İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/9 E. 2024/675 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/9
Karar No
2024/675
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/9 Esas KARAR NO : 2024/675 Karar DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/01/2024 KARAR TARİHİ : 25/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 04/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, ile davalı şirket arasında davalı şirketi web sitesine ilişkin bir takım hizmetlerin yerine getirilmesi adına 08.09.2021 tarihli "Dijital Hizmet Sözleşmesi" başlıklı hizmet sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkili şirket, davalı şirketin www.....com.tr uzantılı web adresi için; mevcut altyapıdan SEO ve ... ile ilgili danışmanlık sağlanmasını ve SEO uygulamalarının yeni geliştirilen bir kodda etkinleştirilmesini sağlamak için geliştirme ekibiyle çalışmak noktasında mutabakata vardığını, bu itibarla web sitesi için; içerik oluşturma ve içerik programlamasında SEO kullanmak için editör ve pazarlama ekibini yönlendirmek, müşteri web sitelerinin performansını izlemek ve iyileştirme için önerilerde bulunmak, arama terimleri, sıralamaları ve analizlerini aylık olarak kontrol etmek ve web sitesinin hizmet ettiği alanda organik trafik potansiyeli olan kelimelerin araştırılması, içerik pazarlama stratejileri için danışmanlık verilmesi, aylık olarak organik trafiğin ve SEO kapsamında yapılan işlerin raporlanması, ... uygulamalarının web sitesinde etkinleştirilmesini sağlamak için çalışılması, müşteriden gelen ... geliştirme taleplerinin değerlendirilerek web sitesi üzerinde uygulanması, müşteri web sitelerinin performansını izlemek ve iyileştirme için önerilerde bulunmak, web sitesinde ... kaynaklı herhangi bir sorunun oluşması durumunda hataya müdahale edilmesi ve düzeltilmesi, ... içerisinde geliştirilen yeni teknolojilerle ilgili markanın bilgilendirilmesi ve danışmanlık verilmesi gibi hizmetleri yerine getireceğini, müvekkili şirketin sözleşmenin kendisine yüklemiş olduğu tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz şekilde yerine getirmiş olmasına rağmen davalı taraf defaatle temerrüde düştüğünü, işbu sözleşme minvalinde müvekkili şirketin, davalı tarafın web sitesinin iyileştirilmesi için verdiği hizmetler karşılığında ilk 3 ay için 11.000,00 TL + KDV sonraki aylar için 15.000,00 TL + KDV aylık bedel üzerinden anlaştığını, taraflar arasındaki sözleşme davalı şirketin temerrüde düşmüş olduğu süreye kadar herhangi bir fesih bildiriminde bulunulmadığı için her yıl tekrar yürürlüğe girdiğini, son olarak 08.09.2022 tarihinde yenilenen sözleşmede müvekkili şirketin verdiği hizmetin karşılığı aylık 17.700,00 TL olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından 23.05.2023 tarihinde mesaj atılarak 37.150,00 TL bakiyelerinin olduğunu ve ödeme yapılmasını talep etmiş ise de geri dönüş olmadığını, bir sonraki gün tekrar mesaj atıldığında "Haftaya ödeme yapılacaktır" dendiğini, şirket yetkilisi ödeme için gün istemiş ve karşı taraf "en geç cumaya kadar ödeme yapılacak" şeklinde cevap verdiğini, 29.05.2023 tarihinde ise hala ödeme yapılmadığından yine müvekkili şirket iletişime geçtiğini ve yine oyalama politikası izlenerek alacakları sürüncemede bırakıldığını, müvekkili şirketin alacakları Mart 2023 tarihinden Ağustos 2023 tarihine kadar sürüncemede bırakıldığını, temerrüde düşüldüğünü, ödenmeyen 72.550,00 TL bakiyenin olduğuna ilişkin 07.08.2023 tarihinde müvekkili şirketin yine iyi niyetli davranarak ödeme istemiş ise de nafile bir çaba olduğunu, müvekkili şirketin 90.550,00 TL toplam alacağı ve ticari faizi ile beraber yüksek bir meblağ alacağı olduğunu, en son Haziran 2023 tarihinde bakiye alacağa ilişkin bir kısım ödeme yapıldığını, halen ödemesi yapılmayan ve temerrüde uğramış 90.550,00 TL alacağı olduğunu, bu nedenlerle; Fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili şirketin alacağının tazmini ve tahsili amacıyla açılan huzurdaki haklı davamızın kabulüne, şimdilik- 90.500-TL'lik alacağın 21.08.22023 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, davalı şirketin temerrüde düşmüş olması nedeni ile müvekkilinin munzam zararı söz konusu olduğundan fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL belirsiz alacak talepli munzam zararımızın davalıdan tahsil edilerek tarafımıza ödenmesine karar verilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi ekli usulüne uygun davetiye gönderilmiş, davalı yasal süresi içerisinde mahkememize cevap dilekçesi sunmamış ve duruşmalara katılmamıştır. DELİLLER: -Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesap Uzman ... tarafından hazırlanan 06/09/2024 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, dijital hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağı ve munzam zarar talebine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas - 2022/401 Karar sayılı ilamında: "... (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir...davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür...TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez.." şeklinde belirtilmiştir. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Mahkememizce re'sen seçilen Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesap Uzman ... tarafından hazırlanan 06/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacağın 90.550,00TL olduğu ve bunun üzerinden 21 Ağustos 2023 tarihi itibariyle faiz talep ettiği, faiz hesabının toplam alacak üzerinden hesaplandığı, ve tutarın 5.883,89TL olacağı, davacıya ödenmesi gereken alacağın Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalının çalışanı ile davacı arasında gerçekleşen yazılı görüşmelerden anlaşılacağı üzere davalının davacının işlerinden verim alamadığı için ödeme yapmayarak sözleşmenin ödeme şartlarını yerine getirdiği, davalının talep ettiği munzam zararın ödenmesinin uygun olmadığı, hukuki olarak zararını ispat etmesi gerektiği,..." yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve davacının fatura nedeniyle alacak talebinin kabulüne, ancak; davacı tarafından içtihat ve yasada belirtildiği üzere alacağını tahsil edememesinden doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazanç kalemlerinin ne olduğu somutlaştırılmadığından munzam zarar talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile; a)90.500,00TL alacağının temerrüt tarihi olan 21/08/2023 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b)Davacının munzam zarar talebinin reddine, 2-)Alınması gereken 6.182,05TL harçtan peşin alınan 1.547,23TL harcın mahsubu ile bakiye 4.634,82TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-)Davacı tarafından yapılan 427,60 başvurma harcı, 1.547,23TL peşin harç, 9.000,00TL bilirkişi ücreti, 485,50TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 11.460,33TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan 11.446,57TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6100 sayılı HMK.nun 326/2 maddesi gereğince bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00TL nin kabul red oranına göre 3.116,25TL'nin davalıdan, 3,75TL 'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-)Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK.nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/9, K. 2024/675, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-21-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-9-e-2024-675-k-4d65f99d9005