İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/192 E. 2025/7 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/192
- Karar No
- 2025/7
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/192 Esas KARAR NO : 2025/7 DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/03/2023 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Taraflar arasındaki (halihazırda devam etmekte olan) ticari ilişkinin taraflar arasında 09.01.2012 tarihinde Bayilik Sözleşmesi'nin ve eklerinin imzalanması ile başladığını; istasyonda 07.03.2013 tarihinde EPDK tarafından gerçekleştirilen denetimde davalıya - mevzuata uygun şekilde ve ariyeten kullanılmak üzere- teslim edilmiş olan otomasyon sisteminin çalışmadığı ve buna rağmen davalı bayinin arıza bildirimi yapmaksızın akaryakıt satışına devam ettiğinin tespit edildiğini; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından başlatılan idari soruşturma neticesinde ... tarihli ...sayılı kararla davalı şirkete 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 70.000TL idari para cezası verildiğini; bu idari para cezasının iptaline ilişkin olarak davalı tarafından açılan ve ... 10. İdare Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasından görülen davada verilmiş olan davanın kabulüne ilişkin kararın davalı EPDK'nın bu karara ilişkin temyiz başvurusu neticesinde "... istasyon otomasyon sistemi sağlıklı çalışmadığı halde akaryakıt hareketine konu eylemin gerçekleştirildiği sabit olduğundan..." gerekçesiyle Danıştay tarafından bozulduğunu; davalı bayi tarafından hükme uygun şekilde otomasyon arızasının davacıya bildirilmediğini, dolayısıyla davacı hakkında da EPDK tarafından idari soruşturmanın başlatıldığını ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının "c" bendinin 3 numaralı alt bendi uyarınca davacıya da 26.11.2015 tarihli ...nolu 850.000TL'lik idari para cezası verildiğini; idari para cezasının iptali talebiyle davacı tarafından açılan davaların nihayetinde idari para cezasının kesinleştiğini; davacı aleyhine hükmedilmiş olan 850.000TL'lik ceza tutarının 30 günlük kanuni süre içerisinde yapılan ödeme nedeniyle 9625'lik indirim imkanından yararlanılarak 06.09.2022 tarihinde 637.500TL olarak ödendiğini; dava konusu denetimin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 09.01.2012 tarihli Bayilik Sözleşmesin maddesinde yer alan "bayi, ıstasyon'daki teçhizat, alet ve edevat için (yeraltı tankları dahil) kanun, tüzük ve yönetmelikler gereği yaptırılması gereken periyodik muayene ve kontrolleri yatırmaktan sorumludur. Bu muayene ve kontrollerin yaptırılmaması sonucu doğacak her hukuki ve cezai mesuliyet bayı'ye ait olacaktır." ve 19.1 maddesinde yer alan "bayi, istasyon'da petrol ürünlerinin depolanması ve satışı için gerekli bütün izin ve ruhsatları kanun ve nizamlar dahilinde bizzat alacak ve çevrenin kirlenmemesi için tüm önlemleri alıp, özenle uygulayacaktır. Çevre Kanunu dahil çalışma konusu ile ilgili tüm kanun ve nizamlara harfiyen uyacaktır. Dolayısı ile işbu ticari faaliyetten tevellüs edebilecek her türlü masraf, tazminat, hukuki ve cezai mesuliyet kendisine ait olacaktır." ve 19.2. maddesinde yer alan “bayı, istasyon'da ve burada yapılan işe, depolanan veya kullanılan patlayıcı ve parlayıcı maddelere veya kendisi tarafından çalıştırılan kişilere ilişkin olarak. herhangi bir makam tarafından çıkartılacak kanun, tüzük, yönetmelik ve emirlere uymakla yükümlüdür. Bu hususlara BAYI'nin bizzat ve müstahdemleri tarafından, kısmen veya uyulmamasından doğacak sorumluluk veya yükümlülükler ile lukoil'in bu nedenlerle uğrayacağı zararların tazmini bayi'ye aittir." ve sair maddeleri kapsamında davalının kusurlu fiilleri nedeniyle davacının uğradığı zararı tazmin etmeyi taahhüt ettiğini belirtmiş ve davalının sözleşmeye ve mevzuata aykırı kusurlu fiilleri nedeniyle davacı tarafından 06.09.2022 tarihinde ödenmiş olan 637.500TL'nin şimdilik 10.000TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ödenmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Sayın Mahkemenizde görülmekte olan davada; dava dilekçesi, bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi müvekkil şirkete ... kanalıyla tebliğ edilmiş görülmektedir. Ancak müvekkil şirket telefon ve mail adresine tebligatlarla ilgili bir bilgilendirme gelmemiştir. Müvekkil şirket ıslah dilekçesinden tesadüf eseri haberdar olmuş, yapmış olduğu araştırmalar sonucunda da diğer tebligatların varlığını öğrenmiştir. Bu aşamada öncelikle tebligatların usulsüz olup olmadığının belirlenebilmesi için, ... tebligat adresine hangi telefon ve mailin tanımlı olduğu belirlenerek, bilgilendirme mesajı gönderilip gönderilmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu aşamada biz davaya cevaplarımızı, bilirkişi raporuna ve ıslaha karşı beyan ve itirazlarımızı