İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/956 E. 2025/776 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/956
- Karar No
- 2025/776
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/956 Esas KARAR NO : 2025/776 DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/12/2024 KARAR TARİHİ : 07/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı arasında süregelen bir ticari ilişkinin olduğunu, davalının müvekkil şirketten belirli aralıklarla hizmet satın aldığını, bu satın almaların neticesinde davalının cari hesabında oluşan 66.056,32 USD değerindeki alacağın davalı tarafından ödenmediğini, müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini ve mağdur olduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını, ticari kayıtların incelenmesiyle alacağın tespit edileceğini iddia ederek; davanın kabulünü, -------İcra Müdürlüğü --------- esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü. DELİLLER:--------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı görüldü. SMMM Bilirkişi --------- tarafından hazırlanan 23/07/2025 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür: HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı açık hesap ilişkine dayanan alacağın tahsili için başlatılan -------- İcra Dairesi'nin ------- Esas sayılı takibine vaki davalı itirazının iptali davasıdır. Davalı şirket vekili tarafından 28/01/2025 tarihinde dosyaya vekaletname sunulduğu, yine 13/05/2025 tarihinde süre uzatım dilekçesi sunulduğu, süre uzatım dilekçesinin sunulduğu tarihte dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmiş sayılması gerektiği, süre uzatım dilekçesinde davalının adresinin vekili tarafından "------- Mah. --------- Cad. No:-------- ----------" olarak beyan edildiği, davalı vekilinin 13/05/2025 tarihinde istifa dilekçesi sunduğu, dilekçesinde davalının adresini "-------- Mah. ------- Cad. No:-------- --------" olarak beyan ettiği, istifa dilekçesinin belirtilen adrese tebliğe çıkartıldığı, tebligatın iade edildiği görülmüştür. Tebligat Kanunu'nun "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır." hükmünü öngören 35. maddesi uyarınca istifa dilekçesi ve diğer tebligatlar davalı (vekili) tarafından bildirilen adrese çıkartılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 83. Maddesi uyarınca "(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda faturaya ve ticari defterlere dayandığı, ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının ise verilen kesin süre ve usulüne uygun ihtara rağmen ibrazdan kaçındığı, bu sebeple davacının usule ve kanuna uygun tutulmuş açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirini doğrulamış defter kayıtlarının kendisi lehine kesin delil teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ve yukarıda açıklandığı üzere kesin delil niteliğindeki davacı defterlerinde 6.056,32 USD alacağın varlığının görüldüğü, bu sebeple davacının alacağını ispatladığı, borcun ödendiğine veya sair sebeple istenemeyeceğine dair davalı tarafından herhangi bir savunmada bulunulmadığı gibi bir delil de ileri sürülmediği, yine temerrütün dava konusu faturanın e-fatura olması nedeniyle faturanın düzenlendiği tarihte gerçekleştiği, tüm bu sebeplerle davanın tümden kabul edilmesi gerektiği, yine dava konusu alacağın faturaya dayanması ve likit olması, alacaklının talebinin bulunması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeniyle borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile, davalı borçluların --------- İcra Dairesi'nin ----------- Esas sayılı takibine yaptığı itirazın 6.056,32 USD asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-Takip konusu alacağın (6.056,32 USD) yüzde 20'sine karşılık gelen 1.211,26 USD'nin itiraz tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 41.261,95 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (6.056,32 USD'nin dava tarihindeki karşılığı 212.334,57 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 14.504,57 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 2.595,00 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 11.909,57 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan 3.083,40 TL dava açma masrafı ve 7.730,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 10.813,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 7-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (6.056,32 USD'nin dava tarihindeki karşılığı 212.334,57 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 33.973,53 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2025