İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/132 E. 2025/281 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/132
Karar No
2025/281
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2016/132 Esas KARAR NO: 2025/281 DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 27/01/2016 KARAR TARİHİ: 27/03/2025 DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 27/01/2016 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkili ---------- hamileliği sırasında Kadın Doğum Uzmanı ----------- tarafından takip ediliğini, ne var ki, anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu Down Sendromunun hamilelikte teşhis edilmediğini ve küçük -------- Down Sendromlu olarak doğduğunu, bu durumun, davalının sigortalısı doktor tarafından yanlış bilgilendirme nedeniyle sağlıklı bir çocuk sahibi olmayı bekleyen müvekkillerinde bir anda şok yaşattığı ve müvekkillerin Down Sendromu sakatlığın giderilmesi veya hamileliğin sonlandırılması ihtimallerinden yoksun bırakıldığını, bağlayıcı ve sınırlayıcı olmamak üzere davalının sigortalısı doktorun tıbbi kötü uygulamaları, özetle: a. Bilgilendirmeme, b. Aydınlatılmış rıza (onam) almama, c. Teşhiste kusur, d. İleri testleri önermeme, e. Ultrason kullanımında ihmal, f. Ultrason bulgularını değerlendirmeme, g. Konsültasyon istememe, h. CVS/ Amniosentez yapmama, olarak sayılabileceğini, Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre hasta-hekim ilişkisi vekalet sözleşmesi kapsamında olup doktor yüksek özen borcu altında olduğundan, hastanın müterafik kusuru bulunmadıkça gerçekleşen zarardan en hafif kusurundan dolayı zararın tamamından sorumluluk söz konusu olduğunu, Down Sendromu hayat boyu devam eden bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkili ----------- bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığı ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, keza, BK 56/2 hükmü Borçlar Kanunu'na yeni giren bir hüküm olup bu kapsamda artık bedensel zarara düçar olan kimsenin yakınlarına da manevi tazminat ödeneceği (önceden Yargıtay kararlarıyla şimdi ise) yasal olarak öngörüldüğünü, bu kapsamda müvekkillerim anne ----------- ve baba ----------- hayat boyu çocuklarını Down Sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edecekleri de tartışma dışı olduğunu, neticede, davalının sigortalısı doktorun tıbbi kötü uygulaması sonucu bebeğin Down Sendromlu olduğu saptanamadığı ve doğumdan sonra ----------- Down Sendromlu olduğunun anlaşıldığını, davada davanın sigortalısının tam kusuruna dayanılmamış olup müteselsilen talepte bulunulduğunu, keza, kusur dahil her türlü denkleştirme de dikkate alınarak talepte bulunulduğunu, fazlaya dair talep ve hakları mahfuz olmak kaydıyla; müvekkili küçük ---------- için 10.000,00 TL işgöremezlik-maddi tazminat (bakıcı ücreti dahil), 60.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne --------- için 30.000 TL manevi tazminat, baba ----------- için 30.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememize sunduğu 26/02/2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: işbu dosya kapsamında Kadın Doğum Uzmanı --------, dava konusu olay benzeri riskler bakımından müvekkil şirket tarafından tanzim edilen 07.01.2016 - 07.01.2017 vadeli ---------- poliçe nolu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile güvence altına alındığını, davalı hekimin hukuki sorumluluğunun tespiti için ----------- Kurulundan, detaylı ve denetime elverişli bir rapor alınması gerektiğini, sigortalı doktor tarafından gereken her türlü tetkik ve testlerin yapıldığını, davacı çocuğun bu testler neticesinde sağlıklı olduğu tespit edildiğini, Down sendromunun tespitine yönelik yapılan en güvenilir test şekli olan dörtlü tarama testinde dahi anomali %100 olarak tespiti günümüz tıp dünyasında mümkün olmadığını, rahatsızlığın tespit edilme oranı %70-80 oranında seyrettiğini, her gebelikte %2-%3 arası anomalili bebek doğumu gerçekleşmekte, bu anomalilerin ancak %70-85 arası tespit edilebildiğini, kaldı ki anomaliler tespit edilse dahi, down sendromunun tıp ilminde halen bir tedavisi bulunmadığını, müvekkil sigortalısı hekim tarafından yapılan tedavi ile davacı tarafça ileri sürülen zarar arasında uygun illiyet bağı olmadığını, bebekte meydana gelen anomaliler, hekimin tedavisiyle illiyeti bulunmayan rahatsızlık olduğunu, üstelik müvekkil hekim tarafından gebe takibinde rutin olarak gerçekleştirilen tüm test ve tetkiklerin gerçekleştirildiğini, talep edilen tazminat miktarının davacı yanı zenginleştireceğini, davanın ekte yer alan ihbar dilekçesi gereği, sigortalı ----------- ihbarına karar verilmesini, sigortalı hekimin malpraktis olarak nitelendirilebilecek herhangi bir fiili bulunmaması nedeniyle, her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Davacıların nüfus aile kayıt tablosu Uyap' tan çıkarılarak dosya arasına alınmıştır. Davalı sigorta şirketinden ----------- nolu ZMSS poliçesinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ----------- Hastanesinden davacı ----------- tedavi (gebelik) evraklarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ----------- Hastanesi'ne müzekkere yazılarak 02.10.2012 tarihinde yapılan obstetrik usg yapıldığı tespit edilen usg raporunun ve varsa ultrason görüntülerinin CD ye yüklenerek gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi heyeti 22/12/2017 tarihli raporunda özetle; hastanın takibinin gebelik süresince tek bir hekim tarafından yapılmadığını, 06/06/2012 tarihinde üçlü test raporundaki down sendromu ihtimalinin yüksek olduğunu ve anne yaşı göz önüne alınarak, genetik danışmanlık ve gerekirse amniyosentez, üst düzey ultrasonografi gibi ileri tetkiklerin önerilmesi ve hasta kabul etmez ise de yazılı olarak beyanlarının alınması hususunun tıp standartlarına göre gerektiği, bu görevin de testi isteyen veya testin değerlendirilmek üzere gösterildiği hekimde olduğunu, dava konusu üçlü testin davalının sigortalısı ----------- gösterilip göstermediğine dair kayıt dosyada mevcut olmadığı, davacı ----------- gebelikteki down sendromunun teşhis edilememesinde davalının sigortalısı ------------ sorumlu olması için gereken uygun nedensellik bağının ispat edilemediğini beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi heyeti 01/06/2018 tarihli ek raporunda özetle; ----------- Doğum Öncesi Bakım Hizmetleri Yönetim Rehberine göre; genetik anomalilerin tetkiklerinin yapılması, aileye genetik danışmanlık verilmesi, ileri tetkik yapılması 22. haftadan önce önerildiğini, ailenin down sendromlu çocuk sahibi olma konusunda bilgilendirilme hakkı olduğunu, somut olayımızda üçlü testi isteyen ve bu test sonucu kendisine gösterilen her hekimin aileyi aydınlatması gerektiğini, sonraki aşamada bu testin gösterildiği diğer hekimlerin de bastayı aydınlatma yükümlülüğünün kesin olduğunu, 16.6.2012 tarihli üçlü testin ------------ (26. haftada hastayı gören) tarafından istenilen bir test olmadığı, bu testin sonucunun davalının sigortalısı hekime gösterilip gösterilmediğinin dosya muhteviyatından anlaşılamadığını beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi 16/03/2022 tarihli raporunda özetle; hukuki durumun ve delillerin takdiri mahkemeye ait olmak üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları yönünden; -----------Kurulunun 29.05.2020 tarihli raporunda dava dışı----------- eylemlerinin görüşünün bildirildiğini, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği hususundaki takdir mahkemeye ait olmak üzere tarafımdan hesaplama yapıldığını, mahkemece davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceğinin kabulü halinde ve o takdirde davacının talep edebileceği maddi zararları toplamının teminat lmitiyle smnırlı ve 800.000,00 TL olduğunu, temerrüt başlangıcının 07.02.2016 dava tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğunu beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi heyeti 15/01/2025 UYAP havale tarihli ek raporunda özetle; 16/06/2012 tarihli üçlü testin; davalının sigortalısı olan ve hastayı 26. Gebelik haftasında muayene eden ----------- gösterip gösterilmediğini, sonraki dönemde her ne kadar dosyaya farklı evraklar konulmuş olup halen bu konunun netleşmediğini, ----------- Doğum Öncesi Bakım Hizmetleri Yönetim Rehberi'ne göre gebelik takibi muaynelerinde genetik anomelleri konusunda tetkiklerin yapılmasını ailenin bilgilendirilmesi konuları 22 haftadan önce önerildiğini, bu sebeple sigortalı hekimin üçlü testi istemesi 26. haftada tıp standartlarında kendisinden beklenmediğini, Down sendromu teşhislerinin konulmuş olsa bile gebeliğe son verme veya vermeme konusu yani yönetmelik ile gebeliğin haftasına bakılmadan tahliyesi mümkün görülse de bu konu çok boyutlu olup heyetimizin yetki alanına girmediğini, son rapordan sonra dosyaya eklenen evrakları incelememiz sonucunda bilirkişi görüşlerinin değişmediğini beyan ve rapor etmiştir. --------- sayılı raporunda; "Gebelik esnasında yapılan üçlü tarama testinin yüksek riskli çıkmasına rağmen bilgi verilmediği ve bunun sonucunda Down Sendromu ile doğduğu iddia edilen ------- ve -------kızı, ---------- doğumlu ---------- hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; ----------- Hastanesinde 06/04/2012 tarihinde 6 haftalık tekil canlı gebelik tanısı konulduğu, ---------- Merkezinde 15/06/2012 tarihinde yapılan üçlü tarama testi sonucunda Down Sendromu riskinin 1/20 (cut off 1/250) olarak hesaplandığı ve yüksek riskli gruba girdiğinin raporda kayıtlı olduğu, 07/11/2012 tarihinde ------------ Hastanesinde eski sezaryen + akut fetal distress tanılarıyla sezaryene alındığı, 2760 gr kız bebeğin 1. ve 5. dk APGAR’ı 7 olarak doğurtulduğu, ----------- Hastanesince verilen 14/11/2012 tarihli sitogenetik raporunda 47, XX, +21 (Down Sendromu) tanısı konulduğu, 02/07/2015 tarihinde ---------- Hastanesinde PDA kapatma işlemi uygulandığı, ------------ Hastanesi tarafından verilen bila tarihli yazıda hastanelerin birleştirilmesinden dolayı 2015 yılı öncesindeki ----------- Hastanesine ait tıbbi verilerde kayıplar oluştuğunun bildirildiği dolayısıyla annenin doğum yaptığı 07/11/2012 tarihi öncesinde ------------ Hastanesine ait herhangi tıbbi kayda rastlanmadığı anlaşılmakla; Prenatal tarama testlerinden üçlü tarama (ikinci trimester tarama) testinin fetusta Trisomi 21 (Down sendromu), Trisomi 18 ve nöral tüp defekti (NTD) varolma olasılığının hesaplanması için yapıldığı, bu testle annenin yaşı, hormonal değerleri ve USG bulguları göz önüne alınarak bir risk oranı hesaplandığı ve yüksek riskli gebe grubunun belirlenebildiği, test sonucunun söz edilen parametrelere göre istatistik açıdan kaç gebenin birinde bahsi geçen hastalıkların karşılaşılabileceğini gösterdiği, testlerinin sonuçlarından Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, anne ------------ 16 hafta 3 günlük gebe iken 15/06/2012 tarihinde yaptırdığı üçlü tarama testi sonucunda Down Sendromu açısından yüksek riskli grupta (risk 1/20) olduğunun belirlendiği, bu test sonuçlarına göre Down Sendromu kesin tanı konulabilmesi için amniyosentez gibi ileri girişimsel tetkiklerin önerilmesi gerektiği, dosya evrakı incelendiğinde bu test sonucunun herhangi bir Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanınca değerlendirilip değerlendirilmediğinin dolayısıyla bu test sonuçları hakkında ailenin aydınlatılıp aydınlatılmadığının anlaşılamadığı, sorulduğu üzere Down Sendromunun genetik kökenli bir hastalık olmasından dolayı gebelikte tedavisinin mümkün olmadığı, Down Sendromu tanısının gebelikte kesin olarak konulması halinde, Rahim tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük'e ekli (2) sayılı listede sayılan hastalıklarda Down Sendromu bulunduğu için uygun koşullarda rahim tahliyesinin yapılabileceği, ----------- Hastanesince ----------- Hastanesinin diğer sağlık kuruluşlarıyla birleştirme aşamasında 01/07/2015 tarihinden önceki tıbbi verilerde kayıplar olduğunun bildirildiği, dolaysıyla gebenin kontrollerine ait tıbbi belgenin değerlendirilemediği davalı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ---------- ifadesi, annenin son adet tarihi ve ------------ dökümleri incelendiğinde; anne ------------ ilk defa yaklaşık 26 hafta gebe iken ----------- muayene olduğunun anlaşıldığı da dikkate alındığında; ultrasonografik incelemelerle fetustaki markerlara (bulgu) göre Down Sendromundan şüphelenilebileceği fakat her zaman ultrasonografide Down Sendromu’nun bulgu vermeyebileceğinin de tıbben bilindiği, -------------- Doğum Öncesi Bakım Yönetim Rehberinde gebeliğin 24. haftasından sonra fetal anomaliler ve kromozomal anoploidi tarama test programının yer almadığı, davalı ve davacı vekillerinin dilekçeleri göz önüne alındığında 15/06/2012 tarihinde yapılan üçlü tarama testinin ----------- kontrolünde yapılmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla ----------- eylemlerine tıbbi hata atfedilemeyeceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulmuştur.---------- Kurulu 03/06/2021 tarih ve --------- sayılı raporunda özetle;" Mevcut belgelere göre,1-7.----------- sayılı mütalaasında, gebelik takibini yapan hekimin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu şeklinde rapor düzenlendiğinin kayıtlı olduğu,2------------ sayılı mütalaasında tanımlanan veriler çerçevesinde, hekimin eylemine ait atfı kabul kusur bulunmaması nedeniyle dava konusu olayla illiyetli olarak ------------ kızı ----------- doğumlu -----------, 11.10.2008 tarih ve ----------- sayılı ------------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyet tayinine mahal olmadığı,4-Ancak Mahkeminizin 30/11/2020 tarih ------------ esas sayılı yazısında iş görmezlik oranının sorulması üzerine küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle, 11.10.2008 tarih ve ---------- sayılı ------------ yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve ileride ihraz edeceği meslek ve mevkii bilinmemekle, Grup 1 kabul olunarak: Gr 1 I (10A.........65)A %100 E cetveline göre %100(yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,4- 11.10.2008 tarih ve ---------- sayılı ------------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 15. maddesine göre başka birinin sürekli bakımına ihtiyaç duyacağı, oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu uyuşmazlığın; davalı nezdinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı hekim tarafından hamileliğin takibi sonucunda davacı küçüğün down sendromlu olarak doğması olayında, davalı şirket sigortalısı hekim tarafından diğer davacılara gerekli tıbbi müdahale ve bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı, bundan dolayı hekimin kusuru bulunup bulunmadığı ve davalı sigorta şirketinin talep edilen maddi ve manevi tazminattan sorumlu olup olmayacağı noktasındadır.Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ----------- de yararlanacağı şüphesizdir. Nitekim ----------- sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davacı küçük hakkında açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle redddine karar vermek gerekmiştir.----------- sayılı ilamında da vurgulandığı gibi ; Hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet akdi mahiyetinde olup, Borçlar Kanunu vekalet akdini düzenleyen 386 vd (Yeni TBK 502 vd ) maddeleri uyarınca, vekil vekâlet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur ( TBK.nun 396/1 md.). O nedenle, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören doktor olan vekilden tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1. (TBK 510/1.) maddesi hükmü uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarih ve ---------- sayılı---------- de yayımlanıp yürürlüğe giren --------- Sözleşmesi de iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, Sözleşme'nin "amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu sözleşmenin tarafları tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler", yine 4. maddesinde "...araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir" düzenlemesi mevcuttur. --------- Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesinin zorunlu olduğu belirtilmektedir. Burada kastedilenin tıbbi standartlar olduğu konusunda bir duraksama bulunmamalıdır. Yine sözleşmenin 5. maddesinde "(1) Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesindensonra yapılabilir.(2)Bukişiye,önceden müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. (3) İlgili kişi, muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 59/g maddesi uyarınca çıkartılan Hekim Etiği Yönetmeliği'nin "Aydınlatılmış Onam" başlıklı 26. maddesinde "Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir." denilmiştir.Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 11 .maddesinde hastanın, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahip olduğu, tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamayacağı; bilgilendirmenin kapsamı başlıklı 15. maddesinde, hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında bilgi verileceği; 18. maddesinde ise, "Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir.Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubunun farklı olmasını zorunlu kılan durumlarda, bu duruma ilişkin hastaya açıklama yapılmak suretiyle bilgilendirme yeterliliğine sahip başka bir sağlık meslek mensubu tarafından bilgilendirme yapılabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Özetle hekim, görevini yüksek özenle yerine getirmeli ve hastanın bilgi alma hakkı kapsamında onu aydınlatmalıdır. Somut olayda, alan uzmanı hekimin anne karnındaki bebekteki down sendromunu teşhise yönelik bir hatası veya bu anomaliyi teşhise yönelik imkanlar konusunda hastayı yeteri kadar aydınlatmamasının sorumluluğunu doğuracağı izahtan varestedir.Davacı anne babanın manevi tazminat talepleri yönünden ise;" Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bar tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği açıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu bu durumun anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı, sonucuna varılarak yukarıda açıklanan sebeplerle davacı anne babanın manevi tazminat istemlerinin de kabulüne karar verilmiş, Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davacı --------- ve ----------- MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile davacı ----------- yönünden 30.000,00 TL davacı ----------- yönünden 30.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine 2-Davacı ------------ Maddi ve manevi tazminat davasının hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine, 3-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar kanuna 615,40 TL harcın davacı tarafça dava açılırken peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 2.734,02 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Manevi tazminat davası yönünden alınması gerekli 4.098,6 TL harcın davacı tarafça dosyaya peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan bakiye 2.118,62 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 1.979,98‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça dosyaya yatırılan 615,40 TL peşin harç, 29,20 başvurma harcı olmak üzere toplam 644,6‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Kabul olunan manevi tazminat davası yönünden AAÜT uyarınca davacılar ---------- ve ----------- lehine takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılar -------- ve ----------- verilmesine, 7-Ret olunan maddi tazminat davası yönünden AAÜT uyarınca davalı lehine takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ----------- alınarak davalıya verilmesine, 8-Ret olunan manevi tazminat davası yönünden AAÜT uyarınca davalı lehine takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafından dosyada sarf edilen 4.700‬,00 TL bilirkişi, posta ve tebligat ücreti, 1.651,75‬ TL ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 6.351,75‬ TL yargılama masrafının davanın kabul ret oranına göre 476,38 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacıların üzerine bırakılmasına, 10-Davalı tarafından dosyada sarf edilen 6.309,25 TL'nin davanın kabul ret oranına göre 5.836,06 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiye artan kısmın davalının üzerine bırakılmasına, 11-Dosyada artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/132, K. 2025/281, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-132-e-2025-281-k-078c6f6eadf8