İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/590 E. 2023/1036 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/590
Karar No
2023/1036
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/590 Esas KARAR NO :2023/1036 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:27/05/2022 KARAR TARİHİ:20/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... ve ...’nin oğlu, ...’nin ise kardeşi olan Müteveffa ... 21.04.2018 tarihinde davalı sürücü ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin ... Hastane Metrobüs Durağına sol şerit üzerinde seyir halinde iken çarpması neticesinde vefat ettiğini,davalının meydana gelen kazada 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b maddesini açıkça ihlal ettiğini bu nedenle Müvekkillerin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi gerektiğini, kazanın meydana geldiği D-100 kara yolunun üstünde Çağlayan Yolu adlı otobüs durağı bulunduğunu ve bu yolda hız sınırı 80km olduğunu,19.10.2020 tarihli hız tespit raporuna göre davalının kaza sırasındaki hızının asgari 142km olduğunu, davalının kaza yerine yaklaşırken hızını artırdığının belirtildiğini, yapılan incelemede ayrıca davalının 0,33 Promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, aşırı bir hızla seyretmek suretiyle metrobüs durağına gitmek isteyen müteveffaya çarparak ölüm olayının meydana gelmesine sebep olduğunu, davalının aşırı hızı nedeniyle geç başvurduğu fren tedbiri ile ölüme neden olacak şekilde kazanın meydana gelmesine sebep olduğundan kusurlu olduğunu, ... üniversitesi makine yüksek mühendisi tarafından hazırlanan 21.09.2020 tarihli kusur raporunun da bu yönde olduğunu, davalı hakkında Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan ....Asliye Ceza Mahkemesi .... Sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, sanığın hızı tespit edilmeksizin alınan rapora dayanılarak davalının beraatine karar verildiğini, kararın taraflarınca istinaf edildiğini, Yerleşik Yargıtay kararları gereği hukuk mahkemesi kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı olmadığını, bu nedenle raporlar ve kaza tespit tutanaklarının değerlendirilerek kusur incelemesi yapıldığında davalı sürücünün kusurlu olduğunun ortaya çıkacağını, müteveffa ... 1997 doğumlu ve kaza tarihinde 21 yaşında olduğunu, müvekkillerin ... ve ... evlatlarının, müvekkil ... ise kardeşinin ölüm haberini aldıklarında adeta yıkıldıklarını, müvekkillerin müteveffanın ölümü nedeniyle tarifi mümkün olmayan acılar yaşadıklarını , hayatları boyunca bu acıyı yaşamaya devam edeceklerini, müteveffa ...’nin ölümünün müvekkillerini manevi olarak yıkıma uğrattığını, müvekkillerinin telafisi imkansız üzüntü yaşadıklarını, bu acıyı miktarı ne olursa olsun hiçbir tazminatın gidermesinin mümkün olmayacağını, müteveffanın yaşarken çalıştığını ve ailesine destek olduğunu, ölümü nedeniyle ailesinin bu destekten de yoksun kaldığını, Davalı sigortaya yapılan başvurudan olumlu sonuç elde edilemediğinden müvekkillerin ... ve ...'nin desteğin destekliğinden yoksun kaldığı süre ve elde edeceği gelire göre belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatının müvekkillere ödenmesi gerektiğini, müvekkillerinin dava harç ve giderlerini kısmen veya tamamen ödeyecek güce sahip olmadıklarından Adli Yardım taleplerinin kabulünü, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi tarafından tespit edilecek değere göre dava değerini artırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacılar ... için 1.000TL, ... için 1.000TL olmak üzere toplam 2.000TL Destekten Yoksun Kalma tazminatının ölüm olayının meydana geldiği 21.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, davacılar ... için 200.000TL, ... için 200.000TL ve ... için 100.000TL olmak üzere toplam 500.000TL Manevi tazminatın 21.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa konu talebin niteliği ve yargıtay içtihatları gözetildiğinde, huzurdaki uyuşmazlığın belirsiz alacak olarak nitelendirilmesinin usul hukukuna aykırı olduğunu, başvurucunun sigorta şirketine yaptığını başvuruda sunmuş olduğu bilgi ve belgeler dikkate alındığında, başvurucunun talep ettiği tazminat miktarını bilebilecek, belirleyebilecek veya ispat edebilecek durumda, hukuki menfaat dava şartlarından olup müracaatçının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından başvurusunun reddi gerektiğini, davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmesi gerektiğini, başvuru aşamasında ... A.Ş'ye davacı tarafın başvuru evraklarında da görüleceği üzere Anne ve baba bilgisini de gösterir güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği, Ölen kişiye ait kaza tarihi itibarıyla son gelir durum belgesi ve Hak sahibine ait banka hesap bilgileri sunulmadığını, müvekkili tarafından sigortalı araç sürücüsünün işbu dava konusu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, nitekim sigortalı araç sürücüsüne karşı açılmış olan kamu davası sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmaması sebebi ile beraat ile sonuçlandığını, davacı tarafın istinaf başvurusu da ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülemediğinden esastan reddedildiğini, sigortalı araç sürücüsünün ise işbu dava konusu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunma Şöyle ki; kazaya ilişkin olarak açılan kamu davasının gerekçeli kararında da ifade edildiği üzere müteveffa yaya E-5 diye tabir edilen karayolunda gece karanlığında ve üzerinde koyu renkte giysiler ile birlikte yayaların bulunmasına ihtimal dahi verilmeyen, karşıdan karşıya geçilebilmesi amacı ile konulan üst geçidi kullanmadan, önündeki 3 metrelik tellerle ayrılmış metrobüs yoluna doğru hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde yola çıkması neticesinde işbu kazanın gerçekleştiğini, nitekim ekte sunduğumuz belgelerde de görüleceği üzere ceza davası aşamasında ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen raporda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, müteveffa yayanın asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, buna karşılık davacı yanın itirazları doğrultusunda dosya nın tekrar Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nda kusur durumu tespit edildiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından ilk belirlenen kusur oranlarının doğru olduğu ve sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müteveffa yayanın asli kusurlu olduğu tekraren belirtildiğini, alınan iki kusur raporunun da birbirini destekler nitelikte olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün taksir / ihmal derecesinde dahi kusurunun bulunmadığını Adli Tıp Kurumu tarafından iki kez ifade edildiğini ve .... Asliye Ceza Mahkemesi .... 22.10.2020 Tarihli kararı ile BERAAT ettiğini, davacı tarafın bunun üzerine işbu kararı istinaf ettiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi ... E. ... K. 18.05.2021 Tarihli kararı ile oybirliği ile ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmemesi sebebi ile istinaf başvurusunun esastan reddine, oybirliği ile kesin olarak karar verdiğini, tazmin taleplerinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte müteveffanın ”destek” olduğunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı talep edenlerin, müteveffanın kendilerine destek olduğunu ispat etmekle mükellef olduğunun aşikar olduğunu, Zira destek kavramı ile mirasçılık kavramları birbirinden farklı olup, salt mirasçısı sıfatını haiz olmak, müteveffanın destek sıfatını haiz olduğu anlamına gelmediğini, müteveffanın mirasçılarının, müteveffanın kendilerine ne surette destek olduğunu ispatlaması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte destekten yoksun tazminatı açısından da davacı kardeş ...'nin de destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin kendisine ihbar tarihi itibariyle 8 günlük sürenin sonunda temerrüde düşmüş olacağından faiz sorumluluğu da bu tarihten itibaren başlamış olacağını, Trafik kazası sonucu hak edilen destek tazminatı ticari bir işten kaynaklı olmadığından ve taraflar arasında da bir ticari iş bulunmadığından kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminata hükmolunması halinde yasal faiz uygulanması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, davacı tarafın da netice-i talebinde sigorta şirketinin poliçe teminat şartları ile sınırlı tutulmasını ve manevi tazminat talebini salt diğer davalı sigortalı araç sürücüsüne yönelttiğini ifade ettiğini, hal böyle olunca diğer taleplerin kabulü anlamına gelmemekle birlikte manevi tazminat taleplerinden müvekkil sigorta şirketi sorumlu Davanın usulsüz başvuru sebebiyle usulden reddine, Sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması sebebiyle davanın reddine, müteveffanın ölüm sebebinin araştırılmasına, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesine müzekkere yazılarak ölü muayene tutanağının ve otopsi raporunun temin edilmesine, tarafların sosyo-ekonomik durumlarının tespitini, neticeten davanın reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile huzurdaki davada görevli Mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun ticari bir işten kaynaklandığını, huzurdaki davada davacı talepleri zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Zira Trafik kazası nedeniyle zarar görenin, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlayacak 2 yıllık zamanaşımı süresi olduğunu, Davaya konu Trafik Kazası 21.04.2018 tarihinde gerçekleştiğini, 2 yıllık zamanaşımı süresinde davanın açılmaması nedeniyle huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, hak düşürücü süre yönünden de reddi gerektiğini, davacının uyuşmazlığa konu maddi tazminat talebi niteliği itibari ile belirli nitelikte olup; huzurdaki uyuşmazlığın belirsiz alacak olarak nitelendirilmesinin usul hukukuna aykırı olduğunu, davacı tarafça dava açılmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğunu, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddi gerektiğini, yine davacı taraf dava şartı olan arabulucuğa da başvurmadığından yine davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddi gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları'nın Ek 6.maddesinde "Ölüm" halinde başvuru belgesine eklenecek belgeleri kapsar şeklide usulüne uygun bir başvuru Sigorta şirketine yapmadığını, bu nedenlerle davacının davasının dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi gerektiğini, ...'un işbu dava konusu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. nitekim müvekkile karşı açılmış olan kamu davasında müvekkilin herhangi bir kusurunun olmadı adli tıp raporu ile sabit olduğundan , ilgili kamu davasında müvekkilinin beraatine karar verildiğini, beraat kararına karşı davacı tarafın istinaf başvurusu da ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülemediğinden esastan reddedildiğini,müvekkilinin yönetimindeki ... plaka sayılı aracı ile 21.04.019 tarih saat 01:00 sıralarında Boğaziçi istikametinden Topkapı istikametine sol şeritte yol şartları ve arabasının teknik özelliklerine uygun halde seyir halinde iken ... Hastanesi Metrobüs yaya üst geçidinin bulunduğu ve yolun tel örgü ve demir çitlerle kapalı olduğu ve dolayısıyla yaya geçidine kapalı olan alanda, vefat edenin yola atlamak suretiyle karşıdan karşıya geçmeye çalışması sonucu meydana geldiğini, Anılan kazanın meydana gelmesinde müvekkilin herhangi bir kusuru olmadığını; bu durum .... Asliye Ceza Mahkemesi .... Sayılı dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 08/05/2020 tarih ve ...-101.02-2020/2128/362 Sayılı raporları ile de sabit olduğunu, kaza yeri yaya trafiğine tel örgü ve demir çitlerle kapalı olup; kaza yerinde üst geçit bulunduğunu, vefat edenin yaya trafiğine kapalı alana girmesi neticesinde dava konusu kazanın meydana geldiğini, Davacı tarafı dava dilekçesi ekinde ... Üniversitesi Makine Yüksek Mühendisi ... ... tarafından hazırlandığını iddia etiği raporun müvekkilinin davaya konu kazada tali kusurlu olduğunu iddia ederek hak elde etmeye çalıştığını oysa bu raporun tamamen davacının tek taraflı beyanları ile hazırlandığını, davaya konu kazayı aydınlatmaktan uzak ve dosyada delil mahiyeti olması mümkün olmayan bir rapor olduğunu, Dolayısıyla davacının dosyaya sunmuş olduğu raporun dosyada delil mahiyeti olmadığı gibi hükme esas alınmasının da mümkün olmadığını, zira .... Asliye Ceza Mahkemesi .... Sayılı dosyası celp edildiğinde görüleceği üzere olay yerine ve olaya ilişkin görüntüler .... Asliye Ceza Mahkemesi .... Sayılı dosyasında mevcuttur. Kaza yeri yaya trafiğine kapalı ve tel çitlerle örülü olduğu halde vefat edenin yola girmek suretiyle mevcut kazanın oluşmasına tüm kusuru ile sebebiyet vermiş olduğu açık ve sabittir. Nitekim .... Asliye Ceza Mahkemesi .... Sayılı dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine kusur oranlarının belirlenmesi amacı ile gönderilmiş olduğu; ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen raporda müvekkil ...'un kusursuz olduğu, vefat eden yayanın asli ve tam kusurlu olduğu tespit edildiğini, Buna karşılık davacı yanın itirazları doğrultusunda dosya tekrar Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nda kusur durumu tespit edildiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından ilk belirlenen kusur oranlarının doğru olduğu ve müvekkil ...'un kusursuz olduğu, müteveffa yayanın asli kusurlu olduğu tekraren belirtildiğini, .... Asliye Ceza Mahkemesi .... Sayılı dosyasında alınan iki Adli Tıp kusur raporu birbirini destekler nitelikte olduğunu, hiçbir şekilde davacı tarafın tazmin taleplerinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte müteveffanın ”destek” olduğunun ispatlanması zaruri olduğunu, bu yönde herhangi bir delil sunulmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrüt oluşmadığından davacı tarafın faiz talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, usule yönelik itirazları dikkate alınarak davanın usulden reddine karar verilmesini, kabul görmemesi halinde haksız, kötü niyetli, yasal ve maddi dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin Davacı tarafa tahmiline karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 21.04.2018 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacıda oluşan bedensel zararların maddi ve manevi olarak tazmini istemine ilişkindir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 3/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen; MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun; Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemeleri mevcuttur. Dava ilk olarak .... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, adı geçen mahkeme 06/07/2023 tarih ve ... Karar sayılı kararıyla davaya bakmaya görevli mahkemelerin İstanbul Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davacı vekilinin talebi doğrultusunda dosya mahkememize tevzi olmuştur. Dava, 27/05/2022 tarihinde açılmış olup, davacı vekili tarafından dosyaya sureti sunulan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk tutanağının ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Davanın konusu tazminat istemi olmakla, davacı yan davalı sigorta şirketinden zorunlu sorumluluk sigortası kapsamında talepte bulunmaktadır. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle eldeki davanın, ticari dava olduğunun kabulü gerekmiştir. Dosyanın görevsizlik kararıyla mahkememize gelmiş olmasının dava tarihine ve yargılama usulüne bir etkisi bulunmamakla, dava tarihi itibariyle yukarıda anılan yasa maddeleri kapsamında dava şartı olan arabuluculuk faaliyetine ilişkin süreç tamamlanmadan dava açılmış olduğundan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23 Maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca Arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın TTK'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı Anadolu Sigorta tarafından sarf edilen posta ve tebligat gideri 45TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 7-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin vekillerinin yüzüne karşı, davalı Anadolu Sigortanın yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi.20/12/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/590, K. 2023/1036, T. 20.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-590-e-2023-1036-k-4f2cdd9ffa8b