ayrıntılı şekilde belirteceğiz. Zaten tarafımızdan izah edilecek olan hususlar, Sayın Mahkemenizin davanın yasal dayanağının olup olmadığını tespit etmek adına resen araştırması gereken, savunmanın genişletilmesi kapsamında olmayan hususlardır. Şöyle ki; Davacı taraf dava dilekçesinde; Taraflar arasında 09.01.2012 tarihli bayilk sözleşmesi ve eklerinin imzalandığını, aynı tarihte içerisinde otomasyon sisteminin de yer aldığı ariyet sözleşmesinin imzalandığını, Müvekkil şirket istasyonunda 07.03.2013 tarihinde EPDK tarafından gerçekleştirilen denetimde otomasyon sisteminin çalışmamasına rağmen müvekkil şirket tarafından akaryakıt satışına devam ettiğinin tespit edildiğini ve müvekkil şirket aleyhine 70.000,00 TL. İdari para cezasına hükmedildiğini ve arızanın kendilerine bildirilmediğini, Müvekkil şirket tarafından idari para cezasının iptali için açılan davada verilen iptal kararının Danıştay tarafından bozulduğunu, Müvekkil şirket tarafından otomasyon arızasının bildirilmemiş olması nedeniyle aleyhlerine 850.000,00 TL. İdari para cezasına hükmedildiğini, Açmış oldukları iptal davasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle % 25 indirim ile para cezasını ödemek zorunda kaldıklarını, Taraflar arasında imzalanan 01.012022 tarihli çerçeve protokolde LUKOİL'in denetim yükümlülüğü nedeniyle ödemek zorunda kalacağı idari para cezası dahil tüm bedellerin müvekkil şirket tarafından ödeneceğine ilişkin hüküm olduğunu, 09.01.2012 tarihli sözleşme uyarınca müvekkil şirketin ...' in zararlarını karşılama yükümlülüğü olduğunu beyan ederek 637.500,00 TL'nin şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının tahsilini talep etmiştir. Sayın bilirkişiler raporlarında; davacı tarafın iddialarını yazmış, defter kayıtlarını incelemiş, müvekkil şirket aleyhine ve davacı aleyhine hükmedilen idari para cezalarına değinmiş, faiz hesabı yapmış ve netice olarak müvekkil şirketin sözleşme ve mevzuata aykırı davrandığının tespit edildiğini, kusurlu eylemleri nedeniyle davacının mal varlığında azalmaya sebep olduğunu, bu nedenle davacının uğradığı zararı tazmin etmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davacı taraf da bu rapor üzerine davasını ıslah etmiştir. Davacı tarafın davası yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi her ne kadar bilirkişi heyetinde sektör uzmanı olsa da, Sayın bilirkişilerin raporları da afaki hatalar ile dolu olmakla birlikte teknik dayanaktan yoksundur. Burada gözden kaçan çok önemli bir husus vardır. müvekkil şirketin mevzuata aykırı bir eylemi olduğunu kabul etmemekle birlikte davacı aleyhine de, müvekkil şirket aleyhine kendi eylemleri nedeniyle, ayrı ayrı mevzuat hükümleri dayanak gösterilerek idari para cezasına hükmedilmiştir. davacı aleyhine, müvekkil şirket eylemi nedeniyle değil bizzat kendi eylemi nedeniyle idari para cezasına hükmedilmemiştir. şöyle ki; Müvekkil şirket aleyhine hükmedilen idari para cezasının da, davacı aleyhine hükmedilen idari para cezasının da dayanağı 5015 sayılı yasanın 7. Maddesinin 6. Fıkrası dayanak alınmak suretiyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından alınan ve yıllar içinde birçok kez değişikliğe uğrayan 1240 sayılı kurul kararıdır. Davacı taraf aleyhine hükmedilen idari para cezasında müvekkil şirketten farklı olarak 5015 sayılı yasanın 7. Maddesinin 6. Fıkrası da dayanak olarak gösterilmiştir. 5015 sayılı yasanın 7. Maddesinin 6. Fıkrası ile dağıtıcı firmalara otomasyon sistemi kurma ve denetleme yükümlülüğü getirilmiş, 1240 sayılı kurul kararı ile de otomasyon sisteminin nasıl işleyeceği ve dağıtıcıların ve bayilerin otomasyon sistemine ilişkin yükümlülüklerinin neler olduğu belirlenmiştir. İlgili kurul kararını ve düzenlediği yükümlülüklerin sebeplerini, sonuçlarını ve nasıl denetlenebileceğini anlayabilmek için öncelikle otomasyon sisteminin ne olduğunun Sayın Mahkemeniz tarafından anlaşılması gerekmektedir. Her ne kadar bilirkişi heyetinde sektör uzmanı yer alsa da, Sayın bilirkişiler raporlarında ne otomasyon sistemine, ne de 1240 sayılı kurul kararına hiç değinmemişlerdir. Halbuki işbu davanın aydınlatılabilmesi için otomasyon sisteminin ve 1240 sayılı kurul kararının iyi irdelenmesi, davacı tarafın aleyhine hükmedilen idari para cezasında davacı tarafın ihmal veya kusurunun olup olmadığının, mevzuata aykırı bir davranışının olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir- ki davacı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu Mahkeme ve Danıştay kararları davacı tarafın ihmal ve kusurunun olduğunu çok net tespit etmiştir. Otomasyon sistemi denilen sistem 5015 sayılı yasanın 7. Maddesi ve 1240 sayılı kurul kararı uyarınca dağıtıcı firmaların bütün bayilerinde kurmak ve denetlemek zorunda oldukları bir elektronik takip sistemidir. Dağıtıcı firmalar bayisi