İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/47 E. 2024/454 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/47
- Karar No
- 2024/454
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/47 KARAR NO :2024/454 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:06/09/2022 KARAR TARİHİ:04/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 30 yıllık hayatında elde etmiş olduğu tüm birikimini, dava dışı ... AŞ'de bulunan vadeli mevduat hesabında Türk Lirası cinsinden değerlendirdiğini ve yastık altı tüm birikimini Türk Lirasına çevirerek vadeli mevduat hesabına aktardığını, bu aktarımdan kısa bir süre sonra davalı tarafından arandığını ve yatırımını kendi aracılıkları ile sermaye piyasasında değerlendirilmesi için tanıtıma gelmek istediklerinin bildirildiğini, davacıya sözleşmenin mahiyetini, risklerini, nasıl bir yatırım içerisinde kalacağını tanımlamadan ve anlatmadan 100 sayfayı aşkın evrakı bir anda imzalatarak davacının iradesini sakatladığını, davacının hayatında hiçbir borsada, hiçbir piyasada yatırım yapan biri olmadığını, finansal okur yazarlığı dahi bulunmadığını, davacının yanlış ve eksik bilgilendirme ile ikna edildiğini, sözleşme ve tüm eklerinin 22.10.2021 tarihinden yaklaşık üç ay sonra 18.01.2022 tarihinde davalı tarafından davacıya mail olarak gönderildiğini, davacıya VİOP'ta işlem ve yatırım gerçekleştireceği, bu yatırım faaliyetleri esnasında döviz, altın, emtia gibi yatırım araçlarını kendisi ile alıp satmayacağı, borsada karşılıklı olarak yatırımcılar ile alıp satacağı, bazı zamanlarda elinde zarar eden yatırım araçlarını satmak istediğinde karşıda alıcı olmaz ise bu araçları satamayacağı ve zararın işlemeye devam edeceğinin hiçbir surette anlatılmadığını, davacının ... danışmanının birçok tavsiyesine uyarak hareket ettiğini ve bu tavsiyelerin tamamında çok büyük meblağda zararlara uğradığını, davalıya gönderilen ihtarname ile sözleşmenin butlan sebebi ile iptal edildiği ve zararın tazmini talep edildiğini, kamuoyunu aydınlatma ilkesinin gereği olan uygunluk testi prosedürünün davacıya uygulanmadığını, yine davacıya kanunen uygulanması gereken yerindelik testi prosedürünün uygulanmadığını, 22.10.2021 - 20.12.2021 tarihleri arasındaki iki aylık bu yatırım sürecinde davacının kendi inisiyatifiyle yaptığı işlemlerden bir miktar kar elde ettikten sonra 24.11.2021 tarihinde tüm pozisyonlarını realize ederek sistemden çıktığını, parasını çektiğini ... çalışanı ...'a bir süre işlem yapmayacağını açıkça belirtmesine rağmen ... tarafından ikna edici konuşmalarla davacının sisteme tekrar dahil edilmeye çalışıldığını, davacının 29.11.2021 tarihinde tekrar yatırım yapmaya başladığını, 16 Aralık tarihine kadar ufak çaplı yatırımlar yaptığını, ancak 16 Aralık tarihinden sonra ... bir dizi yanlış tavsiyesi, özen ve sadakat borcuna dolayısıyla hukuka aykırı davranışları sonucu hesabının tamamen zarara sürüklendiğini, davacının bütün ana parasından birikiminden olduğunu, elindeki her şeyini kaybettiğini ve üzerine davacıdan 1.100.000 TL civarı bir paranın ... talep edildiğini, açıklanan hukuka aykırılıklar bakımından haksız fiili ile davacıya zarar veren davalının bu zararları tazmin etmesi gerektiğini, dava konusu sözleşmenin hile hükümleri kapsamında hukuken butlan olmakla davacının davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını ileri sürerek dava konusu sözleşmenin iptali ile davacının sözleşmeden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından davacının uğratıldığı zararın bilirkişi tespitleri ile bedeli daha sonra arttırma ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 629.000-TL'sinin haksız fiil hükümleri çerçevesinde, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin Sermaye Piyasasında faaliyet gösteren bir aracı kurum olduğunu, davacının davalı şirketin ... hesap numaralı müşterisi olduğunu, davacının talebi üzerine kendisinin iş yerinde davalı şirket personeli tarafından ziyaret edildiğini ve bilgilendirme yapıldığını, davacı ile davalı şirket arasında Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili alt mevzuatta öngörülen usul ve bilgilendirme kuralları çerçevesinde davacının yaptığı işlemleri kapsayan Sermaye Piyasası işlem sözleşmeleri ve yine mevzuatın öngördüğü her türlü bilgilendirme formlarının imzalandığını, elektronik ortamda davacıya uygunluk testi ve yerindelik testi yapıldığını, davacının "okudum, anladım, teslim aldım" şerhi düşerek Sermaye Piyasası Faaliyetleri Çerçeve Sözleşmesini imzaladığını, davacının ayrıca Sermaye Piyasası Mevzuatı uyarınca yapacağı işlemlere ilişkin diğer Sözleşme ve Bilgilendirme Formlarını elektronik ortamda imzalandığını, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, davacının tüketici olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek dava görevsiz mahkemede açıldığından öncelikle mahkemenin görevsizliğine, taraflar arasındaki sözleşmeler hukuken geçerli olduğundan ve davacının söz konusu sözleşmelere dayalı olarak Sermaye Piyasasında uzun süre işlem yaptığından sözleşme ve tüm eklerinin butlan sebebine dayalı olarak iptali talebinin reddine, davacının 22.12.2021 tarihi itibariyle davalı şirkete her türlü faiz, masraf, takip masrafları hariç olmak üzere 1.051.055,27-TL borçlu olduğunun tespiti ile davacının davalı şirkete borçlu olmadığına dair menfi tespit talebinin reddine, davalı şirketin davacının zarara uğramasına neden olabilecek herhangi bir işlem ve eylemi bulunmadığından hukuki dayanaktan yoksun tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Delillerin toplanması aşamasında davacı vekili 11/08/2024 tarihinde davadan feragat ettiğini belirtmiştir. Davadan feragat 6100 Sayılı HMK'nın 307 maddesi hükmü gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafların kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. 6100 Sayılı HMK'nın 311 maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde davadan feragata yetkili olduğu saptanmaktadır. Feragat bildirimi de 6100 Sayılı HMK'nın 309. maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle davanın feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Feragat nedeniyle davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60-TL maktu red harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine, 4-İstenilmediğinden taraflar yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Arabuluculuk ücreti olan 800,00-TL’nin davacıdan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/09/2024 Katip ... Hakim ...