İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/99 E. 2024/440 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/99
- Karar No
- 2024/440
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/99 Esas KARAR NO : 2024/440 Karar DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 14/02/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 14/02/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ... 30. İcra Müdürlüğü’ nün... E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, itiraza konu icra takibinin; trafik kazası kaynaklı ticari kazanç kaybına ilişkin olduğunu, özetle; 26.05.2023 tarihli trafik kazası sonrasında kusursuz mağdur araç serviste kaldığı süre boyunca araç sahibi olan müvekkil araç kiralama şirketi tarafından işletilememiş ve bu nedenle araç sürücüsü ile sahibinin müteselsil (Karayolları Trafik Kanunu m. 85/1) sorumlu olduğu ticari kazanç kaybı meydana geldiğini, aracın serviste kaldığı süre ve günlük kiralama bedeli hesaplamada dikkate alınan unsurlar olduğunu, hasara ilişkin ekspertiz raporunda belirtildiği üzere hasar miktarı 24.058,98-TL(KDV'li+İskontosuz) olan aracın onarım süresi 10 günü olduğunu, günlük kiralama fiyatı ise, araç kiralama piyasasına göre belirlenmiş olan 750-TL olduğunu, bu nedenlerle; davanın kabulü ile davalının yerinde olmayan itirazlarının iptaliyle takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 22/02/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, müvekkili şirketin maliki olduğu ... plakalı araçın kaza tarihinde uzun süreli olarak kiraya verilmiş olduğunu, işleten sıfatlarının olmadığından taraflarına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ... şirketinin maliki olduğu... plaka sayılı aracın ... İhale Kayıt Numaralı, ...Hizmeti Alımına ait Sözleşme kapsamında kaza tarihini kapsar şekilde 01.05.2021 - 30.04.2024 tarihleri arasında uzun süreli olarak ...Şube Müdürlüğü'ne uzun süreli olarak kiraya verilmiş olduğunu, aracın işleteninin ...olduğunu, bu sebeple, huzurdaki davanın ...'na (...) ihbarını talep ettiklerini, müvekkili şirketin maliki olduğu ... plaka sayılı aracın kaza tarihinde geçerli genişletilmiş kasko poliçesi mevcut olduğunu, davacının bir talebi varsa da bu taleplerini öncelikle sigorta şirketlerine yöneltilmesi gerektiğini, davanın ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye ihbarını talep ettiklerini, bu nedenlerle; davanın öncelikle aracın işleteni olmayan müvekkil yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, yine aksi takdirde davanın diğer hususlar yönünden esastan reddine, davanın; ... Başkanlığı'na, ...A.Ş.’ye,... A.Ş.'ye ihbarına karar verilerek, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -... 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası Uyap kayıtları, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, takip talebine itirazın iptaline ilişkindir. İİK m.67’de "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" hükmüne yer verilmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde "işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalkması nedeniyle, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Yargıtay 4.HD'nin 2022/5468 Esas - 2022/15704 Karar sayılı ilamında da: "...Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı ... A.Ş.’nin maliki olduğu kazaya neden olan ... plakalı aracın finansal leasing sözleşmesi ile davalı ... AŞ’ye 07.07.2008 tarihinden itibaren 4 yıl süre ile kiralandığı, sonrasında ise aracın davalı ... AŞ tarafından ihbar olunan ... Ticaret Limited Şirketi'ne otomobil kiralama sözleşmesi ile 17.07.2008 tarihinden itibaren 3 yıl süre ile kiralandığı, davalı ...’ın ise ihbar olunan şirketin çalışanı olduğu ve olay günü şirkete ürün taşıdığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalı finansal kiralama sözleşmesinde kiracı olan...AŞ ile ihbar olunan ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 17.07.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığı, aracın fiilen ihbar olunan şirketin kullanımında olduğu, davalı ...’ın ihbar olunan şirketin çalışanı olduğu durumları gözetildiğinde, kira sözleşmesinin 3.kişileri bağlayıcı etkide ve güçte olduğunun kabulü ile aracın işleten sıfatının ihbar olunan şirkette olduğu, davalı araç maliki ...AŞ’nin ve davalı finansal kiralayandan aracı kiralayan ... Aş’nin ayrı ayrı işleten sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen davalılar yönünden davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş olmaları doğru görülmemiş..." şeklinde belirtilmiştir. Somut olayda; davaya konu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın tescil kaydında davalı şirket görülmekte ise de; 30/06//2021 tarihli 36 aylık araç kiralama hizmet alımı sözleşmesi ile ihbar olunan... kiralandığı, işbu kiralama sözleşmesinin uzun süreli kiralama olduğu, bu nedenle işleten sıfatının davalı yönünden ortadan kalktığı ve davalının pasif husumet ehliyetinin olmadığı anlaşıldığından bu davalıya yöneltilen davanın HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-)Peşin alınan harç yeterli olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine, 5-)Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 7.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00TL nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 09/07/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır