İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/255 E. 2025/804 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/255
- Karar No
- 2025/804
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/255 Esas KARAR NO : 2025/804 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2024 KARAR TARİHİ : 11/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı-------- tarafından açılmış olan işçilik alacağına, ilişkin-------- Sayılı dosyasının 27/12/2023 tarihli gerekçeli kararında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup müvekkil şirket ve davalı aleyhine müştereken ve müteselsilen hüküm altına alınan işçilik alacağı kalemleri ve vekalet ücreti alacağının tahsili için müvekkil şirket ve davalı taraf aleyhine --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği ve 07/02/2024 tarihinde dosya borcu ödenerek dosyanın kapatıldığını, davalı şirketin, davalının taraflarca imza altına alınan 30/12/2021 tarihli protokol uyarınca işçilik alacağı kalemlerinden sorumlu olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 99.297,60TL maddi tazminatın müvekkil şirketçe icra dosyasına ödeme yapılan tarih olan 07/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek yıllık en yüksek mevzduat faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava işçilik alacağından kaynaklanan rücuen tazminat davasıdır.Somut olayda; davacı asıl işveren, davalı alt işverendir. Davacı, taraflar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin mevcut olduğunu, asıl işveren davacı idare tarafından davalı şirketlerde çalıştırılan işçilere ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının rücuen tahsilini talep etmektedir. --------- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. --------- İcra Müdürlüğünün ---------- icra dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.Dosya rapor tanzim etmek üzere iş mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi rapor içeriğine göre; taraflar arasında akdedilen 04/11/2019 tarihli sözleşmenin 01/12/2019 ila 01/12/2020 tarihlerini kapsadığı sözleşmenin -Ek Protokol- başlıklı bölümünde mevcut olduğunu, yine aynı sözleşmenin -4. Hizmet Dönemi- başlıklı bölümünde: “sözleşme yanlarınca sözleşmenin bitimi tarihinden en az 30 (otuz) takvim günü öncesinden yazılı olarak feshi ihbarda bulunulmadığı takdirde sözleşme kendiliğinden 1 yıl süreli olarak yenilenmiş sayılır.” şartı bulunduğunu, dosya kapsamında yapılan incelemede taraflarca sözleşmenin feshine dair sözleşme şartlarında belirtilen herhangi bir fesih bildirimine rastlanmadığını, bunlara ilaveten söz konusu sözleşmenin -6.------- yükümlülükleri- başlıklı bölümünün “f” bendinde, bu sözleşmenin ve taahhüdünün kapsamına giren tüm personelin işvereni olarak kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre, personelinin her türlü ücret, tazminat, prim, vergi, resim harç, --------, vs ile ilgili kanun gereği yapılacak tüm ödemeler ile yükümlülüklerini eksiksiz olarak ve süresi içerisinde yerine getirilecektir, hükmü yer aldığını, bununla birlikte yine aynı maddenin -h- bendinde de özetle İş Kanunu, Sosyal Güvenli Kanunu, Borçlar kanunu ve ilgili diğer mevzuattan doğacak ücret, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, prim ve vergi borçları gibi hak ve borçlardan sorumlu olduğuna dair şart bulunduğunu, alacağa dair faiz türüne sözleşmede rastlanmadığını, --------- Noterliği'nin 09/02/2024 tarihli ve --------- yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ şerhli aslının dosyada bulunmaması dolayısıyla ve görev tanımı hesaplama olması hasebiyle taleple bağlılık ilkesi gereğince 07/02/2024 tarihinden itibaren dava tarihine (05/04/2024) kadar alacağa işletilecek faizin mahkememizin takdirine göre yasal faiz ile yıllık en yüksek mevduat faizi ile birlikte ikili hesaplamanın, yasal faiz işletilmesi halinde: 99.297,60 TL X %24 (Yasal faiz)=23.831,42 ve 23.831,42 / 365-65,29 X 58 (Ödeme tarihi ile dava tarihi arasındaki gün Sayısı) 3.786,82 TL toplam yasal faizi olmak üzere asıl alacak ve yasal faizi toplamda : 103,084,42 TL, Bankalarca 1 Yıl ve Daha Uzun Vadeli Mevduata Fiilen Uygulanan Azami faiz işletilmesi halinde: 99.297,60 TL X %58 (2024 yılının 2. ayı)= 57.592,60 ve 57.592,60 /365- 157,78 X 22 (Ödeme tarihi ile dava tarihi arasındaki gün sayısı)3.471,16 TL, 99.297,60 TL X %70 (2024 yılının 3. ayı)= 69.508,32 ve 69.508,32 /365= 190,43 X 31 (Ödeme tarihi ile dava tarihi arasındaki gün sayısı)5.903,33 TL, 99.297,60 TL X %70 (2024 yılının 4. ayı)= 69.508,32 ve 69.508,32 /365- 190,43 X 5 (Ödeme tarihi ile dava tarihi arasındaki gün sayısı)952,15 TL faizleriyle birlikte genel toplam: 109.624,24 TL olduğunu beyan etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının asıl işveren olarak iş mahkemesi kararı gereğince işçiye ödediği tazminattan taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sözleşmede tazminata ilişkin kararlaştırma yapılıp yapılmadığı, davalıların sorumluluğu var ise sorumlu olunan miktarın ne olduğu ve ödeme tarihinden itibaren davalıdan faiz istenip istenemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun gereğince işçilerin kıdem tazminatını ödeyen İdarelerin diğer idarelere karşı rücu hakkı ile ilgili olarak 6552 sayılı Kanunda hüküm bulunmasına karşılık ihaleyi alan alt işverenlere karşı rücu haklarıyla ilgili doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle rücu ilişkisi ile ilgili olarak genel hükümlere başvurma zorunluluğu doğduğundan müteselsil sorumluluk kurumunun irdelenmesi gereklidir. Türk Borçlar Kanunun 162. maddesinde: “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” hükmüne yer verilmek suretiyle müteselsil borçluluğun ya taraf iradelerinden ya da kanundan doğacağını hükme bağlamıştır. 4857 sayılı İş Kanununun 2/6 ncı ve takip eden 2/7 nci maddelerinde ifadesini bulan “ Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.“ hükmündeki birlikte sorumluluk hali Kanundan doğan birlikte sorumluluk hallerinin uygulamada en çok karşılaşılan örneklerinden birini teşkil etmektedir. Kanunda “birlikte” ibaresi ile tanımlanan bu sorumluluk Borçlar Kanununda ifadesini bulan kanundan doğan müteselsil sorumluluk olup bu husus öğreti ve uygulamada da çoğunlukla kabul görmektedirTürk Borçlar Kanunu'nun 62 nci maddesinde, “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” hükmüne yer verilmiştir Türk Borçlar Kanunun 167. maddesinde ise “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” ifadelerine yer verilmiştir. “Aksi kararlaştırılmadıkça” ibaresi bize işçilik alacaklarına ilişkin ödemeyi gerçekleştiren işverenler ile hizmet satın alınan firmalar arasındaki iç ilişkinin tespiti bakımından taraflar arasında kanunda öngörülen yarı yarıya sorumluluk hükmü yerine başka bir hüküm konulup konulmadığının araştırılmasını gerektiğini göstermektedir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilecektir. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Taraflar arasındaki şartname veya sözleşmelerde işçilerin İş Hukuku kaynaklı alacaklarından ihaleyi alan firmanın sorumlu olacağına dair bir hükmün, yahut işverenin/ idarenin işçiye ödediği tutarı ihaleyi alan firmalardan rücuen isteyebileceğine ilişkin bir hükmün mevcut olması halinde ve ihaleyi alan firma işçinin son çalıştığı firma ise kamu işverenleri işçilere yaptıkları ödemenin tamamı bakımından iç ilişkide ihaleyi alan firmaya rücu edebilmekte; bu yönde bir hüküm yok ise ödediği miktarın yarısı oranında rücu hakkına sahip olabilmektedirler.Somut dosyada, davacı firmanın danışma karşılama personeli gözetim ve güvenlik hizmetlerinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında, davalı şirketten hizmet aldığı dosyada bulunan imzalı hizmet alım sözleşmeleri ile sabittir. Davacı ile davalı arasında akdedilen 01/12/2019-01/01/2020 tarihleri arası döneme ait sözleşmeler, 30/12/2021 tarihli protokol incelenmiş ve sözleşmenin 6-f. Maddesinde" bu sözleşmenin ve taahhüdünün kapsamına giren tüm personelin işvereni olarak kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre, personelinin her türlü ücret, tazminat, prim, vergi, resim harç, ---------, vs ile ilgili kanun gereği yapılacak tüm ödemeler ile yükümlülüklerini eksiksiz olarak ve süresi içerisinde yerine getirilecektir" düzenlemesinin bulunduğu tespit edilmiştir.Bu tespitler ışığında, işçilik alacakları ve tazminatları davacı tarafından ödenen işçi davalı nezdinde çalışmış olup yasa ve sözleşme hükmü gözetildiğinde davacının ödediği bedeli davalıdan ödeme tarihinden (dayanak İş Mahkemesi dosyasında davalının da taraf sıfatı bulunmakla) itibaren rücu edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüm açıklamalar ışığında davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, 99.297,60 TL alacağın ödeme tarihi olan 7 Şubat 2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 2-Alınması gerekli karar harcı 6.783,01 TL’den peşin olarak yatırılan 704,50 TL'nin mahsubu ile 6.078,51 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 704,50 TL peşin harç/harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 704,50 TL ilk dava masrafı, 5.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 5.704,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/11/2025