İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/761 E. 2025/227 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/761
- Karar No
- 2025/227
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/761 Esas KARAR NO :2025/227 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:19/12/2024 KARAR TARİHİ:18/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 19/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı kullanımında bulunan, "..." adresinde bulunan tüketim noktasında 23.08.2013 zabıt tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği F/... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağının tanzim edildiğini, davacı şirket saha ekiplerince kontrol gerçekleştirilmiş olup işbu kontrol neticesinde; ilgili kullanım yeri ile ilgili Perakende Satış Sözleşmesi mevcut olmayıp sayaçtan elektrik kullanılarak kaçak elektrik enerjisi kullanıldığının tespit edildiğini, tespit edilen durumu açıklayan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Kaçak Elektrik Enerjisi Tüketim Halleri" başlıklı 42. maddesinde kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edildiğini, işbu kaçak kullanım tespit tutanağına istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 22.08.2013 - 23.08.2013 tarihleri arası 106.872 kWh - 33.464 kWh endeks aralığında kullanım için 73.408 kWh karşılığı 38.853,94-TL kaçak elektrik kullanım faturasının düzenlendiğini, davalı borçlu adına tanzim edilen işbu faturalar neticesinde davalı borçlu aleyhine yukarıda izah ettiğimiz kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek 97.405,98-TL'nin tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emri gönderilmiş olup davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı bir şekilde yapılan işbu itirazın iptalini talep ettiklerini, davacı kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde, kaçak enerji kullanımından dolayı tanzim edilen itiraza konu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ve bu tutanağa istinaden düzenlenen kaçak elektrik kullanım tahakkukunda herhangi bir hesaplama hatasının bulunmadığını, kaçak tespiti için tespit anında mahalde fiili kullanıcının varlığının yeterli olduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği madde 42'de gösterilen haller içerisinde elektrik tüketimi yapan herkes, kaçak tespiti ve tahakkukunun muhatabı olabileceğini, Dosya kapsamına davanın esası hakkında kaçak elektrik kullanımına dair açık deliller sunulmuş olup davanın esası yönünden haklılık tam olarak ispat edildiğini, dosya kapsamına kaçak elektrik tespit zaptı ve zabıttaki tespitleri somut olarak destekleyen tüketim endeksleri dosya kapsamında yer aldığını, kaçak elektrik tespit tutanakları Hukuk Genel Kurulunun ve müstakar Yargıtay içtihatları gereği aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olup; sunulan delillerle haklılıklarının ispat edildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin kaçak elektrik kullanımından doğması, dava konusu mahallin mesken niteliğinde olması ve davalının tüketici sıfatını haiz olmaması sebebiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6502 sayılı Kanun kapsamında olmadığından davanın haksız fiil hükümlerine göre Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiğini, bu hususta dava şartı arabuluculuk son tutanağının sunulduğunu, kaçak elektrik kullanımı eyleminin niteliği itibariyle haksız fiil teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin yerleşim yeri icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören davacı şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesi'nin mahkemelerinin yetkili olduğunu, kaçak elektrik kullanımı tutanaklar ile sabit olduğundan, davalı borçlu mevzuata uygun olarak düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına ilişkin tahakkuku ödemekle yükümlü olup; söz konusu borca itirazı yerinde olmadığını, bu nedenle borçlunun itirazının iptalini ve hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini davalının .... İcra Müdürlüğünün 2022/28719 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatı ödemeye hükmedilmesini, yargılama giderlerini ve vekalet ücretini davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan 25/02/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İşbu davada alacağın zaman aşımına uğradığını, icra takibine konu cezanın 23.08.2013 tarihinde ... adına tahakkuk edildiği dosya kapsamında davacı tarafından sunulan delillerden görüleceğini, davaya konu icra takibine dayanak kaçak kullanım cezasının muhatabı davalı olmadığını, davalıya ait taşınmazda kiracı olarak bulunan ve o dönemde taşınmazı fiili hakimiyetinde bulunduran ... olduğunu, davacı şirket, davalı aleyhine icra takibi başlatmadan önce .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasıyla ... aleyhine icra takibi başlattığını ancak ...'a ait TC Kimlik Numarası elde edilemediğinden icra takibine devam edemediğini, bu husus dava dilekçesi ekinde yer alan davacı şirket iç yazışmalarına ait olduğunu düşündüğümüz yazıda da açıkça görüleceğini, davacı şirketin kendi iç yazışmaları olduğunu düşündüğümüz komisyon raporu başlıklı belgede; ...'ın TC Kimlik numarasının alınamadığından bahisle 01.06.2020 tarihinde yapılan çevre araştırması neticesinde kullanıcı bilgilerine ulaşılamadığı mahalin sahibinin davalı ... olduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda F/... numaralı zabıt tahakkukuna davalı ...'nun isminin girilmesinin uygun olduğuna dair değerlendirme yapıldığı görüldüğünü, davalı şirketin bahse konu zabıt tahakkukuna davalı adının kaydedilmesinin ve söz konusu cezanın tahsili amacıyla davalı karşı icra takibi başlatılmasının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, bu kapsamda açıkça husumete ilişkin itirazlarının olduğunu beyan ettiğini, huzurdaki davanın davalı yönünden husumet kurulamadığından usulden reddine karar verilmesini talep ettiğini, huzurdaki davanın Mahkememiz huzurunda açılması usul ve yasalara açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacı, meydana geldiğini iddia ettiği zarar ile davalı arasındaki illiyet bağını izah etmediğini, öncelikle davanın usulden reddini, aksi kanaatte haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddini, davacı şirketin icra inkar tazminatı talebinin reddi ile haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu dava nedeniyle takibe konu alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla davalı şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Kaçak elektrik tespit dosyası, görüntü kayıtları, dekont ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 38.853,94TL asıl alacağın ve 49.620,37TL işlemiş faiz ve 8.931,67TL temerrüt faizinin gider vergisinin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (08/10/2024) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 08/10/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiztaraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı 23.08.2013 tarihinde tutulan F/... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağına dayalı olarak, kullandığı tespit olunan ...'a yönelik icra takibinin kimlik numarasının bulunmaması sebebi ile sonuçsuz kalmasının akabinde mülk sahibi olan davacının kaçak elektrik kullanımından sorumlu olduğundan bahisle icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, davalı mülk sahibinin kaçak elektrik kullanımından dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı 23.08.2013 tarihinde tutulan F/... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağından kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden tutanak tarihinde fiili kullanıcının davacı tutanakları ile de tespit edildiği üzere ... isimli bir kişi olduğu, kurum yetkililerinin kişinin kimlik ve tespite yarar bilgileri almaması sebebi ile icra takibinin davalıya yöneltildiği, davacı adına bir abonelik kaydının bulunmadığı, kaçak elektrik kullanımının sözleşmesi olmayan sayaçtan elektrik kullanmak şeklinde meydana geldiği, abone grubunun ticarethane (tekstil ) olarak tespit edildiği, davalının ise yapılan tacir araştırmasında 2016 yılında yolcu taşımacılığı faaliyet alanında vergi kaydının bulunduğu görülmekle tutanak tarihinde dava konusu taşınmazın başka kişi tarafından kullanıldığı kurum tutanakları ile sabit olduğu tapu maliki olan davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden davanın pasif husumet yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Husumet Yönünden REDDİNE, 2-Koşullar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gereken harç 615,40TL olmakla peşin harcın mahsubu ile artan 1.048,06TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği bulunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde resen yatırana iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.18/04/2025 Katip ... E-İmzalıdır Hakim ... E-İmzalıdır