilekçesinin 07/12/2016 tarihinde müvekkiline tebliğ olduğuna ilişkin tebligat parçasının tespit edildiğini yapılan usulsüz tebligata ilişkin başvurularının mahkemece reddedildiğini belirtmiş, esasa ilişkin olarakta davacının senette tahrifat iddiasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin itibarlı bir iş adamı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 2 şirket kapsamında ortaklık ilişkisi mevcut bulunduğunu ancak 2015 yılında bu ilişkinin sona erdiğini ve karşılıklı protokollerle bunun sonlandırıldığını ve imza altına alındığını, davacının dosyaya ibraz ettiği alacak kalemleri dışında taraflar arasında imzalanan 28.01.2015 tarihli tutanakta açıkça 30.10.2015 tarihinden sonra ----------Ş üzerinden yapılan satışlardan kaynaklanan her türlü vergi KDV v.b vergilerin ---------- tarafından ---------Ş'ye ödeneceği ifadelerine yer verildiğini, bu hususta tarafların imzaladıkları protokoller sonrasında alacak-borç ilişkisinin devam ettiğinin kanıtlandığını, davacı yanın dava dilekçesinde davasını ve hakkını savunmaya çalışmanın ötesine geçerek müvekkili aleyhine haksız iftirada bulunduğunu oysa ki müvekkilinin sahibi olduğu ---------Ş'nin alacaklarını kendini şirket yöneticisi olarak tanıtarak kendi şirketine aktardığını ve bu usulle müvekkilini ve alacaklı olduğu firmaları büyük zarara uğrattığını, alacaklı firmalardan bir tanesinin alacağının tahsili için çektiği ihtarnameye verdiği cevabı cevap dilekçesi ekinde sunduklarını belirtmiş olmakla; haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı kısmi itiraz ve beyan dilekçesini özetle; Davalıya verilmiş olan 500.000,00 TL bedelli senedin arka yüzünde ''Teminat senedidir. --------Ş. Firmasından avans alacağına karşılık ürün, mal alacağı bulunan firmalara mallarının teslim edilmemesine karşılık verilmiş teminat senedidir. ifadesi yazıldığını, buna ilişkin olarak senette adı yazılı şirketlere ilişkin olarak bilirkişi kök ve ek raporlarında değerlendirmelerde bulunulduğunu, 06.11.2024 tarihli ek raporda ----------- firmasıyla ilgili olarak ''Kök raporumuzda, ---------- Firmasının 358.844,76 TL bakiyesi olduğu ve bu bakiyenin tamamının davacı ----------- tarafından ödendiği tespit edilmiştir. Ayrıca, ---------- ----------- Firmasının hiçbir alacağının kalmadığı açıkça belirtilmiştir. Raporun sonuç kısmında bu durum net bir şekilde ifade edilmiş olup, bu bakiyeye ilişkin herhangi bir eksik ya da borç bulunmadığı ortaya konulmuştur.'' --------- İnşaatla ilgili olarak ''Kök raporumuzda, dava dışı firmanın cari hesap ekstresi ayrıntılı olarak incelenmiş olup, 31.12.2015 tarihi itibarıyla dava dışı ----------Ş firmasına ait 90.673,39 TL'lik bakiyenin davacının ortak olduğu ----------- firmasına virman işlemi yapıldığı tespit edilmiştir. Bu işlemin ardından, firmanın borç bakiyesinin kalmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, --------- Şti tarafından da borcun olmadığına dair beyan dosyada yer almıştır. Raporun sonuç kısmında bu durum açıkça ifade edilmiş olup, bu bakiyeye ilişkin herhangi bir eksik ya da borç bulunmadığı tespit edilmiştir.'' Birlik Metalle ilgili olarak ''Kök raporumuzda, Dava dışı şirketin cari hesap ekstresi incelenmiş olup, firmanın 2017 yılında dava dışı ---------- firmasına ait 15.785,93 TL alacak bakiyesinin davacının ortağı olduğu ----------- firmasına virman işlemi yapıldığı ve bu bakiyenin dava dışı ----------- firması tarafından fatura kesilerek kapatıldığı görülmüştür. Raporun sonuç kısmında bu durum açıkça ifade edilmiş olup, bu bakiyeye ilişkin herhangi bir eksik ya da borç bulunmadığı tespit edilmiştir.'' ----------- ilgili olarak, ''Dava dışı ---------- Şti'nin cari hesap ekstresi incelenmiş olup, dava dışı ---------Ş firması tarafından 20.07.2015 tarihinde 17.158,35 TL'lik bir çek verildiği ve bu çek karşılığında 07.08.2015 tarihinde 10.969,26 TL tutarında bir fatura alındığı tespit edilmiştir. Cari hesap ekstresine göre 6.189,09 TL'lik bir bakiye bulunduğu da görülmüştür. Ayrıca, ---------- Şti tarafından, ---------Ş'ye karşı ---------- İcra Dairesi ---------- E. dosyası kapsamında 07.08.2015 tarihli ------------ sıra numaralı, 10.969,26 TL tutarındaki faturaya dayanarak alım satım işlemi gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Karşı tarafa 24.11.2015 tarihli ----------- nolu, 17.158,35 TL tutarındaki ------------ çeki ile fazla ödeme yapılması nedeniyle, bu fazlalığın iadesi talebi üzerine 6.189,09 TL asıl alacak ve 2.113,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 8.302,71 TL'lik bir ödeme emri gönderildiği tespit edilmiştir.'' tespitlerini yapıldığını, sonuç kısmında ise ''--------- inşaattan kaynaklanan borç kapsamında verilen 500.000 liralık teminat senedi kapsamında 6.189,09 TL’lik borç tespit edilmiştir davacı borcu ödemediği için ----------- icra dairesinden takip yapılmıştır bu takip konusu borcun ödendiğine dair ödeme tespit edilememiştir 500.000 TL’lik senedin teminat işlevi devam ettiği sonucuna varılmıştır.'' denildiğini, Bu suretle ---------, ---------- ve ------------ şirketlerine karşı müvekkil ----------- yükümlülüklerini yerine getirdiği açıkça ifade olunmuşsa da ------------ şirketinin başlattığı icra takibine ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, ------------ şirketinin icra takibine konu ettiği alacak senetin teminet kapsamında olmadığını, senedin arkasında açıkça bu senedin avans alacağına karşılık ürün, mal alacağı bulunan firmalara malların teslim edilmemesine karşılık verildiğinin yazıldığını, bilirkişi ek raporuna ilişkin kısmi itiraz ve beyanları doğrultusunda davaya konu teminat senedinin teminat işlevinin kalmadığının ortaya çıktığını, davanın kabulüne karar verilmesini, kötüniyetli davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı itiraz dilekçesini özetle; Ödemelerin yapılıp yapılmadığı değil kim tarafından yapıldığının önem arz ettiğini, dosyanın bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesi doğrultusunda bir kez daha inceleme yapılmak üzere dosyanın ek rapora gönderilmesini, sayın mahkemece bir önceki rapor olan 20.05.2024 tarihli raporda 20.000,00tl'lik senetlere yapılan tespitlerden bazıları hiçbir sebep gösterilmeksizin değiştirildiğini, "Davacı tarafında dava konusu olan 20.000 TL'lik senedin ----------Şti firmasının---------- borcu için verildiğini, dosyaya sunulan dekontlarda “-----------” açıklamalı 500 TL, “borç” açıklamalı 7.700 olmak üzere toplam 8.200 TL davadışı şirkete ödeme yapıldığını, bu ödemelerde 7.700 TL’nin ----------- E. sayılı dosyasına davacı alacağı olarak konu edildiği, dolayısıyla davacının bu senet için 500 TL ödeme yaptığı ve davacının söz konusu senet için 19.500 TL’lik yükümlülüklerini yerine getirmediği," ve "Dava konusu olan 20.000 TL lik senedin -------Şti firmasının ---------- bankası ---------- şubesine kredi kartı borcu için verildiği, davacı ------------ kredi kart ödemeleri için 6.985,69 TL ödeme yaptığı, bu ödemelerden 3.630 TL’nin,--------- E. sayılı dosyasına davacı alacağı olarak konu edildiği, dolayısıyla davacının bu senet için 3.355,69 TL ödeme yaptığı ve davacının söz konusu senet için 16.644,31 TL’lik yükümlülüklerini yerine getirmediğini" tespitlerinde bulunulduğunu, itirazları doğrultusunda söz konusu senetlerle ilgili olarak müvekkilimizin alacağı sabit olduğundan, tüm bilirkişi raporlarında hesaplamalar farklı olsa dahi bir alacağın söz konusu olduğundan ve ilgili senetlerle ilgili müvekkilimiz hiçbir işlem yapmamış olmasından dolayı davacı tarafın davasının reddine, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını, 20.000 TL değerindeki senetlerin konu edinildiği ----------- esas sayılı dosyanın kararı dikkate alınarak işbu davanın reddine, davacı kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Dava,İİK.72 mad gereği menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Davaya konu edilen lehdarı davalı -----------, borçlusu davacı ----------- olan 30/01/2016 düzenleme tarihli, ödeme tarihi bulunmayan her biri 20.000,00 'er TL bedelli olmak üzere 2 adet bono ile 500.000,00 TL bedelli olmak üzere 3 adet bononun teminat amaçlı olarak davalıya verildiği, teminat sebeplerinin her bir bononun arkasında yazılı olduğu, bu hususta bir ihtilaf bulunmadığı, senetlerin verilmesine neden olan teminata ilişkin hususların yerine getirilip getirilmediği, senetlerin veriliş nedenlerinin ortadan kalkıp kalkmadığı, dolayısıyla davacının bu senetler nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı hususunun uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.Somut olayda KMK hesabı için verilen 20.000 TL'lik teminat senedi kapsamında borç tutarı olarak tespit edilen 8.200 TL ödenmiş olup bu teminat senedi ile ilgili ayrıca bir ödenmemiş borç olmadığı tespit edilmiştir. Kredi kartı borcu ile ilgili 20.000 TL'lik teminat senedi kapsamında 6.985,69TL'lik borç tespit edilmiş bu borç ödenmiş olup teminat senedi kapsamında bir borç tespit edilmemiştir. ---------- İnşaattan kaynaklanan borç kapsamında verilen 500.000 liralık teminat senedi kapsamında 6.189,09 TL'lik borç tespit edilmiştir davacı borcu ödemediği için ----------- İcra Müdürlüğünde takip yapılmış bu takip dosyası incelendiğinde dava konusu borç için takip işlemden kaldırıldığı, takibin işlemden kaldırıldığı bu yönüyle senedin teminat özelliğini yitirdiği davacının üç senedin de teminat özelliğinin kalmadığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin son ek rapordaki yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce son ek rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Davacı vekilinin kötüniyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının menfi tespit davasının KISMEN KABULÜ ile; Davacının davaya konu davalının lehdar davacının keşideci olduğu iki tane 20.000 TL'lik senetler ile ve 500.000,00 TL 'lik senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, davacı vekilinin kötüniyet tazminatı taleplerinin şartları oluşmadığından reddine 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 36.887,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 9.221,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 27.665,55 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 9.221,85 TL peşin harç, 31,40 TL başvuru harcı, 6.000,00 TL bilirkişi masrafı, 1.427,45 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 16.680,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 85.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri ve davacı asil vekili yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.19/02/2025