İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/307 E. 2025/6 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/307
- Karar No
- 2025/6
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/307 Esas KARAR NO : 2025/6 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/08/2021 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle: “...Müvekkili ...Şti. ile davalı ...Tic. A.Ş. arasında 22/02/2021 tarihinde bayilik ön sözleşmesi ve 28.04.2021 tarihinde bu sözleşmenin eki olan bir bayilik sözleşmesi akdedildiğini, İşbu akdedilen sözleşmeler gereğince bayilik veren konumundaki ... Tic. A.Ş. müvekkili şirkete... adlı markasını, bayiliği ile birlikte anahtar teslim hazır etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkili bunun karşılığında sözleşmede kendisine yüklenen ödeme yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getirdiğini, sözleşmede müvekkil şirketin ödeyeceği tutar 450.000,00 TL olarak belirtildiğini, müvekkilden çeşitli nedenlerle fazlaca bedel talep edildiğini, müvekkilinin de iyi niyetle ve ticari ilişkileri zarar görmesin diye bu fazlaca ödemeyi de davalıya yaptığını, Müvekkilinin 22/02/2021 tarihinde 220.000,00 TL, 13/03/2021 tarihinde 70.000,00 TL ve 28/04/2021 tarihinde 230.000,00 TL olmak üzere toplamda 520.000,00 TL davalı şirkete ödediğini, 22.02.2021 tarihli ön sözleşmeyle müvekkile anahtar teslim hazır bir şekilde teslimi taahhüt edilen bayiliğin, davalı tarafından teslim edilmediğini, ön sözleşmede belirtilen ".Mücbir sebep sayılacak durumlarda ( (i) yangın, (iü) sel, (iü) deprem, (iv) bulaşıcı salgın hastalık, (v) grev, lokavt (vi) ülkenin savaş hali nedeniyle oluşabilecek olağanüstü tedbir ve uygulamalar ve (vii) yeni yapılacak yasal düzenlemelerden kaynaklanabilecek nedenler ve sürenin 90 günü geçmiş olması durumunda müştereken bir karara varamadıkları takdirde taraflardan her biri tek taraflı beyan ile tazminat talep etme hakkı olmaksızın sözleşmeyi feshedebilir.” ibarelerine istinaden müvekkilinin 07/06/2021 tarihinde davalı ile görüşmek istediğini ancak davalının bunu kabul etmediğini, Müvekkilinin davalı ile görüşmeden önce kendisine bayiliğin teslim edeceği adresi görmeye gittiğinde ...adresli dükkanda çivi bile çakılmadığını, Müvekkilinin, davalıya bu durumu sorduğunda tüm işlemlerin halledildiğini hemen yarın dekorasyonların başlayacağını şifahen beyan ettiğini, 10/06/2021 tarihinde anılan adrese müvekkille beraber gidildiğinde herhangi bir tadilat ve işleminin yapılmadığını video ile bu durumun kayıt altına alındığını, duruma ilişkin tutanak düzenlendiğini, Ön sözleşmenin imzasının üzerinden 90 günlük sürenin geçmesi ve davalının ifaya elverişli herhangi bir çaba içerisinde olmayışının müvekkilce tespitinden sonra davalıya önce müvekkil adına ... tarihinde ... 29. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi çekildiğini, ardından da müvekkil şirket adına ...tarihinde ... 63. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini, İşbu ihtarnamelerde müvekkilin sözleşmeyle bağlı olmadığını, sözleşmeyi haklı nedenle fesh ettiği ve ödediği 520.000,00 TL'nin müvekkilin banka hesabına yatırılması talep edildiğini, davalının ihtarnameler aşamasındaki kötü niyetli olduğunu, ihtiyati tedbirin genel şartlarından mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi hallerinin mevcut olduğunu, davalının taşınır ve taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulmasını, Davayı ıslah, dava ve talep hakları saklı kalmak ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik müvekkilinin ödediği 10.000,00TL'nin, temerrüt tarihi arabuluculuk son tutanak tarihi 29/07/2021 itibariyle, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun uyarınca işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davanın kabulünü Yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "davanın yetkisiz yer mahkemesinde açılmış olduğunu, usulden reddi gerektiğini, İşbu davanın konusunun davacının, bayilik ön sözleşmesi ve bayilik ana sözleşmesine aykırılıktan dolayı davacı tarafından ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olduğunu, Davacı yan ve müvekkilin tacir olduğunu, Taraflar aralarında mutabık kalındığı 22/02/2021 tarihli bayilik ön sözleşmesi ve 28/04/2021 tarihli bayilik ana sözleşmesi ile aralarında yetki sözleşmesi de ikame etmiş olduklarını, bu yetki sözleşmesi çerçevesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, Davacı ilk olarak 17/02/2021 tarihinde müvekkil şirkete görüşmeye geldiğini, bayilik almayı düşündüğünden bahisle müvekkille bazı görüşmeler yaptığını, işin mahiyeti, işleyişi vb. Konularda bu görüşmede davacı yan detaylı olarak bilgilendirildiğini, Daha sonra 22/02/2021 tarihinde davacı yan müvekkil şirkete başvurarak bayilik almak istediğini belirttiğini, işbu dava dilekçesine ek "Bayilik Ön Sözleşmesi"nin imzalanması ile taraflar müvekkile ait kiosk modeli üzerinde anlaşıldığını ve davacının 22/02/2021 tarihinde 220.000,00 TL bedeli müvekkil şirketin hesabına yatırması ile müvekkilce davacının talep ettiği lokasyonda bayilik için mekan arayışına başlandığını, Tarafların Bayilik önsözleşmesinin ilgili maddesinde "Bayilik alan, işletmenin açılmasından vazgeçmesi durumunda başlangıç ödemesinin tamamı cezai şart olarak ...'de kalmasını şimdiden kabul ve taahhüt eder" hükmü ile vazgeçme halinde başlangıç ödemesinin ne olacağı hususunda anlaşmış olduklarını, Davacı yanın daha sonra mağaza modelini istediğini belirttiğini, işyeri niteliğinde kiralanacak mekan için özellikle ...'yi istemesi üzerine Mart ayının başında müvekkil şirketin ... ile görüşmeleri başlattığını ve resmi olarak kiralama başvurusunu yaptığını, Bu süreçte 13/03/2021 tarihli davacı ile yapılan görüşmede davacı önce 3 haftalığına müsait olamayacağını belirttiğini, sonraki görüşmelerde ise ...'ya gittiğini söylediğini, Davacının 1,5 ay boyunca Türkiye'de bulunmadığını, ... ile yapılacak kira sözleşmesine ek bayilik alan ile alt kiralama sözleşmesi ikame edileceğinden ve kiralama sözleşmesi için bayilik ücretinin tamamının ödeneceği taraflar arasında belirlendiğinden sürecin devamı için Davacının Türkiye'ye dönüş yapacağı tarih beklenmek durumunda kalındığını, Davacı yanın bu süreçte müvekkiline 15/04/2021 tarihinde Türkiye'ye döneceğini belirttiğini, bu tarihte de dönüşüne ilişkin müvekkile bir bildirimde bulunmadığı, 24/04/2021 tarihinde Türkiye'ye dönmüş olduklarını Müvekkil şirkete, müvekkil şirket yetkilisi ...'in sorması üzerine bildirdiğini, Davacı yan dava dilekçesinde "Her ne kadar sözleşmede müvekkil şirketin ödeyeceği tutar 450.000,00TL olarak belirtilmişse de müvekkilden çeşitli nedenlerle fazlaca bedel talep edilmiş, müvekkil de iyi niyetle ve ticari ilişkileri zarar görmesin diye bu fazlaca ödemeyi davalıya yapmıştır." denildiğini, davacı yanın yapmış olduğu fazlaca bir ödeme söz konusu olmadığını, Bu süreçte müvekkilinin, davacı yanın şirket kurulumuna dair işleri ile ilgili kendisine yardımcı olduğunu, davacı şirket 05/04/2021 tarihinde tescil edildiğini Ancak 26/04/2021 tarihinde açıklanan karar ile 29/04/2021 ile 17/05/2021 tarihine kadar ülke genelinde “tam kapanma tedbirleri" uygulanmaya başlandığını, müvekkilinin bu durumun uzatılabilme ihtimalinin davacıya anlatıldığını, işbu dilekçeye ek whatsapp konuşmalarında yer alan kapanma kararı gelmeden müvekkilce davacıya 15 Nisan'da geleceklerinin belirtildiğini, başvuruların yapıldığını, ayrıca inşaat sürecinin ve Razaman ayı sebebiyle kısıtlamaların olacağı hususunda da bilgi verildiğini, 28/04/2021 tarihinde davacı tarafından müvekkilin hesabına 230.000,00TL yatırıldığını ve tarafların ortak mutabakatı ile 28/04/2021 tarihli Bayilik Sözleşmesi imza edildiğini, 17/05/2021 tarihinde tam kapanma süreci son bulduğunu, 17/05/2021 ile 01/06/2021 tarihi arasında Kahvehane, kıraathane, kafe, dernek lokali, çay bahçesi gibi yerlerin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasına devam edildiğini, Yasakların kısmi olarak kalkması ve davacının sözleşmeden kaynaklı kalan bakiyeyi müvekkil hesabına yatırarak Bayilik Sözleşmesinin imza edilmesi ile birlikte müvekkilce davacı yan adına müvekkilin üstlendiği edimlerin yerine getirilmesine devam edildiğini, tam kapanma tedbirlerinin ortadan kalkması ile birlikte kiralanacak yer hususunda imza sürecine başlandığını ve 05/06/2021 tarihinde kira sözleşmesi müvekkil ile kiraya veren arasında mutabık kalınarak imza edildiğini, İlgili hazırlıkların yapılması için alt kiralama sözleşmesinin imzalanması adına davacı müvekkilce davet edildiğini, 07/06/2021 tarihinde davacı ile yapılan görüşmede alt kira sözleşmesini imzalamaktan imtina ettiğini ve müvekkil şirkete imtina etmesine ilişkin yazılı herhansi bir bildirimde bulunulmadığını, davacının tacir olduğunu, ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğünün olduğunu, — taraflar arasındaki bildirimin usulü sözleşmede düzenlendiğini, davacının müvekkiline göndermiş olduğu ihtarnamelerin dürüstlük kuralına aykırı ve iyi niyetten uzak olduğunu, davacı yanın geçerli fesih ihbarında bulunmadığını, müvekkilin işbu sözleşmeye bağlı zararlarının meydana geldiğini, bu nedenlerle Yetki itirazımızın kabulünü, HMK md. 17 hükmünce yetkisiz yer mahkemesinde açılan davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve karşı taraf vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, ticari nitelikteki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın alanında uzman bilirkişilere tevdii edildiği, bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları 22/05/2024 tarihli raporda özetle: "Davacı vekili tarafından gönderilen mail yazısında “Bekir bey tekrardan merhabalar, müvekkil muhasebecisi ile görüştüğümde 2021 ve 2022 yılı için ticari defter tasdiklerinin bulunmadığını söyledi. Elimizde karşı tarafa yapılmış ödemelerin banka makbuz ve dekontları bulunmaktadır. Ben bunları dosyaya da sunmuştum şimdi bu mailin ekinde sizinle bir daha paylaşıyorum şayet okunaklı değilse lütfen bilgi verin. İyi çalışmalar dilerim. Saygılarımla.” belirtilmiş olup, bu nedenle davacı defterleri üzerinde inceleme gerçekleştirilmediği, Davalı vekili tarafından gönderilen yazışmada “cari hesap sözleşmesi yapılmamış taraflar arasında bu noktada bir kayıt yok defterlere de bu noktada bir faturalandırma söz konusu olmamış...” belirtilmiş olup, bu nedenle davalı üzerinde inceleme gerçekleştirilmediği, Dosyada birtakım faturaların yer aldığı ancak belirtilen faturaların muhteviyatını oluşturan ürünlerin davacı şirkete ait alındığını gösterir herhangi bir veriye rastlanılmadığı, Davalı, Sözleşmede yer alan borcunu hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi hasebiyle davacının feshinde haklı olduğu, Sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği dikkate alındığında davacının Sözleşme kapsamında davalıya ödediği 520.000,00 TL'nin iadesi talebinin mümkün olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişilere tevdii edildiği ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları 13/11/2024 tarihli raporunda özetle: "Arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, taraflar esasında kök rapora karşı itirazlarında evvelce sundukları ve heyetimizce kök raporda ihtimalli şekilde değerlendirilen hususları yinelediklerinden detaylıca incelemelerimiz ve itirazlara yönelik açıklamalarımız kapsamında kök raporda yer alan ve gerek çeşitli ihtimallere dayanmak suretiyle davacının ödediği bedelin taleple bağlılık ilkesi nazara alındığında şu aşamada 10.000,00-TL'sinin iadesini talep edebileceği gerekse de takdirin tamamen Mahkemeye aittir" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında 22.02.2021 tarihinde Bayilik Ön Sözleşmesi ve 28.04.2021 tarihinde Bayilik Sözleşmesi imza edilmiştir. Dosyaya mübrez banka dekontları ödeme makbuzları davacı tarafından davalıya anılan Sözleşmeler kapsamında 22.02.2021 tarihinde 220.000,00 TL, 13.03.2021 tarihinde 70.800,00-TL ve 29.04.2021 tarihinde 230.000,00-TL olmak üzere toplam 520.800,00-TL ödeme yapıldığını göstermektedir. Sözleşme kapsamında davalının esas yükümlülüğü olan anahtar teslim kurulumu yükümlülüğünü ayıpsız şekilde sağlamaktır. Ancak taraflar arasındaki Sözleşmenin akdedildiği tarih ilâ ihtarname tarihleri arasındaki süreçte davalı Sözleşmenin “Bayilik Verene Ait Yükümlülükler” başlıklı maddesinde yer alan “Bayilik veren tarafından onaylanan lokasyonlarda ...’un anahtar teslimi kurulumu bayilik veren tarafından gerçekleştirmek” şeklindeki yükümlülüğünü hiç veya gereği gibi yerine getirmediği kanaatine varılmıştır. Öte yandan bir kez daha ifade etmek gerekir ki davalının öne sürdüğü sebeplerden kapanma tedbirlerinin aksine 26.04.2021 tarihli İçişleri Bakanlığı Tam Kapanma Tedbirleri Genelgesinde; inşaat faaliyetleri ve bu yerlerde çalışanlar denerek inşaat faaliyetleri tam kapanmadan muaf tutulmuştur. Hâl böyle olunca davalı tarafından, Sözleşmede yer alan borcun hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi hasebiyle davacının feshinde haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca her ne kadar davacı tarafın defterleri incelenememiş olsa da davacı tarafından davalıya bahse konu sözleşme kapsamında toplam 520.800,00 TL ödeme yapıldığı banka dekontları ve para makbuzları ile ispat edilmiştir. Dolayısıyla somut durumda davacı tarafından sözleşmeye uygun şekilde ediminin yerine getirilmiş olduğu ispat edilmiş olup davalı tarafından da sözleşmeye uygun şekilde inşaatların yapıldığının ispatı gerekmektedir. Ancak davalı tarafından...'un anahtar teslim kurulumu yapıldığı ispat edilememiş olduğundan davacının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu ve ödemiş olduğu paranın iadesini talep hakkı bulunduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca temerrüt tarihi bakımından yapılan değerlendirmede davacı tarafından ... 29. Noterliği aracılığıyla keşide edilen ihtarname ile davalı taraf temerrüde düşürülmüş olup, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı tarafça arabuluculuk son tutanak tarihi itibariyle işleyecek ticari temerrüt faiz talep edildiğinden; davanın kabulü ile davacı tarafından davalıya ödenen 520.000,00 TL'nin arabulucuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜNE, 1-520.000,00 TL'nin arabuluculuk son tutanak tarihi olan 29/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35.521,20 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL ve ıslah harcı 8.710,00 TL olmak üzere toplam 8.880,78 TL'den mahsup edilerek bakiye 26.640,42 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 8.880,78 TL peşin ve ıslah harcı, 59,30 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 8.940,08 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 520.000,00 TL üzerinden hesaplanan 82.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 517,00 TL tebligat, posta gideri ile 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.517,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/01/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır