İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/62 E. 2024/602 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/62
- Karar No
- 2024/602
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/62 Esas KARAR NO : 2024/602 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/01/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; davalı borçlu şirket mülkiyeti ...A.Ş'ne ait olan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 720 Ada 2 Parselde kayıtlı taşınmazın kiralanmasına ilişkin olarak müvekkili şirketten aracılık hizmeti aldığını, müvekkili şirketin davalı borçlu şirketin dünya Çapında kurumsal ve güvenilir bir yapısı olması itibari ile davalı borçlu şirketle herhangi bir yazılı komisyon sözleşmesi yapmadığını, Whatsapp mesaj kayıtları ve fatura kayıtlarının itibari ile tüm durumun sabit olduğunu, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 720 Ada 2 Parsel'de kayıtlı taşınmazın kiralanmasına ilişkin olarak müvekkili şirket aracılık ve danışmanlık hizmetini eksiksiz yerine getirdiğini, davalı borçlu şirket ile taşınmaz maliki ... A.Ş arasında ki sözlü anlaşma itibari ile taşınmaza ilişkin ikl aşamalı sözleşme yapılmasına karar verildiğini, davalı borçlu şirketin talebi üzerine bu şeklide bir işlem yapıldığını, ilk aşamada taşınmazın birinci kısmına ilişkin kira sözleşmesi yapıldığı ve buna ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete düzenlenmiş olanı ve ekinde sunulmakta olan fatura düzenlendiği ve iş bu fatura bedeli davalı borçlu şirket tarafından müvekkiline şirkete ödendiğini, müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasındaki sözlü anlaşmanın açık ve kesin kanıtı iş bu fatura ve karşılığında yapılmış olan ödeme olduğunu, davalı borçlu şirket müvekkil şirket tarafından yazılı sözleşme akdedilmemiş olması durumu değerlendirilmeye çalışılmak sureti ile müvekkilinin alacağını ödememek adına her türlü yola başvurmak şeklinde kötüniyetli hareket ettiğini, Türk Ticaret Kanunu 20. Maddesi bu konuda açık olup, yazılı sözleşme olmasa dahi tüm kayıtları ve ödenen fatura kaydı itlbari ile iki aşamalı yapılmış olduğu hususu sabit olan kiralama iştemine ilişkin olarak aracılık ve danışmanlık hizmeti veren müvekkili şirketin tamamlanan Ikinci kısım kiralama işlemine ilişkin olarak aynı birinci kısımda olduğu gibi ücrete hak kazanmış olduğunu, . Müvekkil şirketin sabit olan alacağına ilişkin olarak ... 21. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; davanın kabulü ile davalı borçlu yanın icra dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeni ile davalı borçlu yanın 9620'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davalı - borçlu yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; müvekkili Şirketin Kiralanan Yer’in Zemin Katının İkinci Bölümünün 10.284 metrekare alanının kiralanması için Davacı aracılığıyla dava dışı ... A.Ş. ile görüşmeler yaptığını, davacı ilk etapta yapılan görüşmelere katılmış ancak daha sonra bir hizmet sağlamadığını, beklenen hizmetin sağlanmamasına rağmen, müvekkili şirket ve kiraya veren arasında 01.06.2023 tarihli sözleşme ile 10.284 metrekare alan kiralandığından, müvekkili şirketin davacı tarafından talep edilen hizmet bedelini ödediğini, davacının taşınmaz ticareti yapma yetkisinin olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında sözleşmesel ilişki ve/veya yazılı sözleşme bulunmadığını, davayı ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacı, davasını usulüne uygun şekilde ispat edemediğini, itiraza uğrayan faturanın davacı lehine delil olarak kabulü mümkün olmadığını, davacı temel borç ilişkisini ve yapıldığını iddia ettiği sözleşmenin esaslı unsurlarını dahi ortaya koyamadığını, davacının davasını yazılı deliller ile ispatlamadığını, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, davacı aleyhine % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı’ya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava; İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takip dosyası kapsamından; davacı tarafın davalı hakkında toplam 2.058.577,20-TL alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu ve fakat davalı tarafından yasal süresi içinde vaki itirazı sonucu, icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında mevcut ... Mah 720 ada / 2 parsel de bulunan binanın zemin katının dava dışı ...Tic A.Ş 'den kiralanmasına yönelik olarak görüşmeler yapıldığı, 01/06/2023 tarihli sözleşme ile 10.284 metrekare alanın davalı tarafından kiralandığı ve aracılık hizmetine dair fatura bedelinin davacıya ödendiği, gelişen ihtiyaç üzerine daha sonraki tarihte binanın yeni bir alanının da kiralanmasının yine davalı tarafından yapıldığı, ancak bu bölüme ait sözlü aracılık hizmetine dair düzenlenen faturanın iade edilerek bedelinin ödenmediğinden bahisle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemi olup uyuşmazlık konusunun taraflar arasında sözlü aracılık anlaşması bulunup bulunmadığı, aracılık sözlemesinin geçerli olup olmadığı, davacı tarafça hizmetin verilip verilmediği bu kapsamda davalının borçlu olup olmadığı borçlu ise miktarı noktasında toplandığı görülmüştür. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının bir örneği dosya arasına alınmıştır. Taraf iddia ve savunmaları ,dosya kapsamına ibraz edilen deliller, ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinin “k” bendinde taşınmaz ticareti “Tapu kütüğüne kayıtlı olsun ya da olmasın taşınmaz alım satımı, pazarlanması ve kiralanmasına aracılık faaliyetleri ile bu faaliyetlerle birlikte yürütülen ve 13 üncü maddede belirtilen diğer faaliyetler” şeklinde tanımlanmıştır. Taşınmazın kiralanmasına aracılık faaliyetleri ile taşınmaz ticaretine konu hizmetlerin tamamı taşınmaz ticareti olarak kabul edilmiştir. Davacı tarafından da davalı şirkete bu anlamda taşınmaz ticaretine ilişkin hizmet verildiği iddia edilmektedir. Yönetmeliğin 5. maddesinin “Taşınmaz ticareti, yetki belgesine sahip işletme ve sözleşmeli işletmeler tarafından yapılır.” hükmü ile taşınmaz ticaretinin yetki belgesine sahip işletme ve sözleşmeli işletmeler tarafından yapılabileceği açıkça düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 520. maddesinde simsarlık sözleşmesi “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.” şeklinde ifade edilmiştir. Diğer bir ifade ile simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasına veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Davacı da dava dilekçesinde belirtildiği haliyle “Mülkiyeti dava dışı ...’ya ait Dava Konusu Alan’ın kiralanmasına ilişkin olarak kendilerinden aracılık ve danışmanlık hizmeti aldığını” iddia etmektedir. Ancak somut olayda, davalı şirket ile davacı arasında dava konusu yerin kiralanmasına ilişkin olarak herhangi bir hizmet alınmadığı ve davacı ile yazılı veya sözlü anlaşma yapılmadığı anlaşılmıştır. TBK’nın 520. maddesinin 3. fıkrasının “Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.” hükmü uyarınca taşınmaz simsarlığı sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Anılan maddedeki yazılılık koşulu bir geçerlilik koşulu olarak düzenlenmiştir. Açık kanun hükmü uyarınca, yazılı olmayan taşınmaz simsarlık sözleşmelerinin herhangi bir geçerliliği yoktur. Davacının sözlü olarak dava konusu alanın kiralanmasına ilişkin davalı şirket ile anlaştığı ve davacının kiralama yapılması sonucu ücrete hak kazandığı iddiasına itibar edilemez. “Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 404/3) taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, ... E., ... K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ve davalı arasında yazılı şekilde yapılmış simsarlık sözleşmesinin bulunmadığı, davalı tarafından da akdi ilişkinin kurulmadığının beyan edildiği anlaşılmaktadır.O halde mahkemece, simsalık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasının geçerlilik koşulu olduğu, taraflar arasında yazılı şekilde yapılmış simsarlık sözleşmesinin bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan. Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun, yararına temyiz talebinin kabulü gerekir.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 21.02.2022 T. ... E. ... K. )“6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 520/3 maddesi uyarınca taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Bu yön sözleşmenin geçerlilik koşuludur. Bir sözleşmenin yazılı yapılmasının unsurlarından birisi de, sözleşmenin her iki tarafça imza edilmesidir. Davacın dayandığı 22.07.2008 tarihli "Taahhütname" başlık belge sadece davalı tarafından imzalanmış olup davacının imzası bulunmamaktadır. Bu durumda, taraflar arasında, geçerli bir sözleşmenin varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca, davacı geçerli bulunmayan sözleşmeye dayanarak ücret isteyemez.” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 07.07.2017 T. ...E.... K.) Davacının taraflar arasında anlaşma bulunduğu yönünde iddialarını ispatlayamadığı, davacı tarafından kiralamaya aracılık edildiği belirtilen yer taşınmaz niteliğinde olduğundan, simsarlık sözleşmesinin yazılı yapılması açık kanun hükmünün gereği olduğu, kaldı ki davacı tarafın da yazılı sözleşme bulunmadığını dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiği, gerek kanun hükmü gerekse davacı tarafın yazılı sözleşme bulunmadığı yönündeki ikrarı da nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 24.862,47-TL harçtan mahsubu ile artan 24.434,87-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 286.443,49-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından ve yatırlan gider avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2024 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır