İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/149 E. 2024/612 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/149
- Karar No
- 2024/612
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/149 Esas KARAR NO : 2024/612 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 09/01/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi'nin 10.01.2024 tarih 2024/12 Esas 2024/6 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilip esas sırasına kaydı yapılan ve Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 09/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 22.05.2023 günü saat 21:30 sıralarında ... ili ... ilçesi ... 0-7/10-007+700'ncü km'si ... istikametinde yol üzerinde bulunan kaplama lastik şeklinde cisme Müvekkilin maliki olduğu ... plakalı araç ve diğer 4 aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, akabinde kaza mahallinde jandarma tarafından maddi hasarlı kaza tespit tutanağı tutulduğunu ve ardından kazaya otoyol işletmesi olan ... Şirketi'nin KTK md.13 " Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür" maddesini ihlal ettiği ve %100 kusurlu olduğu ve kazaya karışan sürücülerin kusurunun bulunmadığı tespiti yapıldığını, Müvekkil tarafından davalı şirkete ulaşılmak istenilmişse de herhangi bir dönüş yapılmadığını, kazanın gerçekleştiği yer ücretli otoyol olup müvekkil ile davalı şirket arasından tüketici işlemi ve sözleşmesi mevcut olduğunu, bu nedenle otoyolun işletmesinden davalı şirket tüketici işlemi nedeniyle sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkil aracını servise götürmüş ve yapılan inceleme sonucu düzenlenen ön ekspertiz raporu ile araçta 59.410,00 TL tutarında hasar çıktığı ve hasarın 14.500,00 TL işçilik bedeli karşılığında onarılacağı tespit edildiğini, ancak müvekkilin bu tutarı ödeme gücü bulunmadığı için aracın sadece yürüyen aksamını tamir ettirdiğini ve bunun karşılığında 27.417,00 TL parça bedeli ve 14.500,00 TL işçilik bedeli ödediğini, ancak gerçek hasarın çok daha fazla olup sadece ön ekspertiz raporunda dahi 59.410,00 TL tespit edilmiş ise de gerçek hasar çok daha fazla olup bedeli bilirkişi tarafından tespit edileceğini belirterek, davanın kabulü ile, 10,00- TL Değer Kaybı, 10,00-TL İkame Araç Bedeli, 27.417,00 TL parça bedeli ve 14.500,00 işçilik bedeli olmak üzere şimdilik toplam 41.917,00 TL maddi hasar tutarı olmak üzere toplamda 41.937,00 TL’nin 22.05.2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi (müvekkile ait araç ticari taksi olup) ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 21/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Husumet itirazları bulunduklarını, huzurdaki davanın husumet itirazları kapsamında usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin huzurdaki dava kapsamında muhatap olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, bahsi geçen alanda çalışma yürüten tüzel kişinin başka bir kuruluş olması sebebiyle husumet itirazlarının bulunduğunu belirtmeleri gerektiğini, Sayın Mahkeme tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü'ne yazılacak müzekkere ile de iddia edilen kazanın meydana geldiği otoyolun işletmesinden hangi kuruluşun sorumlu olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, husumet iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafça dava türü belirsiz alacak davası olarak belirtilmişse de talep edilen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedellerinin olması nedeniyle işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuken mümkün olmadığını, bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan esasa girilmeden reddi gerektiğini, husumet iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin kendi sorumluluk sahasındaki gerekli tüm önlemlerini aldığını, üzerine düşen yükümlülükleri titizlikle yerine getirdiğini, nitekim davacının zararını ve müvekkili şirketin kusurunu ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafın kaza sonucunda hasar, değer ve mahrumiyet kaybı iddiasının ve işbu değerin tazminine ilişkin taleplerinin hukuki bir davanın bulunmadığını beyan ederek, davanın usulden reddini, aksi takdirde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini ve tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi raporu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi yazı cevabı, Arabuluculuk Dair Başkanlığı'nın ... Sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 14/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu olayda dava dışı firari sürücünün % 100 oranında tamamen kusurlu olduğu, Davalı şirketin kusursuz olduğu, Davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği bir maddi zararının olmadığı," sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı araç değer kaybı, hasar bedeli ve kazanç kaybının tazmini davasıdır. Kaza tespit tutanağında, 22.05.2023 günü saat 21.30 sıralarında ... ilçesinde ... mahallesi sınırları içinde, ... yönünden ... yönüne doğru 7. Km'de 22.05.2023 günü saat 21:30 0-7/10-007+700'ncü km'si ... istikametinde meydana gelen 5 araçlı maddi hasarlı trafik kazasında, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobiliyle ... yönünden ... yönüne seyrederken belirtilen noktaya geldiğinde yol üzerinde bulunan (KAPLAMA LASTİK) cisme aracının ön tampon kısımlarıyla çarptığı ve akabinde aynı yönde seyir halinde olan sürücü ... yönetimindeki ... plakalı, sürücü ... yönetimindeki ... plakalı, ... yönetimindeki ... plakalı ve sürücü ..yönetimindeki ... plakalı araçların ön ve alt kısımları ile aynı cisme çarpmaları sonucu 5 araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmaktadır. Haksız fiillere dayalı tazminat davalarında mahkemece araştırılması ve hükme esas alınması gereken zarar "gerçek" zarardır. Bu tip kazalarda hasara uğrayan araç işleteni değer kaybı talebinde bulunabileceği gibi aracın pert olması durumunda da buna yönelik tazmin talebinde bulunabilir. Aracın değer kaybının hesaplanması yöntemi Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik ve istikrara kazanan içtihatlarında ayrıntılı şekilde belirtilmiştir. Buna göre aracın kazadan önceki 2. el değeri ile kazalı halindeki 2. el değeri arasındaki fark değer kaybına esas alınacaktır. Mahkememizce dava konusu trafik kazasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, araç sürücülerinin kusur durumunun tespiti ile aracın olay tarihindeki yaşı ve kilometresi, önceki kaza kayıtları, kaza nedeniyle araçta değişen parçalar ve işçilik göz önünde bulundurulmak suretiyle araçta varsa oluşan değer kaybının tespiti için dosyanın İTÜ Otomotiv Kürsüsünde görevli akademisyen bilirkişiye tevdi edilmiş ve hazırlanan 14/10/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda; "Tutanağa göre bu kazanın oluşumunda Otoyol işletmesinin 2918 sayılı KTK'nın 13. Maddesinde belirtilen karayolunda trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurma yükümlülüğüne uymadığından kusurlu olduğl, araç sürücülerinin kural ihlali yapmadıkları kanaatine varılmıştır. Kaza yeri otoyol olup yaya girişine kapalıdır. Kazaya 5 aracın karıştığı, davanın anılan sürücüler aleyhine açılmadığı, yolun bakım ve işletmesinden sorumlu şirket aleyhine açıldığı, dosya içinde kazaya karışan sürücülerin bilgilerinin olmadığı, taraflarca kaza yerinde inceleme için bir düzenleme yapılmadığı, kazaya karışan sürücülerin temin edilmediği anlaşılmakla görevli trafik polis memurlarınca kaza yerinin incelenmesi ve tüm sürücülerin beyanlarının alınmasıyla oluşturulan tutanağa itibar edilmiştir. Kazaya karışan tüm araçların çarptığı lastik kaplamasının, araçlardaki hasarlı bölgelerin yüksekliği dikkate alındığında, kamyon cinsi araçların lastiklerinden düşen kaplama parçası olduğu anlaşılmaktadır. Bu lastik kaplaması parçasının, bu parçaya ilk çarpan aracın önündeki araçtan düştüğü anlaşılmaktadır. Aksi halde bu parçanın düştüğü noktadan ilk geçen başka bir araç olsaydı o aracın çarpması gerekirdi. Dolayısıyla yoldaki lastik kaplamasının bu kaplamaya ilk çarpan sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın önünde giden bir kamyondan düştüğü tartışmasızdır. Araçlar arasındaki mesafenin çok kısa olduğu, 5 aracın da birkaç saniye aralıkla lastik kaplamasına çarptıkları dikkate alındığında, lastik kaplama parçasının yola düştükten birkaç saniye sonra sürücü ...'un bu parçaya çarptığı açıktır. Bu durumda lastik kaplama parçasının kazaya neden olmaması için yola düştükten sonraki birkaç saniye içinde davalı kuruluşça yoldan kaldırılması gerekirdi. Ancak bu durum maddeten imkansız olduğundan, davalı şirkete yoldaki lastik kaplama parçasını yoldan temizlemediği gerekçesiyle kusur yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava konusu olayın meydana gelişinde davalı şirket kusursuz bulunmuştur. Kaza, bu lastik kaplama parçasını yola düşüren ve ancak bunu yola düşürdüğünü davalı şirkete haber vermeyen ve dolayısıyla yoldaki trafik güvenliğini tehlikeye sokan kimliği belirsiz sürücü nedeniyle meydana gelmiştir. Bu nedenle kimliği belirsiz sürücü, yola uygun olmayan lastikle trafiğe çıkarak lastiğindeki kaplamanın yola düşmesine ve arkasından gelen 5 aracın kaza yapmasına neden olduğundan olayda % 100 oranında tamamen kusurludur. Dava konusu olayda aracına kaplama lastik takarak yüksek hızlı otoyolda bu kaplamanın lastikten sıyrılıp yola düşmesine ve arkasından gelen sürücülerin bu lastik kaplamasına çarparak kaza yapmasına neden olan kimliği belirsiz sürücü olayda % 100 oranında tamamen kusurludur. Davalı şirketin iki araç arasındaki 5-10 saniyelik zaman diliminde, öndeki araçtan düşen lastik kaplamasını arkasından gelen araç çarpmadan yoldan kaldırması ve yolu temizlemesi maddeten imkansız olduğundan davalı şirkete kusur yüklenmesi mümkün görülmemiştir. Davacı sürücü de önde giden bir araçtan yola düşen lastik parçasına çarpmak zorunda kaldığından ve kazayı önlemek için alabileceği bir tedbir bulunmadığından olayda kusursuzdur. Araçlarda oluşan değer kaybının, araçtaki kaporta ve şasi hasarıyla doğru orantılı olacağı tartışmasızdır. Kaporta saçlarının düzeltilip yeniden boyanma işlemleri sonucu bu parçalardaki orijinal boya kalınlığı değiştiğinden, şasi parçalarında yapılan düzeltmeler ise parçanın orijinal mukavemetine ulaşmasını sağlamadığından bu durum araçta kalıcı hasar izi oluşmasına neden olmakta ve aracın ikinci el değerini düşürmektedir. Araçta kalıcı hasara neden olmayan tampon, cam, far, gibi plastik parçaların ve radyatör, fan motoru, vb. gibi vidayla ve cıvatayla değiştirilen mekanik parçaların değer kaybı oluşturmadığı bilinmektedir. Dava konusu ... plakalı araçta yapılan ve değer kaybına etki etmesi muhtemel işlemlerin: Değiştirilen parçalar: yok Düzeltilen parçalar: yok olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu araçta değer kaybına etki edecek bir kaporta veya şasi parçası hasar görmediğinden araçta bir değer kaybı oluşmadığı belirlenmiştir. Yargıtay yerleşik kararlarına göre araç mahrumiyet zararının belirlenmesinde, aracın tamir servisinde kaldığı sürenin değil aracın makul tamir süresinin dikkate alınması gerekmektedir. Davacının aracının onarımı, araçtaki hasarın ağırlığı, aracın markası ve modeli, üretim şekli, yedek parça temin kolaylığı, tamir servislerinin çokluğu hususları da dikkate alındığında kaza tarihinden itibaren 5 iş gününde tamamlanabilir. Davacının aynı marka ve model bir aracı kiralaması gerekir. Aynı marka ve model bir aracın kaza tarihi itibariyle günlük kiralama gideri 400,00 TL'dir. Dolayısıyla davacının 5 gün için toplam araç kiralama gideri 2.000,00 TLdir. Aynı sürede davacının kendi aracını kullanmaması nedeniyle sağlayacağı amortisman ve sabit giderler tasarrufları olarak 500,00 TLnin düşülmesiyle gerçek araç kiralama zararı 1.500,00 TL olmaktadır. Davalı şirket olayda kusursuz olduğundan davacının davalı şirketten talep edebileceği bir maddi zararı mevcut olmadığı," tespit edildiği anlaşılmaktadır. Hazırlanan rapora karşı taraflarca itiraz edilmediği görülmüştür. Kaza tarihine göre Yeni Genel Şartlar yürürlükte olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince Yeni Genel Şartların " Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı kısmında açıklanan hesaplama yöntemi kullanılamayacaktır. Kaldı ki Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihatlarına göre hasara uğrayan aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, önceye ait hasarları, kazaya bağlı hasar durumu, hasarı, yapılan onarım işlemleri, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği gibi hususlar ile emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın onarımının ekonomik olup olmadığı, aracın olay tarihindeki ikinci el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki ikinci el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının belirlenmelidir. Bilirkişi raporunda hasar ile kaza arasında illiyet bağının kurulduğu, aracın hasar gören tampon ve hava yastığının değer kaybı oluşturmayacağı tespit edilmiştir. Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun aracın fotoğrafları, hasarlı parçaları, onarım faturası dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına ve aracın hasar gören tampon ve hava yastığı değer kaybı oluşturmayacağından değer kaybı hesaplanmaması yasaya uygun olmakla (İstanbul BAM 9. HD. 30/04/2024 Tarih,... Esas ve ... Karar, İstanbul BAM 9. HD. 19/12/2023 Tarih,... Esas ve... Karar, İstanbul BAM 13. HD. 23/03/2023 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararları) ve rapora itiraz da olmadığından, hazırlanan raporun usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkememiz denetimine elverişli raporu kapsamında davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 7036 sayılı Yasa ile getirilen zorunlu arabuluculuk müessesi gereği aynı yasanın 3/14, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekli olup, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık durumuna göre davacıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL peşin harçtan, alınan 716,18 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 288,58 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE irad kaydına, 4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır