İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/634 E. 2024/115 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/634
- Karar No
- 2024/115
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/634 Esas KARAR NO : 2024/115 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 15/03/2012 KARAR TARİHİ : 08/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından verilen 15/03/2012 tarihli dava dilekçesinde; Davacı taraf ile banka arasında 24/06/2009 tarihinde akdettiği Genel Türev işlemleri Çerçeve sözleşmesi bankacılık hizmetleri sözleşmesi yatırım araçları alım satım ve aracılık çerçeve sözleşmesi mevduat rehni sözleşmesi ve sermaye piyasası araçları muhafaza işlem çerçeve sözleşmeleri ile, davalı bankanın aracılığı ile uluslararası altın alım satım işlemleri gerçekleştirildiğini, sözleşme gereği telefon aracılığı ile alım satım işlemlerinin bankaya iletildiği, alım satım gerçekleştikten sonra işleme ait dekontların kesin mutabakat için davacının imzasına sunulduğu, banka kusuru nedeniyle mutabık kalınmayan dekontların davacı tarafından imzalanmadığı, ayrıca bankanın işlemleri zamanında işleme koymaması nedeniyle davacının zararına yol açtığı, davalı bankanın genelde davacıya doğru, özenli hizmet vermediği gibi gayrı ciddi davranarak hukuka aykırı hareket ettiğini, bu yüzden hesabını kapatarak başka bir banka ile işlemlere devam ettiğini, ayrıca taraflar arasındaki işlemlerin sermaye piyasası kurulunun güvencesi altında olduğunu, işlemlerin SPK düzenlemelerine aykırı olduğunu ileri sürerek banka yüzünden uğradığı kayıpların tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde; Davacının davalı bankanın ...bankacılık şubesinin müşterisi olduğunu, banka ile imzaladığı Genel Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 07.02.2009- 14/08/2009 tarihleri arasında ... bankacılık şubesi ile opsiyon işlemleri yaptığını, daha sonra kendi isteği ile 17/08/2009- 09.04.2011 tarihleri arasında banka’nın hazine pazarlama birimi ile forward işlemler yapmaya başladığını, telefon aracılığı ile gerçekleştirilen işlemler ile ilgili mutabakat sağlandıktan sonra dekontların Ankara özel bankacılık şubesine gönderildiğini ve iınzalanması,için davacıya verildiğini, davacının da dekontları imzaladıktan sonra .söz konusu şubeye teslim ettiğini, ancak telefonda mutabakat sağlanmasına rağmen, telefonda imzalayacağını bildirdiği bazı dekontları teslim edilmediğini, davacının, 09.04.2010 tarihindeki son işleminden sonra ara verdiğini, 22/03/2011 tarihinde banka ile İletişime geçerek ve hesabına para göndererek, yeniden işlemler yapmak istediğini, dava dilekçesinde belirttiğinin aksine hesaplarını kapatmadığını, ancak davacının iyi niyetli olmaması nedeniyle teklifinin Banka politikası gereği kabul edilmediğini, davalı bankanın davacı ile ... işleminde sözleşme tarafı olması nedeniyle davacıya aracılık hizmetinin verilmesinin mümkün olmadığını, davacının iddiasının aksine, uluslararası altın piyasasında banka aracılığı ile işlem yaptığı iddiasının haksız olduğu, davacının banka ile işlem yaptığı sürede davacının telefonda bekletilmediği, telefonların kapatılmadığı aksine kendisine işlemlerde öncelik verildiğini, Paskalya tatilinde de davacıya bilgi verildiğini, ancak davacının pozisyon kapatmak yerine sürekli emir vererek işlem yapmayı tercih ettiğini ve bu doğrultuda işleminin gerçekleştirildiğini, davacının dilekçesinde belirtilen bankanın SPK tebliğlerine aykırı davrandığına ilişkin iddianın hukuki dayanağının olmadığını, zira yapılan işlemlerin, davacının banka ile imzalandığı Genel Türev işlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında forward işlemler olduğunu, daha önce bu konuda yapılmış başvurulurda SPK nın forward işlemlerinin mevzuata tabi olmadığını