İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/138 E. 2024/58 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/138
Karar No
2024/58
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO:2022/138 Esas KARAR NO:2024/58 DAVA:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:06/06/2022 KARAR TARİHİ:28/02/2024 Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili -------girişimci ve-------- yılında ünlü ----destekleyicisi---- gelen ilk sermayeyle kurulduğunu, ----- kamu hizmetlerini başlattığını ve kısa bir süre içince ---- en önemli şirketlerinden biri haline geldiğini, ---- müvekkilinin ------genişletmeyi amaçlayan 600 milyon dolar daha fon yaratarak 95 milyar dolarlık bir şirket değerlemesine ulaştığını; müvekkilinin ---------- tüketici araç siparişleri ve ---------- için işlemleri gerçekleştireceği 5 yıllık bir ortaklığa girdiğini, ----------- içerik üreticilerin aboneliklerden kazançlarını düzenlemesi, ödeme kabulü ve yenilenen ödeme kabullerini düzenlemeleri için bir ortaklık başlattığını; müvekkilinin ------ ticaret unvanını da oluşturan ---------- sınıf hizmetler için tescilli olan ---- tescil no’lu marka olmak üzere ------ sınıflarda yoğunlaşan ---------------- tescil ve marka başvurusunun hali hazırda sahibi konumunda olduğunu;----------------- markasıyla sunulan hizmetlerin kapsamının, ürünler, hizmetler, ücretler, abonelikler ve bağışlar için ödemelerin herhangi bir cihazdan sorunsuz bir şekilde alınmasını sağlamaya yönelik olduğunu; müvekkili şirketin -------- de birçok markanın ve marka başvurusunun sahibi durumunda bulunup, bunlar arasında -------markasının da bulunduğunu; dava konusunu oluşturan hukuki durumun, hem yoğun kullanım, hem yurt içi tescilde önde olan müvekkili şirketin davalı ----- dava konusu-------------- markasından haberdar olmasıyla başladığını, davalı markasının --------- sınıf içerisinde dava dilekçelerinde belirtilen malların hükümsüzlüğü talepli olarak huzurdaki davayı ikame ettiklerini; davanın hukuki konusunu SMK’nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerinin oluşturduğunu; dava konusu yapılan kısım için davalı markasının kapsamındaki mal veya hizmetlerin müvekkili şirket markasındaki mal ve hizmetlerle son derece yakından ilişkili, bağlantılı mal ve hizmetler olduğunu, mal ve hizmetlerin benzerliği şartının sağlandığını; müvekkili markasının ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğunu; davalı markasının müvekkili markasıyla yüksek derecede benzer olduğunu; bu bakımdan davalı markasının SMK m.6/1 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini; müvekkil şirketin davalı başvurusundan çok daha öncesinde hatta kendisi de marka başvurusunda bulunmazdan önce çok yoğun kullanımla -------------- markası için öncelikli hak sahibi olduğunu; markanın gerçek sahibi müvekkili şirket iken davalı tarafından benzer mallar için hemen hemen ayniyet derecesindeki ibarenin tescil ettirilmesinin haksız olup, davalı markanın talep konusu yapılan hizmetler bakımından hükümsüz kılınması gerektiğini; müvekkili şirket markasının yoğun kullanımla tüm ---- -----tanınmış marka haline geldiğini, 95 milyar Euro değerlemeye ulaşmış müvekkili şirketin ana faaliyet konusunun müşterilere sunulduğu ana marka halinde olduğunu; hal böyleyken davalı tarafından ayniyet derecesindeki markanın benzer hizmetler için tescil edilmesinin haksız olup, gerek SMK m.6/4 gerekse m.6/5 uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etme zaruretinin hasıl olduğunu; müvekkili şirket markasının son derece meşhur ve yüksek tanınırlığa sahip olduğunun açık olup, ---------- markası iyi şöhret ve itibar sahibi olduğundan ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının bulunduğunu ve imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli davaya konu marka başvurusunun, müvekkili şirketin tanınmış markasının itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurduğunu; dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmemesi halinde müvekkili şirket markasının ayırt etme gücünün zedeleneceğini; davalının müvekkili şirket markası ile aynı ibareleri rastlantı sonucu seçmiş olmasının mümkün olmadığını; zira müvekkili şirket markasının sıradan bir marka olmadığını, sektöründe tanınmışlığı olan ve öylesine bulunamayacak sıradan olmayan bir marka olduğunu; başvuru sahibinin müvekkili markasının kâr marjının yüksek olduğunun farkında olup kötü niyetli bir marka başvurusunda bulunarak kar elde etmek ve müvekkilinin ticari imajından faydalanmak istediğini belirterek davalıya ait ---- tescil no’lu ------- markasının davacı şirkete ait ------sınıfta yer alan --------------- hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve dava konusu markanın dava sürecinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla marka kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVAYA CEVAP:Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı adına tescilli --------- markasının davacı adına tescilli ----------numaralı marka ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olup olmadığı, davacının davalının markasının hükümsüz kılınmasını talep ettiği mal ve hizmetler için davalının markasının tescil tarihinden önce kullanım nedeniyle hak sahipliği kazanıp kazanmadığı, davacının markasının --------- sözleşmesi kapsamında tanınmış marka olup olmadığı, davalının markasının davacının ticaret unvanı ile benzer olup olmadığı, kötü niyetle tescil edilip edilmediği, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen----- Sınıftaki mal ve hizmetler için SMK' nun 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9. Maddeleri uyarınca kısmen hükümsüzlüğüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Davacı vekili 15/02/2024 tarihli dilekçesinde; 13.09.2023 tarihli anlaşma gereği dosyanın tarafları bizler anılan anlaşma ile aramızdaki husumeti giderdiklerini, Sözleşmenin 5.6. Maddesi uyarınca yukarıda esas numarası yazılı açtığımız dava dosyasından HMK 123 uyarınca vazgeçtiklerini, vazgeçme uyarınca Davalıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz bulunmadıklarını, her ne kadar dosyada mevcut protokolle tarafların iradeleri açıksa da; usul gereği, vazgeçme uyarınca karşı tarafın açık onayının alınmasını ve dosyanın açılmamış sayılması şeklinde kapatılmasını, akabinde kararın kesinleştirilmesini talep etmiştir.HMK'nun 123/1. Maddesi uyarınca davacının hüküm kesinleşinceye kadar, davalının muvafakati ile davasını geri alabileceği düzenlenmiş olup, davalı tarafça davacının davasını geri almasına muvafakat edildiğinden ve taraflar karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerinden, geri alınan dava hakkında açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın geri alma dolayısı ile AÇILMAMIŞ SAYILMAINA, 2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Tarafların yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığından, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, Dair; davacı vekili vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/02/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/138, K. 2024/58, T. 28.02.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-1-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2022-138-e-2024-58-k-ef6452e07b98