İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/572 E. 2024/688 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/572
Karar No
2024/688
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/572 KARAR NO : 2024/688 DAVA : Şahsi İflâs DAVA TARİHİ : 19/08/2004 KARAR TARİHİ : 17/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan 2023/337E.sayılı dava dosyasında davalı ... aleyhine açılan davada verilen ayırma kararı sonrası yapılan açık yargılama sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde; davalıların Bankalar Kanunu ve TTK'ya aykırı yapılan işlem ve kararlardan dolayı bankalar yeminli murakıplarınca banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalı banka yöneticilerinden ...'ın 4.166.000.000.000-TL, ...'ın 4.166.000.000.000-TL, ...'un 12.424.082.604.402-TL, ...'ın 4.891.575.090.374-TL, ...'nun 5.964.037.789.722-TL, ...'nın 1.568.469.724.306-TL, ...'nun 4.166.000.000.000-TL bankaya bu meblağlar kadar zarar vermeleri nedeni ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümleri gereğince ana para ve faize ilişkin fazla haklar saklı kalmak koşulu ile bu meblağların davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ayrıca şahsi iflaslarının da hüküm altına alınmasını talep etmiştir. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas, ...Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verip dosyayı ... 1. ATM ye göndermiş, akabinde dosya Mahkememize intikal etmiştir. Davalılar vekili 25/06/2001 tarihli cevap dilekçesinde; 4389 sayılı Bankalar Kanunun 17.maddesindeki dava şartlarının müvekkilleri yönünden oluşmadığını, fonun doğrudan iflas davası açma yetkisinin bulunmadığını, kullanılan krediler nedeni ile müvekkillerine sorumluluk yüklenemeyeceğini, öncelikle ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, yapılacak tahkikat sonucunda da bütün müvekkilleri yönünden davanın reddini istemiştir. Dava, 4389 sayılı yasanın 17. maddesi uyarınca açılan şahsi iflas istemine ilişkindir. Mahkememizin 2023/337E.sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda oluşturulan 28/03/2023 tarihli hükümde; "1-Davacı vekilinin ... hakkındaki ihtiyati tedbirlerin kaldırılması talebinin mevcut olması gözetilerek ... hakkındaki "ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasını, bu kişi hakkındaki davanın takipsiz bırakılmasını teminen" ... hakkındaki davanın HMK m.167 hükmü uyarınca asıl davadan ayrılmasına, Asıl dosyadaki duruşma tutanaklarının, dava ve cevap dilekçelerinin eksiksiz sunulması sonrası ayırma işlemlerine başlanılmasına, 2-Davacı vekilinin diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın Bankalar Kanununun 15. maddesinin 3 numaralı fıkrası, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 11. Maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 132. maddesinin 10 numaralı fıkrası uyarınca yeniden durdurulmasına," şeklinde hüküm oluşturulmuştur. Bunun üzerine talep uyarınca, davalı ... hakkındaki davada bu defa ayırma kararı verilmiş, ...E.sayılı dava dosyasına istinaden yargılamaya devam olunmuştur. Yargılama aşamasında davacı vekili 17/10/2024 tarihli dilekçesini tekrar etmiştir. Nitekim adı geçen dilekçe çerçevesinde davacı vekili davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm oluşturulmasını, karşı taraftan herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri veya herhangi bir alacak talep olunmaması şartıyla bu beyanda bulunduklarını, ayrıca herhangi bir masraf ve vekalet ücreti taleplerinin dahi olmadığını duruşmada beyan etmiştir. Nitekim davalı vekili dahi, davacı vekilinin 17/10/2024 tarihli dilekçesindeki beyanlarına aynen iştirak etmiş, ayrıca bu dava nedeniyle müvekkili hakkında verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasını dahi talep etmiş, bu noktada davacı vekili ise bu talebe açıkça muvafakat ettiğini açıklamıştır. Bu bir anlamda HMK m.315 hükmü çerçevesinde düzenlenen sulhun sonuçlarını doğurmaktadır. O halde taraf vekillerinin sulhe ilişkin bu beyanları çerçevesinde hüküm kurulması gerekir. Gelinen aşama, mevcut beyanlar karşısında "konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmesi zorunludur. Yapılan açıklamalar karşısında davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davada taraf vekillerinin beyanları gözetilerek konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... aleyhine açılan davaya daha önce bakan ... 3.ATM nin... Esas sayılı ve ... 1.ATM nin ... Esas sayılı dosyalarına istinaden davalı ... hakkında verilen ihtiyati tedbir ve diğer tüm geçici hukuki koruma önlemlerinin 17/10/2024 tarihinden itibaren ve tümden kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davada taraf vekillerinin beyanları gözetilerek konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davalı ... aleyhine açılan davaya daha önce bakan ... 3.ATM nin ...Esas sayılı ve ... 1.ATM nin ... Esas sayılı dosyalarına istinaden davalı ... hakkında verilen ihtiyati tedbir ve diğer tüm geçici hukuki koruma önlemlerinin 17/10/2024 tarihinden itibaren ve tümden kaldırılmasına, 2-Asıl dosyada harç ile ilgili hüküm oluşturulduğundan bu dosyada harçla ilgili hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, 3-Tarafların yapmış oldukları yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına, 4-Tarafların beyanları gereği taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Ayrılan dosyada avans olduğu takdirde hükmün kesinleşmesi sonrası taraflara iade olunmasına, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/572, K. 2024/688, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-572-e-2024-688-k-91e560ef287e