onayladığını, böylece bankanın SPK düzenlemelerine aykırı hareket etmediğini, davacının imzaladığı forward dekontları nedeniyle banka aleyhine dava açmasının haksız nitelikte olduğunu, ses kayıtları kapsamında, davacı tarafından yapılan tüm işlemelerin davacının talimatına uygun olarak gerçekleştirildiğini, mevcut durumun davacının tutum ve davranışları davacının yapılan işlemlerden bilgi sahibi olduğunu ve icazet verdiğini açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca dava konusu işlemler sonrasında yaptığı birçok işleme itirazı kayıt koymamasının ya da bu hakkını saklı tutmamasının yapılan işlemi onayladığı gösterdiği gibi bu hakkından feragat ettiğini de gösterdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; forward işlemlerinin SPK düzenlemesine tabi olmadığı, SPK mevzuatına aykırı herhangi bir uygulamanın da bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın çözümünde çerçeve sözleşmenin belirleyici unsur olduğu, davalı banka çalışanının davacıyı yanlış yönlendirmesi veya davacı ile hukuka aykırı işlemler yapması halinde davalı bankanın BK 55 ve 100 hükümleri uyarınca sorumluluğuna gidilebilirse de somut olayda davalı banka çalışanın hukuka aykırı işlem yaparak davacıyı yanlış yönlendirerek davacının zararına sebebiyet verdiği ispat edilemediği, davaya konu işlemlerin, tarafların iradeleriyle kabul ettiği işlemler olduğu, genel işlem şartlarında aykırılık taşımadığı geçersizliklerinin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 2014/342 Esas, 2016/87 Karar sayılı ilamı davalı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/6081 Esas, 2017/6268 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamında:".... Dava, taraflar arasında akdedilen genel türev işlemleri çerçeve sözleşmesi, bankacılık hizmetleri sözleşmesi, yatırım araçları alım satım ve aracılık çerçeve sözleşmesi, mevduat rehni sözleşmesi ve sermaye piyasası araçları muhafaza işlem çerçeve sözleşmesine dayalı olarak gerçekleştirilen işlemlerde davalı bankanın kusuru nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Sözleşmeler kapsamında davacı ile davalı banka arasında opsiyon işlemleri ve forward işlemlerinin gerçekleştirildiği, telefon aracılığı ile gerçekleştirilen işlemler ile ilgili mutabakat sağlandıktan sonra dekontların banka şubesine gönderildiği ve imzalanması için davacıya verildiği, davacının da dekontları imzaladıktan sonra söz konusu şubeye teslim ettiği, işlem ve mutabakatların böylece gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Türev araçlar alım satım aracılık çerçeve sözleşmesinin “Emirlerin iletilme esasları” başlıklı 4.3. maddesinde “Müşterinin bankaya ulaştıracağı emir ve her türlü talimatın açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde olması esastır. Banka; telefon, faks, ATM makineler, elektronik ortamlar gibi sözlü iletilen emirler ile yazılı olarak kendisine iletilen emirler/talimatları kabul edebilir. Banka sözlü emirleri daha sonra yazılı hale dönüştürülerek, teyit edilmesini müşteriden talep edebilir. Banka sözlü emir ve talimatların teyit edilmesini talep ettiği takdirde müşteri ya da vekili bunları derhal bankaya ulaştırır. Banka, kendisine telefon vasıtası ile ulaştırılan sözlü emir ve talimatların ses kayıtlarını emir tarihinden sonraki takvim yılı sonuna kadar, kayıtlara ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın bulunması halinde ise ihtilaf çözümleninceye kadar saklar.” hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, sözleşme gereği telefon aracılığı ile alım satım işlemlerinin bankaya iletildiği, alım satım gerçekleştikten sonra işleme ait dekontların mutabakat için davacının imzasına sunulduğu, davacının mutabık kalmadığı işlemlere ait dekontları imzalamadığı görülmektedir. Mahkeme gerekçesinde, telefonda mutabakat sağlanmasına rağmen, davacının telefonda imzalayacağını bildirdiği bazı dekontları teslim etmediğinin taraflar arasında ihtilafsız olduğu bildirilmişse de davacı tarafça bu tespitin taraflar arasındaki telefon görüşmelerinin tape dökümlerinin yer aldığı teknik raporlardaki belirlemelere aykırı olduğu, bankanın kusuru nedeniyle mutabakat sağlanmayan işlemlere ilişkin dekontların imzalanmadığı ileri sürülmüştür. Gerçekten de bilirkişi raporunda taraflar arasındaki telefon görüşmelerinin dökümlerinin yer aldığı teknik raporda imzalanmayan dekontlara ilişkin davacı tarafın net olarak teyidini içeren kayıtların mevcut olmadığı belirtilmiştir. Ancak, bilirkişi heyeti tarafından her bir imzalanmayan dekonta ait işlemin, o işlemlere ait telefon görüşme kayıtları ile eşleştirilmesi yapılmamış, dava konusu her bir işlem yönünden telefon kayıtları ile karşılaştırmalı olarak bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, genel ifadelerle sonuca varılmıştır. Bu suretle, dava konusu edilen imzalanmayan ve dolayısıyla taraflar arasında kesin mutabakat sağlanmamış dekontlara konu işlemler yönünden taraflar arasındaki telefon kayıtlarının karşılaştırılmalı olarak incelenmesi, böylece davacının bu işlemler yönünden talimat verip vermediğinin tespit edilmesi, davacının imzalanmayan dekontlardaki işlemler yönünden telefon ile talimat vermediği halde davalı bankaca bu işlemlerin gerçekleştirildiğinin ortaya çıkması halinde ise davacının daha sonraki işlemlerle ihtilaflı işlemlere muvafakat verip vermediği hususunun konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yapılacak inceleme ile belirlenmesi, oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesi doğru olmadığı..." içtihat edilmiştir. Mahkememizce Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/6081 Esas, 2017/6268 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yargılamaya bozma ilamı doğrultusunda devam olunmuştur. Mahkememizce Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller ve dosya incelenerek Yargıtay Bozma ilamı kapsamında dava konusu her işlem yönünden telefon görüşme kayıtları karşılaştırılarak imzalanmayan ve kesin mutabakat sağlanmayan dekontlar hakkında davacının talimat verip vermediğinin tespit edilmesi, ihtilaflı işlemler konusunda muvafakat verip vermediğinin belirlenmesi ve nihai olarak tüm dosya kapsamı değerlendirilerek işlemlerin SPK mevzuatına aykırı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı varsa miktarının nelerden ibaret ve ne kadar olduğu konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 07/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı bankanın, davacıyla gerçekleştirilen işlemlerde sözleşmeden mütevellit edimler dışında, kaynağını Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralından ve dürüst davranma ilkesinden alan özen, koruma, açıklama, bilgi verme ve aydınlatma vs. şeklinde ortaya çıkan ve doktrinde kanuni borç ilişkisi olarak tavsif edilen koruma yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği, işlemlere ilişkin tüm süreç, taraflar arasındaki telefon görüşmelerinin muhtevası değerlendirildiğinde de bu hususun açıkça görüldüğü, raporda ayrıntılı şekilde yer alan telefon kayıtlarının genel olarak değerlendirilmesi ve işlem bazında özellikle Yargıtay bozma ilamına istinaden imzasız dekontlar ve mutabakatsız işlemlere ilişkin rapor içerisinde ayrıntılarında yer verilen detaylı tahlil neticesinde, hesabın ve işlemlerin fiili kontrol ve yönetiminin banka personelinde olduğunun açıkça görüldüğü, dava konusu işlemlerin tezgahüstü türev işlemler olması hasebiyle davacının konuya vakıf olmasının yüksek düzeyde teknik bilgi gerektirdiği, bu çerçevede banka ile davacının veri ve bilgi setinin aynı olmadığı, şartların davacı