İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/664 E. 2025/293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/664
Karar No
2025/293
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/664 Esas KARAR NO : 2025/293 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/10/2021 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı müvekkilim aleyhine 02.05.2006 Tanzim, 30.05.2006 vade tarihli 35.000.00TL bonoya dayalı olarak ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatmıştır. İcra takibine konu bonoda her ne kadar alacaklı olarak müvekkilim ... ismi yazıyor ise de; müvekkilim senette keşideci olarak görünen ... ve ...'dan böyle bir bono almamıştır. Müvekkilim, takibe konu bonoyu keşideci görünen .. ve ...'dan almadığı için, müvekkilimin takibe konu bonodan hiç bir şekilde haberi yoktur. Müvekkilim takibe konu bonoyu almadığı için, bu bonoyu ciro ederek davalı şirkete vermemiştir. Senedin arkasında yer alan cirodaki yazı ve imza müvekkilim ...'ya ait değildir. Müvekkilimin davalı şirket ile hiç bir. ticari ilişkisi, alışverişi olmamıştır. Müvekkilimin davalı şirket ile hiç bir ticari ilişkisi olmadığından, takibe konu bonoyu ciro ederek davalı şirkete vermemiştir. İcra dosyasındaki tebliğ mazbatasında her ne kadar müvekkilime ödeme emri tebliğ edilmiş gibi görünüyor ise de: icra dosyasındaki tebliğ mazbatasındaki imza ve adres de müvekkilime ait değildir. Müvekkilim, davalı tarafından aleyhine icra takibi yapıldığını ve taşınmazlarına haciz konulduğunu 04.10.2021 Tarihinde öğrenmiştir. Müyekkilimin ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasından takibe konulan bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, İcra takibinin dava sonuna kadar durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Kötü niyetli davalının 420 tazminata mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı huzurdaki davada her ne kadar müvekkilimizi tanımadığını ve borcu bulunmadığını iddia etmişse de; davacının iddiaları gerçek dışıdır. İcra takibine konu bonoya bakıldığında davacının lehtar ve ilk ciranta olduğu açıkça görülmektedir. Davacı, müvekkilimizin haklı alacağını almasını engellemek amacıyla işbu asılsız iddiaları ortaya atmaktadır. Takibe konu bononun, yasal unsurları tamdır. Bono nedeniyle davacı sorumludur. Davacı taraf, herhangi bir borcu olmadığını, ...’dan ve ...’dan herhangi bir bono almadığını ve senedin arkasındaki yazının ve imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekteyse de bu iddiası tamamen asılsızdır. Davacı ile müvekkilimiz arasında borç ilişkisi mevcuttur. Davacı bono yönünden borçlu olmadığını ispata yarar delil sunmadığından dava reddedilmelidir.Davaya konu bonoda malen kaydı bulunmaktadır. Malen kaydının bulunması davacı ...’nun söz konusu bonoyu, mal teslimi karşılığı aldığını göstermektedir. İcra takibine konu bonolar üzerinde yer alan imzalar davacı borçluya aittir. Davacının imza itirazı haksız ve kötü niyetlidir. Davacı vekili, dava dilekçesinde takip konusu senetteki imzanın davacıya ait olmadığını iddia etmiştir. Senetteki imzalar davacı borçluya aittir. Davacı borçlu, bonolar üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olmasına rağmen söz konusu imzayı kötü niyetli olarak inkâr etmektedir.Başlatılan takibe istinaden davacı ... tarafından ... 4. İcra Hukuk Mahkemesi... E. ... K. sayılı dosyada borca ve imzaya itiraz edilerek dava açılmıştır. Söz konusu davada yeterli sayıda mukayese ıslak imzalı evrak toplanmadan, eksik incelemeyle davanın kabulü ile takibin davacı ... açısından durdurulmasına karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı tarafımızca kanun yoluna başvurulmuş; temyiz başvurumuzun reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından kötü niyetli olarak mahkemeniz huzuruna getirilen davanın REDDİNE, Davacının kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerinin REDDİNE, Yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı-borçluya tahmiline karar verilmesini..." savunmuştur. DELİLLER: ... yevmiye numaralı imza sirküleri, ... yevmiye numaralı imza sirküleri, ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi, ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi, ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi, ... yevmiye numaralı vekaletname, ... yevmiye numaralı tescil talep belgesi, ... yevmiye numaralı resmi senet, ... yevmiye numaralı resmi senet fotokopisi, ... yevmiye numaralı resmi senet fotokopisi, ... yevmiye numaralı imza sirküleri, ... yevmiye numaralı imza beyannamesi, ... yevmiye numaralı vekaletname, ... yevmiye numaralı vekaletname, ... 6.İcra Dairesi'nin ...E.sayılı dosyası, 22/11/2022 tarihli ATK raporu, 20/11/2024 tarihli ATK raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İİK 72. Madde uyarınca menfi tespit talebine ilişkindir davadır. İstanbul ...İcra Dairesi'nin ...takip sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklısı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından, borçlu ..., ..., ... aleyhine 30.000,00TL asıl alacak, 9.321,50TL işlemiş faiz, 44,00TL protesto olmak üzere toplam 44.365,50TL'nin icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %29 oranında faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldı anlaşılmıştır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Bir davanın korunmaya değer, güncel hukuksal yarar bulunmaması sebebiyle reddedilebilmesi için, borçluyu tehdit edebilecek tehlike ve savsaklamalara karşı onu koruma gereksinmesinin olmaması gerekir. Borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı "böyle bir borcu bulunmadığının saptanması" için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmişken, hakkında yürümekte olan bir icra takibi olan borçlunun bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiç kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır. Alacaklının elinde İ.İ.K.nun 68. maddesinde sayılan belgeler bulunmaması, borçlu hakkında başlattığı icra takibine, borçlunun itiraz etmek suretiyle takibi durdurması da borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabule yeterli olmayıp, bu halde dahi borçlu borç tehdidi altında olup, bu sebeple de menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır. Kaldı ki, davacı/borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek ilamsız icra takibine itiraz etmesi, ancak takibin durmasını sağlamakta olup, icra takibini ortadan kaldırmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.01.2012 T. ...E. , ...K.sayılı ilamı) Somut olayda ; ... 6. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında davacı tarafça imzaya itiraz edildiği ve ... 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ...K. Sayılı ilamı ile davacı ... yönünden takibin durdurulduğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı ile ... 4. İcra Hukuk Mahkemesinin kararının onandığı görülmüştür. Yukarıdaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere, her ne kadar davacı ... yönünden icra takibi durdurulmuş olsa dahi, kesin hüküm teşkil etmeyen bu kararla birlikte icra takibinin durdurulması borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabule yeterli olmayıp, bu halde dahi icra takibi ortadan kalkmamakta, borç tehdidi devam etmektedir. Davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır. Bu nedenle davalı tarafın menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığına yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Borçlu icra takibinden önce veya takipten sonra borçlu olmadığının tespiti için genel mahkemede menfî tespit davası açabilir. Borçlunun menfî tespit davası açması ve davanın lehine sonuçlanarak kabulüne karar verilmesi halinde mahkeme, borçluyu menfî tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olduğu kanısına varırsa, borçlunun talebi üzerine, borçlunun menfî tespit davası nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verir; bu zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz (İİK m. 72/5, c. 3 ve 4). Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. “İmzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay HGK ...esas ...karar sayılı 4.3.2015 tarihli ilamı ) Kambiyo senetlerinde imzada sahtecilik mutlak defilerden olup, borçlu olunmadığı iddiası senedi elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilir. ATK Fizik İhtisas Kurulu'ndan alınan 22/11/2022 tarihli raporunda özetle; "Dosyada mevcut 11/10/2021 tarihli davacı vekiline ait dilekçeden İnceleme konusu olduğu anlaşılan 02/05/2006 düzenleme, 30/05/2006 vade tarihli 35.000 TL bedelli bononun aslı veya fotokopisi dosyadan çıkmamıştır. Sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için bono aslının temin edilmesi, ...'nun inceleme konusu belgenin düzenlenme tarihi olan 2006 yılına yakın tarihli ve tercihen bu tarihten önce başka amaçlarla atmış olduğu bol ve samimi imzalarını içerir belgelerin; muhtarlıklar, noterler, bankalar, seçim kurulları, tapu ve vergi daireleri, nüfus müdürlükleri, evlendirme dairesi, dernekler ve vakıflar, vb. gibi çeşitli kurum ve kuruluşlardan temini, Yazı incelemesi isteniyorsa; bono ön ve arka yüzünde olan yazıların yazdırılması, ...'nun başka amaçlarla yazmış olduğu samimi yazılarını içerir; mektup, kartpostal, dilekçe, okul defteri, sınav kağıtları, adres ve telefon fihristi vb... belgelerin temin edilerek, mevcutlar ve adli dosya ile birlikte kurumumuza gönderilmesinin gerektiği..." rapor edilmiştir. Mahkememizin 24/04/2024 tarihli duruşma ara kararı gereğince; imza incelemesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmesine karar verilmiş Adli Tıp Kurumu 20/11/2024 tarihli raporunda özetle; "....Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu senedin arka yüzünde 1. ciroda ... adına atılı imza ile ...'nun mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği......" yönünde görüş bildirmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça takibe konu senette davacı adına atılan imzanın ve cironun davacıya ait olmadığı iddiasıyla iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu, imza definın mutlak defi niteliğinde olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği, senette imzanın davacıya ait olduğunu ispat yükünün alacaklıya ait olduğu, dava konusu senette davacının lehtar ve ilk ciranta olarak isminin yer aldığı ve davacıya ait olduğu belirtilen imzanın davacının el ürünü olmadığının Adli Tıp Kurumunun 20/11/2024 tarihli raporu ile tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu raporunun denetime ve hükme elverişli nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının davalı yana borçlu olmadığının tespitine, davalı yanın senette davacının cirosu ile senedi elinde bulunduran olarak yer alması ve senedin cirosu aşamasında senetteki imzanın davacı tarafça atılmadığı bilecek durumda olması nedeniyle alacağın % 20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair taşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile davacı yanın ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ...E.sayılı dosyası kapsamında davalı yana borçlu olmadığının tespitine, 2-44.365,50TL'nin %20'si oranında hesaplanan 8.873,00TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.030,60TL harçtan peşin alınan 757,66TL'nin ve davacı tarafça icra dosyasına yatırılan 221,80TL harçların toplamı olan ‭979,46‬TL'nin mahsup edilerek bakiye ‭2.051,14‬TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 979,46TL peşin harç, 59,30TL başvuru harcı gideri toplamı olan ‭1.038,76‬TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 44.365,50TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 8,50TL vekalet harcı gideri, 395,00TL tebligat, posta gideri ile 5.900,00TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam ‭6.303,5‬0TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.16/04/2025 Katip ¸e-imza Hakim ¸e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/664, K. 2025/293, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-664-e-2025-293-k-56abcfa6b95e