İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/324 E. 2025/862 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/324
Karar No
2025/862
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/324 KARAR NO : 2025/862 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/05/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; borçlunun başlatılan icra takibinde yetkiye itiraz ettiğini, borçlu ile akdedilen ve davaya konu alacağın dayandığı sözleşme ile tarafların aralarında çıkacak ihtilafların hallinde ------ Mahkeme ve İcra Daireleri'ni yetkili kıldıklarını, yetki itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacı şirketin, davalı borçludan alacaklı olduğunu, takibe itirazın haksız olduğunu, borçlu ile davacı şirket arasında Yüklenici Sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında imzalanan yüklenici sözleşmesine göre, sözleşme konusu işin yüklenici tarafından, yüklenicinin personelleri ile görüleceğini, işin görülmesi sırasında yüklenicinin istihdam edeceği personellere yönelik her türlü ödemeden ise yüklenici tek başına sorumlu olduğunu, sözleşmenin -birim fiyatların sabit olması- başlıklı 4.6. Maddesine göre birim fiyatları, her türlü malzeme/işçilik/nakliye/sigorta ve yüklenici karını içeren fiyatlar olduğunun yüklenici tarafından kabul edildiğini, -çalışanlar ile ilgili yükümlülükler- başlıklı 6.7.2. Maddesine göre; yüklenici, kendisine bağlı çalışan işçilerin ücret ve sosyal hakları ile ilgili ödemeleri ve bunlardan doğan prim ve vergileri düzenli olarak ödemekle, ilgili ödeme belgelerini iş sahibi personel departmanına ibraz etmekle yükümlü olduğunu, iş sahibinin, yüklenicinin çalıştırdığı işçilerine ilişkin herhangi bir yasal yükümlülük altında bulunmadığını, ancak buna rağmen yüklenicinin, çalışanlarının herhangi bir nedenle özlük ve sosyal hak ve alacaklarının ödenmesi amacıyla iş sahibine başvurması durumunda yüklenicinin, iş sahibinin bundan mütevellit doğacak tüm zararlarını, mahkeme masraflarını ve tüm ödemelerini iş sahibinin davayı kazanıp kazanmadığına bakmaksızın ilk talep üzerine derhal karşılamayı gayrikabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, 6.7.5.maddesinde yüklenicinin, sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personelin sigorta primlerini bağlı bulunduğu SGK Bölge Müdürlüğü'nde kendi adına kayıtlı iş yeri numarasına yatıracağını ve belgelerini iş sahibine ödemeyi müteakip ilk gün ibraz edeceğini, davalı yüklenicinin çalıştıracağı personellerle ilgili, SGK prim ödemeleri dahil her türlü ödemeden tek başına sorumlu olduğunu, ancak yüklenicinin sözleşmeye aykırı davranarak personellerinin SGK primlerini ödemediğinden bu ödemelere davacının katlanmak zorunda kaldığını, dosyaya sunulan dekontlardan görüleceği üzere sözleşmeye göre davalı yüklenicinin ödemekle yükümlü olduğu tutarları davacı ödediğinden yine sözleşmeye göre rücu hakkı kapsamında davacının yaptığı ödemeleri yükleniciden talep hakkı bulunduğunu, davacı adına yüklenici aleyhine ticari ilişkiden kaynaklı davalı adına ödenen SGK primleri rücu tutarı alacağı için icra takibi başlatıldığını, borçlu yüklenicinin haksız olarak takibe itiraz ettiğini, ayrıca sözleşmenin -sözleşmenin feshi- başlıklı 11.2. maddesinde ve -feshin sonuçları- başlıklı 11.3. maddesinde yüklenicinin işçilerin sigorta primlerini ödememesi, iş sahibinin bu hususta ödeme yapmak zorunda kalmasının taraflar arasındaki sözleşmenin fesih sebebi olduğunun düzenlendiğini, feshin sonucu olarak iş sahibinin doğan tüm zararlarını yükleniciden talep hakkı olduğunu, sözleşmeye aykırı davranan davalı yüklenicinin, sözleşmeye aykırı eylemleri nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshedildiğini, yüklenici adına ödenmek zorunda kalınan SGK primlerinin aynı zamanda davacının feshe bağlı zararını oluşturduğunu, bu nedenle sözleşmenin feshe bağlı talepler başlığına dayalı olarak da davacının ödediği prim borçlarını talep hakkı bulunduğunu, bu kapsamda davacı şirketin, davalı yükleniciden 4.130.374,67 TL alacaklı olduğunu, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu, alacağın likit ve muaccel olduğunu, bu nedenle %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın, derdest bulunduğu mahkemenin dava bakımından yetkili olmadığını, davalının ---- ikamet ettiğini, ayrıca davacı şirketin merkezinin de ----- bulunduğunu, dosyada yetkili mahkemenin de ------ Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının yüksek kar adı altında gerçek dışı beyanlarla davalıyı aldattığını, davalıya kendi ekibini kurmasını, kurduğu ekibin tüm giderlerinin (işçilerin kıyafetleri dahi) kendileri tarafından karşılanacağını, davalıdan sadece işçilerin maaşını ödemesini talep ettiğini, davalı ve davacının, alt işveren işyeri tescil bildiriminde dahi bulunmadıklarını, ortada bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının, davalıya imzalattığı sözleşmenin yaklaşık 1 yıl kadar önce müfettiş denetiminden kurtulmak amacıyla (olaydan yalnızca birkaç saat önce) imzalatıldığını ve hiçbir kanuni dayanağı bulunmayan tescil dahi edilmemiş bir sözleşme olduğunu, davalı ile davacı arasındaki ilişkinin sözleşme tarihine değil çok daha önceki bir tarihe dayandığını, iddialarının doğruluğunu tanıklarla da ispatlayacaklarını, alt işverene yardımcı işin verilmesi için teknolojik uzmanlık gerektirmesinin zorunlu olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler ölçütünün bir arada bulunmasının şart olduğunu, asıl işin bölünerek alt işverene bırakılamayacağını, davalının, davacıya ait işyerinde üretilen kartonları kare haline getirmek için yapıştırdığını, böyle bir işin uzmanlık gerektirdiği ve asıl işten ayrıldığı iddiasının abesle iştigal ettiğini, davalı ile davacı arasında en başından beri asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmadığını, hal böyle iken işçilerin sigorta primlerinden de davacının sorumlu olduğunu, hiçbir sorumluluk kabul etmemekle birlikte, icra takibine konu değerin, davacı tarafın ödediği gerçek değeri yansıtmadığını, SGK Genel Müdürlüğü'ne yazılacak müzekkere ile haklılıklarının ortaya çıkacağını tüm bu nedenlerle itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce; ----- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş, ------ Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı'ndan davalının esnaf kaydının bulunup bulunmadığı, ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalının ticaret sicile kayıtlı olup olmadığı, ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı şirketin sicil kayıtları, ----- Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan davalının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden, işletme hesabı esasına göre defterlere tabi tutanlardan veya bilanço hesabına mı göre defter tuttuğu, vergiden muaf kişilerden olup olmadığı, 1. Sınıf tacir olup olmadığı, son bir yıllık gayrisafi hasılatının ne kadar olduğu ve işletme esasına göre defter tutması halinde ticari faaliyetinin VUK. 177. Maddesindeki sınırı aşıp aşmadığı hususları sorulmuş, ----- Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden davalının SGK kayıtlarının ve çalışanlarının SGK prim ödemelerine ilişkin tüm belgeler, ----- Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden davacı şirketin SGK kayıtlarının ve çalışanlarının SGK prim ödemelerine ilişkin tüm belgeleri, ----- Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden ... sicil no.lu işyeri ve işveren ile ------ sicil no.lu işyeri ve işverenin tescil bilgileri istenilerek, davacı tarafça yapılan 09.03.2023 tarihli 892.699,57 TL miktarlı ödeme ile 20.04.2023 tarihli 2.200.568,74 TL miktarlı ödemenin kurumun hangi alacaklarına ilişkin olduğu sorulmuş, mahkememizce resen seçilen nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş, bilirkişi raporuna karşı itirazlar doğrultusunda da SGK uzmanı bilirkişiden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş, tarafların bu rapora yönelik herhangi bir itirazları olmamıştır. Dava, ----- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu cevap dilekçesinde itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir. Celp ve tetkik edilen ---- İcra Müdürlüğü'nün -----Esas sayılı dosyasında; davacı takip alacaklısı tarafından 25/12/2023 tarihli takip talebi ile toplam 4.130.374,67 TL borçlu adına ödenen SGK primleri rücu alacağının tahsili amacıyla, davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı takip borçlusuna 28/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği. takip borçlusu davalının 04/01/2024 borca ve ferilerine karşı itiraz ettiği ve bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler uyarınca; taraflar arasında değerlendirilemediği, adi yazılı şekilde “Yüklenici Sözleşmesi” başlıklı, 01/01/2017 tarihli sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin niteliği itibariyle TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesi olduğu; buna göre davacının iş sahibi, davalının ise yüklenici sıfatını haiz olduğu, sözleşmenin 4.6 maddesinde her türlü işçilik, sigorta vs. kalemlerinin yüklenici tarafından üstlenildiği, 6.7 maddesinde yüklenicinin işin ifasına yönelik olarak personelin her türlü masrafını üstlendiği; işçilerin ücretinin, sosyal haklara ait ödemelerin, primlerin, vergilerin yüklenici tarafından ödeneceğinin, işsahibine sorumluluk yüklenmeyeceğinin kabul edildiği, her ne kadar davalı, davacı tarafından sözleşmenin denetimden geçebilmek adına göstermelik olarak imzalatıldığını beyan etmiş olsa da dosya kapsamı itibariyle bu iddiasını ispata yarar bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu sonucuna ulaşıldığı, sözleşmenin 4.6 ve 6.7 maddeleri gereğince işin yapımına yönelik çalıştırılacak personelin SGK primlerinin, vergilerin vs. davalı yüklenici tarafından üstlenildiği ve davacıya bu hususta sorumluluk yüklenmeyeceğinin kabul edildiği; TBK'nun 2. md hükmü gereğince ikinci dereceden nokta olarak davalı yüklenicinin, hangi borç kalemleri yönünden davacının sorumluluğuna gidilemeyeceğinin sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde geçerli olarak kararlaştırıldığı; sözleşmede imzası bulunan davalı tarafın sözleşme ile bağlı olduğu, hükme esas alınan ve taraflarca da itiraza uğramayan 09/10/2025 tarihli sosyal güvenlik uzmanı bilirkişinin raporuna göre; davacı şirket ile davalı arasında imzalanan Yüklenici Sözleşmesi'nin, davacı şirketin sözleşmede belirtilen-----adresindeki işyerinde işin görülmesine yönelik düzenlendiği, sözleşme hükümleri gereği davalı yüklenici şirketin sorumluluğunun işin görüleceği ----- adresindeki işyeri ile sınırlı olduğu, bu bağlamda davacı şirketin ------ adresindeki işyeri ve bu işyerinde Sözleşme konusu işte çalıştırılan davalının sigortalı işçileri yönünde SGK'na yaptığı ödemeler için davalıya rücu edebileceği, banka ödeme belgeleri ile SGK kayıtlarının incelenmesinde; davacı tarafından, davalı yükleniciye ait ------ sicil no.lu dosyada işlem gören işyeri ile ilgili olarak 14/04/2023 tarihinde yapılan toplam 1.037.106,36 TL ödemenin tümü yönünden rücu edebileceği ancak 09/03/2023 tarihli 892.699,57 TL miktarlı ödemenin ----- Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Mali Hizmetler Sosyal Güvenlik Merkezi nezdinde kayıtlı ... sicil no.lu işyerinde istihdam ettiği ------ TC kimlik numaralı------ 28/03/2022 tarihli iş kazasında vefatı nedeniyle Kurum tarafından müteveffanın yakınlarına bağlanan gelirin Peşin Sermaye Değeri ve cenaze masrafları borcu karşılığı ödendiği, taraflar arasında imzalanan Yüklenici Sözleşmesi'ndeki işin görüleceği yer olarak kararlaştırılan ------ adresindeki işyeri ve işle ilgili olmadığı, bu nedenle söz konusu ödemeden dolayı davalıya rücu edilemeyeceği, yine 20/04/2023 tarihli 2.200.568,74 TL miktarlı ödemenin -----sicil sayılı davacı şirketin ------ bulunan işyeri ile ilgili olduğu, ödemenin de----ay prim ve işsizlik borcuna mahsup edildiği, taraflar arasında imzalanan, dava konusu Yüklenici Sözleşmesi'ne konu işyeri ve işle ilgili olmadığı, dolayısıyla bu iki ödemeden dolayı davalıya rücu edilemeyeceği görüşü ve tespitlerinin bildirildiği, bu durumda 01/01/2017 tarihli sözleşme hükümleri uyarınca davacının 14/04/2023 tarihinde, SGK'ya yapılan toplam 1.037.106,36 TL ödeme yönünden davalıya rücu hakkının bulunduğu kanaat ve sonucuna varılarak davanın kısmen kabulü ile ------. İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.037.106,36 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen 1.037.106,36 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin de kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle): 1-)Davanın kısmen kabulü ile ------- İcra Müdürlüğü'nün ------- esas sayılı dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.037.106,36 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-)Alacak likid olduğundan kabulüne karar verilen 1.037.106,36 TL asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 70.844,74 TL harçtan peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 20.960,13 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-) Davacı tarafından yapılan 50.373,01 TL dava açılış masrafı ile 14.298,00 TL yargılama masrafı toplamı 64.671,01 TL yargılama giderinden kabul ve redde göre hesap olunan 16.238,41 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-)Davacı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davacı vekili için tayin olunan 161.565,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)Davalı kendisini vekille temsil ettiğinden reddedilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davalı vekili için tayin olunan 444.124,88 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul ve red oranına göre hesap olunan 903,93 TL'sinin davalıdan, 2.696,07 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-)Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/324, K. 2025/862, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-324-e-2025-862-k-341bd9e20a59