lehine kurgulanacağını beklemenin-işlemin karşı tarafının banka olduğu hakikati karşısında- mümkün olmadığı, bankaların faaliyetleri gereği piyasa hakkında müşterisinin sahip olmadığı bilgilere sahip olması olağan olmakla birlikte, bankaların, son derece riskli olan özellikle türev işlemlere ilişkin müşterilerine bilgi verirken veya onları yönlendirirken yanıltıcı bilgi vermemesinin son derece önemli olduğu, bankanın, özellikle işlemin (müşterisinin) karşı tarafında yer alarak kendi adına ve hesabına işlem yapması durumunda bilgi verme ve risk açıklama yükümlülüğünün ayrı bir öneme sahip olduğu, zira bu durumda banka ile müşterisi arasında bilgi asimetrisi bulunduğu, bu nedenle, banka adına işlem yapan yetkilinin, bankanın çıkarlarını ön planda tutarak müşteriyi hatalı yönlendirmesi veya bankanın riskini minimize ederek müşterinin riskini tahammül edilemez seviyeye çekebilmesinin söz konusu olabileceği, nitekim dava konusu işlemlerde de bu durumun açıkça ortaya çıktığı, Davacı ile banka arasındaki güven ilişkisinin, taraflar arasındaki sözleşmeler ile bankacılık ilkeleri ve teamülleri de göz önünde bulundurulduğunda, dürüstlük kuralının yüksek bir ölçüde ve geniş bir muhtevada gerçekleştirilmesi şeklinde tezahür edeceğinin kabulünün elzem olduğu, davacının bankaya olan güveninin, işlemlerin karşı tarafı olan bankanın verdiği bilginin ve çerçeve sözleşmeye istinaden yapılan muhtelif türev işlemlerle ilgili olarak yaptığı açıklama, bilgilendirme ve risklere ilişkin beyanların doğru, tutarlı, tam ve yerinde olduğu esasına göre şekillendiği ve davalı bankanın, davacının menfaatini açıkça ihlal edecek davranış ve hareketlerden kaçınacağı inancının güven ilişkisi çerçevesinde korunmaya değer olduğu, imtiyazla çalışan, özel kanunla kuruluş ve faaliyet esasları belirlenen ve ihtisas gerektiren, güven müessesesi statüsündeki bankacılık faaliyetlerini gerçekleştirme konusunda yeterliliği kabul edilmiş olan tüzel kişi tacir konumundaki bankaların, bu özel vasıflarının kendilerine yüklediği özen borcuna uygun hareket etmeleri gerektiğinin aşikâr olduğu, bankaların özen borcunun ölçüsü belirlenirken, gerçekleştirilen işlemlerin niteliği ve özellikle riskin boyutunun da göz önüne alınmasının zorunluluk arz ettiği, somut olaydaki gibi riski son derece yüksek türev işlemler açısından da, davalı bankanın özen borcunun, bu riskin gereği olarak ağır takdir edilmesinin makul kabul edileceği, Güven kuruluşu olmaları nedeniyle bankaların taraf oldukları ilişkilerde, alelade ilişkilerden farklı olarak bilhassa özel hükümlerin yorumlanması ve uygulanmasında TMK md. 2'nin önemli bir uygulama alanı bulacağı, somut olayda işlemlerin gerçekleştiği tarih itibariyle sermaye piyasası mevzuatı uygulama alanı bulmasa da, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, bankacılık mevzuatı, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde banka personelinin de, sermaye piyasası ve bankacılık alanındaki genel deneyimler, bankacılık ilke ve kuralları ile işlerin normal akışına göre özenle davranması gereken bir banka çalışanından beklenen gerekli davranışlarda bulunmak zorunda olduğu, bankanın özen ve sadakat yükümlülüğü kapsamında müşterisine tezgahüstü türev işlemlerin taşıdığı riskleri açık, anlaşılır ve net bir şekilde gerekirse her bir işlem bazında açıklamalarının, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Etik ilkeler” başlıklı 75 inci maddesine istinaden yayınlanan Bankacılık Etik İlkeleri kapsamında zorunlu olduğu, Davacı ...'nun Davalı ...nezdindeki hesabından 24/06/2009 tarihli olarak akdedilmiş olan Genel Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında işlemler yaptığı, 03/11/2009 ile 09/04/2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen 21 adet Tezgahüstü Forward işleminin 5 tanesinin Erken Sonlandırma işlemi ile vadesinden önce bozulmuş olduğu, toplamda 26 adet Forward işlem dekontunda Davacının imzasının yer almadığı, mutabakatsız olarak değerlendirilen söz konusu işlemlerin olduğu günlere ait telefon deşifre kayıtlarının dosyadaki bilirkişi raporundan incelenmesi neticesinde 03/11/2009 tarihinde yapılıp 18/11/2009 tarihinde erken sonlandırılan 3 adet Forward ile 01/04/2010 tarihinde yapılıp 09/04/2010 tarihinde sonlanmış olan 1 adet Forward olmak üzere toplamda 4 adet Forward işleminde mutabakatsızlık olduğunun incelenen kayıtlar ile anlaşıldığı, 03/11/2009 tarihli işlemlerde Forwardlar Davacının | günlük işlem talebine karşılık davalı tarafından | aylık yapılıp davacının kabule icbar edildiği, 18/11/2009 tarihli Erken Sonlandırma işlemlerinde Forward ve Erken Sonlandırma kurallarına uyulmadığı, mutabakat yapılmadığı ve 1.766.907,68 usd Davacı zararının husule geldiği, 01/04/2010 tarihli tesis edilen ... işleminde Davacıya bilgilendirme yapılmadığı, davacının işlemi ertesi gün kapatabileceğini düşünerek işleme onay verdiği ancak seans bitimine 3 dakika kala Paskalya tatili olduğu gerekçesiyle işlemin yapılmadığı ve davacının bu nedenle 5 gün sonrasına ordino vermek zorunda kaldığı, ancak ertesi gün piyasaların açık olduğunu görünce işlemi kapatmayı talep etmiş olmasına rağmen busefer 5 gün sonrasına verilen ordinoyu da gerekçelerine ekleyip işlemini kapatmaması nedeniyle bu işlemden de 338.447,56 usd Davacı zararı olmak üzere toplamda 2.105.355,24 usd Davacı zararının ortaya çıktığı, Zararlandırıcı işlemlerle ilgili olarak; işlemin tesisi sırasında davacının talebine uyulmadığı, 1-2 günlük işlem tercihi olan davacıya | aylık Forwardın aynı işlem gibi sunulduğu, | aylık yaptırılması nedeniyle Erken Sonlandırmada çok büyük zarar oluştuğu, ayrıca Erken Sonlandırma talebinin ve pazarlığının yapılmamış olduğu, paskalya tatiline denk gelen işlem nedeniyle ortaya çıkan ihtilafta Davalı iddiasının doğru olmadığı, işlem yapılmadan önce bilgilendirmenin yapılmamış olduğu, seansın bitimine 2-3 dakika kala davacıya belirtilen açıklamaların yetersizliği ve zamansızlığı nedeniyle acilen işlem yapmak isteyen davacıdan paskalya sonrası tarihe ordino alındığı, ertesi gün piyasaların açık olduğunu görüp itiraz eden Davacıya paskalya sonrasına verdiği ordinayu gerekçe göstererek gereğinin yapılmadığı, Davacının bu davayı açarken dahi kendisini Uluslararası Piyasalardan dolar bazırda altın alıp sattığını zannettiği hâlbuki Davalını da ifade ettiği üzere işlemlerin Banka-Müşteri arasında gerçekleşen tezgahüstü işlemler olduğu, yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere bu işlemlerde Davacının kazancının Bankanın kaybına, ya da davacının zararının Bankanın karına neden olması hasehiyle menfaat çatışmasının en üst düzeyde mevcut olduğu, gerçekleştirilen işlemlerin mahiyeti, özellikleri ve risklerinin işlemler öncesinde Davacıya anlatıldığına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, Bu çerçevede, Yargıtay bozma ilamı çerçevesinde odaklanılan ve analiz edilen imzasız dekontlar ile mutabakatsız işlemlerde davalı bankanın konumu, işlemlerin niteliği ve kurgulanışı ile banka personelinin işlemler konusundaki yaklaşım ve fiili hâkimiyeti ile davacıyı yönlendirici nitelikteki sözleri ile bankanın sorumluluğuna ilişkin yukarıdaki açıklamalarımız da dikkate alınarak, rapor muhtevasında ayrıntılı olarak yer verdiğimiz zarar hesabı çerçevesinde dava konusu tezgahüstü işlemler nedeniyle Davacının uğradığı zarar karşılığı toplam 2.105.355,24 USD'den Davalı bankanın sorumlu tutulması gerektiği, anılan tutardan mutabakatsız bir adet opsiyon işlemi nedeniyle davacı lehine tahakkuk eden 12.811,29 TL'nin indirilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı bildirilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanması, Yargıtay bozma ilamında belirtilen işlemlerin talimatlarına ilişkin kayıtların çözülmesi, işlem öncesi ve sonrasındaki konuşmalar değerlendirilerek her bir işlem için davacının talimat verip vermediğinin tespiti, her bir talimat için görüşmelerin rapor ekine eklenmesi, her işlem yönünden imzalanmayan ve kesin mutabakat sağlanmayan dekontlar hakkında davacının talimat verip vermediği, ihtilaflı olduğu belirtilen işlemler hakkında muvafakatının olup olmadığının görüşmelerden açık bir şekilde tespit edilmesi, talimatın açık olup olmadığının net olarak belirlenmesi, ikincil olarak talimatlar verilmiş ise talimatların verilme aşamasında davalı bankanın personelinin yönlendirme yapıp yapmadığı, yönlendirmenin aldatma yada hile niteliğinden olup olmadığının tespiti konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 26/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Tüm bu incelemeler göz önüne alındığında 12/08/2022 tarihinde teslim alınan veri kasetlerinin toplam elli çalışma iş günü içerisinde depolama üniteleri incelendiğinde yer alan ses kayıtlarına ulaşılamadığını, veri kasetlerinde bulunan ses kayıtlarının deşifre edilmesi ve medya dışında çalışabilmesi için çözüm ortağı olduğumuz network alt yapı güvenlik danışmanlığı yapan ve ayrıca bizim gibi veri kurtarma uzmanlığı alanında faaliyet gösteren firmaların cihazlarında da denemeler yapılmış olup ses kayıtlarına erişim sağlanılamadığını, tüm araştırmalar neticesinde bu veri kasetlerinin manyetik alan etkisinde kaldığının görüldüğünü, bu hususta emin olabilmek için tüm alternatif teknoloji yazılım ve donanım platformları kullanıldığını, depolama ünitelerinde yer alan ses verilerinin uygun ortamda saklanmamış veya manyetik alan etkisi yüksek olan cihazların çevresinde veya yakınında bulundurulmuş olma ihtimali olduğu bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 23/01/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesinde; bilirkişi raporu ile belirlenebilir zarar miktarının 2.105.355,24 USD olarak tespit edildiği, bedel arttırım tarihindeki USD kuru üzerinden yapılan hesaplama sonucunda; 39.656.892,37 TL alacaklarının olduğunu bildirerek; dava değerini 39.656.892,37 TL'ye çıkartarak bu miktarın tahsilini talep edilmiş, 23/01/2023 tarihinde de eksik harcı yatırmış olduğu görülmüştür. Mahkememizin 28/06/2021 tarihli ara kararı doğrultusunda daha önce seçilen bilirkişi heyetine bankacı ...'un da dahil edilerek dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 07/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; -Yargıtay bozma ilamı çerçevesinde inceleme yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde mutabakatsızlığa konu işlemler ve zarar için ses kayıtları karşılaştırılarak incelendiği, davacının ... - ... Referans Numaralı işlemlere ilişkin ses kayıtlarında teknik olarak onay verdiği, Davalı banka çalışanı ... Referans Numaralı işlemlerde davacının mutabakatını almak için yaklaşık 15 dakikalık telefonda görüşme yaptığı, bu telefon görüşmesinde günlük ve aylık pozisyon arasındaki zarar farkı bilgisini vermediği, bu bilginin forward işlemi yapmak üzere yetkilendirilmiş bankanın müşteriyi aydınlatma yükümlülüğü kapsamında vermesi gereken genel bir bilgi olduğu, özel bir aydınlatma yükümlülüğüne giren özel bir bilgi olmadığı, davacının da yapılan bu 3 işleme muvafakatının davalı banka çalışanının eksik bilgi içeren 15 dakikalık telefon konuşması sonucu gerçekleştiği, böylelikle davacının muvafakata yönelik iradesinin yanlış yönlendirildiği kanaati oluştuğundan, davacının teknik muvakatının alınmasında davalı bankaya bu 3 işlemden oluşan zarardan kusur atfedilebileceği, Böylece Davalı banka çalışanının eksik ve hatalı bilgilendirme yapması neticesinde açılan... referans numaralı 3 adet forward pozisyonunun yine eksik bilgilendirme yaparak toplam zarar tutarı söylenmeden pozisyonun kapanması neticesinde davacının 1.766.907,68 USD tutarında zararının oluştuğu,... Referans numaralı işlemlere ilişkin ses kayıtlarında teknik olarak onay verdiği, davacının yaptığı işlem hakkında bilgisi olduğu, işlemden sonra genel olarak forward işlemi yapan herkesin bilmesi gereken uluslararası piyasalarda paskalya tatilinin zamanı hakkında ayrıca bilgi edindikten sonra hemen pozisyonunu ters işlemle kapatması mümkün iken bunu yapmadığı, sonrasında zaten paskalya tatilinde de işlemlerin açık olduğunu öğrendiği, muvafakatiyle yapılan bu iki işlemden dolayı davalı bankaya bir kusur atfedilemeyeceği bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; mutabakatsızlığa dayalı olarak yapılan işlemler ile ses kayıtlarının karşılaştırılması durumunda davalı banka çalışanının davacıyı forward işleminin vadesi hususunda yanlış yönlendirerek gerekli risk bildirimini yapmadığı, davalı banka çalışanının davacıyı işlem yapma konusunda motive etmeye çalıştığı, davacının işlemleri teknik olarak onayladığı görülse de, eksik bilgilendirme neticesinde onayladığı, davalı banka çalışanının eksik ve hatalı bilgilendirme yapması neticesinde açılan ... referans numaralı 3 adet forward pozisyonunun yine eksik bilgilendirme yaparak toplam zarar tutarı söylenmeden pozisyonun kapanması neticesinde davacının 1.766.907,68 USD tutarında zararının oluştuğu hüküm vermeye elverişli denetime açık Mahkememizce benimsenen 05/12/2023 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacının davasını açarken 1.000,00 TL üzerinden talepte bulunduğu, davacı davasını açarken Türk Lirası üzerinden alacak talep etmiş olduğundan 1.766.907,68 USD'nin dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının hesap edilmesi gerektiği, (1.766.907,68 USD x 1,80 = 3.180.433,32 TL ) dava tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının 3.180.433,32 TL'yi talep edebileceği anlaşıldığından Davanın kısmen kabulüne, 3.180.433,32 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulüne, 3.180.433,32 TL'ye dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 217.255,40 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta yatırılan 742,50 TL peşin harç ve 676.499,00 TL ıslah harcının toplamı olan 677.241,50 TL'den mahsubu ile, fazla yatırılan 459.986,10 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan bozmadan önce 5.404,30 TL, bozmadan sonra 8.867,80 TL olmak üzere toplam 14.272,10 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısma tekabül eden 1.141,76 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bozmandan önce 178,80 TL bozmadan sonra 46.020,00 TL olmak üzere toplam 46.198,80 TL yargılama giderinin davanın reddedilen kısmına tekabül eden 42.502,89 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 297.021,67 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 668.764,59 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, talep halinde ve karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 15 günlük sürede temyiz yolu açık olmak üzere üzere oybirliği ile karar verildi. 08/02/2024 Başkan ... E-İMZALI Üye ... E-İMZALI Üye ... E-İMZALI Katip ... E-İMZALI Harç Beyanı K.H.= 217.255,40 TL P.H.= 677.241,50 TL İ.H.= 459.986,10 TL Davacı yargılama gideri Bozmadan önce 954,30 TL tebligat gideri 4.450,00 TL bilirkişi ücreti Bozmadan sonra 8.400,00 TL bilirkişi ücreti 467,80 TL tebligat gideri 8.867,80 TL Toplam yargılama gideri GENEL TOPLAM: 14.272,10 TL Davalı yargılama gideri Bozmadan önce: 178,80 TL Bozmadan sonra: 46.020,00 TL Toplam : 46.198,80 TL Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.