İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/86 E. 2025/113 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/86
Karar No
2025/113
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/86 Esas KARAR NO: 2025/113 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 15/11/2024 KARAR TARİHİ: 06/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;06.02.2023 tarihinde ülkemizde yaşanan, literatüre "6 Şubat Depremleri" olarak geçen ve 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde meydana depremlerin davacının taşınmazının bulunduğu ---------- da etkili olduğunu, bu yıkıcı etkiden dolayı davacının taşınmazında (binada/konutta/dairede) zarar meydana geldiğini, 07.07.2022 tarihinde davacı ile şirket arasında -------- Mah. -------- Cad. -------- Sitesi --------- Apt. No:-------- ----------- adresinde bulunan konutun -------- poliçe no ile 301.600,00-TL limitli zorunlu deprem sigortası yapıldığını, rizikonun gerçekleşmesinden sonra zararların karşılanması amacıyla davalı ... Sigortalar Kurumuna tebliğ edilen başvuru evrakıyla yazılı başvuru yapıldığını, başvuru üzerine ---------- no’lu hasar dosyası açıldığını, davacıya 22.02.2023 tarihinde davalı kurum tarafından 147.784,00- TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin gerçek zarara ilişkin poliçe limitlerinin altında, eksik bir ödeme olduğunu, 09.02.2024 tarihinde davalı ... Sigorta Kurumundan davacının taşınmazında (bağımsız bölümünde) meydana gelen gerçek zarardan doğan fark bedeli talep edildiğini, ancak kendilerine yasal süresi içerisinde olumlu veya olumsuz herhangi bir dönüş yapılmadığını, davacı tarafından deprem tarihine kadar tüm bakımları yaptırılarak hasarsız ve sorunsuz olarak kullanılan bina/konut/daire için davalı sigorta şirketi tarafından ödenen tutarın oldukça eksik kaldığını, konut için ödenmesi gereken zarar bedelinin çok daha fazla olup yapılan ödemenin mevcut zararı karşılamadığını, bu nedenle oluşan zarar farkının faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nın B.3-1. maddesinde "sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır" düzenlemesi yapılarak, -------- tazminle yükümlü olduğu gerçek zarar miktarının hesap usulüne göre belirlendiğini, bu düzenleme dahilinde bilirkişi raporu alınmasını, anılan bu sebeplerden dolayı davacının ekonomik mağduriyetini ve konutunun ağır hasar kayıtlı olmasını ele alarak davacının poliçe teminat limitinin tamamının deprem tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, örnek olarak gösterilen Yargıtay Kararlarının da yapılan eksik ödemeler için dava açmayı zaruret haline getirdiğini, haklı davaların kabulü ile birlikte davacının taşınmazında (bağımsız bölümünde) 06.02.2023 tarihli deprem nedeniyle meydana gelen gerçek zararın tazmini ile fark bedelinin deprem tarihi olan 06.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile 100.00-TL ( Bilirkişi raporundan sonra ıslah edilmek üzere) tazminat talepli başvurunun kabulü ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; zorunlu deprem sigorta poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, taraflar arasında tüketici işlemi olduğu ve davacının tüketici olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, davacı taraf karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. 28.11.2013 tarihli ---------- yayınlanarak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 2. maddesinde, söz konusu kanunun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı düzenlemesine yer verilmiş, üçüncü maddede ise tüketici işlemi tanımlanmış, mal ve hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifadelerine yer verilmiştir. Bu düzenlemeler ile sigorta şirketi ve tüketiciler arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan her türlü ilişkinin tüketicinin korunması hakkındaki kanun kapsamına alınmış olduğunu açıkça göstermektedir. Ayrıca aynı yasanın 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez denilerek 6502 sayılı kanunun tüketici işlemlerinde mutlak uygulama alanı bulacağı ayrıca vurgulanmıştır. Yasanın yürürlüğü ise geçici 1. maddede düzenlenmiştir. Dava tarihinde yasa yürürlüktedir. 6502 sayılı yasa kapsamında taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi olup tüketici mahkemeleri görevlidir. Somut uyuşmazlık, davacı ile davalı kurum arasında gerçekleştirilen sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında, sigorta poliçesine göre taşınmazın kullanım şeklinin mesken niteliğinde olduğu ve bu kapsamda davacının tüketici olduğu anlaşılmakla uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından davaya bakmakta görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle HMK.nin 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK.nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi ile iki haftalık hak düşürücü süre içinde talep edilmesi halinde, dosyanın görevli --------- Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 3-6100 Sayılı HMK. 331/2. maddesi gereği yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Tarafların iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi halinde, 7251 sayılı yasayla değişik HMK.nun 20/1 maddesi uyarınca resen davanın açılmamış sayılacağına ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınacağının ihtarına; Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.06/02/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/86, K. 2025/113, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-86-e-2025-113-k-7f55d3ceec67