İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/103 E. 2024/383 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/103
- Karar No
- 2024/383
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/103 KARAR NO : 2024/383 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 14/02/2023 KARAR TARİHİ : 04/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalarının kabulü ile davalının---- İcra Müdürlüğü -----sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin takip talebine uygun olarak devamına, İcra ve İflas Kanunu’nun, inkar tazminatını düzenleyen maddesi gereğince alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine gerek dava ve gerekse takip dosyaları için ayrı ayrı hesap edilecek yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının hukuka ve hakikate aykırı taleplerinin reddi ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Bu tespit ve değerlendirmeler dahilinde nihai takdir ve karar Mahkemeye ait olmak üzere ---- ili ---- Merkez ---- Mahallesi ----- Bulvarı üzerinde, ---- Belediyesince ihalesi yapılan ve ---- yapımı üstlenilen içmesuyu şebeke hattı kazı çalışmaları sırasında, farklı gün ve saatlerde ve farklı noktalarda doğal gaz borularına hasar verilmesi ile meydana gelen hasarlanmada sorumlu ve sorumlulukları dahilindeki iş ve işlemlerdeki eksiklikleri ilgili başlıklarda belirtilip gerekçelendirildiği şekilde olmak üzere; Davalı Yüklenici -----davaya konu olayda sorumluluğunun ve etkisinin .......: %90(yüzde doksan) olduğu, Davacı---- davaya Konu olayda sorumluluğunun ve etkisinin: ....: %5(yüzde beş) olduğu, İlgili İdare ----- Belediye Başkanlığı 'nın olayda sorumluluğunun ve etkisinin .....: %5(yüzde beş) olduğu, " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"---- İli ----- Merkez ---- Mahallesi ----- Bulvarı üzerinde , ----- Belediyesince ihalesi yapılan ve----- tarafından yapımı üstlenilen İçme Suyu Şebeke Hattı kazı çalışmaları sırasında farklı gün ve saatlerde ve farklı noktalarda doğalgaz borularına hasar verilmesi ile meydana gelen hasarlarda Davalı Şirket -----%100 tam sorumlu olduğu Dava konusu olayda kusur atfedilecek başkaca Kurum ve Kuruluş olmadığı. Davacının defterlerinin, usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı ve lehlerine delil teşkil edecek nitelikte olup olmadığı, Davacı ticari defterleri sahibi lehine delil teşkil etmekte olup ,takdir sayın mahkemenindir. İcra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan fatura alacağının bulunup bulunmadığı var ise miktarı, faturaların davacı yanca usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, davacı kayıtlarında iade faturasına ilişkin her hangi bir kavdın olup olmadığı, Davacı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde icra konusu faturalara ilişkin davalı tarafın davacı tarafa 25.838,70 TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf Davalı tarafa düzenlemiş olduğu faturaları usulüne uygun tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunduğu takdirde müsteminatlarınında incelenmek suretiyle farklılığın nedeıı kaynaklandığı ve hangi tarafın defterindeki kavda değer verilmesinin gerektiği konularında ve ön incelemede belirlenen uyuşmazlık konusunda gerekçeli, ayrıntılı, denetime elverişli ve ek rapora ihtiyaç duymayacak nitelikte rapor alınmasına Talimat Bilirkişi Heyet Raporunda ticari defter ve kayıtlar üzerinde değerlendirme ve tespit yapılmaması nedeni ile tarafların taraf ticari defter farklılıkları mukayese edilememiştir." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Talimat mahkemesince davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendikten sonra Davacı şirketin bilirkişi marifetiyle incelenen ticari defter ve kayıtları neticesinde oluşturulan 12/06/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; "Davalı şirket ----- uzunca bir zamandır alt yapı işi yaptığını beyan etmektedir. ... Davalı şirket kazı çalışması talebini doğalgaz borularına ilk hasar veridği tarihte yani 29/06/2022 tarihinde-----Belediyesine yapmıştır. Bu talebin ardından belediye tarafından ilgili kurumlara yazı yazılacağı ve cevap bekleneceği, bu işler için makul bir serinin geçeceği çok açık iken davalı şirket gelecek cevapları beklemeden 29/06/2022 tarihinde kazı çalışmasına başlamış ve hasara sebep olmuştur. " şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu görülmüştür.Taraflar arasındaki ihtilafın haksız fiil eyleminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın---- İcra Müdürlüğünün------ icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, teknik bilirkişi eliyle taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarından dava ve takibe konu faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarına işlenmediği, faturanın vergi dairesine bildirilmediği, teknik inceleme neticesinde davalı şirketin yürütmüş olduğu kazı çalışmasını dikkatsiz ve tedbirsizlik yüzünden davacıya zarar verdiği, talimat mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda davalı dışında davacı ve ilgili belediye başkanlığına da kusur izafe ettiği ancak mahkememizce bu yöndeki kusur dağılımına iştirak edilmediği, mahkememizce aldırılan ve kusun tek başına davalı da olduğuna ilişkin kusur tespitinin mahkememiz vicdani kanaati ile uyumlu olduğu, davalı şirketin gerekli tedbir ve dikkati harcamaksızın ilgili kurum ve kuruluşlara yazılan yazı cevaplarını beklemeksizin kazı faaliyeti yürüterek meydana gelen zarardan tek başına sorumlu olacağı değerlendirilerek davacının alacaklı olduğunun vicdani kanaatine ulaşılmış olup hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak davanın asıl alacak bedeli olan 25.838,70 TL üzerinden kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Oluşan zararın tespiti, zarardaki tarafların kusur oranlarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit ve belirlenebilir vasıf ve mahiyette olmadığı değerlendirilerek davacının talep ettiği icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir. Davada hükmolunün miktarın 2023 yılı kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ----- Bölge Adliye Mahkemesinin -----Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve --- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL' nin altında kaldığı, dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından tarafça yapılan istinaf başvurusunun bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere davalı vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği anlaşılmıştır. " şeklinde karar verildiği görülmüştür. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE; davalı tarafından ----- İcra Dairesinin ------sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA, 2-Yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.765,04 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 441,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.323,26 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 441,78 TL peşin harç toplamı 621,68 TL ile 18.656,50 TL (Bilirkişi ücreti, Kep reddiyatı, Posta masrafı, Elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 19.278,18 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 8-Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.