olarak faaliyette bulunan her akaryakıt istasyonunun hem pompalarına hem de tanklarına, pompalardan yapılan satışları ve tanklara yapılan dolumları anlık olarak gösterecek elektronik bir takip sistemi kurmaktadır. Bu sistem sayesinde akaryakıt istasyonunda tanka doldurulan her litre ürün takip edilebilmekte, aynı şekilde pompadan satılan her litre ürün de satılan arabanın plakasına kadar takip edilebilmektedir. Ayrıca bayilerin stok durumları da görülmekte, bayilerin alımları ile satışlarının uyumlu olup olmadığı denetlenebilmektedir. Ayrıca otomasyon sisteminde meydana gelen kesintiler de görülmektedir. Bayilerde kurulu olan bu otomasyon sistemine yansıyan her işlem direk dağıtıcı firma kayıtlarına otomatik olarak iletilmektedir. Dağıtıcı firmalar bayilerinin otomasyon sistemlerini izlemek ve bir aykırılık olduğunda EPDK'ya bildirim yapmakla mükelleftir. dağıtıcı firmalar izleme ve bildirim yapma yükümlülüklerini yerine getirmedikleri zaman, kanun ve 1240 sayılı kurul kararı uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları yükümlülükleri yerine getirmedikleri için idari para cezaları ile karşı karşıya kalmaktadır. Bizim olayımızda müvekkil şirket aleyhine, istasyonunda otomasyon sistemi çalışmadan satış yapılması, istasyon tanklarında bulunan akaryakıtın otomasyon sisteminde görülmemesi, otomasyon sisteminde arıza olduğuna ilişkin herhangi bir arıza bildirimi yapılmaması, otomasyon sistemine müdahale edilmesi nedeniyle 1240 sayılı kurul kararının mülga 5. maddesinin 9. ve 14. fıkrasına ve 1240 sayılı kurul kararının halihazırda yürürlükte bulunan şekliyle 5. maddesinin 2. fıkrasının a, b ve c bentlerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile idari para cezasına hükmedilmiştir. Öncelikle belirtmek isteriz ki müvekkil şirketin mevzuata aykırı bir eylemi olmadığı gibi idari para cezasının iptali için açmış olduğu dava halihazırda derdesttir. Denetim günü denetim yapan görevliler istasyona gelmiş ve otomasyon sisteminin arızalı olduğunu ve bu nedenle de satışların otomasyona yansımadığını tespit etmiştir. Bu tespit üzerine görevliler tarafından otomasyon yetkili servisi olan turpak firması müvekkilin istasyonuna çağrılmış, ve yaptığı incelemeler sonucunda müvekkilin otomasyon sisteminde “….kasıt dışı elektronik arızanın meydana geldiğini, tank şamandırasının normal olduğunu ……”tespit etmiştir. Dosya kapsamında mevcut denetim tutanağında bu durum çok net yazmaktadır. (EK-2) Gerçekten de müvekkil şirket istasyonunda bulunan tek bir tankta teknik bir arıza meydana gelmiştir ve bu arıza anlık kesintiler şeklinde ortaya çıkan ve sürekliliği olan bir arıza olmadığı için müvekkil şirket tarafından fark edilememiştir. ancak BU arıza davacı lukoil firması tarafından otomasyon sistemi üzerinden tespit edilmiş ve epdk'ya bu konuda mutabakatsızlık bildirimi yapılmıştır. dosya kapsamında mevcut soruşturma raporunda bu durum çok net bir şekilde yazmaktadır, ancak davacı lukoil firması müvekkil şirket otomasyon sisteminde bir sıkıntı olduğunu çok net tespit etmesine ve bu konuda mutabakatsızlık bildirimi yapmasına rağmen müvekkil şirketi uyarmamış, müvekkil şirketin o şekilde faaliyetine devam etmesine, otomasyon sistemi çalışmadığı halde satışa devam etmesine izin vermiştir. davacı taraf biz arıza bildiriminde bulunmadığımız için değil, sorun olduğunu tespit etmesine rağmen önlemediği ve gerekli tedbirleri almadığı için idari para cezası ile karşı karşıya kalmıştır. bizim de idari para cezası ile karşı karşıya kalmamıza sebep olmuştur. Durumun daha net görülebilmesi için davacı tarafın online olarak gördüğü otomasyon verilerini ekte sunuyoruz. İlgili verilerde açıkça sabit olduğu üzere davacı taraf denetim günü olan 07.03.2012 tarihine kadar müvekkil şirket otomasyonunda sıkıntı olduğunu çok net görmüş, ancak müdahale etmemiştir. Tam olarak da bu sebeple davacı aleyhine idari para cezasına hükmedilmiş, davacının idari para cezasının iptali için açmış olduğu dava reddedilmiş, Danıştay da bu cezayı onanmıştır. Davacı taraf da kendi eylemi nedeniyle idari para cezası ile karşı karşıya kalmıştır. Müvekkil şirket kaçakçı da olabilirdi. Otomasyon sisteminin kuruluş amacı ve dağıtıcılara bir takım yükümlülükler yüklenmesinin sebebi zaten bayilerin verilerinin denetlenmesi, bayilerin yaptığı bir aykırılık var ise bunun tespit edilmesi ve aykırılıkların önlenmesidir. Bunu yapabilmesinin yolu da dağıtıcı firmaların yükümlülüklerini yerine getirmesidir. davacı taraf mutabakatsızlığı tespit ettiğinde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirseydi, -müvekkil şirket usulsüzlük yapmış olsaydı bile- idari para cezası ile karşı karşıya kalmayacaktı. davacı tarafın cezasının müvekkil şriketin arıza bildirimi yapıp yapmaması ile hiç bir ilgisi yoktur. ayrıca hem Sayın bilirkişiler hem de davacı taraf, 2017 ve 2022 sözleşmelerine atıfta bulunmuşlardır. Halbuki dava konusu olay 07.03.2013 tarihinde meydana gelmiştir. Dolayısıyla ancak ve ancak 2012 tarihli sözleşme hükümleri işbu davada irdelenebilir. Yukarıda izah edilen husular ışığında davacı tarafın ödemi olduğu idari para cezası yönünden müvekkil şirkete yüklenecek bir sorumluluk olmadığı açıktır. Sunulu nedenlerle; öncelikle tebligatların usulsüz olup olmadığının araştırılmasını, dosyanın yeniden konusunda uzman bir bilirkişiye verilmesini, Sayın Mahkemeniz dosyanın tamamlandığı kanaatinde ise davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden aldırtılan 11/12/2023 tarihli raporda özetle: "Sözleşmeye göre davalı bayinin kusurlu fiilleri nedeniyle bayilik veren davacının uğradığı zararı tazmin etmeyi taahhüt ettiği; davalının sözleşmeye ve mevzuata aykırı kusurlu fiilleri nedeniyle davacı tarafından 06.09.2022 tarihinde 637.500TL'nin ödenmek zorunda kaldığını ve bu yüzden şimdilik 10.000TL.'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiği, Mali değerlendirme yapıldığında: Davacı bayilik veren tarafından idari para cezası olarak 637.500TL'nin ödendiği, TBK m. 117/1 hükmünce temerrüt tarihinden (ödeme tarihi olan 06.09.2022 tarihinden) dava tarihi olan 16.03.2023 tarihine kadar temerrüt faizinin işletileceği, hesaplama yapıldığında 45.716,61TL faiz hesaplandığı, Teknik değerlendirme yapıldığında: Davacı bayilik veren, istasyonda 07.03.2013 tarihinde EPDK tarafından gerçekleştirilen denetimde davalı bayiye mevzuata uygun şekilde ve ödünç olarak kullanılmak üzere teslim edilmiş olan otomasyon sisteminin çalışmamasına rağmen davalı bayinin arıza bildirimi yapmaksızın akaryakıt satışına devam ettiğinin tespit edilmesi üzerine hem davalıya hem de davacıya ayrı ayrı ceza kesildiğini; davalı bayinin hem sözleşmeye aykırı hem de mevzuata aykırı, kusurlu davranışları nedeniyle davacı bayilik verenin zarara uğradığını ve bu zarardan davalı bayinin sorumlu olduğunu iddia ettiği; davacı bayilik verenin idari para cezasını ödemek zorunda bırakılmasında davalı bayinin kusurlu olduğu, hem sözleşmeyi hem de mevzuatta belirlenen yükümlülüklerini ihlal ettiği kanaatine varıldığı, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Davacı ile davalı şirket arasında 09.01.2012 tarihinde, adi yazılı şekilde bayilik sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının bayilik veren, davalının ise bayi sıfatını haiz olduğu; Davacı ile davalı şirket arasında 09.01.2012 tarihinde, adi yazılı şekilde ariyet (kullanım ödüncü) sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının ödünç veren, davalının ise ödünç alan sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin ekinde ödünç konusu edilen malzeme listesinin sunulduğu; Ayrıca davacı ile davalı şirket arasında 09.04.2017 tarihinde, adi yazılı şekilde “Çerçeve Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; 09.01.2012 tarihli bayilik sözleşmesinin 17.2 maddesinin "Bayi, İstasyon 'daki teçhizat, alet ve edevat için (yeraltı tankları dahil) kanun, tüzük ve yönetmelikler gereği yaptırılması gereken periyodik muayene ve kontrolleri yaptırmaktan sorumludur. Bu muayene ve kontrollerin yaptırılmaması sonucu doğacak her türlü hukuki ve cezai mesuliyet bayiye ait olacaktır."; 19.1 maddesinin " Bayi, İstasyon 'da petrol ürünlerinin depolanması ve satışı için gerekli bütün izin ve ruhsatları kanun ve nizamlar dahilinde bizzat alacak ve çevrenin kirlenmemesi için tüm önlemleri alıp, özenle uygulayacaktır. Çevre Kanunu dahil çalışma konusu ile ilgili tüm kanun ve nizamlara harfiyen uyacaktır. Dolayısı ile işbu ticari faaliyetten tevellüs edebilecek her türlü masraf, tazminat, hukuki ve cezai mesuliyet kendisine ait olacaktır."; 19.2 maddesinin ise " Bayi, İstasyon'da ve burada yapılan işe, depolanan veya kullanılan patlayıcı ve parlayıcı maddelere veya kendisi tarafından çalıştırılan kişilere ilişkin olarak. herhangi bir makam tarafından çıkartılacak kanun, tüzük, yönetmelik ve emirlere uymakla yükümlüdür. Bu hususlara BAYI'nin bizzat ve müstahdemleri tarafından, kısmen veya uyulmamasından doğacak sorumluluk veya yükümlülükler ile lukoil'in bu nedenlerle uğrayacağı zararların tazmini bayi'ye aittir." şeklinde olduğu, Teknik değerlendirme neticesinde davalı bayinin sözleşmeye ve mevzuata aykırı davrandığı tespit edildiğinden sözleşmede sözleşme özgürlüğünce kararlaştırılan yukarıdaki maddeler gereğince davalı bayinin, zarar verici kusurlu eylemleri neticesinde davalı bayilik verenin malvarlığının aktif kısmında azalmaya sebebiyet verdiği; sözleşmeye aykırılık neticesinde davacının, uğradığı maddi zararın (davacının ödemek zorunda kaldığı idari para cezasının) şimdilik 10.000TL.sinin ödenmesini talep edebileceği kanaatine varıldığı; takdirin, elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Yine mahkememizin ara kararı gereği dosyanın rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişilere tevdii edildiği ve bilirkişilerin mahkememize vermiş olduğu 13/09/2024 tarihli raporda özetle: "14/05/2024 tarihli bilirkişi görevlendirmesiyle birlikte, mahkemece talep edilen ve dosya kapsamına eklendiği görülen idari yargı kararları dâhil olmak üzere, heyet tarafından tüm dosya kapsamı son hâliyle incelendiğinde takdir, Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, Davacı ... tarafından “davalının kusurlu fiilleri nedeniyle davacı tarafından ödenmiş olan 637.500TL'lik idari para cezası tutarının şimdilik 10.000TL.'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte” ödenmesinin talep edildi, Teknik değerlendirme yapıldığında, Enerji piyasasına ilişkin olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuatın dağıtıcı lisansı sahibi ve bayii açısından getirdiği yükümlülüklere dair bu rapor marifetiyle yapılan inceleme ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; “Dağıtıcı lisansı sahibi” statüsündeki davacı ...'ın, Bayii otomasyon sistemini mevzuata uygun şekilde kurmak, uygulamak ve bakım / onarımları elektronik veri akışında kesintiye yol açmayacak şekilde yerine getirmek, arıza durumunda elektronik veri kaybı yaşanmaması için gerekli tedbirleri almış olmak, “Arızanın meydana geliş tarihinden itibaren 4 iş günü içinde arızayı gidermek, Otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı çalışmasını engelleyecek müdahalelere karşı her türlü tedbiri almış olmak yönünde yükümlülükleri bulunduğu; “Bayii” statüsündeki davalı ...'ün, İstasyonda kurulu olan otomasyon sisteminin güvenliğinden sorumlu olacağı, Dağıtıcı lisansı sahibinin izni olmadan otomasyon sistemine müdahale edemeyeceği, Otomasyon sisteminde meydana gelen arızaları en geç 24 saat içerisinde dağıtıcı lisansı sahibine bildireceği yönünde yükümlülükleri bulunduğu Nitekim EPDK Denetleme Kurulu Başkanlığı bünyesinde hazırlanan soruşturma raporuna göre, dağıtıcı lisansı sahibi tarafından EPDK ile paylaşılan otomasyon verilerinde 01/03/2013 — 07/03/2013 tarihleri arasında 1 no'lu tanktan hiçbir veri akışı sağlanamadığı; ürün seviyesi ve ürün miktarı göstergelerinin “0” olarak göründüğü; denetimin gerçekleştiği 07/03/2013 tarihinde ... uzmanlarınca yapılan incelemeden sonra veri akışının yeniden başladığı görülmektedir. Dolayısıyla elektronik veri akışının bahis konusu tarihler arasında kesintiye uğradığı; Bu noktada, dağıtıcı lisansı sahibi davacı tarafın, yukarıda sözü edilen 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile 1240 sayılı EPDK kararının olay tarihinde yürürlükteki ilgili hükümleri gereği otomasyon sisteminde elektronik veri akışında kesinti meydana geldikten sonraki 4 iş günü içinde arızayı gidermediği, yukarıda incelenen mevzuat gereği denetim yükümlülüğü kapsamında asli sorumluluğu bulunduğu; statüsündeki davalının ise, yetkili makamlarca akaryakıt istasyonunda yapılan incelemeye dair ... tarih ve... sayılı tutanakta ... uzmanlarının tespit ettiği otomasyon sistemindeki “kasıt dışı elektronik arıza”yı, eğer denetim tarihinden (yâni 07/03/2013) önceki bir tarihte vâkıf olduğu halde, bu tarihten itibaren 24 saat içinde dağıtıcı lisansı sahibine bildirimde bulunmamış ise, ancak bu ihtimalde sorumluluğundan söz edilebileceği; Enerji piyasasına ilişkin mevzuat yönünden değerlendirme yapıldığında, Taraflar arasındaki uyuşmazlık, esâsen dağıtıcı lisansı sahibinin “bayi otomasyon sistemi” üzerindeki denetim yükümlülüğüne ilişkindir. Uyuşmazlığın ortaya çıktığı 07/03/2013 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat hükümlerinin ve dosya kapsamındaki diğer belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı ...ın, davalı ...'ün akaryakıt alım — satım işlemlerini ve mevcut akaryakıt stok durumunu “günlük” elektronik veri akışıyla takip uygulama ve yükümlü edebileceği bir otomasyon sistemi kurma, karıda gerekçeleriyle açıklanan bağlam çerçevesinde denetleme nün bulunduğu, Ancak, yukarıda (bkz. sayfa 8) yedi numaralı kısımda izah edilen ve 2015 yılındaki bir değişiklikle yürürlüğe giren yeni denetim aracının (otomatik uyarı sistemi) “geçmişe yürür şekilde uygulanma(ma)sı” probleminin, davacı ...'ın, uyuşmazlık “tarihi olan 07/03/2013 itibarıyla yürürlükte bulunan ve yukarıda (bkz. sayfa 4 — 8) beş ve altı numaralı kısımda incelenen “ denetim yükümlülüğü” ve “otomasyon kurma ve uygulama yükümlülüğü”nü doğrudan etkilemediği; yâni bu yükümlülükleri kaldırmadığı; Şöyle ki, 1240 sayılı EPDK kararının uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan sürümünün yukarıda zikredilen 4. maddesinin 1. fıkrası (b), (c) ve (d) bentleri ile 5. maddesinin ilgili fıkra hükümlerinin (bkz. md. 5 /6-7-8-9-11. fıkra) davacı ...'ın istasyon otomasyon sistemi üzerindeki denetim yükümlülüğünü çok açık bir şekilde düzenlendiği, Ayrıca, davacı .... tarafından EPDK'nın işlemine karşı idari yargıda açılan iptal davasında, ilk derece mahkemesinin (işbu dava dosyası kapsamında celp edilmiş olan) kararında arızanın dağıtıcı lisansı sahibine bildirilmemesinin aynı zamanda otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmasını temin ve kontrolle sorumlu dağıtıcı lisans sahibinin bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı...” hususuna işâret ettiği, Davalı ...tarafından EPDK'nın işlemine karşı idari yargıda açılan iptal davasında, ilk derece mahkemesinin cezanın iptali yönündeki kararına karşı Danıştay 13. Dairesi'nin (işbu dava dosyası kapsamında celp edilmiş olan) bozma kararında, bayinin bağlı olduğu dağıtıcının otomasyon sisteminde bulunan verilere ilişkin raporlardan, gerek denetim tarihi öncesinde, gerekse denetim günü otomasyon sisteminde tanklarda O litre yakıt görünmesine rağmen pompadan satış yapıldığı... Bu durumda, istasyon otomasyon sistemi sağlıklı çalışmadığı hâlde akaryakıt hareketine konu eylemin gerçekleştirildiği sabit olduğundan...” hususuna işâret edildiği, Dolayısıyla idari yargıda açılan iptal davalarına ilişkin yukarıda alıntılanan her iki yargı kararında da, esas itibarıyla davacı ...'ın bu rapor kapsamında incelenen “otomasyon sistemi denetim yül 'ne işâret edildiği, Borçlar mevzuatı yönünden değerlendirme yapıldığında, Davacı ... ile davalı ... arasında 09.01.2012 tarihinde, adi yazılı şekilde bayilik sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının “bayilik veren”, davalının ise “bayii” sıfatını haiz olduğu; Davacı ... ile davalı .... arasında 09.01.2012 tarihinde, adi yazılı şekilde ariyet (kullanım ncü) sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının “ödünç veren”, davalının ise “ödünç alan” sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin ekinde lünç konusu edilen malzeme listesinin sunulduğu; Ayrıca davacı ... ile davalı ... arasında 09.04.2017 tarihinde, adi yazılı şekilde “Çerçeve Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; 09.01.2012 tarihli bayilik sözleşmesinin 17.2 maddesinin "Bayi, İstasyon 'daki teçhizat, alet ve edevat için (yeraltı tankları dahil) kanun, tüzük ve yönetmelikler gereği yaptırılması gereken periyodik muayene ve kontrolleri yaptırmaktan sorumludur. Bu muayene ve kontrollerin yaptırılmaması sonucu doğacak her hukuki ve cezai mesuliyet bayiye ait olacaktır." 19.1 maddesinin " Bayi, İstasyon'da petrol ürünlerinin depolanması ve satışı için gerekli nizamlar dahilinde bizzat alacak ve çevrenin kirlenmemesi için tüm önlemleri alıp, özenle uygulayacaktır. Çevre Kanunu dahil çalışma konusu ile ilgili tüm kanun ve nizamlara harfiyen uyacaktır. Dolayısı ile işbu ticari faaliyetten tevellüs edebilecek her türlü masraf, tazminat, hukuki ve cezai mesuliyet kendisine ait olacaktır."; 19.2 maddesinin ise " Bayi, İstasyon'da ve burada yapılan işe, depolanan veya kullanılan patlayıcı ve parlayıcı maddelere veya kendisi tarafından çalıştırılan kişilere ilişkin olarak. herhangi bir makam tarafından çıkartılacak kanun, tü etmelik ve emirlere uymakla yükümlüdür. Bu hususlara BAYI'nin bizzat ve müstahdemleri tarafından, kısmen veya uyulmamasından doğacak sorumluluk veya yükümlülükler ile ...'in bu nedenlerle uğrayacağı zararların tazmini BAYİ'ye aittir." şeklinde olduğu, in izin ve ruhsatları kanun ve Her ne kadar anılan taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi hükümleri incelendi davalı bayinin sorumluluğunun bulunduğu düşünülse de, bayii otomasyon sisteminin özelliği gereği ve enerji piyasasına ilişkin mevzuat uyarınca davalı bayinin kusurlu, hukuka aykırı fiilinin bulunmadığının kabulü halinde sözleşmeye ve mevzuata aykırılığın da bulunmadığı; dolayısıyla davalı yönünden sorumluluğun bulunmadığı kanaatine varılacağı; takdirin, elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Davacı bayilik veren tarafından idari para cezası olarak 637.500TL'nin ödendiği; TBK m. 117/N hükmünce temerrüt tarihinden (ödeme tarihi olan 06.09.2022 tarihinden) dava tarihi olan 16.03.2023 tarihine kadar temerrüt faizinin işletilebileceği; hesaplama yapıldığında ise faizin 45.716,61TL. olarak hesaplandığı, idari para cezası ile faizin istenip istenemeyeceği hususunu takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu" şekline görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği daha önce rapor sunun bilirkişilere dosyanın tevdii edilerek ek rapor alınmasına dair ara karar kurulduğu ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu 13/11/2024 tarihli raporunda özetle: "Görevlendirmesi uyarınca davacının itirazları ve davalının beyanları ile mezkür dosyanın son hâli incelendiğinde takdir, Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, Davacı ... tarafından “davalının kusurlu fiilleri nedeniyle davacı tarafından ödenmiş olan 637.S00TL'lik idari para cezası tutarının şimdilik 10.000TL.'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte” ödenmesinin talep edildiği, Teknik değerlendirme yapıldığında, Enerji piyasasına ilişkin olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuatın dağıtıcı lisansı sahibi ve bayii açısından getirdiği yükümlülüklere dair bu rapor marifetiyle yapılan inceleme ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; “Dağıtıcı lisansı sahibi” statüsündeki davacı ...'ın, Bayii otomasyon sistemini mevzuata uygun şekilde kurmak, uygulamak ve bakım/onarımları) elektronik veri akışında kesintiye yol açmayacak şekilde yerine getirmek, Arıza durumunda elektronik veri kaybı yaşanmaması için gerekli tedbirleri almış olmak, “Arızanın meydana geliş tarihinden itibaren 4 iş günü içinde arızayı gidermek, Otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı çalışmasını engelleyecek müdahalelere karşı her türlü tedbiri almış olmak yönünde yükümlülükleri bulunduğu; “Bayi” statüsündeki davalı ...'ün, İstasyonda kurulu olan otomasyon sisteminin güvenliğinden sorumlu olacağı, . Dağıtıcı lisansı sahibinin izni olmadan otomasyon sistemine müdahale edemeyeceği, Otomasyon sisteminde meydana gelen arızaları en geç 24 saat içerisinde dağıtıcı lisansı sahibine bildireceği yönünde yükümlülükleri bulunduğu: EPDK Denetleme Kurulu Başkanlığınca hazırlanan soruşturma raporuna göre, davacı dağıtıcı lisansı sahibi tarafından EPDK ile paylaşılan otomasyon verilerinde 01/03/2013 — 07/03/2013 tarihleri arasında 1 no'lu tanktan hiçbir veri akışı sağlanamadığı; ürün seviyesi ve ürün miktarı göstergelerinin “0” olarak göründüğü hususu sâbittir. Bu noktada davacı ...'ın, 12.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda incelenen 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile 1240 sayılı EPDK kararının olay tarihinde yürürlükteki hükümleri gereği elektro kışında kesinti meydana Davalı ...'ün, ... uzmanlarının 07/03/2013 tarih ve ... sayılı tutanakta geçen otomasyon sistemindeki “kasıt dışı elektronik arıza” bakımından, eğer 07/03/2013 tarihinden evvel arızadan haberdâr olmuş ve (öğrenme tarihinden itibaren) en geç 24 saat içinde davacıya bildirimde bulunmamış ise, ilgili mevzuat gereği bildirim yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle sorumluluğuna gidilebileceği; Enerji piyasasına ilişkin mevzuat yönünden değerlendirme yapıldığında, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 12.09.2024 tarihli raporda da ifade edildiği üzere dağıtıcı lisansı sahibinin bayii otomasyon sistemi denetim yükümlülüğüne ilişkin olduğu; uyuşmazlığın ortaya çıktığı 07/03/2013 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat hükümlerinin ve dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, Davacı ...'ın, 1240 sayılı EPDK kararının uyuşmazlık tarihinde sürümünün 4. maddesinin 1. fıkrası (b), (c) ve (d) bentleri ile 5. maddesinin ilgili hükümlerinin (bkz. md. 5 / 6-7-8-9-11. fıkra) uyarınca davalı ...'ün akaryakıt alım — satım işlemlerini ve mevcut akaryakıt stok durumunu “günlük” elektronik veri akışıyla takip edel otomasyon sistemi “kurma”, “uygulama” ve “denetleme” yükümlülüğü bulunduğu, Davalı ....'ün, 1240 sayılı EPDK kararının uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan sürümünün 5. maddesinin 14. fıkrası uyarınca, “otomasyon sisteminin güvenliğini sağlama”, “sisteme (dağıtıcının izni olmadan) müdahale etmeme” ve “arızaları en geç 24 saat içinde (dağıtıcıya) bildirme yükümlülüğü” bulunduğu, ilgili mevzuat uyarınca istasyon otomasyon sisteminin sağlıklı çalışması bakımından hem (davacı) dağıtıcı lisansı sahibinin hem de (davalı) bayinin kendi yetki alanlarında ayrı ayrı yükümlülükleri bulunduğu, Bununla birlikte, farzımuhal otomasyon sisteminde sözü edilen “kasıt dışı arıza” davalı bayii tarafından tespit edilmiş fakat davacı dağıtıcı lisansı sahibine 24 saat içinde bildirilmemiş olsa dahi, bu durumun uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan sağlıklı çalışmasını ve mezkür mevzuat hükümleri gereği otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmasını ve elektronik veri akışını (kesintisiz) sağlamak hususunda davacının (dağıtıcı lisans sahibi) asli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, Borçlar mevzuatı yönünden değerlendirme yapıldığında, Davacı ...ile davalı ... arasında 09.01.2012 tarihinde, yazılı şekilde bayilik sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının “bayilik veren' davalının ise “bayii” sıfatını haiz olduğu; Davacı ... ile davalı ... arasında 09.01.2012 tarihinde, yazılı şekilde ariyet (kullanım ödüncü) sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacını ödünç veren”, davalının ise “ödünç alan” sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin ekinde ödünç konusu edilen malzeme listesinin sunulduğu; Ayrıca davacı ... ile davalı ... arasında 09.04.201 tarihinde, adi yazılı şekilde “Çerçeve Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; 09.01.2012 tarihli bayilik sözleşmesinin 17.2 maddesinin "Bayi, İstasyon 'dak teçhizat, alet ve edevat için (yeraltı tankları dahil) kanun, tüzük ve yönetmelikle gereği yaptırılması gereken periyodik muayene ve kontrolleri yaptırmaktan sorumludur. Bu muayene ve kontrollerin yaptırılmaması sonucu doğacak her türlü, hukuki ve cezai mesuliyet bayiye ait olacaktır."; 19.1 maddesinin " Bayi, İstasyon petrol ürünlerinin depolanması ve satışı için gerekli bütün izin ve ruhsatları kanun nizamlar dahilinde bizzat alacak ve çevrenin kirlenmemesi için tüm önlemleri alır özenle uygulayacaktır. Çevre Kanunu dahil çalışma konusu ile ilgili tüm kanun nizamlara harfiyen uyacaktır. Dolayısı ile işbu ticari faaliyetten tevellüs edebilece her türlü masraf, tazminat, hukuki ve cezai mesuliyet kendisine ait olacaktır."; 19. maddesinin ise " Bayi, İstasyon'da ve burada yapılan işe, depolanan veya kullanıla patlayıcı ve parlayıcı maddelere veya kendisi tarafından çalıştırılan kişilere ilişki olarak. herhangi bir makam tarafından çıkartılacak kanun, tüzük, yönetmelik emirlere uymakla yükümlüdür. Bu hususlara BAYI'nin bizzat ve müstahdemle tarafından, kısmen veya uyulmamasından doğacak sorumluluk veya yükümlü ... 'in bu nedenlerle uğrayacağı zararların tazmini BAYİ'ye aittir." şeklinde olduğu, Her ne kadar anılan taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi hükümleri incelendiğin davalı bayinin sorumluluğunun bulunduğu düşünülse de bayii otomasyon sistemin özelliği gereği ve enerji piyasasına ilişkin mevzuat uyarınca davalı bayinin kusur hukuka aykırı fiilinin bulunmadığının kabulü halinde sözleşmeye ve mevzu: aykırılığın da bulunmadığı; dolayısıyla davalı yönünden sorumluluğun bulunmadı kanaatine varılacağı; takdirin, elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Mali değerlendirme yapıldığında, Davacı bayilik veren tarafından idari para cezası olarak 637.5S00TL'nin ödendiği; TBK m. 117/1 hükmünce temerrüt tarihinden (ödeme tarihi olan 06.09.2022 tarihinden) dava tarihi olan 16.03.2023 tarihine kadar temerrüt fa i; hesaplama yapıldı; ise faizin 45.716,61TL. olarak hesaplandığı, idari para cezası ile faizin istenemeyeceği hususunu takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu kök rapordaki görüşlerde değişiklik olmadığına dair" görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının işletmekte olduğu akaryakıt bayisindeki otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığı, otomasyon sisteminde kasıt dışı arıza bulunduğunun tespit edilmesi üzerine hem davacıya hem de davalıya idari yaptırım uygulandığı ve davacı tarafından söz konusu idari yaptırımın davalının kusurlu fiilleri ile uygulandığı iddiasıyla ödemek zorunda kaldığı idari para cezasının rücusu isteminden ibarettir. 1240 sayılı EPDK kararının uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan sürümünün 4. Maddesinin 1. Fıkrası b, c ve d bentleri ile 5. Maddesi doğrultusunda davacının davalı bayinin akaryakıt alım-satım işlemlerini ve mevcut akaryakıt stok durumunu günlük elektronik veri akışıyla takip edebileceği bir bayii otomasyon sistemi kurma, uygulama ve denetleme yükümlülüğü bulunduğu, davalının ise otomasyon sisteminin güvenliğini sağlama, sisteme müdahale etmeme ve arızaları en geç 24 saat içinde dağıtıcıya bildirme yükümlülüğü bulunduğu anlaşılmaktadır. Netice itibariyle davacının ve davalının yükümlülüklerinin ayrı olduğu, davalı tarafından yükümlülüğüne uygun davranılmasa dahi davacının otomasyon sisteminin sağlıklı çalışması ve elektronik veri akışının kesintisiz sağlama yükümlülüklerinin devam edeceği ve davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşılmaktadır. Tüm bu sebeplerle hem davacının hem de davalının asli yükümlülüklerinin farklı olması ve davalının arızayı davacıya bildirmemesinin davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, davalı arızayı bildirmese dâhi davacının otomasyon sistemlerindeki veri akışının düzgün bir şekilde sağlanmasını denetleme yükümlülüğünün bulunduğu ve bu yükümlülüğe aykırı davranmış olması nedeniyle idari yaptırıma muhatap olduğu anlaşılmakla davacının davalıdan talep edebileceği herhangi bir tazminat olmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 10.716,13 TL olmak üzere toplam 10.896,03 TL'den mahsup edilerek fazla alınan 10.280,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 637,500.00 TL üzerinden hesaplanan 99.625,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/01/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır