İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/115 E. 2023/724 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/115
Karar No
2023/724
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/115 Esas KARAR NO : 2023/724 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2022 KARAR TARİHİ : 03/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 02/02/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 04/01/2018 tarihinde, davacının babası ... ...'ın motosikleti ile seyir halinde iken davalı ... ... sevk ve idaresindeki, davalı ... Ltd. Şti. firma: işleteni olduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altında olan ... plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında baba ... ...'ın ağır yaralandığını ve 27/02/2018 tarihinde vefat ettiğini, davacının %70 oranında engelli ve çalışamaz olduğunu, tek çocuk olan davacının sürekli olarak babasının desteğinden yoksun kaldığını, davalı sigorta şirketine 24/01/2019 tarihinde başvuruda bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını belirterek, 04/01/2018 günü meydana gelen trafik kazası nedeniyle 27/02/2018 tarihinde vefat eden ... ...” ın desteğinden yoksun kalan davacı oğlu için fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.500,00 TL destekten yoksun kalma / maddi tazminatın tüm davalılardan, ayrıca yargılama aşamasında belirlenmek ve harçlandırılmak üzere manevi tazminatın (işleten ve sürücüden) kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalıların üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan 14/04/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya sebep olduğu iddia olunan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde 25/04/2017-2018 vadeli ... numaralı 04/01/2018 tarihinde teminat altında olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami teminat limiti ile sınırlı olduğunu, öncelikle kusur durumunun tespitinin ATK tarafından yapılması gerektiğini, motosiklet sürücüsü olan desteğin kafa tası kırığı ve beyin kanası nedeni ile hayatını kaybettiği ve sigortalı araç sürücüsünün de beyanında desteğin kaza sırasında kaskının bulunmadığını belirttiği dikkate alınarak %40'dan aşağı olmamak üzere müterafık kusur indirimi uygulanmasını talep ettiklerini, destek süresinin çocukların yetiştirilme dönemi olarak kabule dildiğini ve erkek çocukları için 18 yaşına kadar destek zararı hesaplanması gerektiğini, ayrıca davacıya yapılan rücuya tabi bir ödeme mevcut ise hesaplanacak tutardan tenzil edilmesi gerektiğini belirterek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... ve ... Limited Şirketi vekili tarafından sunulan 11/05/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı firmaya ait aracın karışmış olduğu trafik kazasında sürücünün kusurunun bulunmadığını, müteveffanın tescilsiz motosikletle ve kask kullanmayarak kendisinin dikkatsiz ve tedbirsizliği ile tırın altında kalmaktan son anda tır sürücüsünün yaptığı manevra ile kurtulduğunu, plakası ve ruhsatı olmayan bir aracın trafikte olmaması gerektiğini ve kazanın oluşumunda müteveffanın tam ve asli kusurlu olduğunu, ayrıca kaza sırasında kaskının da bulunmadığını, kaza sonrası hastaneye kaldırılan ve yoğun bakımda iki ay kalan müteveffa ile ilgilenildiğini, akrabalarına ulaşılmaya çalışıldığını, kimsenin ziyaret dahi etmediğini, kimsenin merak edip bilgi sahibi bile olmaya çalışmadığını, firma yetkililerinin davacı ...' in yanına giderek acısını paylaşmak ve maddi ve manevi destek olmak istediklerini ancak davacının benim babamla bir bağım yok, biz görüşmeyiz dediğini ve sadece müteveffanın abisinin hastaneye bir gün geldiğini ve sonrasında durumunu hakkında kendilerinden bilgi aldıklarını, müteveffanın oğluna maddi ve manevi desteğinin de bulunmadığını belirterek, manevi tazminat isteminin de kabul edilemeyeceğini belirterek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, Arabuluculuk anlaşamama tutanağı, Sigorta poliçesi, ... Asliye Ceza Mahkemesi 2019/ ... esas sayılı dosyası, Kaza tespit tutanağı, Kolluk ifade tutanakları, Kazaya ilişkin fotoğraflar, Hastane kayıtları, CBS dosyası dosya arasında alınmış, ATK dan kusur raporu alınmış, aktüerya bilirkişisinden hesap raporları alınmıştır. ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/... esas dosyasının incelenmesinde, olayan ilişkin kusur raporu aldırılmış Sanık ... ...'un KTK 52/1-a maddesini, müteveffanın 57/1-a kuralını ihlal ettiği tespit edilmiş ve yapılan yargılama sonucunda ise sanık ... ...'un taksirle ölüme neden olma suçundan sabit görülen eylemi nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan 25/11/2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre; Davalı sürücü ... ...'un %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa sürücü ... ...'ın %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur. Sigortacı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 02/02/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; Adli Tıp Kurumu- ... İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 23/11/2022 tarih ... sayılı raporda; Davalı sürücü ... ...” un kazanın oluşumunda % 25 (yüzdeyirmibeş) oranında, Müteveffa sürücü ... ...' ın kazanın oluşumunda % 75 (yüzdeyetmişbeş) oran olduğunu. 27/02/2018. Tarihinde destekçi baba ... 'ın vefatı sonrasında; davacı oğlu ...” in “Özbakımı vasat, duygulanım kısıtlı, düşünce içeriği fakir, sosyal ve mesleki işlevsellik kaybının mevcut olduğunu, kişinin çalışarak hayatını kazanamayacağı ve başkalarının birfül bakım ve yardımına muhtaç olduğu, %70 çalışma gücü kaybı” nedeni ile; oğlu ... 'ın toplam DYK zararının 623.717,27 TL olduğu, müteveffanın kazanın oluşumunda %75 kusurunun bulunduğunun Sayın Mahkeme tarafından kabulü durumunda davalılardan talep edebileceği destek zararının 155.929,32 TL olabileceği, elbette kafa travmasına bağlı beyin kanaması nedeni ile vefat eden desteğin motosiklet kullanırken kaza sırasında kask takmamasından kaynaklı müterafık (birlikte) kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi ve müterafık kusur dahilinde uygulanacak indirim oranının takdirinin Mahkememize ait olduğu, hesaplanan talep edilebilecek 155.929,32 TL maddi zarara; müterafik kusur indirimine karar verilmesi durumunda takdir edilecek oranın yansıtılmasının uygun olacağı, SGK tarafından bağlanan aylıkların ölüm aylığı olduğu ve rücuya tabi bir ödemenin bulunmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından verilen limit dahilinde bulunduğu, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte talep edilebileceğinin (sigortalı araç ticari- kamyonet) takdir hukuki değerlendirmesinin Mahkememize ait olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır. Sigortacı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 10/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; Adli Tıp Kurumu- ... İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 23/11/2022 tarih 16002 sayılı raporda; Davalı sürücü ... ...” un kazanın oluşumunda % 25 (yüzdeyirmibeş) oranında, Müteveffa sürücü ... ...' ın kazanın oluşumunda % 75 (yüzdeyetmişbeş) oran olduğunu. 27/02/2018. Tarihinde destekçi baba ... 'ın vefatı sonrasında; davacı oğlu ...” in Özbakımı vasat, duygulanım kısıtlı, düşünce içeriği fakir, sosyal ve mesleki işlevsellik kaybının mevcut olduğu, kişinin çalışarak hayatını kazanamayacağı ve başkalarının birfül bakım ve vardımına muhtaç olduğu, %70 çalışma gücü kaybı” nedeni ile; 10/07/2023 Rapor/ hesap tarihi dikkate alındığında; 27/02/2018. tarihinde destekçi baba ... 'ın vefatı sonrasında; Oğlu ... ? ın; toplam DYK zararının 814.800,28. TL olduğu, müteveffanın kazanın oluşumunda %75 kusurunun bulunduğunun Sayın Mahkeme tarafından kabulü durumunda davalılardan talep edebileceği destek zararının 203.700,07 TL olabileceğini, Elbette kafa travmasına bağlı beyin kanaması nedeni ile vefat eden desteğin motosiklet kullanırken kaza sırasında kask takmamasından kaynaklı müterafık (birlikte) kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi ve müterafık kusur dahilinde uygulanacak indirim oranının takdirinin Mahkememize ait olduğu, ait olduğu, hesaplanan talep edilebilecek 203.700,07 TL maddi zarara; müterafık kusur indiri karar verilmesi durumunda takdir edilecek oranın yansıtılmasının uygun olacağı, SGK tarafından bağlanan aylıkların ölüm aylığı olduğu ve rücuya tabi bir ödemenin bulunmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından verilen limit dahilinde bulunduğu, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte talep edilebileceğinin (sigortalı araç ticari- kamyonet) takdir hukuki değerlendirmesinin Mahkememize ait olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 10/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ve birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/... esas sayılı dosyası ile talebini artırarak harçlandırmıştır. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve mirasçılık durumuna göre davacıların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden 04.01.2018 tarihinde kamyonet sürücüsü davalı ... ...'un kavşağa giriş yapmadan önce hızını azaltmaması, dikkatli ve tedbirli bir şekilde seyrini sürdürmemesi, etkili fren direksiyon tedbirine başvurmaması sebebi ile %25 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ... ...'ın idaresinde bulunan aracın da kavşağa giriş yapmadan önce ilk geçiş hakkını vermemesi ve tedbirsiz bir şekilde aracı sevk ve idare ederek soldan gelen aracın istikametini kapacak şekilde kavşağa girdiğinden %75 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. İncelenen ...Noterliğinin 20/07/2018 tarih ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre davacının müteveffanın oğlu olduğu ve tek mirasçısı olarak davacının bulunduğu anlaşılmıştır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2016/ ... E. 2017/... K. Sayılı ilamına göre; "Desteğin, küçük çocuklarının bakım ihtiyacından ne zaman kurtulacağını tayin etmek çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir. Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, ne kadar süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, onların yaşama süreleri; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında kız çocukları için genellikle, çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacı ortadan kalkar." Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul gören uygulamaya göre normal şartlarda erkek çocuklar 18, kız çocukları 22 yaşına kadar destek tazminatı alabilecekler, çocukların yüksek okul okuyor olması yada okuması ihtimali varsa 25 yaşına kadar destek alabileceklerdir.(Yargıtay HGK 10/06/2015 tarih 2013/17-2343 esas 2015/1534 karar, 17. HD. 09/04/2015 tarih 2013/17627 esas 2015/5572 karar, 21. HD. 10/12/2013 tarih 2013/17221 esas 2013/23524 karar, 4. HD. 24/01/2011 tarih 2010/1818 esas 2011/512 karar sayılı ilamları) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ceza hukuku ile ilişkisinde kenar başlıklı 74.maddesi “ Hâkim zarar verenin kusurunun olup olmadığını, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurunun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen, suçun fail tarafından işlenmediği yönündeki kesin olgu saptayan beraat kararı ile bağlıdır çünkü yargısal bir kararla maddi bir olgu tespit edilmiştir. Ancak hukuk hakimi ceza mahkemesince yapılan kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini kararı ile bağlı değildir. Çünkü ceza hukukunda asıl kusur çeşidi kasttır. Taksir ancak kanunda yazılı olduğu sürece sorumluluk oluşmaktadır. Hukuk mahkemesinde ise kusurun her çeşidinde sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2003 tarihli 2003/3586 Esas ve 2003/3516 Karar sayılı kararında "Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğine göre hukuk hâkimi ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bağlı olmayıp kesinleşen maddi olgularla karar vermek durumundadır. Dolayısıyla mahkememizce, yargılama için gerekli incelemeler yapılıp, raporlar alındıktan sonra sırf ceza yargılamasındaki dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi, mevcut davanın daha da uzamasına ve makul bir sürede yargılanmayı içeren adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacaktır. Geç oluşan adalet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği pek çok kararında da yerinde görülmemekte ve devletler bu sebepten tazminata mahkum edilebilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı hukuk hakiminin ceza yargılamasının sonucunun, her şart ve koşulda beklenmesi zorunluluğu şeklindeki bir algının adil yargılanma hakkı ihlaline sebebiyet vereceği düşüncesiyle gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasında da herhangi bir çelişki doğmadığı ve ceza dosyasında da hükmün açıklanmasına karar verildiğinden sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, yaşanan olayın şartlarına göre kusur oranının tespiti mahkemeye ait olduğundan mahkememizce toplanan deliler ışığında davalı müteveffa sürücünün %75 olduğu anlaşılmakla destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan irdelemede; trafik kazası tarihi, kazasının gerçekleşme biçimi, davacının sosyal ve ekonomik durumu, trafik kazası sonucu müteveffanın vefatı ile çektikleri ve çekecekleri üzüntü, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı YİBK'da belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları gözönünde tutularak mahkememizce takdir edilen ve hükümde gösterilen manevi tazminat miktarının davacıda bir tatmin duygusu yaratabileceği, olayı arzu edilen hale getirmeyeceği ve karşı tarafların mahvına yol açmayacağı sonuç ve inancına varılarak, somut olay için açıklanan ilkeler, sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, müteveffanın davacı ile olan yakınlığı, yaşı, ölenin kusur durumu, ekonomik durumu hep birlikte gözetildiğinde davacı yararına 20.000,00TL manevi tazminatın uygun olacağı kanaatine varılarak manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi cihedine gidilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi ve manevi tazminat talepli açılan davada davacı, davalı ... ...'un kusurlu eylemi nedeniyle trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu husumet yöneltmiştir. Yapılan incelemelerde, müteveffanın iş bu trafik kazası geçirerek vefat ettiği, bu kaza sonucu davacının babası olan müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı, ... Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporuna göre davacı ... ...'ın %70 oranında “Bipolar duygu durum bozukluğu- tedavi ile işlevselliği düzelmeyen” sürekli maluliyet raporunun düzenlendiği, ... Prof. Dr. ... Hastalıkları Araştırma hastanesi raporunda, “Bipolar duygu durum bozukluğu- tedavi ile işlevselliği düzelmeyen” ruhsal rahatsızlığının teşhis edildiği, hastalığının Nisan 2017 “de başladığı, tedavi uyumunun iyi olmasına, yeterli doz ve süre ilaç kullanmasına rağmen hastalığının kronosite kazandığı, ruhsal durum muayenesinde; Özbakımı vasat, duygulanım kısıtlı, düşünce içeriği fakir, sosyal ve mesleki işlevsellik kaybının mevcut olduğu, çalışarak hayatını kazanamayacağı ve başkalarının bilfiil bakım ve yardımına muhtaç olduğu, çalışma gücünün %70” ini kaybettiği, babasının sosyal haklarından faydalanmasının uygun olduğu tıbbi kanaatinin bildirildiği görülmüş olup davacının herhangi bir sigortalılık kaydının bulunmadığı, müteveffanın gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğu anlaşılmış olup davacının, müteveffanın muhtemel yaş haddine kadar destek alacağı kabul edilerek hesaplama yapılmış ve hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından müteveffanın kask kullanmaması sebebi ile %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ve maddi tazminat talebi kabul edilmiştir. Davacının kaza sonrası ölüm nedeniyle elem, acı ve ızdırap çektikleri anlaşıldığından davacı lehine manevi tazminat şartlarının oluştuğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın meydana geliş biçimi, manevi tazminatın sadece duyulan üzüntüyü bir nebze olsun hafifletme amacına hizmet etmesi gerektiği, Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, bunun dışında zenginleşmeye yol açmaması gerektiği dikkate alındığında, davacı için 20.000,00 TL manevi tazminatın kusurlu ve sorumlu olan davalılar ... ... ve ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında sorumluluk Borçlar Hukuku yönünden haksız fiil sorumluluğu olup zarar ve dolayısıyla da tazminat alacağı olay anında ortaya çıktığı için haksız fillerde temerrüt olay tarihinde gerçekleşmekte olup bu kapsamda trafik kazası nedeniyle hüküm altına alınması gereken tazminata trafik kazasının gerçekleştiği tarihten ( sigorta şirketi yönünden dava tarihinden) itibaren yasal faiz yürütülmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (kabul oranı: % 50,40 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- )Asıl ve Birleşen davada destekten yoksun kalma tazminatı talebinin KABULÜ ile, 2-)Hesaplanan 203.700,07TL tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak 162.959,93TL (taleple bağlı kalınarak) destekten yoksun kalma tazminatının ( sigorta şirketi poliçe limiti olan 330.000,00TL ile sorumlu olmak üzere) sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalılar kaza tarihi olan 04/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-)Asıl dava yönünden davacının manevi tazminat davasının Kısmen KABULÜ ile; 20.000,00TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 04/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 12.497,99 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.842,98TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 10.655,01TL harcın ( sigorta şirketi 9.490,27TL den sorumlu olmak üzere ) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.842,98TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama gideri toplam 4.689,30 TL olmakla kabul oranına göre 2.363,40 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden asıl ve birleşen dosyada maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 26.073,58TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 9-) Davalılar ... ... ve ... Şirketi yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen manevi tazminat kısım üzerinden AAÜT 10/2 gereği hesaplanan 17.900,00TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... ... ve ... Şirketine verilmesine, 10-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00TL'nin 665,28TLsinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 654,72TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 11-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine resen iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 03/11/2023 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/115, K. 2023/724, T. 03.11.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-115-e-2023-724-k-fe6483ef44c4