İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/696 E. 2024/403 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/696
Karar No
2024/403
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2022/696 KARAR NO : 2024/403 DAVA : TAZMİNAT (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/05/2018 KARAR TARİHİ : 27/05/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması neticesinde verilen 12/04/2019 tarih ve 2018/441 E. 2019/329 K.sayılı kararın İstinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15/09/2022 tarih ve 2020/1087 E. 2022/1191 K.sayılı kararı ile iadesi üzerine yeniden yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline, davalı bankanın ... şubesine ait 2 adet çekin ticari ilişki içerisinde bulunduğu firmalar tarafından teslim edildiğini, müvekkili tarafından bankaya ibraz edilen çeklere "keşideci imzası ile banka kayıtlarındaki imza örneği tutmadığından" işlem yapılamadığını, çekin süresinde bankaya ibrazının, karşılığı bulunmaması halinde yasa gereğince bankanın sorumlu olduğu asgari miktarın ödenmesi talebini de içerdiğini, TTK. nun 801 ve 815. maddeleri uyarınca davalı muhatap bankanın çekteki keşideci imzasını kontrol etme yükümlülüğü olup, çekin sıhhati bakımından mahkemece çekteki imzanın keşideciye ait olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılarak bankanın sorumluluğu yönünden de değerlendirme yapılması gerektiğini, muhatap bankanın çek anlaşması dolayısıyla, keşideciye karşı, ödenmek üzere kendisine ibraz edilen çeki imzanın gerçek ve içeriğinde tahrifat olup olmadığı açısından kurallara uygun ve itinalı şekilde kontrol etmek borcunu yüklendiğini, muhatap banka yönünden yasadan doğan kusursuz sorumluluk öngörüldüğünü, bankaların güven kuruluşu olduğunu ve objektif özen yükümlülüğüne uygun şekilde davranmaları gerektiğini, kendilerinden çek karnesi talep edildiğinde talep edenin kredi notunun yüksek olup olmadığını araştırması, olumlu sonuca ulaşması halinde çek karnesi vermesi gerektiğini, müvekkilinin alacağını tahsil edememiş olması nedeniyle davalı bankanın sorumluluğu bulunduğunu, davalı bankanın çeklerde yer almakta olan imza sirkülerini gereken dikkat ve özene aykırı şekilde denetlememiş olması ve uygun şekilde kontrol etme yükümlülüğüne aykırı davranmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Verdiği beyan dilekçesinde de davasının kısmi dava olduğu şeklinde açıklamada bulunmuştur. CEVAP: Davalı vekili cevabında; dava dilekçesinde her ne kadar bahsi geçen ... ve ... seri no.lu çeklerin asgari sorumluluk bedellerinin müvekkil Bankaca ödenmediği gerekçe gösterilerek davanın açıldığı, belirsiz alacak davası açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, yine bu belirleyememe halinin davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanması gerektiğini, açılan davada ise davaya konu iki adet çekin asgari sorumluluk bedellerinin ödenmediğinden bahisle davacının zarara uğradığı iddiası söz konusu olduğu için ibraz tarihi itibari ile iki adet çekin asgari sorumluluk tutarı belirlenebilir olduğundan işbu davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/6991 E:, 2016/12417 K. sayılı kararında da açıkça belirtilmiş olduğu üzere şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumlarda davacıya her hangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiğini, bahse konu çeklerin asgari sorumluluk bedellerinin müvekkili bankaca davacının hesabına yatırılmış olduğunu, bu hususun ekli dekontlarla da belgelendirilmiş olduğunu, davacının dilekçesinde bahsi geçen iki adet çekin asgari sorumluluk bedelleri davacıya ödenmiş çekler olduğunu, bu nedenle davacının aksi yöndeki iddiasını kabul etmemekle birlikte, bu yönü ile de davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Davacı vekili, davalı bankanın dava dışı şirkete çek hesabı açarak çek verirken, gerekli özeni göstermeyerek, araştırma yapmadığından çeklerin karşılıksız çıktığını ve müvekkillerinin zarara uğratıldığı, bu zarardan da davalı bankanın sorumlu olduğu iddiasındadır. Davalı banka ise iddiaları reddetmektedir. Yapılan yargılama sonunda mahkememizin 12/04/2019 tarih ve 2018/441 E. 2019/329 K.sayılı kararı ile "... Bankaların Bankacılık Kanunu hükümlerine göre güven kuruluşu olduğu ve objektif özen yükümlülüğü bulunduğu, ihmal derecesinde kalan hafif kusurlarından bile sorumlu oldukları istikrar kazanmış yargı kararlarıyla kabul edilmekteyse de, kanunlarda eylemlerinden kusursuz sorumluluğu olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dava