İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/965 E. 2025/513 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/965
Karar No
2025/513
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/965 KARAR NO : 2025/513

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2020 KARAR TARİHİ : 01/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin , -------isimli şirketi kurmuş olup özel öğretim kurumları tarafından verilen genel ortaöğretim faaliyeti işi ile iştigal ettiğini, müvekkil ile davalılar arasında 26.04.2019 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi imzalandığını tek ortaklık durumunun sona erdiğini, müvekkil 400 paydan oluşan şirket hisselerini 120 adet pay davalı ------ olduğunu, müvekkil ticari faaliyetleri sürdürürken ortaklardan davalı ------, cezaevinde olduğundan şirketle alakadar olmadığını, ne sermaye ne de emek ortaya koymadığını, sözleşmede yer alan edimleri yerine getirmesi için sözlü ve ------ üzerinden yazışmalar yapıldığını, şirketin temel ihtiyaçları için nakdi ödeme gerektiği davalı tarafa sözlü ve ----- üzerinden bildirildiğini ve sonuçsuz kaldığını, müvekkil tarafından -----.Noterliği 30.07.2019 tarihli ----- yevmiye numaralı ihtarname ile şirket hesabına yatırılması gereken 1.560.000,00 TL bedel ve yine kendi payına düşen oranda ödemesi gereken sermaye bedeli 30.000 TL ödenmesini talep edildiğini, geri dönüş sağlanmadığını, diğer davalı ------ ise cüzi miktarda ödemeler yaptığını, şirket ile çok ilgilenmediğini, müvekkil tarafından, ---- uyarıldığını ve ------ tüm eksikliklerini yerine getireceğine dair güvence verdiğini, davalıların taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle birçok ödemelerin yapılamadığını, 15.02.2019 tarihinde-----. ile Şirket Merkezinin bulunduğu --- 10 yıllık Franchise sözleşmesinin imzalandığını, ----- okullarının isim hakkını alan müvekkil başka bir şubenin rekabet edememesi ihtimali olduğundan sözleşme fesih edildiğini, müvekkil ------ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müracaat da bulunarak ----- Koleji adı altında açmak istediğini fakat davalılar yükümlülüklerini yerine getirmediğini, eksikliklerin tamamlanmadığını, ruhsat için gerekli evrakları sağlanmadığından okul açılmadığını, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle 05.07.2019 da okul binasının mülk sahibi olan ------ tarafından kira ödemeleri konusunda müvekkili kurucusu olduğu şirkete ihtar çekildiğini, ----- İcra Müdürlüğü -----Sayılı dosyası üzerinden şirket aleyhine tahliye talepli icra takibi yapıldığını, 01.07.2019 dan itibaren davalı --- ile mülk sahibi ------ve emlakçıları arasında tek taraflı görüşme yapıldığını, müvekkil tarafından 700.000 TL masraf harcanmış olup para şirket hesaplarına yatırıldığını, müvekkil ortaklık satış nominal bedeli olan 70.000 TL sermaye bedelini ortaklardan alamadığını, aylık 8.500 TL huzur hakkı bedelinin de alınamadığını, müvekkil, ödemeleri yapmak için şahsi kredi kartlarından ------ 83.000 TL, ----- 20.000 TL ve ------ 20.000 TL borçlu durumunda olduğunu, Mal sahibi------ avukatı tarafından 3 milyon TL'lik teminat senedi üzerinden 28.08.2019 da ihtiyati haciz kararı çıkarıldığı ve müvekkilin evi daha önce şirket merkezi olarak kullanıldığından haciz konulduğunu beyan ederek adli yardım kurumundan yararlanılmasına, davanın kabulüne, sözleşmeden kaynaklanan 9.800 TL alacağın sözleşmeye aykırılıktan doğan 100 TL maddi, 100 TL manevi tazminatın hesaplanacak faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA Davalı------ vekili tarafından sunulmuş olan davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 10.05.2019 tarihinden itibaren -------Şirketinin ortağı olduğunu, müvekkili üzerine atılan iftira neticesinde, 02.06.2019-02.08.2019 tarihleri arasında tutuklu kalmasını fırsat bildiklerini, davalı diğer ortakların ------ Noterliğinin ------ yevmiye numaralı 29.07.2019 tarihli ihtarname göndererek bedelsiz hisselerin devrini talep ettiklerini, ---.Noterliğinin ------ Yevmiye numaralı 19.08.2020 tarihli ihtarname ile tamamlandığını, davalı tarafın 29.07.2019 tarihli ihtarını kabul ettiklerini, davacıya ve diğer ortağa karşı-----.Asliye Ticaret Mahkemesi ------. dosyası ile ortaklıktan çıkma davası açıldığını beyan ederek huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Diğer davalı ------kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan limited şirket hisse devri sırasında yapılan protokole dayalı alacağın ve zararların tahsiline yönelik olarak açılan davadır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 24.02.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; " Davaya konu şirketin defterlerinin HMK 222 uyarınca sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı ve davalıların hisse devir sözleşmesi kapsamında şirkete karşı taahhüt ettikleri maddi yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, İş bu hisse devrine göre maddi desteklerin ilk olarak davalılar tarafından yerine getirilmesi gerektiği, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin, tam üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde olması sebebiyle, davalıların borçlandığı fakat ödemediği bedeller yönünden, davacının kendisi için değil şirkete ödenmek üzere talepte bulunabileceği ve iddia edilen borç, alacak ve sorumluluk hususlarının öncelikle şirketler hukuku çerçevesinde ileri sürülebileceği, tarafların şirketteki sözleşme tarihinden sonraki hesap durumlarına göre ve sözleşme gereğince dava tarihi itibariyle davalı------1.560.000 TL, davalı ------ 2.040.500 TL, davacı ------ 511.096,64 TL şirkete borçlu ve temerrüt halinde oldukları, davalıların sözleşme kapsamında şirkete karşı maddi edimlerini öncelikle yerine getirmemeleri dolayısıyla davacı gerçek kişinin şahsen maddi zarara uğradığına dair somut bir tespitin bu aşamada yapılamayacağı," şeklinde rapor sunulmuştur.08.08.2022 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; " Kök raporumuzda da ifade edildiği üzere davacı ------ şirketten 26.04.2019 hisse devir tarihi itibari ile 435.390,08 TL’si alacaklı olduğu tespit edilmiş ve devamında da sözleşme kapsamında Davacı ------ 500.000,00 TL şirket kasasına ödeme yapacağı halde davacı ------ hisse devri sonrasında sözleşmenin aksine 11.096,64 TL şirket kasasından alacak tahsil etmesi dolayısıyla davacı ------ (500.000,00 TL şirket kasasına yatırılması gereken + 11.096,64 TL şirketten tahsil edilen) 511.096,64 TL’lik borcunun hesaplandığı, Davacının kök raporda yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğuna ve hukuki nitelikte olduğuna dair beyan ve itirazları ile ilgili olarak, bilirkişi raporlarının Mahkeme için bağlayıcı olmayan takdiri delil niteliğinde olması sebebiyle takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, Davacı vekilinin diğer hususlara dair beyanları üzerinde yapılan inceleme sonucunda kök rapordaki görüş ve kanaatimizi değiştirecek mahiyette olmadığı," şeklinde rapor sunulmuştur. 31.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; "Dava Dışı şirketin 2019-2020 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ve davalıların hisse devir sözleşmesi kapsamında şirkete karşı taahhüt ettikleri maddi yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, İşbu hisse devrine göre maddi desteklerin ilk olarak davalılar tarafından yerine getirilmesi gerektiği; 26.04.2019 tarihinde akdedilen hisse devir sözleşmesi öncesinde kiralanan şirket faaliyetine konu taşınmaza istinaden düzenlenen 3.000,000 TL tutarında teminat senedinin ve emlak şirketine düzenlenen 209.600,00 TL tutarındaki senedin ticari defterlerde kayıtlı olduğu ancak bu senetlerin ödenme vadelerinin hisse devri sonrası olması nedeni ile Davalı ortakların sorumluluğunun takdiri Mahkemenize aittir. Sözleşmenin 4. Maddesinde 31.03.2020 Tarihine kadar ------gerekli olabilecek maddi destek, devir alan ------ ve devir alan------- tarafından karşılanacaktır hükmü uyarınca hisse devri sonrasında oluşan-259:651,38-TL tutarindaki giderlerden-Davalı ortakların sorumluluğunun takdiri Mahkemenize aittir. Şirket borçlarından dolayı davacı ortak aleyhinde başlatılan icra takipleri ile rayici altında satıldığı iddia edilen menkullerden dolayı davacı ortağın maddi zararının ise icra satış belgeleri ve menkullerinin rayiç değerlerinin tespiti ile mümkün olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.26.09.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle, "Davacı itiraz dilekçesi ve 11.06.2024 tarihli duruşmada belirtildiği üzere kök ve ek raporumuzda davaya konu okul için kurulan şirketin giderleri ve sunulan somut evrakların incelenmesi ile giderler nominal değerler üzerinden tespit edilmiştir. Ancak davacının belirttiği yatırımlar ve taahhütler yerine getirilmesi halinde şirketin faaliyetine konu yatırımın aktifleşmesi halinde elde edilebilecek gelir ve kar konusunda dosya kapsamındaki evraklardan heyetimizce tespit yapılması mümkün değildir. Davacının hissedarı olduğu 12.09.2019 tarihinde kuruluşu gerçekleşen Dava Dışı ------- önce emsal olan bir şirkettin hissedarı olmadığı, davaya konu şirketin faaliyete geçip emsal sayılacak bir gelir elde etmediği, dosya kapsamında emsal alınabilecek kapasite ve pazarı değerlendirilmiş bir eğitim kurumu gelirlerinin yer almadığı görülmüştür. Davaya konu yatırımın yapıldığı lokasyonda işletmenin hisse değeri ve mahrum kalınan karın değerlene bilmesi için eğitim kurumunun kapasitesi, ------ eğitim kurum franchise sözleşmesi ve ilgili lokasyondaki öğrenci portföyü ile yatırımın doğru yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dışı okulun sektörel açıdan değerlenip emsal veriler dosyaya sunulması halinde Davacının talepleri yönünden ilave inceleme yapılması mümkün olabilecek olup, mevcut dosya kapsamında kök ve ek rapordaki görüş ve tespitlerimizi değiştirecek husus bulunmamaktadır." şeklinde rapor sunulmuştur. Taraflar arasında 26/04/2019 tarihinde hisse devir sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile -----. ünvanlı şirketteki davacıya ait 400 adet hisseden 120 adeti davalı -----, 160 adeti davalı -------devredilmesi hususunda tarafların anlaştığı, devreden ve devralanın yükümlülükleri olarak 31.03.2020 Tarihine kadar ------ gerekli olabilecek maddi destek olarak devreden ------ kasasına 500.000,00 TL ödeme yapacağı, mevcut hisse oranlarına göre toplam 1.560.000 TL -----, 2.080.000 TL ------ tarafından maddi destek sağlanacağı, bu rakamların üzerinde oluşabilecek giderler olması durumunda sözleşme tarafları ------ hisseleri oranında ihtiyaç olan maddi desteği------ göndereceği sözleşmede düzenlenmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ve dava dışı şirket defterlerine göre davalı------ şirkete maddi destek adı altında herhangi bir ödeme yapmadığı, davalı ------- ise dava dışı şirkete 39.500 TL'lik bir destek ödemesi olduğu yani davalıların maddi destek olarak sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediği görülmüştür. Öncelikle davacının dava dışı şirkete davalılar tarafından yapılacak ödemeler yönünden davacının talep yetkisi bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. edilmiştir. Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde hisse devirleri karşılığında, devredene ödenecek bir hisse devir bedeli kararlaştırılmamış devir alanların ve devredenin yalnızca şirkete ödeme yapmaları kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bütünü incelendiğinde, sözleşmenin yapıldığı tarihte tarafların ortak ve gerçek iradelerinin , şirketin sermayesi üzerinden devir bedeli olarak, devredene/davacıya nominal bir bedel ödenmeyeceği, devredenin ve devralanların şirkete işletme sermayesi desteği verecekleri ve yalnızca şirkete ödeme yapacakları kararlaştırıldığı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalılara şahsi olarak böyle bir talep yöneltme hakkı bulunmadığı, şirket tarafından böyle bir talepte bulunulabileceği anlaşıldığından davacının ödenmeyen maddi desteğin davalılardan tahsili talebi yerinde görülmemiştir. Davacı taraf sözleşme gereği davalıların dava dışı şirkete maddi destek sağlamalarına ilişkin taahhüdün yerine getirilmesi talebi dışında taahhütlerin yerine getirilmemesi sebebiyle yaptığı masraflar ve devir sözleşmesi öncesi şirket faaliyeti için kiralanan taşınmaz için verilen davacının kira için şahsi kefalet olarak verdiği teminat senedi sebebiyle sebebiyle başlatılan icra takibi sebebiyle davacının şahsi taşınmazının satışına ilişkin zararlarını davalılardan talep etmektedir. zorunda kaldığı harcamaları talep ettiği görülmektedir. Taşınmaz kiralanması ve teminat senedi verilmesi hususları devir tarihinden önce davacının tek başına ortak olduğu dönemde yapıldığı, senetlerin dava dışı şirketin defter kayıtlarında yer aldığı, senetlerin vadelerinin ise devir sözleşmesi sonrasında olduğu görülmüştür. Sözleşmenin imzalanmasından sonra davacının, şirket hesaplarına intikal eden harcamasının olmadığı, taleplerinin bir kısmının davalılarla ortaklıktan önce kendisinin şirketin tek ortağı olduğu döneme ilişkin harcamalar olduğu anlaşılmış olup davacının taleplerini somutlaştırmak üzere mahkememizce süreler verilmiş olup davacı tarafından TTK 553 vd. Maddelerinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayanan bir talebi olmadığı, genel hükümlere göre şahsi kefaleti sebebiyle yaptığı masraf ve zararları davalılardan şirket ortağı olarak talep ettiği görülmüştür. Tüzel kişinin ortakları ve üyelerinden bağımsız olarak başlı başına bir kişilik olması ve bu nedenle de yaptığı hukuki işlemlerinin sonuçlarından kendisinin sorunlu olması ayrılık ilesini doğurmuştur. Ayrılık ilesinin iki farklı görünüm biçimi vardır: Tüzel kişiliği oluşturanların (ortakların) malvarlığı ile tüzel kişiliğin malvarlığının birbirinden bağımsız olması “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” olarak ifade edilmektedir. Bu ayrılık ilkesinin ilk görünümüdür. Tüzel kişi kurucularından üyelerinden ve organlarını oluşturan kişilerden bağımsızdır. Bu nedenle tüzel kişilik kendisine ait malvarlığına, hak ve borçlara sahiptir. Nitekim Yargıtay bir kararında “Tüzel kişiliklerde mal ayrılığı ilkesi geçerli olup, tüzel kişinin malvarlığı onun ortaklarının ve onun yönetiminde bulunan organları oluşturan kişilerin ve kardeş ortaklıkların malvarlığından bağımsız ve ayrıdır” diyerek bu ilkeyi vurgulamıştır. Ortaklar, ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olmadıklarından, tüzel kişilik sadece kendi malvarlığı ile sınırlı olarak sorumludur. Bu nedenle kanun koyucu ortaklığın, devamlılığının sağlanması ve dolayısıyla mal varlığının korunması amacıyla çeşitli hükümler sevk etmiştir. Bu hükümlere; itibari değerinden aşağı bir bedelle hisse senedi çıkarılamaması, ortaklığın kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayenin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edememesi, mal varlığın azalması durumunda özel tedbirler alınması örnek olarak verilebilir. Davacı tarafın hisse devir sözleşmesinden önce kendisinin şirketin tek ortağı olduğu döneme ilişkin harcamalar ve şahsi teminatı sebebiyle başlatılan icra takibi sebebiyle doğrudan şirket ortaklarından talepte bulunamayacağı, ortaklarından ayrı bir tüzel kişiliğe sahip dava dışı şirkete öncelikle başvurması gerektiği, davalı ortakların TTK 573/2 maddesine göre şirket borçlarından sorumlu olmadığı, ortakların sorumluluğunun taahhüt ettikleri sermaye payları ile sınırlı olduğu dikkate alınarak davacının masraf ve zararların davalılardan tahsiline ilişkin talepleri yerinde görülmeyerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,77-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 444,63 -TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ------ kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,

Dair; davacı ve davalı --- vekilinin yüzüne karşı Davalı------ yokluğunda , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/965, K. 2025/513, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-965-e-2025-513-k-d8a9e5d10bbd