İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/619 E. 2024/837 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/619
- Karar No
- 2024/837
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/619 Esas KARAR NO:2024/837 DAVA:Şirket Feshi DAVA TARİHİ:18/09/2022 KARAR TARİHİ :26/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkilinin 26.03.1997 tarihinden beri ... ... ... Ltd. Şti.’nin ortağı olduğunu, müvekkilinin uzun süredir şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığını, psikolojik baskı ile sürekli şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, şirketin yönetim zafiyetleri nedeniyle müşteri kaybettiğini ve kâr dağıtımı yapmadığını, bankalardan alınan krediler nedeniyle de gereksiz olarak borçlandırıldığını, davalı şirkete ait ... adresindeki taşınmazın bir süre şirket tarafından otel olarak işletilmekteyken daha sonra, davalı şirket eski çalışanı ...'ın kurucusu olduğu ...Limited Şirketine kiralandığının öğrenildiğini, kira bedeline ilişkin herhangi bir bilginin müvekkiline beyan edilmediği gibi kira gelirinin şirket kayıtlarına işlendiğine ilişkin herhangi bir bilgiye de ulaşılamadığını, bu durumun şaibeli olduğunu, ortaklar arasındaki güveni yok ettiğini belirterek davalı ... ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinin feshine ve tasfiyesine veya müvekkilinin ortaklık payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; davacı ile dava dışı diğer ortak ...'ün birlikte 1997 yılında ... ... San. Tic. Ltd. Şti’yi kurduklarını, müvekkili şirketin alanında (Dijital baskı sektöründe) yurt içinde yapmış olduğu yatırımlarla liderliğe yükseldiğini, yurt dışında baskı makinalarını ithal ederek ülkeye yeni teknolojileri transfer eden bir firma olduğunu, yüz binlerce dolar olan makine yatırımlarında leasing ile kredilendirilip yatırımlarını devamlı arttığını, müvekkili şirketin 2005 yılına gelindiğinde en büyük dijital makinasıyla birlikte ikinci mülkü alıp yeni bir dijital baskı merkezi kurduğunu ve bu ikinci yerin yönetiminin davacı tarafça üstlenildiğini, ......’ı dava dışı şirket ortaklarından ...'ün, ... Baskı Merkezini davacının üstlendiğini, iki markanın da davalı ... Ltd. Şti’nin markası olduğunu ve tek çatı altında hizmet sunduklarını, 2011 yılında şirketin tek çatı altında toplanmasına karar verildiğini, tek merkezde yönetilmeye başlanmasıyla beraber diğer taşınmazın kiraya verildiğini, müvekkili şirketin tüm ekonomik krizlere rağmen faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı tarafın son 5 yıldır kendi isteği ile iş yerine gelmediğini, müvekkili şirkete ait bankamatik kartıyla nakit paralar çekip harcamalar yaptığını, davacının eşi ile anlaşmalı boşanıp üzerine kayıtlı olan tek evi eski eşine devrettiğini, aynı zamanda eski eşi o günden beri ... Ltd. Şti. ne ait olan 2013 model golf ... plakalı araca el koyup teslim etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Mahkememize verdiği dilekçesi ile; davacı ile kendisinin 26/03/1997 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, şirket sözleşmesine göre şirketin %20'sinin davacıya, şirketin %80'nin kendisinin ait olduğunu, ortağı ve müdürü olduğu şirketin ilk günden bugüne kadar gelişerek büyüdüğünü, 2005 yılında dijital makineleri satın aldıklarını ve ikinci gayrimenkullerini de satın alıp dijital baskı merkezini kurduklarını, dijital baskı merkezinin yönetim ve idaresini kardeşi olan davacı ...'e verdiklerini, Mahkemede dinlenen tanık beyanlarında da anlaşılacağı üzere davacının iş ve işçilerle gereği gibi ilgilenmediğini, basiretli bir yönetici gibi gayret göstermediğini, İzmir'de kendine iş kurduğunu ve İzmir'e taşındığını, bu dönemde davalı şirketin davacıya muntazam olarak maddi yardımda bulunduğunu, şirkete gelir temin etmek amacı ile gayrimenkulü kiraya verdiğini ve şirkete gelir sağladığını, davacının şirket ortaklığından çıkmayı talep ettiğini, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkma şartlarını ihtiva eden bir madde varsa o şartlara göre çıkılacağını, şirket sözleşmesinde böyle bir maddenin olmadığını, tüm ortakların rızası ile ortaklıktan çıkabileceğini, davacının kendisinin kardeşi olduğunu ve şirket ortaklığından çıkmasını istemediğini, TTK 245 maddesine göre kanunun aradığı haklı sebeplerin varlığı halinde Mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkılabileceğini, davacı bakımından hiçbir haklı sebebin olmadığını, pay devri sureti ile TTK 595'e göre