İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/395 E. 2025/39 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/395
- Karar No
- 2025/39
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/395 Esas KARAR NO: 2025/39 DAVA: Menfi Tespit ve Alacak DAVA TARİHİ: 12/05/2017 KARŞI DAVA: Paranın İadesi + Uğranılan Zararın Tazmini + Manevi Tazminat KARŞI DAVA TARİHİ: 08/06/2017 KARAR TARİHİ: 23/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan iş bu dava ve karşı davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREKÇE: Mahkememizin --------Karar sayılı hükmünde; ''Davacı vekili, taraf şirketler arasında 11/11/2016 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince davalı iş sahibinin inşaa ettiği ---------- projede, bu inşaata özel renk ve nitelikte üretilecek "radyatör imalatının" müvekkili tarafından üstlenildiğini, iş bedelinin 386.340,00 TL olarak belirlendiğini; davalının 190.000,00 TL ödemede bulunduğunu; müvekkili tarafından alınan 190.000,00 TL'lik ödeme karşılığında aynı bedelle davalıya teminat senedi verilip, işe başlandığını; davacının emtiaları hazırladığını, ancak-------- sayılı ihtarı ile davalı tarafın daha evvel 2015 yılında bir başka proje için verilen malların ayıplı olduğu iddiası ile yeni imal ettikleri radyatörleri teslim almadığını; ----- yevmiye nolu ihtarı ile bu durumu bildirip, ödeme yapmayacağını da beyan ettiğini ileriye sürerek; müvekkilinin sözleşme gereğince özel radyatörleri imal ettiğini, bu nedenle alacağın kalan 196.340,00 TL'lik kısmını hak ettiğini belirterek, bu miktarın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davalının peşin ödediği 190.000,00 TL'lik kısım için verilen teminat senedininde iadesine (bu teminat senedi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine ) karar verilmesini talep ve dava etmiş,Davalı vekili, davanın yersiz olduğunu, davacının 2015 yılında bir başka proje diye bildirdiği projenin esasen aynı işin ilk grup teslimi olduğunu, aynı proje için gerçekleştiğini; ilk grubun parasının tamamını ödediklerini, zaten karşı tarafında bu ilk grup teslim yönünden herhangi bir talebi bulunmadığını; davaya konu ikinci partiye ilişkin tesliminden önce 190.000,00 TL'lik ödemede bulunduklarını; ancak ilk parti teslim edilen malların kış gelip çalıştırıldığında, bir süre sonra devamlı su sızdırdığını, patladığını, bu nedenle davacının ürettiği radyatörlerin ayıplı olduğunu kendisine defalarca bildirildiğini; davacı yüklenicinin bir kısım radyatörleri söküp, yenilerini taktığını, bir kısmını onarıp taktığını ancak bir müddet sonra artık herhangi bir şekilde onarım ve değiştirme taleplerini de yerine getirmediğini; teslim alınan ilk grup radyatörlerin hatalarını gidermediğini; davaya konu olan radyatörlerinde aynı şekilde dizayn edilen ve imal edilen radyatörler olduğunu; bu yüzden onlarında alınıp kullanılması halinde müvekkilinin aynı sorunları yaşayacağını, binalardan bağımsız bölüm satın alanlara karşı çok zor durumda kalındığını belirterek; bu sebeple davaya konu ikinci parti malları teslim almaktan kaçındıklarını; artık teslim almalarınında beklenemeyeceğini belirterek; asıl davanın reddine karar verilmesini savunmuş; karşı dava olarak da teslim almadıkları ikinci grup mal için yapılan 190.000,00 TL ödemenin iadesine ve müvekkilinin binada bağımsız bölüm satın alanlara karşı kaldığı zor durumdan dolayı 10.000,00 TL manevi tazminata ve ilk sözleşme nedeniyle uğranılan zarara karşılıkta fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL maddi zararına karar verilmesini talep etmiş,Dava, menfi tespit ( teminat senedinin iadesi ) ve bakiye kalan emtia bedeline ilişkin olup, karşı dava ise, emtianın ödenmiş bedelinin iadesi davası olduğu,Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu, davalının iş sahibi olduğu, davacının yüklenici olduğu; davacı tarafından davalının inşaatına özel renk ve nitelikte radyatör imalatının taahhüt edildiği; dava ve ihtilaf konusu olmayan bu parti teslimin dışında; taraflar arasında daha önce de bir grup malın üretilip teslim edildiği; o kısma ilişkin ödemelerin tamamlandığı; dava konusu olan grup yönünden eser bedelinin 386.340,00 TL olduğu, bunun 190.000,00 TL'lik kısmının peşin ödendiği; yapılan peşin ödemeye karşılık 190.000,00 TL'lik teminat senedininde iş sahibine verildiği ve halen iş sahibinde olduğu ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, davaya konu olan radyatörlerin ayıplı olup olmadığı, davalının teslim almamakta haklı olup olmadığı hususunda toplanmış,Taraflar arasındaki akdi ilişki eser sözleşmesi olup, eser sözleşmesinde yüklenici sözleşmeye uygun olarak eseri imal etmek, yüklenici de bedelini ödemekle sorumludur,Mahkememizce, taraflar arasındaki sözleşme incelenmiş, davacı tarafça çekilen ---- davalı tarafça çekilen ---- Noterliğinden ihtarlar incelenmiş, mahallinde keşif yapılmış, radyatörler incelenmiş, uzman bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alınmış ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiş,Mahallinde yapılan keşifte görülen radyatörler, davacı yüklenici tarafından dava dilekçesinde "daha evvel 2015 yılında bir başka proje için verilen radyatörler" olarak bildirilen, davalı tarafça ise, aynı site binaları için alınan ilk grup olarak adlandırılan radyatörlerdir. Bu radyatörlerden, patlama yapıp sökülen ve değiştirilmesi istenip, davacı tarafından değiştirildiği ifade edilen radyatörler konulmuş bulunduğu yerde incelenmiştir. Davacı - karşı davalı taraf, dava konusu olmayan ilk teslim radyatörlerden daha farklı ve sorun çıkartmayacak radyatörler ürettiğini ileriye sürmemiş olup; ilk teslim edilen grup mal ile, davacının ürettiği ve teslim edemediği ikinci grup malın aynı olduğu kabul edilmiştir. Yine, bilirkişilerin incelediği sökülmüş radyatörler ile dairelerde / işyerlerinde takılı bulunan radyatörlerinde farklı yapıda olmadığı ihtilafsız olduğundan; daire daire incelemeye de gerek kalmamıştır. Zira, bilirkişiler özellikle ek raporlarında, radyatörlerin "SIKI GEÇME" metodu ile bağlantılı yapıldığı; sıkı geçme yoluyla yapılan bağlantının ayıplı olması halinde artık su sızıntısının tamirinin mümkün olamayacağı; radyatörlerin üretiminde boru ve kolektör bağlantılarının sıkı geçme yoluyla yapılmasının teknik olarak yanlış olduğunu; bu tür metodun kullanıldığı radyatörlerde sızıntılar olmasının doğal ve beklenilir durum olduğunu; inceledikleri radyatörlerin tamamının sıkı geçme yoluyla bağlantılarının yapıldığını tespit etmişlerdir. Davalı - karşı davacı vekili her ne kadar her bir bağımsız bölümde ayrı ayrı inceleme yapılmasını talep etmişse de; bir kısım radyatörlerde " SIKI GEÇME " bağlantı biçiminin kullanılmadığını iddia etmediğinden; tüm radyatörlerde sıkı geçme bağlantının kullanıldığı anlaşıldığından artık bilirkişilerinde yerinde tek tek bağımsız bölüm incelenmesine gerek bulunmadığına dair belirlemeleri yerinde görülmüş,Mahkememizce, aynı projenin ilk grup tesliminde davacı tarafından üretilen özel renk ve dizayndaki radyatör imalatının sıkı geçme bağlantı sistemi ile üretildiği, tamamen teknik olan bu konuda alınan bilirkişi raporu ile bu tür bağlantının radyatörlerde