İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/813 E. 2025/272 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/813
- Karar No
- 2025/272
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/813 Esas KARAR NO : 2025/272 DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/12/2024 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “19.09.2024 tarihinde... numaralı telefondan müvekkili Çelik Kontstrüksiyon Yapı isimli iş yerinin sabit hattı aranarak muhasebe birimine bağlanması söylenilmiş olunduğunu, akabinde yaklaşık olarak 6 senedir Muhasebe ve Finans sorumlusu olarak görev yapan ...'a bağlanılmış, arayan kişinin kendisini banka personeli olarak tanıtıp güven kazanmak amacıyla müvekkili şirketin bazı bankacılık bilgilerini söylemiş ve kredi kartını yenileyeceklerini söylemiş olduğunu, arayan kişinin şirketin bankacılık özel bilgilerini söylemesi nedeniyle banka personeli olduğuna ikna olan müvekkilinin, bir yandan da diğer şirket hattından sürekli çalıştıkları ... Şubesi personelini arayarak durumu teyit etmek istemiş, ancak aradığı personel telefona cevap vermemiş olduğunu, bu esnada telefonda kendini banka personeli olarak tanıtan şahıs ise kredi kartı yenileme için telefonunuza mobil onay gönderiyorum diyerek müvekkili şirket hesabının tanımlı olduğu ... numaralı telefondaki mobil bankacılık uygulamasına mobil onay göndermiş olduğunu, Müvekkilinin de mobil onayın geldiğini görerek onaylamış olduğunu, bu esnada telefona bir mesaj gelmiş ve müvekkilinin bu mesajla 100.000,00 TL paranın gönderildiğini öğrenmiş olduğunu, bunun üzerine şirket yetkilisi ... ile görüşen finans sorumlusu ..., böyle bir havaleyi kendilerinin yapmadığını anlamış, acilen bankayı arayarak durumu bildirmiş, devamında kolluk kuvvetlerine aynı gün şikayette bulunmuş olduğunu, müvekkilinin, yalnızca savcılığa suç duyurusunda bulunmakla yetinmemiş olduğunu, bu konuyla ilgili Banka yetkilileriyle de görüşmüş olduğunu, daha sonra mail yoluyla bankaya başvuru yapmış, ancak banka tarafından kendisine olumsuz dönüş yapılmış olunduğunu, devamında banka ile arabuluculuk süreci yürütülmüş ve arabuluculuktan da bir sonuç elde edilememiş olunduğunu, bu nedenle bankanın özen ve koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, işbu davanın açılarak, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesini talep etme zorunluluğu hâsıl olmuş olduğu bankaların, bir güven kurumları olup, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olduğunu, davalı bankanın, özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğunu, bu nedenle müvekkilinin hesabından müvekkilinin bilgisi ve izni dışında yapılan havale işleminden bankanın sorumlu olduğunu, Bddk'nın ... Tarih Ve ... Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve bankalar için risk kabul edilen ve sermayelerini bu riskler de gözönüne alınarak belirlemeleri gerektiğine ilişkin düzenleme getiren yönetmeliğin 3/n maddesinde "bilgi teknolojileri sistemlerindeki hata ve aksamalar" opsiyonel risk adı altında kabul edilmiş olunduğunu ,buna göre, bankaların internet bankacılığında olabilecek açıklıkları bilerek bunun sonuçlarını göze alarak bu hizmeti verdikleri anlaşılmakta olduğunu, ayrıca bankanın, müşterilerini bilgilendirme ve suç işlendikten sonra bu suçun ilerlemesinin engellenmesi konusunda yeterli çaba göstermediğinin de açık olduğunu, banka yetkililerinin, kişisel verileri hukuka aykırı olarak dolandırıcıların eline geçmesine sebep olmuş ve devamında bu konuda müvekkiline yeterli bilgi vermemiş olduğunu, müvekkilinin daha temkinli olması için gerekli önlemleri almamış olduğunu, bu yönüyle de bankanın söz konusu olay için önleyici davranışta bulunmadığı gibi, sonrasında da umursamaz bir tavır ile müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, bu nedenle bankanın koruma ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, yapılan havale işleminden sorumlu olduğundan, bu bedeli müvekkiline tazmin etmesi gerektiğini ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın kendilerini ... çalışanı olarak tanıtan şüpheli tarafından aranarak ikna edildiğini ve dolandırıldığını iddia etse de davacının dosyaya iddialarını destekler nitelikte deliller ibraz edememiş olduğunu, bu bakımdan davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacıya ait işlemin sadece kendisinin bilgisinde olan şifrenin girilmesi neticesinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından bankanın kusur ve sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, davacının dilekçesinde; "..." numarasından arandığını ve dolandırıldığını beyan etmiş olduğunu, davacının gerçekten dolandırılıp dolandırılmadığı araştırmaya muhtaç olup, telefonla dolandırılma işlemi iki şekilde gerçekleşmekte olduğunu, bir ihtimalde davacının kendisini arayan şahıslarla hesap bilgilerini, şifrelerini ve cep telefonuna gelen şifreleri paylaşmıştır ya da davacının söz konusu transferleri kendi mobil bankacılık uygulamasından tek kullanımlık şifreleri girerek gerçekleştirmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde Bankanın gönderdiği tek kullanımlık şifrenin dolandırıcılarla paylaşıldığının açıkça ikrar edilmiş olduğunu, Üstelik davacının kendisini aradığını iddia ettiği numara kurumsal bir hat dahi olmayıp davacının bu işlemlerin gerçekleşmesine ağır kusuruyla sebebiyet vermiş olduğunu, davacı yanın her ne mobil bankacılık şifresini paylaşamadığını ve müvekkili bankanın kişisel verileri koruyamadığını iddia etmişse de bu hususun da gerçeği yansıtmamakta olduğunu, nitekim müvekkili banka sistemlerinin en son güvenlik sistemleri ile korunmakta olduğu gibi yalnızca müşterilerinin bilgisi dahilinde olan şifreler de şifrelenerek korunmakta ve hiçbir banka çalışanı tarafından öğrenilememekte olduğunu, İtiraza konu işlemlerin ... Bankacılık Yönetmeliği’ ne uygun olarak doğrulanmış cihazdan ... Internet Şubesine giriş yapılarak gerçekleştirilmiş olduğunu, 19.09.2024 tarihinde kullanıcının hesabından yapılan işlemlerin aşağıdaki şekilde olduğunu, kullanıcının beyanına göre kendisini arayan şahısların yönlendirmesi sonucu işlemlerin gerçekleştirildiği anlaşılmakta olduğunu, kullanıcının bankaları sistemine kayıtlı doğrulanmış ... GSM numarasına aşağıdaki SMS’ler ile bilgilendirme yapıldığını ... Bireysel Internet Şubesi’ne giriş için belirlenen şifre ve/veya tek kullanımlık cep şifrenin üçüncü kişi(ler)ce bilinmemesi ve gizliliğinin ... tarafından sağlanması gerektiğinden itiraza konu tutarın bankalarınca karşılanamayacağını belirtmek istediklerini, Müşterilrinin internet bankacılığını kullanma yetkisi ...ve ... olarak gözükmekte olup, ... şifresinin gittiği ... telefon numarasının ... adına kayıtlı telefon numarası olduğunu, bu nedenle davaya konu edilen işlemlerin müşterinin sorumluluğunda olduğunu, Müvekkili bankanın uygulaması olan ... Direkt Bankacılık uygulaması ile müşterilerin, işlemlerini müşteri numarası veya T.C. kimlik numarası, kendilerinin belirledikleri şifre ve tek kullanımlık cep şifre ile gerçekleştirmekte olduklarını, kullanım hakkı davacı tarafa ait olan bu bilgiler için müvekkili banka tarafından en üst seviyedeki güvenlik önlemleri uygulanmakta ve banka personelinin dahi erişemeyeceği şekilde korunmakta olduğunu, davacının söz konusu hesap işlemleri , davacı tarafa ait şifrenin doğru olarak girilmesi sureti ile gerçekleştirilmiş olduğunu, müşteriler tarafından belirlenen şifre ve tek kullanımlık cep şifrenin kendileri dışındaki şahıslarca bilinmemesi, gizliliğinin muhafazasının kendi sorumluluğunda olduğunun muhakkak olduğunu, dolayısıyla, sadece davacı tarafından bilinen şifrenin girilmesi suretiyle yapılabilen davaya konu havale/EFT işleminde de sorumluluğunda davacıya ait olduğunu, davacının bu işlemlere ağır kusuru ile sebebiyet verdiğinden müvekkili bankaya izafe edilecek her türlü sorumluluğa ilişkin illiyet bağının kesilmiş olduğunu, Müvekkili bankanın internet bankacılığı hizmetinin, uluslararası alanda kabul edilen güvenlik standartlarında olduğundan müvekkili bankaya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını ,davacıya internet bankacılığı kullanım esaslarının güvenliğine dair gerekli uyarılar yapılmış olması sebebiyle kusurlu olan tarafın davacı olduğunu, Davaya konu işlemlerin davacı yanın tasarrufunda olarak kişisel bilgilerini 3. Kişilerle paylaşması ve elektronik cihazlarının güvenliğini sağlayamaması sebebiyle gerçekleşmiş olup müvekkili bankaya izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmamakta olduğunu, Yukarıda detaylı olarak açıklanan sebeplerle, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerekmekte olduğunu, Yukarıda yapılan tüm açıklamalarla birlikte davayı ve tazmin talebini hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, dava kabul edilse bile faiz talebinin kendisinin, başlangıç tarihi ve faiz türü haksız olarak talep edilmekte olup, bu bakımdan faiz talebine tümden itiraz etikleri, ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, kusurlu bankacılık işlemi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemidir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; ''... tarihli ... sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ`in "Kimlik Doğrulama" başlıklı 27. maddesinin 4. Fıkrası "Müşterilere uygulanan kimlik doğrulama mekanizması birbirinden bağımsız en az iki bileşenden oluşur. Bu iki bileşen; müşterinin "bildiği", müşterinin "sahip olduğu" veya müşterinin "biyometrik bir karakteristiği olan" unsur sınıflarından farklı ikisine ait olmak üzere seçilir. Müşterinin "bildiği" unsur olarak parola/değişken parola bilgisi gibi bileşenler, "sahip olduğu" unsur olarak tek kullanımlık parola üretim cihazı, kısa mesaj servisi ile sağlanan tek kullanımlık parola gibi bileşenler kullanılabilir. Bileşenler tamamen müşterinin şahsına özgü olmalı ve bunlar sunulmadan kimlik doğrulama gerçekleştirilememeli, hizmetlere erişim sağlanamamalıdır." hükmünü haizdir. Mevzuatın öngördüğü "kimlik doğrulama “da kullanılması gerekli iki bileşenden oluşan kimlik doğrulama işlemleri, günümüzde ülkemizde de yaygın olarak kullanılmaktadır ve ikinci bileşen genellikle müşterilerin cep telefonlarına gelen kısa mesajda yer alan "onay kodları, ... kullanımlık SMS şifreler" olmaktadır. Müşterinin şifresi ve cep telefonuna gelen kısa mesajda yer alan onay kodu ile her türlü bankacılık işlemi yapılmaktadır. Davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma evrakları incelenmesinde; Söz konusu ifade tutanağında ... nolu GSM numaralı hattan şirketin santralini aranarak kendisi ile iletişime geçildiğini ifade edilmiş olunduğu, davacının beyanlarından banka numarası olmayan bir telefon numarasından aranılarak hesaplarında dolandırıcılık işleminin yapıldığını beyan etmiş olduğu, Davalı bankanın İnternet Bankacılığı sistem güvenliliğini sağlamak, işlem yapan kişinin kimlik bilgilerinin tespiti için tek kullanımlık şifre gönderimini şirketin banka sisteminde kayıtlı numarasına gönderdiği, Yargıtay 19. HD. 19.04.2016 tarihli ...E,...K sayılı kararında "...Davacı, banka kredi kartı hesabından usulsüz çekilen paranın tazmini istemiyle bu davayı açmıştır. Dosyadaki bilgilerden ve özellikle davacının savcılıktaki ifadesinden, davacının telefonla aranması sonucunda kart bilgilerini verdiği ve bunun sonucunda cep telefonuna gelen şifrelerini de karşı tarafa bildirdiği anlaşılmaktadır. Bankalar, bir güven kurumu olduğundan, mudilerinin kendilerine emanet ettikleri parayı korumakla yükümlüdürler. Bu durumlarda, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ancak, somut olayda, davacının kart bilgilerini ve şifreleri karşı tarafa kendisi bildirdiğinden ve bu bilgilere göre işlem yapıldığı anlaşıldığından, bankanın zarardan sorumlu olduğu kabul edilemez. Mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir..." Mevzuat hükümleri, yüksek yargı kararları, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve dava dosyasında mevcut bilgi ve veriler birlikte değerlendirildiğinde somut olayda, İnternet bankacılığına giriş (aktivasyon) işleminin, davacı müşterinin kendisine ait kullanıcı kodu ve müşterinin cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifre ile gerçekleştirildiği; Dava konusu işlemlerde internet bankacılığı hesabına erişim için gerekli olan ve para transferi işlemlerinin onaylanması için de cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık cep şifrelerin, davacının bankada kayıtlı GSM hattına gönderildiği ve somut olayda bu şifrelerin kullanılmış olduğunun gözlendiği; Cep telefonuna SMS yolu ile iletilen cep şifrelerin yalnızca davacı için okunabilir olduğu, yani davacıdan başka hiç kimsenin bu şifreleri deşifre edebilmesinin mümkün gözükmediği, Davacının, cep telefonuna gönderilen ve dava konusu işlemlerde kullanılan cep şifrelerini özenle saklama yükümlülüğünü yerine getirmediğini göstermekte olup bu durum dava konusu şüpheli işlemlerin ortaya çıkmasında davacının kusurunu ağırlaştırıcı nitelikte bulunmuştur. Bankaların güven kurumu olmaları dolayısıyla en hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları, ancak davacı yanın kendi sorumluluğunda olan internet bankacılığı işlemlerini kullandığı Bilgisayar veya telefonunun güvenliliğini sağlayamadığı, ayrıca davalı bankanın davacı müşterisinin cep telefonunu veya internet bankacılığına giriş yaptığı telefonu koruyabilecek bir konumda ya da altyapıya sahip olmadığı, bu bağlamda dava konusu olayın ortaya çıkışı bakımından davalı bankaca eksik ya da hatalı uygulanmış tedbir veya tedbirlerden bahsedilemeyeceği, davalı bankanın işlem güvenliğini sağlamakta zafiyeti bulunmadığı; sonuç itibariyle nihai takdir Mahkemenize ait olmak üzere somut olayda dava konusu işlemlerin, sadece kendisinin bilmesi gereken bankacılık bilgi/şifrelerini koruma özen ve yükümlülüğünü yerine getirmeyen banka dışında arayan numara ile görüşerek ve internet bankacılığı için gelen onay bildirimini onaylayarak davacının ihmalinden kaynaklandığı gerekçesiyle davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.'' şeklinde görüş bildirilmiştir. Davacı vekili, bankadan aradığını söyleyen bir kişinin bankacılık bilgilerini söyleyerek güven kazandığını, kredi kartı yenilemesi için aradığının söylenmesi üzerine gelen mesaja onay verildiğini, arayanın banka personeli olup olmadığının anlamak için bankaya ulaşmaya çalıştığını ancak ulaşamadığını, ikinci mesajla hesaptan 100.000,00 TL çıkış olduğunun bildirildiğini, iradesi dışında yapılan bu işlemden dolayı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı bankadan tahsilini talep etmiştir. Davalı banka ise gerçekleştirilen işlemde kusurunun olmadığının ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Bir güven kurumu olan bankalar, TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. İnternet veya telefon bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapının sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır. İnternet bankacılığı ile yapılan işlemlerde şubeden yapılan işlemlerde olduğu gibi mevduat banka kontrol ve sorumluluğundadır. Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri gerekmektedir. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir. Bankaların sorumluluğunun yanında internet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Müşterilerin, internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgileri üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğü vardır. Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ... CBS ... soruşturma sayılı dosyası, hesap hareketleri İP-PORT kayıtlarına göre, alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli görülmüştür. Davacının davalı nezdindeki hesabından 19.09.2024 tarihinde dava dışı Ömer Gürsu adli kişinin ...bank hesabına 100.000,00 TL EFT işlemi yapıldığı, ... CBS ...soruşturma sayılı dosyasında ... adlı kişinin ifadesinde açık kimlik bilgilerini bilmediği bir kişiye hesabını kullandırdığını, beyan ettiği, davacı tarafından davalı nezdindeki hesaptan yapılan bu işlemde davalının kusurlu olduğunun ileri sürüldüğü, bankacılık faaliyetinin niteliği gereği davalının hafif kusurundan sorumlu olacağı yine davacının hesabında bulunan parayı bilgisi ve rızası dışında gerçekleşecek kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı ve güvenlik önlemlerini geliştirmekle yükümlü olduğu ancak, davacı şirketin şifreyi kendi iradesi ile ... numaralı telefondan arayan ve bankacı olduğunun sandığı kişiye verdiğini beyan ettiği, hatta arayanın bankacı olup olmadığının öğrenmek için bankanın arandığının ve ulaşılamadığının ileri sürülmesine rağmen işleme devam edilerek bankada kayıtlı telefona gelen internet bankacılığına giriş şifresinin ve 100.000,00 TL gönderi için gelen şifrenin rızaen verilmesi, yine havale sonrası para çıkış mesajının gelmesi karşısında davacı bankanın alabileceği bir tedbirin olmadığının değerlendirildiği, davacının kişisel verilerini koruyamayarak dolandırıcılık eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde davalı bankaya atfedilebilecek bir kusurun varlığı ispatlanamadığı, değerlendirilmekle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile fazla alınan bakiye 1.092,35 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 3.600 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/04/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır ¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.