ortaklıktan çıkmaya sözleşmenin imkan vermediğini, bir limited şirket ortağının ortaklıktan çıkması için gerekli hiçbir şartın gerçekleşmediğini, bu nedenle çıkma talebinin reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacının davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep ettiğini, ancak buna ilişkinde hiçbir şartın yerine getirilmediğini, şirket genel kurulunun tasfiyeye karar vermediğini, şirket sermayesinin %75'ini temsil eden pay sahibi fesih talebinde bulunmadığını, davacının geçmiş dönemlere ait kâr payı dağıtmadığına ilişkin iddiasının bulunduğunu ancak davacının davalı şirketin %20 ortağı olduğunu, TTK gereği davacının ortaklıktan doğan bir çok haklarının var olduğunu, davacıya bugüne kadar şirket hakkından çok fazlasının verildiğini, davalı şirketin davacıya hakkından fazlasını aydan aya nakit olarak ödediğini, davalı şirketin ekonomik imkansızlıkları nedeni ile aylık ödemelerin kısılması nedeni ile bu davanın açıldığını düşündüğünü, bu nedenle davacının bu talebinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; davalı şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Davalı şirkete ait ticaret sicil dosyası, trafik ve tapu kayıtları, mimari poje celp edilmiş, taraf tanıkları dinlenmiş ve mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Davanın şirket feshi olması ve davalı şirketin de ticaret sicil adresinin Beyoğlu ilçesinde olması nedeniyle Mahkememizin bu davada görevli ve yetkili olduğu anlaşılmıştır. Davacının davalı şirketteki pay oranının %20 olduğu ve bu nedenle bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., ... ve ... Mahkememize sundukları 27/05/2024 tarihli raporlarında; davacının davalı şirkette % 20 oranında hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin sermayesinin 1.000.000 TL olduğunu ve ortakların sermaye taahhütlerinden dolayı borçlarının bulunmadığını, davalı şirketin 31.12.2023 tarihi itibariyle özkaynak tutarı kaydi değerlere göre (-) 3.099.007,71 TL ve rayiç değerlere göre (+) 84.789.116,07 TL olarak hesaplandığını, davacı tarafın davalı şirkette % 20 payına gelen hisse değeri tutarının rayiç değerlere göre 16.957.823,21 TL olarak hesaplandığını, kaydi değerlere göre özkaynakların negatif durumda olduğundan kaydi değerler yönünden davacı payına ilişkin herhangi negatif durumda olduğundan kaydi değerler yönünden davacı payına ilişkin herhangi bir değer hesaplanamadığını,Davalı şirketin son üç yıl itibariyle zarar ettiği görülmekle birlikte, faaliyetin devam ettiğini, özellikle değerli taşınmazlara sahip olduğunun da görüldünü, davacı ortak ile bazı sorunların söz konusu olduğunu ancak bu durumun davalı şirketin faaliyetini aksatmadığı gibi, diğer ilgililerin,bu kapsamda, bizzat şirketin, diğer büyük ortağın ve çalışanların menfaatlerini de dikkate alıp denge kurmak gerektiğini, Nitekim bu tür fesih davalarında feshin en son çare (ultima ratio) olduğunun kabul edilmesi de bu hususlara dayandığını, bu olayda, bazı sorunlara rağmen faaliyetine devam eden davalı şirketin ve bütün ilgililerin menfaatleri de dikkate alındığında, haklı sebeple (TTK. m. 636/3) fesih ve tasfiyesine karar vermemek gerektiğini, bunun için şartlar gerçekleşmediğini, tarafların sunduğu dilekçeler yanında, tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin bozulduğunu, şahıs şirketi özellikleri de taşıyan limited şirkette ortaklar arasındaki güven özellikle önem taşıdığını, bu dosya bakımından, ortaklar arasındaki sorunlar ve güven ilişkisinin bozulması davalı şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirmez ise de; davalı şirketin faaliyetini olumsuz etkileyip sekteye uğratacağının açık olduğunu, bu s ebeple bütün tarafların menfaati de dikkate alındığında, TTK. m. 636/3, cümle 2 hükmü uyarınca davacının payının gerçek değerinin ödenip şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin isabetli olacağını belirtmişlerdir. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., ... ve ... Mahkememize sundukları 16/12/2024 tarihli ek raporlarında; davacının davalı şirkette %20 oranında hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin sermayesinin 1.000.000 TL olduğunu ve ortakların sermaye taahhütlerinden dolayı borçlarının bulunmadığını, davalı şirketin 30.09.2024 tarihi itibariyle özkaynak tutarı kaydi değerlere göre (-) 7.360.445,78 TL ve rayiç değerlere göre (+) 106.605.998,57 TL olarak hesaplandığını, davacı tarafın davalı şirkette % 20 payına gelen hisse değeri tutarı 30.09.2024 tarihli mali tablolar çerçevesinde rayiç değerlere göre 21.321.199,71 TL olarak hesaplandığını belirtmişlerdir. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının hissedarı olduğu şirketin haklı nedenlerden dolayı feshine veya ortaklık payının gerçek değerinin ödenmek suretiyle davalı şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin limited şirket olduğu görülmüştür. Limited şirketlerde haklı nedenle fesih TTK.nın 636/3. maddesinde düzenlenmiştir. TTK.nın 636/3. maddesinde; "...Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir..." düzenlemesi mevcuttur. Haklı sebep TTK'da tam olarak tanımlanmamış olsa da; her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığı, ortağın kişisel özellikleri ve şirketin yapısı da göz önünde bulundurulmak suretiyle ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Buna göre şirket ortaklarının birbirlerine karşı güven ve itimadı zedeleyici hareketlerde bulunmaları, ortak menfaatlerine aykırı davranmaları, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. Somut olaya bakıldığında; taraf beyanları, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; iki ortaklı limited şirket olan davalı şirkette ortaklar arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu, bu durumun davalı şirketin faaliyetini olumsuz etkileyeceği, ticari faaliyetlerini sekteye uğratacağı, davacı ile diğer ortağın birlikte çalışma iradesinin mevcut olmadığı, davacının ve diğer şirket ortağını artık daha fazla bir arada ticari faaliyete devam etmeye zorlamanın hiç bir hukuki yararının bulunmadığı, aksine bu durumun şirketin ticari işleyişine ve taraflara zarar vermeye devam edeceği ve dolayısıyla haklı neden şartının oluştuğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı öncelikle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. TTK.nın 636/3. maddesinde; Mahkemece, fesih yerine davacı pay sahibine, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceği düzenlenmiştir. Buna göre haklı sebebin varlığı halinde durumun özelliğine göre Mahkemece fesih yerine ortağın şirketten çıkarılmasına veya başka bir çözüme karar verebilir. Somut olayda davalı şirketin fesih için haklı sebeplerin varlığı Mahkememizce kabul edilmiştir. Feshin son çare olma ilkesi gözetilerek fesih yerine ortağın şirketten çıkarılmasının yerinde olup olmayacağına ilişkin Mahkememizce yapılan değerlendirmede; bilirkişi rapor ve ek raporu, şirketin mali gücü ve özellikle değerli taşınmazlara, araç ve makinelere sahip olması göz önüne alındığında; davalı şirketin gayri faal ve çalışamaz halde olması, tam aksine şirketin faal durumda olması, şirketin konusunun daimi objektif olarak imkansız hale gelmemesi gibi hususlar göz önüne alınarak, şirketin feshi yerine davacı pay sahibine, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin en adil çözüm olacağı Mahkememizce kabul edilmiş ve sonuç olarak davalı şirketin haklı nedenle fesih koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte; TTK.nın 636/3. maddesi gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortağın davalı şirketten çıkartılmasının kabul edilmesinin daha yerinde olacağı anlaşıldığından, davanın bu yönüyle kabulüne ve davacının payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmesi suretiyle davacının davalı şirketten çıkarılmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı şirketin haklı nedenle fesih koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte; TTK.’nın 636/3. maddesi gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesinin yerine davacı ortağın davalı şirketten çıkartılmasının kabul edilmesinin daha yerinde olacağı anlaşıldığından, davanın bu yönüyle KABULÜ İLE; Davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 367741-0 sicil numarasında kayıtlı ... ... SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ORTAKLIĞINDAN ÇIKARTILMASINA, Davacı için 21.321.199,71 TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 1.456.451,15 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 1.456.370,45 TL harcın davalıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı olan 161,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 821.212 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 935,50 TL tebligat-müzekkere gideri, 1.274,90 TL keşif harcı ve 20.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 22.210,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır