İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/123 E. 2024/853 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/123
- Karar No
- 2024/853
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/123 Esas KARAR NO :2024/853 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:29/03/2019 KARAR TARİHİ:31/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın ... şubesi ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanmış kredi sözleşmesi gereği kullandırılan kredinin esas borçlusu tarafından ödenmemesi sebebi ile sözleşmede kefalet imzası bulunan müvekkilinden talep edildiğini ve toplam ve tüm alacağın bütün fer'ileri ile kefil olan müvekkilinden tahsil edildiğini, 16/11/2011 tarihinde davalı tarafından yazılan yazı ile müvekkilinin alacağa halef olduğu kabul ile esas borçlu ve kefili aleyhinde yapılmış icra-i ve kaza-i takiplerde müvekkilinin halefiyeti kabul ve gereken temliklerin yapıldığının bildirilmiş olduğunu, kabul edilen halefiyetin aynı zamanda borçlunun veya borçlu adına üçüncü şahısların borç için vermiş oldukları teminatları kapsamakta olduğunu, halefiyetin kabul edildiği temliklerin yapıldığı ifadesine karşın teminatlar yapılan taleplerin karşılanmamış ve verilmemiş olduğunu, esas borçlunun ödeme gücü olmadığını, kefilin ödediğini miktarın ve mikyasla orantılı rücu hakkının kullanımı zararının telafisinin esas alacaklının görevi olduğunu, bu anlamda verilen teminatların temlike dahil edilerek kefilin girdiği zararlığın teminatlardan alınması için alacaklının görevlerinin olduğunu, yapılan talebe alacaklının cevap vermemiş olduğunu, TBK hükümleri paralelinde fiilin haksız olduğunu, fiilin kefile zarar verdiğini, ... Bankası Rekabet Kurulu kararı aleyhinde diğer bankalarla birlikte toplam 12 bankanın iş birliği ile faiz hadlerinde rekabet şartlarına muhalif hareket ederek alacağından fazla tahsilatta bulunduğunu, davalının haksız fiilin sorumluluğunu yüklenmek mecburiyetinde olduğunu, kefil ile davalı arasında ibra sözleşmesi imzalanmadığını ancak kefilin halefiyetinin yazı ile teyit edildiğini, kefaletin kullanımı ile doğan halefiyetin teminatları kapsamakta olduğunu, davalının, teyidine karşın teminatları bildirmemiş, kefilin kullanımına vermemiş zararın oluşumuna sebebiyet verdiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; müvekkilinin davalı tarafın talepleri gereklerini tamamen yerine getirdiğini, müvekkilinin kefalet sebebi ile yerine getirdiği yükümlülüğü halefiyet hukukunun hükümleri için talep haklarının doğumuna kaynak teşkil ettiğini, yapılmış taleplere karşın TBK kapsamında davalı tarafın elinde başından ve / veya sonradan oluşan teminatları devretmediğini, müvekkilinin rücu hakkını kullanmasına izin vermemiş, sessiz kalmış olduğunu, davalı tarafın haksız tutumunun ve fiilinin kanunla düzenlenmiş karşılığı tazminatı karşılamak mecburiyetinde olduğunu, davanın belirsiz alacak ve tazminat davası olduğunu, davalı ile olan kefalet akdi ilişkisi ve davalının toplumdaki ekonomik işlev ve gücünün alacak ve tazminatın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesine engel olduğunu, bütün bilgiler, belge ve hesapların davalı elinde olduğunu, müvekkilinin davalı ile dava dışı finansal kiralama şirketi arasında akdi ilişkiye kefil olmak dışında bir sebep veya gerekçe ile müdahale etme bilgi talep etme olanağı olamayacağını, uyuşmazlık öncesi sonrası bütün bilgi ve belgelerin davalı uhdesinde olduğunu, belirsiz alacak ve tazminat talebi için bütün şartların mevcut olduğunu, davanın kabulünü, alacak ve tazminata hükmedilmesini, tazminat ve alacak oluştuğu tarihten geçerli davalının kredi borçlusu dava dışı finansal kiralama şirketine uyguladığı oran ve metot ile faize hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usulüne uygun düzenlenmemiş olduğunu, huzurdaki davada müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkili bankanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının dava konusu olay bakımından hiçbir zararı bulunmadığını, davacının, rekabetin ihlal edildiği iddia edilen; 21/08/2007-22/09/2011 tarihleri arasında davacının kefil olduğu ... A.Ş.'nin müvekkili bankadan kredi kullanmamış olup dava konusu olay bakımından davacının zararının bulunmadığını, davacının dilediği bankacılık ürünlerini dilediği bankadan almak konusunda özgür olduğunu, tazminatın yasal koşullarının oluşmamış olduğunu, Rekabet Kurulu kararında müvekkili bankanın, hiçbir kredi yönünden rekabet ihlali bulunmamakta olduğunu, Rekabet Kurulu'nun genel olarak bankanın tüketici işlemlerini değil kamu mevduatına yönelik işlemlerini incelemiş olduğunu, davacının kefil olduğu finansal kiralama şirketinin, rekabetin ihlal edildiği iddia edilen; 21/08/2007-22/09/2011 tarihleri arasında müvekkili bankadan kredi kullanmamış olup dava konusu olay bakımından davacının zararı bulunmadığını, bu sebeple işbu davada iddia ettiği hususlar bakımından ne zarar ne fiil ne de illiyet bağının varlığı koşullarının gerçekleşmemiş olduğunu, müvekkili banka aleyhine açılan davalarda, müvekkilinin rekabet ihlali olmadığının açıkça vurgulanmış olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; ve haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın görev yönünden reddini, davanın husumet nedeniyle reddini, süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, usule ilişkin itirazları kabul edilmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı. Dava, rekabet şartlarının ihlali nedeniyle tazminat ve teminatların devir edilmemesi nedeniyle alacak istemidir. Alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; "...Rekabet Kurulu açıklamalarından ve basına yansıyan haberlerden de bilindiği üzere, Rekabet Kurulu 12 bankaya "mevduat", "kredi" ve "kredi kartları hizmetleri" olmak üzere 3 konu bakımından inceleme başlatmış ve bu üç konu bakımından davalı bankaları ayrı ayrı değerlendirmek suretiyle bir karar verdiği, ... Bankası ... Şubesinin 17.04.2019 tarihli sayın mahkemenize hitaben verilen cevabi yazı ekindeki tahsilat dekontları incelendiğinde,kullanılan kredilerin Bireysel kredi olmadığı,Teminatlı Krediler olduğu, Davacının davasında iddiasının kabul edilmesinde dahi rekabet ihlali 21.08.2007-22.09.2011 tarihleri arasında gerçekleştiği,sunulan dekontların ise 19.10.2016 tarihinden 15.05.2017 tarihleri arasında olduğu, Dolayısıyla davacının talelebinin yerinde olup olmadığının..." takdirinin mahkemeye ait olduğu mütalaa edildiği anlaşıldı. Davacı tarafından rekabet şartının ihlali nedeniyle tazminat istemi hakkındaki davasından 21.03.2023 tarihli celsede vazgeçmiş olduğundan bu talep bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından dava dışı ... A.Ş. İle davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, kefil olarak davalı bankaya ödeme yaptığını, davalı bankanın kefil olarak ödeme yapmasına rağmen asıl borçludan alınan kambiyo evraklarının kendisine temlik edilmediği bu nedenle de temlik edilmeyen kambiyo senetleri nedeniyle halefiyet hakkından kaynaklı alacak isteminde bulunmuştur. 6098 sayılı yasanın 592. Maddesi'' Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır. Çalışanlara kefalet hâlinde alacaklı, çalışanlar üzerinde yükümlü olduğu gözetimi ihmal eder veya kendisinden beklenebilen özeni göstermezse ve borç da bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olursa, bu borcu veya borcun artan kısmını kefilden isteyemez. Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek veya bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Alacaklının, diğer alacakları sebebiyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldikleri ölçüde saklıdır. Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.'' düzenlemesine yer verilmiştir. 818 Sayılı kanunun 496. Maddesi ''Kefil eda ettiği şey nisbetinde alacaklının haklarında, ona halef olur. Bu halefiyet kaidesinden evvelce feragat etmek caiz değildir. Şu kadar ki kefil ile borçlu beynindeki hukuki münasebetlerden mütevellit dava ve defi hakları mahfuzdur.'' düzenlemesine yer verilmiştir. 818 Sayılı kanunun 499. Maddesi'' Alacaklı mekfulünbihi tediye eden kefilin borçluya rücu hakkını kullanmağa ve elinde bulunan rehinleri nakde tahvile medar olabilecek senetleri ona teslime mecburdur. Borç bir gayrimenkul rehin ile temin olunmuş ise alacaklı rehin hakkının kefile devri için ifası lazım gelen merasimi icra ile mükelleftir. '' düzenlemesine yer verilmiştir. 818 Sayılı kanunun 500. Maddesi'' Alacaklı kefaletten dolayı tahakkuk eden borcun temini için kefelatin akdi esnasında tesis yahut sonradan istihsal olunan teminatı kefilin zararına olarak tenkıs eder veya elinde bulunan delaili elden çıkarırsa kefile karşı mes'ul olur. Resmi memurlar ile müstahdemlere kefalet vukuunda alacaklı, bu borçlular hakkında ifasiyle mükellef olduğu nezareti icrada ihmal eylediği ve borç bu ihmalden tevellüt ettiği yahut ihmal vukubulmamış olsaydı bu nisbette tezayüt etmiyeceği muhtemel bulunduğu takdirde dahi mesuldür'' düzenlemesine yer verilmiştir. Gerek 6098 sayılı yasa gerekse 818 sayılı yasa kapsamında alacaklı alacağın güvencesi olarak aldığı teminatları korumak, ve borcu ödeyen kefile bu teminatları vermekle yükümlüdür. Davacı tarafından davalı bankaya kredi borcunun teminatı olarak verildiğini beyan ettiği, ... 30.11.2007 tarih ve ... seri numaralı 28.000,00 TL bedelli çekin ...'ın 01.11.2022 tarihi cevabi yazsına göre iptal edildiğinin anlaşıldığı, bu çek yönünden çek iptal edildiğinden, davacıya temlik edilebilecek bir çek olmadığı anlaşılmıştır. Davacının 13.06.2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunduğu davalı bankanın 16.06.2011 tarihli yazısı incelendiğinde; davacının davalı bankaya sunduğu 23.05.2011 tarihli dilekçesine karşılık düzenlendiği anlaşılan yazıda, davacının 185.060,99 TL lik ödemesi nedeniyle dava dışı ... A.Ş'nin kredi borcunun kapatıldığının ve kredinin teminatında olan ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla....İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas, ... sayılı dosyaların devir ve temlik harç masraflarının davacıya ait olmak üzere temlik edildiğinin ve icra dosyalarına bu hususun bildirildiğinin yazılı olduğu, buna göre teminata alınan çekerden karşılıksız çıkanlarla ilgili icra takipleri yapıldığının ve devam eden teminatların davacının iddiasının aksine davalıya temlik edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından dava dışı asıl borçlu ... A.Ş'nin kredi borcunu kefil sıfatıyla ödemesi nedeniyle davalının asıl borçlu şirketten teminat olarak aldığı müşteri çeklerini kendisine temlik etmemesi nedeniyle davalıdan alacak isteminde bulunmuş ise de devam eden teminatların davacının kendisinin sunduğu davalı banka yazısına göre davacıya temlik ediliğinin bildirildiği, davacının davalı bankanın temlik iradesine göre icra müdürlüklerine gerekli harçları yatırıp dosyaları temlik alması gerekirken bunu yapmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla davalının temlike yönelik bir kusurunun olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının rekabet şartlarının ihlalinden kaynaklı alacak davasının açılmamış sayılmasına, 2-Davacının temlik edilmeyen teminatlar nedeniyle alacak isteminin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 85,39 TL + 2.500 TL ıslah harcı + 884,06 TL tamamlama harcının toplamı olan 3.469,45 TL'ndan mahsubu ile fazla alınan 3.041,85 TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 96,55-TL. tebligat + müzekkere masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, 7-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 32.505,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 31/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır