İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/854 E. 2024/814 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/854
Karar No
2024/814
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2023/854 KARAR NO : 2024/814 DAVA : ALACAK (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 25/11/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın Fransa'da mukim olan uluslararası bir şirket olduğunu, davalı şirketin boş saç panosu üretimiyle uğraşan hem de bu ürettiği panoların içerisine elektrik malzemeleri ile donatarak satışını gerçekleştiren uluslararası bir şirket oluğunu, 2011 yılında davalı şirketin ürettiği ürünlerin ..., .. ve ...'a satışının sağlanması ve dolayısıyla davalının pazarının genişlemesi için müvekkili şirket ile iletişime geçildiğini, davalı şirketin bir iştiraki olan ... ile 15.09.2011 tarihli "...." (Acenta Sözleşmesi) akdedildiğini, (15.09.2011 tarihli "..." -Acenta Sözleşmesi), sözleşme uyarınca sözleşmeye konu olan bölgeden ve ilgili müşterilerden gelen siparişlerin toplam fatura bedelinin (navlun bedeli hariç) %7'si oranında komisyon alacağı bu tutarın davalı firma tarafından müvekkili firmaya ödeneceği hususunun kararlaştırıldığını, bu doğrultuda müvekkili şirket tarafından 2011 ve 2012 yıllarında "... &...a" için harcanan tutarların ...'a fatura edildiğini ancak yapılan tüm satışlara ait ve yukarıda bahsi geçen 15.09.2011 tarihli acentalık sözleşmesinde belirtilen komisyon tutarları davalı şirketin muhasebe ithalata ihracat sorumlusu ...'in talebi üzerine (Faturaların ...'ye Kesileceğine İlişkin Mail) davalı şirkete fatura edildiğini, bu durumun ticaretin davalı firmanın bir alt kuruluşu olan ...ile değil de doğrudan ana firma olan davalı firma ile yapıldığının doğrudan göstergesi niteliğinde olduğunu, 15.09.2011 tarihli sözleşme uyarınca müvekkili şirketin esas muhattabının ... değil davalı şirket olduğunu, bu hususun taraflar arasında resmi yazışma ile kararlaştırıldığını, 2017 yılında davacı müvekkil şirket yetkilisi ....'in iş bu fiili durumu yazılı hale getirme amacıyla 11.08.2017 yılında davalı şirket yetkilisi olan ...'a bir e-posta ve ekinde taslak bir acentalık sözleşmesi göndererek bu güne kadar davacı şirket tarafından yapılan tüm faaliyetleri bir özetle anlattığını, 2011 yılından beri süre gelen davacı şirket ile davalı şirket arasındaki fiili acentalılık ilişkisinin somut bir sözleşme ile yazıya dökülmesini talep ettiğini, ancak davalı şirket tarafından e-posta ile reddedildiğini, devamında ise tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi nedeniyle tüm ürün maliyetlerinde artışlar baş gösterdiğini ve davalı şirkete ait sac fabrikasında tüm faaliyetlerin askıya alındığını, davalı firma tarafından müvekkil firmanın planlı bir şekilde mevcut ticari ilişkilerden tasfiye edilmeye çalışıldığını, 2021 yılında tüm faaliyetlere kısmi olarak devam edilmeye başlandığını ancak Covid-19 salgının yol açtığı lojistik ve ürün maliyetlerinin artması sonucu davalı şirketin müvekkili şirketten daha önce kararlaştırılan %7'lik komisyon tutarının %4'e çekilmesini talep ettiğini, teklifin kabul edildiğini, tekrar indirim yapılarak %2'ye indirilmesi taleplerinin kabul edilmediğini, davalı şirket tarafından yapılan fesih haksız bir fesih olmakla beraber TTK m.121'de fesih için uyulması gereken ihbar süresine dahi riayet edilmediğini, devamında ise 21.11.2022 tarihinde ise ... tarafından müvekkili şirkete gönderilen bir e-posta ile müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki acente sözleşmesinin 31.12.2022 Tarihi itibariyle fesh edildiğinin bildirildiğini, bu mail ile davalı firma da müvekkili firma ile arasındaki acentecilik faaliyetini kabul ve beyan ettiğini, sözleşmenin 8. Maddesinde "Sözleşmenin Feshi" başlığı altında fesih durumlarının kararlaştırıldığını, davalı firmanın taahhütlü mektup şartına riayet etmediğini ve yine fesih sürelerine dahi uymadan sözleşmeden haklı bir nedeni olmaksızın tek taraflı ve derhal döndüğünü, TTK.nun 121/4.maddesinde öngörülen 3 aylık ihbar süresine de uyulmadığını, müvekkilinin davalı şirketten komisyon alacağı var olduğu gibi davalı şirketin davacı müvekkilin acentalık bölgesinde bulunan ve müvekkili tarafından bulunan müşterilere 2023 senesi içerisinde de satış yapmaya devam ettiğini, davalı firmanın müvekkilinin aracılığı ve acente faaliyeti ile satış yaptığı ülkelerin isimlerini sunduklarını, davalının ticaretine devam ettiğini gösterir delilleri de sunduklarını, ...'ta, yıllar önce müvekkilinin davalı firma ile işbirliği sağladığı müşteri firmanın unvanı ... olup davalı firmanın ticari defter ve kayıtlarına bakıldığı zaman 2023 yılı itibariyle de bu firma ile ticaretine devam ettiğini ve müvekkili firmanın sırtından sebepsiz zenginleştiğinin görüleceğini, ...'a ise davalı firma tarafından Türkiye'den direkt sevkiyat yapılmakta olup yıllar önce müvekkilinin davalı firma ile işbirliği sağladığı müşteri firmanın unvanının ... firması olup, davalı firmanın ticari defter ve kayıtlarına bakıldığı zaman 2023 yılı itibariyle de bu firma ile ticaretine devam ettiğini ve müvekkil firmanın sırtından sebepsiz zenginleştiğinin görüleceğini, davalı firmanın sadece ticari defter ve kayıtları değil aynı zamanda davalı firmanın ... ve ... iş yerlerinde ki bilgisayar kayıtlarının incelenerek hem müvekkil ile hem de adı yazılı firmalar ile ticari bağlarının tespitini talep ettiklerini, davalı firmanın müvekkil firma tarafından davalı firmaya kesilen toplamda 24.102,00 EURO tutarlı fatura bedellerini de ödemediğini, müvekkilinin davalı şirkette hali hazırda muaccel bulunan komisyon alacaklarının: 2022 yılında 3% ile 4% komisyon oranı belirlenmiş olan sipariş sonucu davacı tarafından hak edilen komisyon alacağının (Fatura no ..: 9.215,00 Euro + Fatura no ... : 4.691,00 Euro olmak üzere=) toplamda 13.900,00 Euro, Aralık 2022 ayında davacı müvekkilin bölgesinde bulunan müşteriden sipariş alınmış ancak 2023 yılında sevk edileceği bahane gösterilerek davalı şirket tarafından ödemekten imtina edilen komisyon alacağı olarak (Fatura no ...: 5.206,00 Euro + Fatura no ...: 4.996,00 Euro olmak üzere=) toplamda 10.202,00 Euro (sonuç olarak 24.102 Euro), 19.12.2022 tarihinde bu faturaların ödemesinin Ocak/2023 içerisinde yapılacağı beyan edilmiş olup bu ödemenin gerçekleşmediğini, davalı şirket tarafından acentalık ilişkisinin haklı bir gerekçe gösterilmeksizin feshedilmesi dolayısıyla TTK.nun 122.maddesi uyarınca denkleştirme tazminatının ve mahrum kalınan kârın (HMK.nun 107.maddesi gereğince belirsiz alacak taleplerinin) uzman bilirkişi tarafından hesaplanarak ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yine davalı firmanın fesihten sonra da müvekkili firma tarafından geliştirilen müşteri portföyünden faydalanarak satış yapılmaya devam ettiğini, sözleşmenin süresinden önce sözleşmede öngörülen bildirim yükümlülüğüne uyulmadan haksız feshi nedeniyle müvekkili firmanın yoksun kaldığı kârın da ödenmesi gerektiğini, bu sebeple taraflar arası ticari ilişki, davalı firmanın müvekkil tarafından kendisine ticaret yapma imkanı sunulan yukarıda detaylı unvanları verilen ... ve ... Firmaları ile yapmış olduğu ticaretlerden hala gelir elde etmeye devam etmesinden ve feshin haksız olmasından sebep müvekkil firmanın yoksun kaldığı karın da hesaplanarak davalıdan tahsilini talep ettiklerini (Emsal; Yargıtay 11. HD. ... E. ... K.), davalı firmanın haksız fesihi ve müvekkile olan fatura borçlarından sebep ortaya 3 farklı alacak taleplerinin çıktığını, ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasındaki ticaretin sadece Euro bazında devam etmiş olmasından sebep davalı firmaya faturalandırışmış olan 24.102,00 Euro komisyon alacağının, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) 100,00 Euro mahrum kalınan kârın ve uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) 100,00 Euro denkleştirme tazminatının (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) muaccel olduğu tarihlerden itibaren işletilerek Euro kurlarına uygulanan faiz oranları ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin davaya bakmaya yetkili olmadığını, müvekkili şirketin faaliyet adresinin "..." adresi olduğunu, bu durumun Ticaret Sicil kayıtlarının tetkiki ile ortaya çıkacağını, olayda yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, davalı şirket, ... kanunlarına göre kurulmuş bir Fransız şirketi olduğundan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. Maddesi uyarınca teminatı yatırması gerektiğini, davacı yanca sunulmuş 15.09.2011 ve 20.12.2019 tarihli sözleşmelerin tarafının ... Devleti kanunlarına göre Fransa'da kurulmuş bulunan iki ortaklı, ortakları ... ve Nurhan ... isimli kişiler olan "..." şirketi olduğunu, müvekkilinin sözleşmelerin tarafı olmadığını, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, feshe ve sözleşmeye ilişkin taleplerin davacı yanın sözleşme ilişkisi içerisinde olduğu ... şirketine karşı ileri sürülmesi gerektiğini, müvekkili şirketin çok ortaklı bir anonim şirket olduğunu, ortaklarının ..., ..., Nurhan ... isimli T.C. vatandaşı kişiler olduğunu, ortaklarından ... kendi adına olarak, davacının sözleşme ilişkisi içerisinde bulunduğu ... şirketinin de ortağı olduğunu, kaldı ki ...'ın kendi adına ortağı bulunduğu başkaca şirketler de bulunduğunu, her iki şirketin de hükmi şahsiyetleri bulunan ayrı ayrı tüzel kişilikler olduğunu, davacının sözleşme ilişkisi içerisinde bulunduğu Fransız şirketinin ortaklarından birisinin (...'ın) aynı zamanda müvekkil şirkette ortak olması hukuki olarak davacı yan lehine hiçbir sonuç doğuramayacağını, bu durumun Fransız şirketinin hak ve borçlarından müvekkil şirketin borçlu/sorumlu olduğu sonucunu doğuramayacağını, davacının hukuka aykırı zorlama yorumlar ile müvekkili şirketi taraf yapmak istediğini, zira dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafın müvekkili şirketi sözleşmeye taraf etmek istediğini fakat bu talebinin kabul edilmediğini, ... ile yapılan yazışmaların müvekkili şirketi sorumluluk altına almayacağını, davacının müvekkilinden alacağının bulunmadığını, müvekkili şirketin 1989 yılında kurulmuş sektöründe 35 yıllık deneyim ve satış ve pazarlama filosu uyarınca yurt içinde ve yurt dışında ticari ilişki içerisinde bulunduğu birçok müşterisi bulunduğunu, ...vs gibi birçok ülkeye öteden bu yana ihracat yaptığını, bağlantı kurduğu şirketlerin davacı tarafça müvekkili şirkete kazandırılmış gibi gösterilme çabası içerisinde olduğunu, bu yöndeki beyanları kabul etmediklerini, dava dilekçesinde atıf yapılan Yargıtay kararı'nın (Davacı yan Yargıtay 11. HD ... E. ...K.) olaya uygun olmadığını, davacının bütün taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; acentalık ilişkisinden kaynaklanan faturalara dayalı Komisyon, Mahrum Kalınan Kâr ve Denkleştirme Tazminatı taleplerine ilişkin alacak davasıdır. Taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir husus bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, öncelikle mahkememizin yetkili olup olmadığı, taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, son tahlilde davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı vekili mahkememizin yetkisine itiraz etmiştir. Dava dilekçesinin 13.01.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 19.01.2024 tarihli dilekçesi ile süre uzatım talebinde bulunduğu, aynı tarihli ara karar ile bir ay ek süre verildiği, cevap dilekçesinin 20.02.2024 tarihinde yasal cevap verme süresi içerisinde verildiği anlaşılmakla yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir. Yetki Sorunu; Taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmamaktadır. O halde HMK.nun 6.maddesi gereğince yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir. Davalının ticaret sicil kayıtlarında adresi "..." olarak tanımlanmıştır. Davalı vekili ise bu adresin gerçek ikamet adresi olmadığını, şirketin faaliyet adresinin "..." adresi olduğunu söylemektedir. Öncelikle; ticaret sicil kayıtlarında belirtilen adres mutlak mıdır? Aksi iddia ve ispat edilemez mi? Bu adres her türlü mahkemeyi bağlar mı? Yoksa kayıtlı adres sadece bir karine midir? Aksi ispat edilebilir mi? sorularının cevaplandırılması gerekmektedir. Medeni Kanunumuzda, nüfusa kayıtlı olunan yerin yerleşim yerine karine teşkil edeceği yönünde herhangi bir hüküm mevcut değildir. Bu yönde bir hüküm Fransız Medeni Kanununda bulunmaktadır. Yargıtay birçok kararında nüfusa kayıtlı olunan yerin yerleşim yerine karine teşkil ettiğine karar vermiştir (Emsal; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ... E.; ... K. ve 13.06.2002 T. İle aynı daire...E.,...K., 11.04.2002 T.; ... E., ... K., 04.06.2002 T.; ... E.,...K., 13.06.2002 T.; ... E., ... K., 07.10.2002 T.; ...E.,...K., 06.02.2003 T.;YHGK, ... E., ...K, 07.04.1999 vb). Kişilerin adres kayıt sistemine bulunan yerleşim yeri adreslerine ilişkin kayıt, kesin bir karine değil, aksi sabit oluncaya kadar geçerli bir karine niteliğindedir (Yargıtay HGK.nun 23.05.2014 tarih ve ... E.. K.). Adres kayıt sisteminde yer alan yerleşim yeri adresine ilişkin kayıt, aksi sabit oluncaya kadar yerleşim yerine karine oluşturur (Yargıtay 5. HD.nin 29.11.2021 tarih ve ... E. ... K.) 4721 sayılı TMK.nun 19.maddesi gereğince; Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Diğer bir anlatımla yerleşmek amacıyla oturulan yerdir. 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36/c.maddesi gereğince kayıtlar karine teşkil eder (Medeni Kanuna Göre Yerleşim Yeri Ve Belirlenmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Gülşah VARDAR, Tez Danışmanı Prof.Dr.Saibe OKTAY ÖZDEMİR İstanbul, 2008) Gerçek kişilerin yerleşim yerlerinin kaydı MERNİS (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi) üzerinden tutulmakta, tüzel kişilerin adres kayıtları ise Ticaret Sicili üzerinden tutulmaktadır. Bu nedenle yukarıda gerçek kişiler hakkında yapılan açıklamaların kıyasen tüzel kişiler açısından da uygulanması zorunluluktur. Aksi yönde de hiçbir yasal engel ve uygulama bulunmamaktadır. Konkordato davalarında İİK.nun 285/3.maddesi gereğince Yetkili ve görevli mahkeme; iflâsa tabi olan borçlu için 154 üncü maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflâsa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir. Yasa maddesinin atıfta bulunduğu 154/1-2.maddesi gereğince; İflas yoliyle takipte yetkili merci, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir. Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili merci, Türkiye’deki şubenin, birden ziyade şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Yasada bu şekilde kesin yetki belirlenmiş ve mahkemeye re'sen araştırma görevi verilmiştir. Diğer bir anlatımla yasa koyucu ticaret sicil kayıtlarının kesin olmadığını, karine olduğunu kabul etmiştir (Emsal: Mahkememizin 04.04.2024 tarih ve ... E. ... K.). Davamızda da kesin yetki söz konusu olmadığından davalının yetki itirazını bu nedenle incelemek gerekmiştir. Davacıya karinenin aksini ispatlama hakkı tanınmıştır. Yetki itirazı nedeniyle iki farklı adreste (davalı vekilinin belirttiği adres ile ticaret sicil kaydındaki adres) bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmış, alınan her iki raporda da davalının yerleşim yerinin, muamele merkezinin Gebze olduğu, bütün üretimin ve muhasabe işlemlerinin buradan yürütüldüğü, idare merkezinin burası olduğu, ... (...) iş merkezindeki adresin irtibat bürosu niteliğinde olduğu rapora eklenen görsellerden de anlaşılmaktadır. Bu nedenle yetkisizlik kararı vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, Dosyanın 6100 sayılı HMK.20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ... NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 6100 sayılı HMK 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin yetkili ve görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememizce dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/11/2024 KATİP HAKİM

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/854, K. 2024/814, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-854-e-2024-814-k-3ee27372d5a7