İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/615 E. 2024/412 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/615
Karar No
2024/412
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2021/615 Esas KARAR NO:2024/412 DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:20/09/2021 KARAR TARİHİ:03/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ile davalı şirketin ekte yer alan ve aslı davalı şirkette bulunun paket taşıma sözleşmesini imzaladığını, sözleşme süresinin bir yıl olduğunu, sözleşme gereğince müvekkilinin "..." olarak tanımlanan işi üstlendiğini, müvekkilinin sözleşme şartlarından anlaşılacağı üzere her ne kadar belirtilen şirketin bağlı çalışanı olsa da şahıs şirketi kurarak görünürde ticari bir iş üstlendiğini, yapılan sözleşme gereğince "işveren" şirket bu model sayesinde işçinin asgari ücretle kazanacağının bir miktar üstünde para vererek çalışan iş kanunundan doğan haklarını ortadan kaldırdığını, günlük 14-15 saat çalıştırdığını, vergi ve sigortaları işçinin üzerine yüklediğini ve iş kazası sorumluluğundan kaçtığını, müvekkilinin 27.05.2021 tarihinde sözleşme şartlarını yerine getirerek çalışmaya başladığını, ekte sundukları fatura ve fişler incelendiğinde bu işi alabilmek için müvekkilinin motoru için harcamalar yaptığını, şahıs şirketi kurduğunu ve vergi ödemesi yaptığını, Manisa'da çalışan müvekkilinin ... isimli uygulamaya bağlı ...'ye gelen siparişlerinin tüketicilere taşıdığını, 23.06.2021 tarihinde müvekkilinin 37 adet sipariş paketini taşıdığın, gün sonunda fiyuuu sorumlusu şahısların müvekkili ile çalışmayacaklarını ve kamera kayıtlarında da görüldüğü üzere müvekkilinin bir kişiyi taciz ettiğini iddia ettiklerini, müvekkilinden herhangi bir yazılı veya sözlü savunma alınmadığını, taciz ettiğine dair herhangi bir kesin delilin ortaya konulmadığını, kamera kaydı olduğunun söylendiğini, KVK kapsamında gösteremeyeceklerini ifade ettiklerini, müvekkilinin kimseyi taciz etmediğini, müvekkili hakkında herhangi bir taciz iddiasıyla savılığa ihbarda bulunulmadığını, davalı şirketin sözleşmeyi feshedebilmek için bu iddiayı ortaya attığını, bu asılsız ve ağır iftira sebebiyle müvekkilinin birlikte yaşadığı hayat arkadaşına, çalıştığı iş arkadaşlarına ve çevresine karşı mahcup olduğunu, saygınlığının kaybolduğunu, her ne kadar hayat arkadaşı tarafından desteklense de bu olay sebebiyle ilişkilerine şüphe düştüğünü ve ilişki sağlıklı bir şekilde ilerlemez hale geldiğini, müvekkilinin işsiz kalmış olması sebebiyle yeni iş ararken bu durum onu olumsuz etkilediğini, bir dönem işsiz kaldığını, bu nedenle davalı şirketin müvekkiline 30.000 TL manevi tazminat ödemek zorunda olduğunu, müvekkilinin yıllardır kurye olarak çalıştığını, ... yer alan ... gibi yerlerde çalışan müvekkili hakkında daha önce böyle bir şikayet olmadığı gibi tanık olarak dinletecekleri işverenlerin de bu müvekkilinin ne kadar çalışkan olduğunu ve iş yerindeki kadınlara karşı ne kadar saygılı olduğunu ortaya koyacaklarını, ayrıca ekte sundukları müşteri yorumlarında da yine kadın erkek fark etmeksizin müvekkili yönünde herhangi bir olumsuz yorum olmadığının açık olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin her ne kadar genel işlem koşulu olsa ve davalı şirket için tek taraflı koruyucu maddeler yer alsa da davalı kurumun buna rağmen sözleşmede yer alan fesih şartlarını ihlal ettiğini, bu nedenle müvekkilinin uğradığı menfi zararları karşılamakla sorumlu olduğunu, menfii zarar oluşturduğu kabul edilen malvarlığı kayıplarının hepsini en baştan tek tek saymanın mümkün olmadığını, Yargıtay uygulamalarında olumsuz zararı oluşturan fiilî zarar (damnum emergens) ve kâr mahrumiyeti (lucrum cessans) kalemlerini ayrı ayrı ele almanın daha doğru olacağı üzerinde durulduğunu, müvekkilinin uğradığı fiili zararların; sözleşmeyi kurmak adına yaptığı motor yenilemesi, ekte yer alan diğer harcamalar, vergiler, harçlar, harcanan yakıt, yargılama masrafları olduğunu, müvekkilinin yoksun kaldığı karın, müvekkili davalı ile bir yıllık sözleşme imzaladığını, günlük yaklaşık olarak 35 adet paket taşıdığını, taşıdığı paket kadar ücret kazandığını, müvekkilinin bu sözleşme ile şirkete bağlı olarak çalışmış başka hiçbir yerde çalışma imkanı tanınmadığını, iftira sebebiyle itibarının sarsıldığını, iş bulmasının zorlaştığını, müvekkilinin bu işi yapmak için kendi işinden ayrıldığını, aylık ortalama gelirinin hesaplanarak mahrum kaldığı kazancın tarafına ödenmesi gerektiğini, yapılan harcamalar ve mahrum kalınan bedellerin bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek olup fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın taraflarına ödenmesi gerektiğini beyan/talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı ile müvekkili şirket arasında ticari nitelikli Paket Taşıma Sözleşmesinin 27.05.2021 tarihinde imzalandığını, davacının sahibi olduğu şahıs şirketi sıfatı ile söz konusu sözleşmeyi imzaladığını ve basiretli tacir sıfatı ile sözleşme konusu edimi yerine getirme taahhüdünde bulunduğunu, davacının bu dilekçeye konu dava dilekçesinde davacının müvekkili şirketin bağlı çalışanı olduğunu görünürde ticari bir ilişki kurulduğunu beyan ettiğini, davacı tarafın bu iddialarının asılsız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin AŞ, davacı yanın ise şahıs şirketi sıfatı ile ticaret siciline kayıtlı ticari şirketler sıfatları ile tüzel kişilikleri nezdinde Paket Taşıma Sözleşmesi'ni imzalandığını, bu hususun şirket yetkililerinin özgür iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme kapsamında da belirlendiğini, tarafların ticaret siciline kayıtlı şirketleri ile imzalamış oldukları sözleşmeden de anlaşılacağı üzere davacının müvekkili şirkette bağlı çalışan olarak çalışmasının mümkün olmadığını, davacının ... Ticaret Siciline kayıtlı ... sicil numaralı şahıs şirketi sıfatı ile basiretli tacir olarak sözleşmeyi imzaladığını, dürüstlük kuralına göre; haklı sebep kavramı taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin sürüdürülmesinin beklenemeyecek olan durumları karşılamakta olduğunu, bu haksız davaya konu feshin de müvekkili şirketin sözleşmeyi devam ettiremeyeceği haller hasebi ile vuku bulduğunu, müvekkili şirketin davacı yanın haksız ve mesnetsiz eylemleri sebebi ile sözleşmeyi feshinin hakkaniyete uygun olduğunu, davacının sözleşme konusu ediminin ifası sırasında, imzaladığı sözleşme kapsamında hizmet görevini ifa ederken 23.06.2021 tarihinde uygulama üzerinden gelen siparişi; Yaren İdal Aslantürk isimli müşteriye ulaştırmak üzere; müşterinin adresine gittiğini, söz konusu siparişleri teslim edildikten sonra Operasyon Destek müşteri tarafından aranılarak hizmet veren davacı hakkında şikayette bulunulduğunu, söz konusu şikayette davacının 17 yaşındaki müşteriyi taciz ettiği şikayetinin müşteri Yaren İdal Aslantürk'ün annesi tarafından müvekkili şirketin insan kaynaklarına ulaştırıldığını, bu durumun yargılama kapsamında dinlenecek tanıklardan ve ibraz edilecek tutanak ve belgelerden de anlaşılacağını, bu nedenle 01.07.2021 tarihinde davacı yan ile akdedilen paket taşıma sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, suç teşkil edecek söz konusu şikayet kapsamında müvekkili şirketin söz konusu sözleşmeyi devam ettirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, zira taraflar arasında imzalanan Paket Taşıma Sözleşmesi'nin Fesih başlıklı 10. Maddesinin "Kurye'nin hırsızlık, yüz kızartıcı suç gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranışının ... tarafından tespit edilmesi halinde, ... işbu sözleşmeyi hiçbir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın, derhal ve tek taraflı olarak feshedilebilecektir." şeklinde