İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/219 E. 2024/277 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/219
Karar No
2024/277
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO:2022/219 Esas KARAR NO:2024/277 DAVA:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:29/11/2018 KARAR TARİHİ:05/12/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; Davacı vekili, davalının "..." markasının 14/01/1997, "..." markasının 05/08/1997, "...+Şekil" markasının 08/03/2020 tarihlerinde tescil edildiğini, ancak davalı şirketin markalarını tescil tarihinden itibaren kullanmadığını, markalar üzerinde hakkının kalmadığını, işbu dava ile bağlantılı olarak .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının mevcut olduğunu, ayrıca ...FSHHM'nin .. Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da dava konusu markaların dondurma emtiası dışında kullanılmadığının tespit edildiğini, bu tespit üzerine mahkememe davanın kabul edildiğini, Yargıtay tarafından da onandığını, Yargıtay karar düzeltme sürecinde Anayasa Mahkemesinin 556 sayılı KHK'nın 14. Maddesinin iptaline karar verildiğini, bu iptal kararı üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin mahkememizce verilen kararın bozulmasına ve akabinde ...FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyası ile davanın reddine karar verildiğini, ancak dosyada alınan bilirkişi raporunun mahkememizce göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek dava konusu markaların dondurma emtiası dışında kalan markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, Mahkemenin ... Esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle ilk olarak derdestlik nedeniyle, mahkememizce verilen kararın kesinleşmesi durumunda da kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, her ne kadar davacı Kanun2un 25/4 md olarak belirtmiş ise de ilgili maddenin SMK m.26/4 hükmü olduğunu, bu maddenin yayımı tarihinden 7 yıl sonra yürürlüğe gireceğini, dolayısıyla kanun maddesinin henüz yürürlükte olmadığını, davacının Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşmasının 19.maddesine dayanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda;"....Tüm dosya kapsamı, TPMK kayıtları, önceki tarihli kararlarda alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bir markanın iptalinin istenebilmesi için haklı bir sebep olmadan Türkiye'de tescilden itibaren 5 yıldır ciddi bir şekilde kullanılmamış olması veya kullanımına 5 yıl süreyle ara verilmiş olması gerektiği, izahı yapılan mevzuatın marka iptaline ilişkin hükümlerinin yayım tarihinden geriye doğru değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişi raporundaki tespitler ve davalının ciddi kullanımın ispata yarar dava sonrası herhangi bir delil sunmadığı dikkate alındığında davalının adına tescilli markayı dava tarihinden geriye doğru son 5 yıl içinde ait olduğu mal veya hizmetin piyasada tanınması ve diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta ve ciddi biçimde kullanılmadığı anlaşılmakla davacının kullanmamaya dayalı iptal talebine ilişkin sübut bulan davasının kabulüne...." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karar davalı tarafça İstinaf kanun yoluna taşınmış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2020/1979 Esas ve 2022/1739 Karar sayılı kararında "..İlk derece mahkemesince ön inceleme duruşmasında HMK 141/5.maddesi gereğince davalı yana delillerini sunmak üzere süre verilerek bilirkişi incelemesi yapılması yapılması gerekirken, HMK 141/5. md aykırı olarak öninceleme duruşmasında tahkikatın bitirilerek karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, dava tarihinde yürürlükte olan SMK hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekirken ... sayılı dosyasında o dava tarihinde göre hazırlanmış bilirkişi raporuna göre karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Kabule göre de; davalı vekili cevap dilekçesinde kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunmuş ise de mahkemece öninceleme duruşmasında bu hususta olumlu yahut olumsuz karar verilmemesi de yerinde görülmemiştir." şeklindeki gerekçe ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. TPE kayıtlarına göre davalı taraf adına ... numaları "..." ibareli markanın 39,30 ve 32. sınıflarda 14/01/1997 tarihinde, ... numaralı "..." ibareli markanın 29,30 ve 32. sınıflarda 05/08/1997 tarihinde, ... numaralı "..." ibareli markanın 29,30 ve 32. Sınıflarda 08/03/2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tescil edildiği görülmüştür. ... FSHHM ... E sayılı dosyasının UYAP taki bilirkişi raporunda; " davalılardan ... ... A.Ş.'ye ait markaların KHK m.14 anlamında kullanıldığını, ancak bu kullanımların sadece "dondurma" emtiası için olduğunu, bu bakımdan "dondurma" emtiası dışında kalan emtialarda kullanımlar ispatlanamadığından kısmi hükümsüzlüğün mümkün olduğunu" belirtilmiştir. İstinaf kaldırma ilamı sonrası mahkememizce alınan 29/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalı tarafa ait dava konusu markaların dondurma ve buz kremler emtiası dışında emtialar açısından kısmen hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Dava, davalı adına tescilli ... numaralı "..." markası, ... tescil numaralı "..." markası ve ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının dondurma emtiası dışında kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Her ne kadar davalı taraf derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunmuş ise de, bu doğrultuda yapılan incelemede dosya taraflarının aynı olmadığı anlaşılmakla itirazların reddine karar verilmiştir. Dava, 29.11.2018 Tarihinde açılmış olup 6769 sayılı SMK yürürlüktedir. 6769 Sayılı Yasa'nın 9. Maddesinde; "- (1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." hükmü yer alır. Yasa'nın 26/4.maddesinde ise; "Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz" hükmü düzenlenmiştir. 6769 Sayılı Kanun'un Geçici 4. Maddesi; "26. madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır" şeklindedir. Somut uyuşmazlıkta; davacının iddiası markanın kullanılmadığına yönelik olup markanın kullanıldığını ispat yükü davalıdadır. Tüm dosya kapsamı, TPMK kayıtları ve mahkememizce alınan 29/07/2024 tarihli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bir markanın iptalinin istenebilmesi için haklı bir sebep olmadan Türkiye'de tescilden itibaren 5 yıldır ciddi bir şekilde kullanılmamış olması veya kullanımına 5 yıl süreyle ara verilmiş olması gerektiği, bilirkişi raporundaki tespitler ve davalının ciddi kullanımın ispatına yarar dava sonrası herhangi bir delil sunmadığı dikkate alındığında, davalının adına tescilli markayı, dava tarihinden geriye doğru son 5 yıl içinde ait olduğu mal veya hizmetin piyasada tanınması ve diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta ve ciddi biçimde kullanmadığı anlaşılmakla, davacının kullanmamaya dayalı iptal talebine ilişkin sübut bulan davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu ..., ... nolu ..., ... tescil nolu ... + şekil markalarının kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığından dondurmalar, buz kremler, buz, mal ve hizmetler dışında kalan 29, 30,32 sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 35,90 TL'nin mahsubu ile kalan 391,70 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 12.328,00 TL yargılama gideri (bilirkişi raporu, posta-tebligat) ve 71,80 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 12.399,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2024 Yazı İşleri Müdürü ... e-imzalıdır. Hakim ... e-imzalıdır.

Atıf: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/219, K. 2024/277, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2022-219-e-2024-277-k-ff72c89616d6