İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/357 E. 2023/981 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/357
Karar No
2023/981
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/357 Esas KARAR NO : 2023/981 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 18/04/2018 KARAR TARİHİ : 29/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından, ... CBS'nin 30/03/2018 gün ve ... Soruşturma sayılı dosyası kapsamında müvekkiline, her biri 25.000 TL meblağlı dört adet senet yazdırılıp, vade kısmı boş, keşide yeri boş, keşide tarihi boş, kimin nam ve hesabına alacak kaydedileceği kısmı boş, adres ve imzası ...’ya ait olmak üzere, birden fazla kişi huzurunda zorla senetler imzalattırıldığını, aynı biçimde aynı usullerle bir de ayrıca Borç meblağ hanesi hiç doldurulmadığını, boş bir senede daha imzası alındığını, böylece dördünün üzerine 25.000 TL meblağ işlenmiş toplam 100.000 TL tutarına denk gelen ve biri meblağ hanesi açık olmak üzere toplam beş adet senet keşide ettirildiğini, keşide edilen bu senetlerin müvekkilinin iradesi sakatlanarak elde edilmiş olduğunu, sahte belge ve suç konusu evrak niteliğinde olduğunu ileri sürerek söz konusu senetlerin iptaline, yargılama giderleri ile kanuni vekâlet ücretinin müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK md.651’e göre; (1) Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir. (2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir. hükümlerinin bulunduğunu, TTK md 651’e göre iptal şartlarının oluşmadığını, davacının ne dava konusu senetlerde alacaklı sıfatını taşımakta olduğunu, ne de senetlerin kimin elinde bulunduğunun bilinmemesi durumunun söz konusu olduğunu, davacının davasını müvekkiline yöneltmiş olmakla, senetlerin müvekkilinin elinde bulunduğunu bildiğini ikrar etmiş durumda olduğunu, hal böyle iken dava konusu senetleri keşide ederek müvekkili emrine veren davacının “ödeme yasağı ve senet iptali” konulu huzurdaki davasının, dava şartlarını taşımadığından reddinin gerektiğini, davacı yanın dava dilekçesinde bahsettiği şekilde, keşide yeri, keşide tarihi, kimin nam ve hesabına alacak kaydedileceği kısımları boş olan senet/senetlerin müvekkilinde bulunmadığını, davacı tarafından tanzim edilmiş her biri 25.000,00TL bedelli 4 adet bononun, kambiyo senedinin tüm unsurlarını içerir şekilde bizzat davacı tarafın el yazısı ile düzenlenerek müvekkili ... emrine verildiğini, davacı yanın dava dilekeçesinde bahsi geçen ve “sahte belge ve suç konusu evrak” şeklinde nitelendirilebilecek bir evrakın müvekkili davalı elinde mevcut olmadığını, senetlerin ... 1. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davacı yan borcunu ödememek adına kötü niyetli olarak asla aykırı beyanda bulunmakta ve yargıyı yanıltmaya çalışmakta olduğunu, davacı tarafından açılan dava şartlarından yoksun, haksız, kötü niyetli ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde, Husumet itirazında bulunarak davacının iddialarının yerinde olmadığını, kendisinde senet bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle, Husumet itirazında bulunarak davacının iddialarının yerinde olmadığını, kendisinde senet bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde. Husumet itirazında bulunarak davacının iddialarının yerinde olmadığını, kendisinde senet bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 1. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası, .. CBS'nin ... Soruşturma sayılı dosyası, ... CBS'nin ... Soruşturma - .. Karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen senetlerin zorla imzalatılıp imzalatılmadıkları, davalılar ..., ... ve ....'nun husumet itirazlarının yerinde olup olmadığı, davalı ... vekilinin dava şartı yokluğuna ilişkin itirazlarının yerinde olup olmadığı hususlarındadır. İlgili ... 1. İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı icra dosyasının incelenmesinde, davalı / alacaklı ... tarafından davacı borçlu aleyhine 25.000,00 TL bedelli 4 adet senetten kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmış, davalılar ...,... ve ... icra takibinde alacaklı sıfatı taşımadıklarından bu davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bekletici mesele sayılan ... CBS ...Soruşturma sayılı dosyasından verilen ... Karar sayılı 08/11/2022 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararının incelenmesinde, işbu davanın davacısının şikayeti üzerine iş bu davanın davalıları hakkında yapılan CBS soruşturması sonucu " Yargıtayın süregelen içtihatlarında da zikredildiği üzere, Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.’’ kararları da bir bütün olarak olarak değerlendirildiğinde soruşturma dosyasında beyan delillerinden başka herhangi bir delil olmadığı, kaldı ki zorla senet attırma yönünden( yağma, nitelikli yağma her ikisi) herhangi bir tarafsız kamu tanığının bulunmadığı ve bu aşamada müştekinin iddia ettiği suçların şüphe boyutunda kaldığı, kuşku sanık lehine yorumlanır ilkesi gereğince; Şüphelilerin üzerine atılı suçları işlediği yönünde hakkında kamu davasının açılmasını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte delile Cumhuriyet Başsavcılığımızca ulaşılamadığı..." ifadelerine yer verilerek atılı suçlardan şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, KYOK'na itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafın iddiası, davalıların davacıya zorla senetler imzalattırıldığı ve boş senede imzasının alındığı yönünde olup, dava konusu senetlerin iptaline karar verilmesi talep edilmiş ise de HMK 33.maddesi gereğince hukuki nitelendirme hakime ait olup dava mahkememizce menfi tespit davası olarak nitelendirilmiş, MK 6.maddesi gereğince davacının ileri sürdüğü hususları ispat ile yükümlü olduğu dikkate alınarak kovuşturmaya yer olmadığı kararında herhangi bir tarafsız kamu tanığının bulunmadığının belirtilmiş olması karşısında davalıların davacıya zorla senetler imzalattırıldığı ve boş senede imzasının alındığı kanıtlanamadığından davaya konu senetlerin kambiyo evrakı niteliği dolayısıyla alt ilişki irdelenmeksizin mücerretlik ilkesi çerçevesinde davalı ...'nun yasal hamil olduğu kabul edilerek bu davalı hakkında açılan davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal, gerektirici nedenlere göre; Davanın reddine, Harçlar Kanununca alınması gerekli 269,85 TL ilam harcından peşin yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 233,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak vekil ile temsil olunan davalı ...'na verilmesine, Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar Davacı vekili Av. ... ile Davalı ... vekili Av. ...'in yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/11/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/357, K. 2023/981, T. 29.11.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-357-e-2023-981-k-0a9e79661af2