hüküm ihtiva ettiğini, sözleşmenin fesih maddesi uyarınca yüz kızartıcı suçlardan olan taciz suçunun işlendiği müvekkili şirketçe anlaşılması hasebi ile davacı yan ile imzalanan Paket Taşıma Sözleşmesi Müvekkil Şirketçe derhal ve tek taraflı olarak feshedildiğini, söz konusu madde hükmü ve TBK'nın amir hükmü uyarınca müvekkili şirketin sözleşmeyi devam ettirmesinin kendisinden beklenilmesi hayatın olağan akışı içerisinde kabul edilemeyeceğini, davacı ile müvekkili şirket arasında ikame edilen "Paket Taşıma Sözleşmesi"nin "Özel Durumlar ve Cezai Yatırımlar" başlıklı 6. Maddesinin 6.3. Maddesinin "Kurye dağıtım hizmetini bizzat yapacağı için davranışlarından sorumludur." şeklinde hüküm ihtiva ettiğini, bu sözleşme maddelerinden anlaşılacağı üzere davacı yanın sözleşme konusu hükümler uyarınca müşterilere karşı davranışlarından sorumlu olacağını, aynı zamanda tarafların sözleşme kapsamında özen ve sadakat yükümlülüklerinin de bulunduğunu, davacı sözleşmede kararlaştırılan sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmediğini, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davacının manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için hukuka aykırı bir fiil, kusur, zarar ve kusur ile zarar arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, açıkça görüleceği üzere, müvekkili şirketin iddia edildiği gibi zarara sebebiyet verecek herhangi bir kusurlu hareketinin bulunmadığını, dolayısıyla tazminat talep edilebilmesi için gereken şartların oluşmadığını, davaya konu olayda, kanun düzenlemeleri ve doktrinde kabul edilen manevi tazminat şartlarının aksine davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir fiil olmadığı gibi, manevi tazminat talebinin hukuki bir dayanağı da bulunmadığını, buna göre, davacının hukuki dayanağı bulunmayan ve şartları oluşmamış manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kişilik haklarının kişinin yaşamı, sağlığı, bedensel ve ruhsal bütünlükleri, onur ve ünü, resmi, gizliliği ve saygınlığı gibi varlıkların tümünü kapsadığını, korunması amaçlanan kişisel haklara yönelik fiilin hukuka aykırı olduğunun belirlenmesi, kişilik haklarına müdahale yapıldığının tespiti için yeterli olacağını, korunması gereken kişilik haklarına ve benzeri değerlere müdahale edilmesi ve bu müdahale sonucunda kişinin zarara uğramış olması durumunda, uğranılan zararın tazmini gerekeceğini, davaya konu olayda, Kanun düzenlemeleri ve doktrinde kabul edilen manevi tazminat şartlarının aksine, davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir fiil olmadığı gibi, hukuka aykırı bir durumun da bulunmadığını, aynı doğrultuda, şartları oluşmayan manevi tazminat isteminin hukuki dayanağının da kalmayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki, bu huzurdaki davada talep edilen manevi tazminatın miktarının fahiş olduğunu, davalı müvekkilinin sözleşmeyi yazılı olarak feshetmese dahi davacı yanın bu hususla ilgili sözlü olarak bilgilendirildiğine dair yazılı delil mevcut olduğunu ve feshin yazılı olmaması sebebi ile feshin geçersizliği iyi niyet kurallarına aykırı olacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; taraflar arasındaki paket taşıma sözleşmesinin haksız nedenle feshi iddiasıyla yapılan harcamalar ve mahrum kalınan kar talebinden ibaret olduğu görüldü. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 29/01/2024 bilirkişi raporunda özetle; "Taraflar arasında 27.5.2021 tarihli sözleşmenin imzalandığı hususunun ihtilafsız olduğu, sözleşmenin imza edilmesinden kısa bir süre 1.7.2021 tarihinde sözleşmenin davalı vekili beyanına göre haklı sebebe dayalı olarak feshedildiğinin beyan edildiği, nitekim bu tarih sonrasında davacı taraftan hizmet alınmadığı, Dosyasına sunulan ve detayları yukarıda belirtilen, davacı hakkındaki taciz iddiasına dayanak belgelerin (whatsapp yazışması ve alıcı/göndericisi yazılı olmayan mail çıktısı olduğu beyan edilen yazı) ve huzurda ve talimat mahkemesinde dinlenen tanık beyanlarının değerlendirilerek söz konusu fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği hususununda kanaat ve takdirin hukuki nitelik arz ettiği ve Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sözleşmenin haklı sebebe dayalı olarak feshedilmediği kabul edilmesi durumunda, davacının oluşan kar kaybı zararının ikame/benzer bir iş bulabileceği makul süre yönünden ele alınmasının uygun olacağı, ancak bu konunun sektörel anlamda değerlendirilmesi gerektiğinden, uzmanlık alanımız dışında olduğu, bununla beraber, davacı gelir vergisi ve KDV beyannamelerinden davacı tarafından davalı şirket dışında, fesihten sonra 29.9.2021 tarihinde dava dışı ... Kurye unvanlı firmaya hizmet faturası düzenlendiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının yeni bir işi Eylül 2021'de bulabildiği kabul edilmesi durumunda, mahrum kalınan karın fesih tarihi 1.7.2021 tarihinden başlamak üzere 2021 Temmuz ve Ağustos ayları için talep edilebileceğinin düşünüldüğü, ancak, konu bu yönüyle hukuki nitelik arz ettiğinden takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, buna göre; Sayın Mahkemece, davacının yeni bir iş bulduğu tarihe kadar geçen 2 aylık süre yönünden kazanç kaybı isteyebileceği kabul edilmesi halinde, talep edilebilecek kazanç kaybı tutarının 10.117,30 TL olarak hesap ve tespit edildiği, Sayın Mahkemece, sözleşmenin bir yıllık oluşu ve sözleşme feshedildikten sonraki çalışma olmayan 11 aylık süre için davacının kazanç kaybı talep edebileceği kabul edilmesi durumunda ise bu tutarın 88.354,46 TL olarak hesap ve tespit edildiği, Davacının masraf talebinin ise, sunduğu belgelere göre, masrafların aracın tamir/bakımına ve benzin alımlarına ilişkin olması sebebiyle, zaten maliyet kapsamında yer aldığı, sözleşmenin feshi nedeniyle ortaya çıkan ek masraflar olmadığı, kar kaybına hükmedilmesi durumunda, bu masraflar net kazancın hesabında maliyet olarak hesaba dahil/bileşeni olduğundan, kazanç kaybına hükmedilmesi durumunda, ayrıca maliyetin de tazmininin istenemeyeceği, davacının isteyebileceği masraf kaleminin sözleşmenin feshi nedeniyle ek olarak katlanılan masraftan oluşabileceği, sunulan belgelerin de bu minvalde olmadığı, işin yapılması gereği olan maliyet/masraflara ilişkin olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; taraflar arasındaki paket taşıma sözleşmesinin haksız nedenle feshi iddiasıyla yapılan harcamalar ve mahrum kalınan kar ile manevi tazminat talebinden ibaret olan tazminat davasıdır. Davacı, taraflar arasında imzalanan paket taşıma sözleşmesinin haksız feshedildiğini, bu nedenle oluşan zararının ve manevi tazminatın tazminini talep etmiş, davalı ise sözleşmenin davacının eylemleri sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Taraflar arasında 27/05/2021 tarihinde paket taşıma sözleşmesi imzalandığı ve sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı feshedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği, edilmedi ise zarar miktarının tespitinden ibarettir. Davalı vekili cevap dilekçesinde sözleşmenin feshine dayanak olarak, davacının 23/06/2021 tarihinde, uygulama üzerinden gelen siparişi dava dışı müşteriye ulaştırmak üzere müşterinin adresine gittikten sonra müşteri tarafından davalı şirketin operasyon destek biriminin aranarak davacı hakkında şikayette bulunulması gösterilmiştir. Buna ilişkin delil olarak whatsapp yazışması ekran görüntüsü sunulmuş, ekran görüntüsünde ... Hanım isimli kişiden gelen mesajda "Kızım eve yemek söylüyor, biz evde yokuz, kurye kızımdan parayı alıyor, para üstü uzatıyor, kızım geri geri gidiyor, kurye niyetini anlıyor, o sırada kurye para üstü uzatıyor gibi yapıp kızımın göğsünü elliyor, kızım ben evdeymişim gibi anne bakar mısın diyor, kurye bir iki gelime ediyor ama kızım ne dediğini hatırlamıyor, panik yapıyor, gidiyor ama kızım çok korkuyor, aralıksız ağlayarak beni arıyor, durum bundan ibaret" yazdığı görülmüş olup, yine olaya ilişkin delil mahiyetinde sunulan imzasız ve tarihsiz tutanakta "Misafirimiz 23.06.2021 tarihinde 18:00 sularında ... restoranından 2 adet sipariş vermiştir. Siparişleri teslim edildikten sonra esnaf kurye ... hakkında şikayette bulunmuştur. Şikayette "personelin pos cihazının çekmediği gerekçesiyle 17 yaşındaki kızının göğüslerine doğru uzattığını ve göğüslerine dokunduğunu, bunun üzerine kızın evde bulunan abisine, "abi diye bağırdığını" ...'ın efendim canım dediğini" kızının daha sonra da annesini arayarak olayı anlattığını iletmiştir. Personel ile görüşmemizde kesinlikle böyle bir olay yaşanmadığını, herhangi bir tacizde bulunmadığını, söylemlerinde tedirginlik ve 2 saat önceki olayı hatırlamıyorum veya farklı şeklinde yaşandığına dair beyanda bulunmuştur. Misafirimiz konuyla ilgili bizlerden dönüş beklemektedir. Bilginize" yazılı olduğu görülmüştür. Davalı şirketin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10. Maddesinde düzenlenen "Kurye'nin hırsızlık, yüz kızartıcı suç gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranışının ... tarafından tespit edilmesi halinde, ... işbu sözleşmeyi hiçbir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın, derhal ve tek taraflı olarak feshedilebilecektir." hükmüne göre sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı mevcuttur. Mahkememizce davalı şirket tanığı, olayda mağdur olduğu iddia edilen kişinin dinlenilmesi için adresi itibariyle talimat yazılmış, tanık adına çıkartılan tebligatın adresten sürekli ayrıldığı belirtilerek iade edildiği görülmekle bila ikmal iade edildiği anlaşılmıştır. Bunun dışında davalı şirket tanığı Metin Geçim dinlenilmiş, "davacı kuryenin bir müşteriyi taciz ettiğine dair şikayet bulunduğu bilgisinin insan kaynaklarından verildiğini, bu husustaki görüşmeleri kurye ile insan kaynaklarının yaptığını, imzasız ve tarihsiz tutanağın insan kaynakları tarafından düzenlendiği, olay üzerine sözleşmenin feshedildiğini" beyan etmiştir. Olayın mağduru olduğu iddia edilen kişinin ya da olaya tanık herhangi bir kişinin beyanı mahkememizce tanık sıfatıyla alınamadığından, olaya ilişkin savcılığa ya da emniyete verilmiş herhangi bir ifade bulunmadığından, ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığından davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğine ispata elverişli başkaca bir delil dosya kapsamında mevcut olmadığından sözleşmenin haksız feshedildiği kanaatine varılmıştır. Sözleşmenin haksız feshedildiği kanaatine varılmış olmakla, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak, davacının sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle uğradığı kar kaybının hesaplanabilmesi için davalı ile aralarındaki ticari ilişki sebebiyle aylık ve yıllık ortalama cirosunun / masraflarının/ karının tespit edilmesi bilirkişiden istenilmiş, bilirkişi 18/01/2024 tarihli raporunda, "davacı gelir vergisi ve KDV beyannamelerinden davacı tarafından davalı şirket dışında, fesihten sonra 29.9.2021 tarihinde dava dışı ... Kurye unvanlı firmaya hizmet faturası düzenlendiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının yeni bir işi Eylül 2021'de bulabildiği kabul edilmesi durumunda, mahrum kalınan karın fesih tarihi 1.7.2021 tarihinden başlamak üzere 2021 Temmuz ve Ağustos ayları için talep edilebileceğinin düşünüldüğü, davacının yeni bir iş bulduğu tarihe kadar geçen 2 aylık süre yönünden kazanç kaybı isteyebileceği kabul edilmesi halinde, talep edilebilecek kazanç kaybı tutarının 10.117,30 TL olarak hesap ve tespit edildiği, davacının masraf talebinin ise, sunduğu belgelere göre, masrafların aracın tamir/bakımına ve benzin alımlarına ilişkin olması sebebiyle, zaten maliyet kapsamında yer aldığı, sözleşmenin feshi nedeniyle ortaya çıkan ek masraflar olmadığı, kar kaybına hükmedilmesi durumunda, bu masraflar net kazancın hesabında maliyet olarak hesaba dahil/bileşeni olduğundan, kazanç kaybına hükmedilmesi durumunda, ayrıca maliyetin de tazmininin istenemeyeceği, davacının isteyebileceği masraf kaleminin sözleşmenin feshi nedeniyle ek olarak katlanılan masraftan oluşabileceği, sunulan belgelerin de bu minvalde olmadığı, işin yapılması gereği olan maliyet/masraflara ilişkin olduğunun tespit edildiği" yönünde kanaat bildirilmiş olup mahkememizce bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun, denetime elverişli bulunarak hükme esas alınmıştır. Davacı vekili 27/02/2024 tarihli dilekçesi ile davasını maddi tazminat yönünden ıslah ederek talebini 10.117,30 TL'ye yükseltmiştir. Davalı tarafça ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulmuş ise de sözleşmenin 01/07/2021 tarihinde fesholunmuş olduğu görülmekle davacının ıslah tarihi itibariyle alacak için genel zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımı defi mahkememizce kabul görmemiştir. Sonuç olarak davalı tarafça sözleşmenin feshinin haklı nedenle olduğunu ispata yarar delil sunulamadığı bu sebeple davacının müspet zararının tazminini talep edebileceği, müspet zarar kapsamında kalan kar kaybı tazminatının, sözleşme ifa ile bitseydi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapılması gereken zorunlu harcamalar ile sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle elde edilen haklar ile yine bu süre içinde başka işten sağlanacak veya varsa kasten sağlamaktan kaçınılan kazanç miktarlarının toplamının indirilerek hesaplanması gerektiği, bu kapsamda alınan ve dosya kapsamına uygun olması nedeniyle hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 10.117,30 TL kazanç kaybının 1.000,00 TL'sine dava tarihi, 9.117,30 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talep edilmiş ise de TBK’nın 114/2 fıkrası uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı; ancak, her sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmediği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyetinin zorunlu olduğu, somut olayda davacı dava dilekçesinde iftira sebebiyle hayat arkadaşına, iş arkadaşlarına ve çevresine mahcup olduğunu, olay sebebiyle hayat arkadaşı ile yaşadığı ilişkilerine şüphe düştüğünü ve sağlıklı bir şekilde ilerlemez hale geldiğini, yeni iş ararken bu durumun olumsuz etkilediğini iddia etmiş ise de davacı tanığının bu iddiaların ispatına yeter beyanda bulunmadığı, davacının haksız fesih nedeniyle ticari itibarının ne şekilde zedelendiğini ispat edemediği anlaşılmakla manevi tazminat isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 1-10.117,30 TL'nin 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren 9.117,30 TL'sinin ıslah tarihi olan 27/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı tarafın manevi tazminat isteminin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 691,11TL nispi karar harcının, peşin ve ıslah ile alınan 685,11 TL harcın mahsubu ile geri kalan 6,00 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 10.117,30 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 752,91‬TL (59,30 TL BHV, 8,50TL VSH, 529,41TL peşin harç, 155,70 ıslah harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7- Davacı tarafından kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden yapılan yargılama aşamasında yapılan toplam 2.768,95 TL (268,95‬TL tebliğler ve posta, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; .987,11‬ TL'sının davacıdan, 332,89 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/615, K. 2024/412, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-615-e-2024-412-k-fe64e4ff4c9c