kullanılmaması gerektiği; kullanılırsa heran sızmanın olabileceği ve tamirinin mümkün olmadığı teknik olarak tespit edildiğinden; davacı tarafın ikinci parti malı da sıkı geçme bağlantı sistemi ile kurmuş olduğu, aksi takdirde bu sistemden döndüğünü ileriye sürmesi gerektiği; bu sebeple artık sızdırma yapacağı açıkça belli olan ve tamiri mümkün olmayan bu radyatörleri almamakta davalının haklı olduğu; ilk grup teslimle ilgili bir alacak / iade talebinin bulunmadığı; taraflar arasındaki ihtilafın ikinci grup teslimle ilgili doğduğu, bu sebeple olayımızda dava konusu ikinci grup teslim yönünden ayıp ihbarının beklenemeyeceği; kök raporda, ilk grup teslim mallar yönünden ancak radyatörler bir müddet kullandıktan sonra ayıbın ortaya çıkacağı, gizli ayıp niteliğinde olduğu; bu durum ortaya çıktığında artık davalı - karşı davacının akitten dönmesinin haklı olduğu; bu durumu da --------- tarihli ihtarla karşı tarafa bildirdiği; davalı taraf haklı olduğundan ödemiş bulunduğu 190.000,00 TL'nin iadesine karar verilmesi gerektiği, bu miktar ödendiği zaman davacı - karşı davalının teminat senedini iade hakkının doğacağı; şuan itibariyle teminat mektubunun davacı - karşı davalı yükleniciye iadesinin şartlarının oluşmadığı; her ne kadar davacı vekili davanın reddine karşı davanın kabul verilmesi halinde bağımsız bölüm sahiplerinin kullanmakta olduğu radyatörlerin sökülmesi gibi garabet bir durumun ortaya çıkacağını son celse bildirmişse de; ilk grup malların teslimi ile ilgili bir ihtilafın bulunmadığı, ihtilafın; davalı - karşı davacı tarafından teslim alınmayan ikinci grup mallara ilişkin olduğu, bu nedenle sökülecek bir radyatörün bulunmadığı nazara alınarak; kök davanın reddine, karşı davanın alacak yönünden kabulüne karar verilmiş; ancak davalı tarafın ilk parti mallarda çıkan sorunlar nedeniyle istediği manevi tazminatın bu grup mallar yönünden iade ya da akdin feshi söz konusu olmadığından ve manevi tazminatında şartları yerine gelmediğinden karşı davanın manevi tazminat yönünden reddine karar verilerek''Hüküm kurulmuş,Mahkememizce verilen hüküm her iki tarafça istinaf edilmiş,----- sayılı hükmünde;''Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı-karşı davada davalı yüklenici; asıl davada davalı-karşı davada davacı ise iş sahibidir.Somut olayda, taraflar arasında 2015 tarihli ve 11.11.2016 tarihli radyatör üretimi ve teslimine ilişkin iki ayrı sözleşme imzalanmıştır. İlk sözleşme gereğince ürünler teslim edilmiş ve bir kısım ayıp iddiaları sebebiyle bir kısım ürünler davacı yüklenici tarafından değiştirilmiş veya onarılmıştır. Asıl dava konusu 11.11.2016 tarihli ürünlerin ise davacı tarafından üretilmiş ancak ihtarnameye rağmen davalı tarafından teslim alınmamış olduğu anlaşılmaktadır.Yüklenicinin açtığı asıl davanın konusunun ikinci sözleşme gereği üretilen ürünlerin bakiye iş bedeli olan 196.340,00 TL'nin tahsili, yapılan ödeme nedeniyle davalıya verilen 190.000,00 TL teminat senedi için borçlu olunmadığının tespiti ve senedin iadesi; iş sahibi tarafından açılan karşı davanın konusunun ise ikinci sözleşme gereğince yükleniciye ödenen 190.000,00 TL'nin iadesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece mahallinde keşif yapılmış ise de, bilirkişi kurulunca bir kısım ürünler üzerinde inceleme yapıldığı, dosya kapsamına göre, incelenen ürünlerin ilk sözleşme kapsamında montajı yapılıp teslim edilen ancak sonradan sökülen bir kısım ürünler olduğu anlaşılmaktadır. Asıl dava konusu olan ve halen davacıda bulunduğu anlaşılan ürünler üzerinde herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, ürünlerin ayıplı olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir. Bu durumda, mahkemece keşif yapılmak suretiyle, ikinci sözleşme kapsamında üretilen tüm ürünler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile, ürünlerin ayıplı olup olmadığı, varsa ayıpların iş sahibinin ürünleri kabul edemeyeceği derecede bulunup bulunmadığı, ayıplar bu derecede değil ise, sözleşmenin ekinde belirtilen iş bedellerine ilişkin liste de gözetilerek, ayıplı imalatlar düşüldükten sonra asıl davada davacının bakiye iş bedeli alacağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi; karşı dava yönünden de ikinci sözleşme nedeniyle davalı-karşı davacı iş sahibince ödenen iş bedelinin iadesi şartlarının oluşup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir''Gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılıp dosya iade olunmuştur.Mahkememizce yeniden başlayan yargılamada kaldırma kararı gereğince bu kez davacının elinde kalan ve davalı tarafından teslim alınmayan ikinci parti radyatörler üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Taraf vekillerinin katılımıyla da yapılan keşifte, hiç teslim alınmayan ve davacının elinde bulunan radyatörler incelenmiş olup, bilirkişiler tarafından fotoğraflanan radyatörlerin boru ve kolektör bağlantılarının sıkı geçme yoluyla yapılmış olduğu; sıkı geçme yoluyla yapılan bağlantılar ayıplı olduğunda tamirinin mümkün olmadığı ve değiştirilmesi gerektiği, davalı alıcının dava konusu olmayan 2015 yılındaki sözleşme kapsamındaki radyatörlerin üretiminden kaynaklı gizli ayıplar ve bu sebeple yaşanılan mağduriyetlerden ötürü dava konusu olan 11/11/2016 tarihli sözleşme kapsamındaki radyatörleri almamakta haklı olduğu; kaldı ki 11/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin imal ederek hazırladığı radyatörlerinde alüminyum radyatörler olduğu, üretilirken kolektör üzerindeki deliklerin çapının boru çapından daha küçük açılıp profiller hidrolik preslerle zorlanarak deliklere sokulması gerekirken sokulması ve birleşim yerlerine loctite benzeri sızdırmaz sıvılar sürülerek sıvı dolunca sağlam sızdırmaz bir conta görevini yapması ancak akıntı olursa boru çıkarılınca kolektördeki aynı deliğe sokularak artık sızdırmazlığın sağlanamayacağını; boru hidrolik prese zorlanarak kolektördeki deliğe sokulurken delik çapının soyularak genişleyeceği ve boru çapınında bir o kadar küçüleceği; artık boru deliğe rahatlıkla girerken sızdırmazlık ve mukavemetin artık sağlanamayacağı ; ikinci üretiminde tıpkı ilk üretim gibi gerçekleştirilmesi sebebiyle davalı alıcının bu radyatörleri kabul etmemesinin yerinde olduğunu, olması gerektiğinin aksine yüklenici tarafından imal edilen boru çaplarının delik çapından büyük olduğunu 8. Sahifedeki resim üzerinden de gösterildiği nazara alınarak dosya değerlendirilmiş; Her şeyden önce ilk kararımız sözleşme taraflarından olan alıcı için ''GÜVEN İLİŞKİSİNİN HAKLI OLARAK SONA ERDİĞİ'' , iki parti mal tesliminin söz konusu olduğu, 2015 tarihli sözleşme çerçevesinde yapılan radyatör teslimlerinin tamamı su sızdırması dolayısıyla davalı alıcının sattığı daire sahiplerine karşı çok zor duruma düştüğü, bu durumun emtialar teslim aldıktan sonraki kış ayları başında gerçekleştiği, gizli ayıp niteliğinde olduğu, kalorifer sistemi çalıştırıldığında ortaya çıktığı; ortaya çıktığında 2016 tarihli sözleşmenin imzalanmış olduğu; bu radyatörleri kış günü değiştirmek zorunda kaldığı; bu duruma düştükten sonra güven ilişkisinin davalı yönünden çökmüş kabul edilmesi gerektiği; birbirini takip eden diğer parti teslimi almaya zorlanamayacağı gerekçelerine dayalıdır. Bu kararda davalının sarsılan güveninden dolayı ikinci parti malı almaması haklı bulunmuştur. Bilahare BAM kaldırma kararı üzerine yapılan incelemede de üretilen ikinci parti malında aynı temel düşünce ile üretildiği, boru çaplarının kolektördeki delik çaplarından büyük olduğu; bu durumda yapılacak presleme sonunda su sızdırmasının gerçekleşeceği; su sızdırdığı takdirde de radyatörlerin yine toptan değiştirilmesi gerekeceği nazara alınarak asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Karşı dava yönünden ise davacı taraf almamakta haklı gözüktüğü 2016 tarihli sözleşmeye bağlı 190.000,00 TL olarak yaptığı ödemenin iadesine karar vermek gerektiği; her ne kadar ilk kararda davacının ilk parti teslim edilen emtia nedeniyle uğradığı ve belirsiz alacak davası olarak açtığı 10.000,00 TL yönünden talebi için hiçbir karar verilmemiş ise de; ilk kararımızın kaldırıldığı, davalı-karşı davacının da kararı istinaf ettiği, bu nedenle davacı yönünden herhangi bir kazanılmış hak doğmayacağı; davalı-karşı davacının son celsede karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği herhangi bir bedel artırım talebinin bu kalem yönünden bulunmadığı nazara alınarak ve karşı davacının ilk teslim edilen radyatörler nedeniyle zararının her halükarda 10.000,00 TL nin çok üzerinde olacağı dikkate alınarak bu kalem yönünden fazlaya dair haklar saklı tutularak hüküm oluşturulmuş; karşı davacının manevi tazminat talebinin ise şirketinin manevi şahsiyetine yönelik herhangi bir haksız fiil söz konusu olmadığından reddedilerek aşağıdaki karar tesis olunmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı tarafın açmış bulunduğu ASIL DAVANIN REDDİNE, Karşı davanın maddi alacak ile ilgili talebin KABULÜ ile; İlk sözleşme nedeni ile uğranılan zarar ile ilgili 10.000,00 TL'nin ve 190.000,00 TL'nin (toplam:200.000,00 TL) 08/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı - karşı davalıdan alınıp, Davalı - karşı davacıya verilmesine, 10.000,00 TL'lik ilk sözleşme nedeni ile uğranılan zararlar yönünden davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, Davalı - karşı davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE, Kök davada maktu ret harcının mahsubu ile bakiye 3.200,60 TL harcın talebi halinde davacı - karşı davalı ---------- iadesine, İş bu dava yönünden tamamı davacı - karşı davalı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının iadesine, İş bu davada (dava 190.000,00 TL menfi tespit + 196.340,00 TL alacağa ilişkin olduğundan toplam 286.344,00 TL yönünden) karar tarihindeki AAÜT gereğince 45.815,04 TL nispi vekalet ücretinin davacı - karşı davalıdan alınarak----- verilmesine, Karşı dava yönünden hesaplanan 13.662,00 TL harçtan karşı dava anında alınan 512,33 TL ve bilahare tamamlanan 3.074,00 TL toplamı 3.586,33 TL'nin mahsubu ile eksik 10.075,67 TL harcın karşı davalı------ alınarak hazineye irat kaydına, Karşı dava yönünden davacı tarafından yapılan 3.591,43 TL harcın tamamı ile 2 davetiye gideri olan 12,00 TL'nin kabul ve ret oranı gereğince 10,50 TL'sinin toplamı 3.601,93 TL yargılama giderinin --- alınarak------ verilmesine, Karşı dava yönünden karar tarihindeki AAÜT gereğince 32.000,00 TL nispi vekalet ücretinin ------- alınarak -----verilmesine; reddedilen manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL maktu vekalet ücretinin de---- alınıp, ------- verilmesine, Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta --------------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 23/01/2025