İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/460 E. 2024/980 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/460
- Karar No
- 2024/980
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/460 Esas KARAR NO : 2024/980 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/08/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle:"Davalı banka tarafından müvekkil şirket hakkında ... 26. İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmıştır. Takibe dayanak gösterilen ...keşide tarihli ... seri nolu 550.000 TL bedelli çek müvekkil şirket yetkilisine ait olmayıp imzası taklit edilmek sureti ile imza edilmiştir. Mahkemenizce yaptırılacak imza incelemesi neticesinde de, takibe konu senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığı ortaya çıkacaktır. Nitekim takip konusu çek bankaya ibraz edildiğinde de banka yetkilileri çekteki keşideci imzası ile sistemde kayıtlı imzaların uyuşmadığı çekin arkasına şerh olarak düşülmüştür. Hal böyleyken davalının imzanın müvekkile ait olmadığını bildikleri ve bilebilecek konumda oldukları açık olup, aksi düşünce hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. Bu nedenle davalı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de gerekmektedir. Tarafımızca dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak anlaşma sağlanamamıştır. Arabuluculuk tutanağını ekte sunuyoruz. İİK m.72 hükmü gereğince ihtiyati tedbir talebimizin kabulüyle, müvekkilin mağdur olmaması ve geri dönülmez zararlara uğramaması için, açıkça kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi talebimiz vardır. İhtiyati tedbir talebimizim kabulü ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine Davacı müvekkilin; ... 26. İcra Dairesinin ... E sayılı dosyasına konu kılındığı şekilde borçlu olmadığının tespitine ve borca ilişkin yapılan ödemelerin istirdatına Davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle: "Bilindiği üzere menfi tespit davalarında, icra takibi başlatılmadan önce veya başlatıldıktan sonra verilecek ihtiyati tedbir kararlan, gösterilmesi gereken teminat miktarı ve bu kararların icra takibine etkisi İİK.’da (m.72); ihtiyati tedbirin şartlan(m.389), tedbir talebi (m.390), ihtiyati tedbir kararında bulunması zorunlu olan hususlar (m.391) ve diğer hususlar ise Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiştir. HMK.nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Kanunun aradığı ihtiyati tedbir sebebi ise, Ya ‘' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkânsız hâle gelmesi '’ Veya '‘ gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâli... '' dir. Ancak, İhtiyati tedbir karan verilebilmesi için bu iki koşuldan birinin varlığı zorunlu ve fakat yeterli değildir. Bu koşullardan birinin varlığını ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yeterli hâle getiren ise davacının, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi zorunluluğudur. Oysa davacı dilekçesinde, hangi durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkını elde etmesinin zorlaşacağım veya tamamen imkansızlaşacağını ya da bir gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut bir ciddi zararın doğacağından endişe ettiğini ifade etmiş değildir! Yani davacının ihtiyati tedbir talebinin kanuna uygun bir gerekçesi yoktur. Müvekkil dava konusu çeki müşterisi ...Tic. Ltd. Şti. ile aralarında akdedilmiş olan faktoring sözleşmesine binaen devir almıştır. Buna ilişkin faktoring sözleşmesi ve ekleri dilekçemiz ekindedir. Çekin müvekkile devir ve ciro edilmesini sağlayan faturaya bağlı alacak temliki işlemi 6361 sayılı kanunda belirtilen esaslara ve BDDK'nın belirlediği kriterlere uygun olarak eksiksiz yerine getirilmiştir. Bu anlamda alacağın temliki işlemi yapılırken; Sözleşmede müşterimiz olan ... Şti. temlik ettiği, davacıdan olan kambiyo senedine bağlı alacağı 6361 Sayılı yasanın öngördüğü şekilde fatura ile tevsik edilmiş ve ilgili fatura asılları üzerine temlik işlemini gösterir şekilde açıklama derc edilerek işlem tamamlanmıştır. Yasanın öngördüğü prosedür tam ve eksiksiz olarak yukarıda belirtilen şekilde yerine getirmiş olmakla müvekkil davacıya karşı iyi niyetli, meşru hamil sıfatını kazanmıştır. Davacının dilekçesi incelendiğinde sadece dava konusu çekteki imzayı inkar etmekte ancak çekin ne şekilde yani hırsızlık vesair ne suretle ellerinden çıkarak sahte imza ile piyasa sürüldüğüne ilişkin bir iddiada bulunmamaktadır. Bu konuya ilişkin her hangi savcılık nezdinde devam eden bir soruşturmadan da bahsetmemektedirler. Çek, davacı tarafından fatura borçlusuna keşide edildiği açık olduğuna göre davacının hayatın olağan akışına uygun olarak dava dışı fatura borçlusu hakkında suç duyurusunda bulunması gerekir iken bunu da yapmamıştır. Davacı, çekin hırsızlık ürünü olduğuna ya da başka bir iddiada bulunmamış, her hangi bir şikayet yoluna gitmemiş olmakla davacının çeki bile isteye sadece ödemekten kurtulmak üzere başka birine imzalattığı kötü niyetli olduğu bu hali ile borçlu olmadığının tespitinin davacının kötü niyetini desteklemek olacağı açık olduğundan davacının ticari defterleri, banka kayıtları celp edilerek müvekkil müşterisi ile aralarında ki ilişkinin de araştırılması gerekmektedir. Zira son zamanlarda Faktoring Yasası kullanılmak sureti ile finansman sağlanmasına aracılık eden şirketlerin iş bu davalarla ödeme yapmaktan kurtularak sebepsiz zenginleştikleri açıktır. Bu nedenle haksız ve kötü niyetli davanın reddi gerekmektedir. Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde davacı, dava dışı fatura borçlusu ve dava dışı müşterinin örgütlü olarak hareket ettikleri açık olduğundan her türlü şikayet hakkımızı da saklı tutarız. Dava konusu çek, yukarıda anlatıldığı üzere müvekkil müşterisi tarafından müvekkile verilmiştir. Davacı yanca çek üzerindeki imzanın kendilerine ait olmadığı iddia edilmişse de davacı çekte cirosu olup, müvekkil ile davacı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır ve bu sebeple davacı tarafından inkar olunan imzanın sıhhatini davalı müvekkilin bilme imkanı yoktur. Kaldı ki toplanacak deliller ile çekteki imza karşılaştırıldığında imzanın borçluya ait olup olmadığı da açıklığa kavuşturulacaktır. Bunun yanında borçlu her ne kadar alacaklı ve diğer cirantalarla arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını savunarak çekten dolayı bir borcunun olmadığını dile getirmişse de bilindiği üzere çekten dolayı ortaya çıkan borç ilişkisi asıl ilişkiden mücerret olup, asıl ilişkideki bağ ortadan kalksa bile kıymetli evraktan kaynaklanan borç sona ermez. Yani kıymetli evrak bir defa doğduktan sonra doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olmaz. Takip dayanağı çek incelendiğinde T.T.K.'nın kambiyo vasfı için aradığı tüm şekil şartlarını ihtiva ettiği ve birbirine bağlı ciroların mevcut olduğu görülmektedir. Kanunun ve yerleşik içtihatların öngördüğü minvalde şeklen ciro silsilesi düzgündür. Bu cihetle müvekkil şirket meşru hamildir. Yukarıda izah olunduğu üzere müvekkil şirket takibe konu çeki faktoring sözleşmesi kapsamında devralmıştır. Yine davacı ile müvekkil arasında ticari ilişki de bulunmadığından müvekkilin davacı tarafından inkar olunan imzanın sıhhatini bilme şansı yoktur. Bu nedenle davacının imza incelemesine esas olmak üzere ilgili tüm resmi kurumlardan davacının ıslak imzalarını ihtiva eden belgelerin celbini talep ederiz. Borçlu tarafça eğer dava konusu çekte yer alan imza ile başkaca ödemiş olduğu çeklere ilişkin imzaların aynı olduğu hususunun tespit edilmesi durumunda, borçlunun aynı imza ile başkaca çekleri ödemiş olması, borcun davacı tarafça kabul edildiği anlamına gelmektedir. Ekte görüntüsünü sunduğumuz çekler üzerinde ki davacı imzasının çıplak gözle dava konusu çekteki imza ile aynı olduğu açıkça görülmektedir. Bu çekler davacı tarafından itirazsız bankaya ibrazda ödenmiştir. İlgili çek asıllarının da bankadan celplerini talep ederiz. çek asıllarının bankalardan celbi ile davacı borçlunun başkaca bankalarda yer alan çek hesaplarının tespit edilerek ödeme yaptığı çeklerin de imza incelemesine konu edilmesi husunun büyük önem arz ettiğini belirtmek isteriz. Bunların celp edilmesi ile beraber eğer imza inkarına neden olan imza ile imzalanmış olan başkaca çekler davacı tarafça ödenmiş ise imzayı kabul ettiği ortaya çıkacaktır. İmza incelemesine dayanak teşkil etmek üzere dava konusu çek borçlusunun hesabının bulunduğu ... A.Ş. ... Şubesi ... İBAN numaralı hesaptan, Ödenmiş çek yaprakları asıllarının, Hesap sahibine ait imza kartonu aslını, 3)Kimlerin çek keşide etmeye yetkili olduğunun, çek keşide etme konusunda üçüncü şahıslara verilmiş vekalet olup olmadığının sorulmasını, Temsil ve ilzam yetkililerinde geçmişte değişiklik olmuş ise buna ilişkin belgelerin ve eski yetkililerin imza sirküleri ile isim ve kimlik bilgilerinin sorulmalarını talep ederiz. İzah ettiğimiz üzere müvekkil ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında faktoring sözleşmesi imzalanmıştır ve bu sözleşme kapsamında takip konusu çek ödeme aracı olarak dava dışı şirketten alınmıştır. Yine takip dayanağı çek T.T.K.'nın kambiyo vasfı için aradığı tüm şekil şartlarını taşımaktadır. Bu durumda müvekkil meşru ve iyiniyetli hamil olduğundan talep olunan tazminat haksızdır. Usul ve yasaya aykırı tedbir kararına itirazlarımızın kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini; usul ve yasaya aykırı davanın reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletinde karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Hakim ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı gereğince İstanbul 6. 7. 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri finans alanında ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilmiştir. Huzurdaki davanın davalı faktoring şirketi tarafından takibe konu edilen senetten kaynaklandığı, uyuşmazlığın esasının çözüme kavuşturulabilmesi için 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman Ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, söz konusu kanun kapsamında meydana gelen ihtilafların çözümü hususunda finans mahkemelerinin görevli olduğu ve asliye ticaret mahkemelerine 29/08/2024 tarihinde tevzi edildiği, tevzi tarihi itibarıyla finans mahkemelerinin münhasıran görevli olduğu anlaşıldığından esasın kapatılarak dosyanın tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Dosyanın, Finans Mahkemeleri sıfatıyla incelenmek üzere İstanbul 6. 7. 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi olunması için İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 2-Esasın bu şekilde kapatılmasına, Dair; duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin yüzüne karşı davacının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır