İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/393 E. 2026/123 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/393
- Karar No
- 2026/123
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/393 Esas KARAR NO: 2026/123 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/12/2024 KARAR TARİHİ: 10/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yetkilisi olduğunu söyleyen ----- isimli bir şahsın taahhüt karşılığında kampanyalı sözleşme imzalattığını ve müvekkilinin abonelik şeklinin değiştirildiğini, buna rağmen sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline taahhüt edilen bedelden fazla bedelle fatura tanzim edildiğini, müvekkilinin başvurusu üzerine fazla ödemenin iade edileceği bildirilmesine rağmen oyalandığını, ---- karar sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, zararın giderilmediğini iddia ederek şimdilik --- fatura tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ------ Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin yetkilendirme hizmeti yapmadığını, ----- bir yetkilisinin bulunmadığını, müvekkilinin bu kişinin yaptığı işlemlerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, yine kişilere özel kampanyaları bulunmadığını, sözleşme ve taahhütlerin sözlü yapılmasının mümkün olmadığını, davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ticari abonelik sözleşmesinden kaynaklanan fazla yapılan fatura ödemesinin istirdadı istemine ilişkindir.-------- Karar sayılı yetkisizlik kararı ile dava dosyası mahkememize tevzi edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "Uyuşmazlığın, taraflar arasında geçerli bir abonelik sözleşmesi olup olmadığının, tahakkuk ettirilen faturaların geçerli bir sözleşme kapsamında tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin tespit edilmesi ile, tahakkukların sözleşmeye uygun olup olmadığının tespit edilmesi noktalarında toplandığı, sunulan fatura dökümlerinden anlaşıldığı şekliyle, davacıya ait 11 hattın 12 aylık taahhüt kapsamında olduğu ve bunlardan 9 tanesi için taahhüdün ------tarihinde sona erdiği, bu sebeple de taahhüt süresi bittikten sonra yeni bir taahhüt verilmemişse bu hatlar için indirimli değil normal tarifeden tahakkuk ettirilmeye başlanmasının doğal ve normal uygulama şekli olduğu, dosyada, davacının kendilerine Hayrullah isimli çalışkanın verdiğini beyan ettiği taahhüdün kapsamı ve faturalandırmanın davacının beyanlarında olduğu şekliyle sabit ----- üzerinden yapılacağını gösteren herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, bitiş tarihi verilen hatlar için yeni bir taahhüt yapıldığını gösteren bilgi ve belge de bulunmadığı, bu sebeple ------ tarihi itibariyle taahhüt kapsamı dışında kalan 9 hat için indirimsiz normal tarifeden tahakkuk ettirilmeye başlandığı, fatura tutarlarındaki artışın, taahhüt kapsamında olan hatlar için yeni taahhüt verilmemesi sebebiyle, indirimsiz normal tarifeden tahakkuk yapılmasından kaynaklandığı, bu sebeple de fazla tahakkuktan kaynaklı bir tutar olmadığı," şeklinde rapor sunulmuştur. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır -------Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda taraflara arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu sabit olup davacı davalının temsilcisi tarafından aranarak davalı şirketi ziyaret ederek taahhüt vermesi karşılığında kampanyalı sözleşme yapılabileceği ve her ay hizmet karşılığı olarak 2500 TL ödeneceği iddiasına dayanarak fazla ödenen fatura bedellerini talep etmektedir. Dosya kapsamındaki fatura dökümlerinden davacıya ait 11 hattın 12 aylık taahhüt kapsamında olduğu ve bunlardan 9 tanesi için taahhüdün --- tarihinde sona erdiği, bu sebeple de taahhüt süresi bittikten sonra yeni bir taahhüt bulunmadığı, davacının kendilerine Hayrullah isimli çalışanın verdiğini beyan ettiği taahhüdün kapsamı ve faturalandırmanın davacının beyanlarında olduğu şekliyle sabit ----üzerinden yapılacağını gösteren herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, bitiş tarihi verilen hatlar için yeni bir taahhüt yapıldığını gösteren bilgi ve belge de bulunmadığı, bu sebeple ------- tarihi itibariyle taahhüt kapsamı dışında kalan 9 hat için indirimsiz normal tarifeden tahakkuk ettirilmeye başlandığı, dosya kapsamındaki deliller itibariyle fazla faturalandırma yapılmadığı, davacının kampanya ve yeni taahhüt olgusunu ispat edemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye kaln 304,40-TL harcın, davacı taraftan tahsil edilerek, hazineye irat kaydı yapılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 3.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026