dilekçesine ekli çek fotokopilerinin incelenmesinden, davacının lehdarı olduğu iki çeki dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ticari ilişki kapsamında doğrudan keşideciden temlik almış olduğu, muhatap davalı bankaya ibrazında keşideci imzası tutmadığından işlem yapılmadığı, tacir olan davacının ticari ilişkisi bulunan diğer tacirden çek alırken imzanın doğruluğunu, keşideci şirket adına çek keşide etme yetkisinin kimde olduğunu, keşideci imzasının doğru olup olmadığını denetleme-kontrol etme-kontrol sonrası çeki alma yükümlülüğünün basiretli tacir davranışı olarak bizzat kendisine ait olduğu, yargılama sırasında davalı bankanın keşideci şirket yetkilisine ait imza sirküsünü müşterisinden hatalı şekilde aldığını veya uyguladığını ispatlar herhangi bir delil de sunulmadığı ve bildirilmediği, davalı bankanın esasen çekteki keşideci imzasını kontrol etmesinin asli görevi ve yükümlülüğü olduğu, bu yükümlülüğün yerine getirilmesinin davalı banka yönünden hukuka aykırı fiil olarak tanımlanmasının mümkün olmadığı, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği davacı tacirin kendi kusurlu davranışından yararlanarak davalıdan tazminat talep etmesinin mümkün olmadığı, davacının çekleri tahsil edememekle zararı oluştuysa bile, bu zararın oluşumuyla davalı bankanın fiili arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 15/09/2022 tarih ve 2020/1087 E. 2022/1191 K.sayılı kararı ile "... bir bankanın, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapması; çek hamilinin de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurması, bu suretle özenli davranması gerekmektedir. Bu hali ile mahkemece, öncelikle davacının, karşılıksız çekler için dava tarihinden önce dava dışı şirketten alacağın tahsili yoluna gidip gitmediği araştırılmalı; bilahare dava konusu çeklerin arkalı önlü okunaklı örnekleri getirtilerek dosya arasına alınıp, davalı banka nezdinde çek hesabı açılırken dava dışı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı imza yetkilisi temsilcisinin kim olduğu tespit edilerek, davalı banka tarafından alınan imza sirkülerindeki imzanın çek keşide tarihlerindeki şirket yetkilisine ait olup olmadığının, bu şekilde imza sirkülerinin usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının, dava konusu çeklerdeki imzanın bankada bulunan imza sirkülerindeki imza ile uyumlu olup olmadığı hususunda gerekirse imza incelemesi yönünde bilirkişi raporu da alınarak davacının, müşteri imza sirkülerinin hatalı tespit edildiği yönündeki iddiası değerlendirilmeli; ayrıca davalı bankanın dava dışı şirkete çek hesabı açılması sırasında 5149 Sayılı Yasa'nın 2. madde hükmüne uygun olarak gerekli araştırma ve incelemeyi yapıp yapmadığı da araştırılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. ..." gerekçesi ile mahkememiz kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın iadesine karar vermiştir. İade kararından sonra yeniden yapılan yargılama sonunda; Davacı vekili, davalı bankanın dava dışı ... Şirketi'ne çek hesabı açarak çek verirken, gerekli özeni göstermeyerek, araştırma yapmadığından ... ve ... çeklerin karşılıksız çıktığı, şirketin iflas ettiği bu nedenle müvekkilinin zarara uğratıldığı, bu zarardan da davalı bankanın sorumlu olduğu iddiasındadır. Davalı bankanın .. şubesine ait ... adet çekin ...Bankası A.Ş. ...Şubesi tarafından takasa verildiği ve 31.10.2016 tarihinde bakiye yetersizliğinden dolayı arkası yazılarak iade edildiği anlaşılmaktadır. ... tarihinde ... nolu çekin banka yükümlülüğü olan 1.290 TL hamiline ödenmiştir. ... nolu çek 24.10.2016 tarihinde ... Bankası Çek Senet merkezi tarafından “iş bu çek üzerinde keşideci imzası tutmadığından herhangi bir işlem yapılmamıştır” ibaresi ile ödenmeden iade edilmiştir. 04.01.2017 tarihinde ... nolu çekin banka yükümlülüğü olan 1.290 TL hamiline ödenmiştir. Çeklerin her biri 200.000,00.-TL bedellidir. Çeklerin keşidecisi ...Şirketi hakkında ... 7. Asliye Mahkemesinin 21/02/2019 tarih ve ... E....K.sayılı kararı ile iflasına karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD.nin 10/09/2020 tarih ve 2019/1609 E. 2020/1596 K. Sayılı kararı ile ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/02/2019 tarih ve ...E. ... K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... nosunda kayıtlı davalı-borçlu ... Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına, iflasın 10/09/2020 günü saat 14:45 itibariyle açılmasına karar vermiştir. Hüküm Yargıtay 6.HD.nin 02.03.2022 tarih ve 2021/2365 E. 2022/1151 K.sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. BAM iade kararı sonrası alınan 22.05.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davacının basiretli tacir gibi davranmadığı ve bu nedenle zarara uğradığı, davacının karşılıksız çekler için dava tarihinden önce dava dışı şirketten alacağını tahsili yoluna gidip gitmediğinin belirlenmesinin dosyada bulunan belgelerle mümkün olmadığı, çeklerin arkalarının diğer bankalar tarafından takas operasyonları üzerinden yazılı olduğundan ve hesapta karşılığı bulunmadığından rutin bankacılık uygulamalarında çekin imza kontrolünün yapılmadığını, şube çalışanının banka yükümlüğünü ödediği ve davalı bankanın sorumluluğunun olamayacağı, TTK.nun 801.maddesinin ciroların incelenmesinde bankanın yükümlülüğünün açıkladığı ve bu işlemde ciro bulunmadığı, aynı yasanın 812. maddesinin sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zararın muhataba yani bankaya ait olduğu, bu işlemde ödemede bulunulmadığı, 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun 2. madde hükmüne uygun olarak gerekli araştırma ve incelemeyi yapıp yapmadığının belirlenmesinin dosyada bulunan belgelerle mümkün olmadığı ve Bölüm 5.4. D bendinde belirtilen belgelere ihtiyaç duyulduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce; Bilirkişi raporunun 6.sayfasının 5.4.C bendinde belirtilen belgeler ... Şubesinden getirtilerek, çek keşidecisi dava dışı ...A.Ş. İle imzalanan bankacılık sözleşmesi, müşterinin TCMB Risk Santralizasyon Sorgusu(yazılan çekler)'na ilişkin kayıt ve belgeler, müşterinin icra iflas sorgusunun yapıldığına dair kayıt ve belgeler, çek taahhütnamesinin okunaklı ve onaylı birer sureti dosyaya eklenmiş, bilirkişi raporunda bahsedilen ve davacı tarafın beyanda bulunması gerektiği belirtilen hususlarda davacı vekilinin 21/10/2022 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu, raporun gerekçeli sonuç kısmında 6 nolu bentte yine raporun 5.4.D bölümüne atıf yapıldığı ancak böyle bir bölümün bulunmadığı, bu konuda maddi bir hata olup olmadığı ve tarafların itirazlarının da değerlendirilerek heyetten ek rapor istenmiştir. Bilirkişi heyeti 05.02.2024 tarihli ek raporunda; Kök raporda da belirtildiği gibi davacının basiretli tacir gibi davranmadığı ve bu nedenle zarara uğradığı, davalı bankanın ... tarih ve ... referans nolu yazısı ekindeki belgelerin incelenmesi sonucunda davalı bankanın çek hesabı açılması sırasında kendilerine yüklenen basiretli ve özenli olma yükümlülüğü çerçevesinde gerekli tüm belgeleri eksiksiz şekilde talep ettiği, incelediği, tüzel veya gerçek kişiye çek karnesi vermesinden evvel ekonomik durumunun çek hesabı açmaya uygunluğa baktığı, 8.895 çekin ibraz edildiği 8.507 çekin ödendiği ve 383 çekin arkasının yazıldığı-ödenmediği ve yazılan çek oranının % 4.30 gibi düşük olduğu, yazılan çeklerin davacının ibrazından 1 yıl önce 20.01.2016 tarihinde müşteriye teslim edildiği, raporun sonuç bölümünde sehven "... ve Bölüm 5.4. D bendinde belirtilen belgelere ihtiyaç duyulduğu" yazıldığı ve ilgili bölümün 5.4. Değerlendirme bölümü C maddesi olması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince Davacı taraf davalı bankayı basiretli tüccar gibi davranmadığını iddia etmekte ve çek bedellerini tahsil edememesinin ve dolayısıyla zararının buradan kaynaklandığı iddia etmektedir. Davalı banka kayıtlarına göre, dava dışı müflis ... A.Ş’nin 20.01.2016 tarihli tüzel kişi çek beyannamesi verdiği ve beyannamede yetkililerin imzası bulunduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu çekler...Tic. A.Ş’ne 20.01.2016 tarihinde teslim edilmiştir. Risk Merkezi Çek Raporuna göre “İbraz edilen ilk çek tarihi Davacın ibraz günü 04.01.2007 olmuştur. 8.895 çekin ibraz edildiği, 8.507 çekin ödendiği ve 383 çekin arkasının yazıldığı-ödenmediği görülmektedir. 564.172.371,39 TL tutarında çek ödenmiştir. Yazılan çek oranı % 4.30 olmuştur. Arkası yazılan ve sonradan ödenen çek sayısı 5. İbraz edilen ve arkası yazılan çekin tarihi 30.09.2016’dır. İbraz edilen ve arkası yazılan son çekin tarihi 13.11.2017’dır." Buna göre, davalı bankanın çek hesabı açılması sırasında, kendilerine yüklenen basiretli ve özenli olma yükümlülüğü çerçevesinde gerekli tüm belgeleri eksiksiz şekilde talep ettiği, incelediği ve ayrıca tüzel veya gerçek kişiye çek karnesi vermesinden evvel ekonomik durumunun çek hesabı açmaya uygunluğa baktığının bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiği, arkası yazılan çek oranının % 4.30 gibi çok düşük olduğu, ayrıca yazılan çekler müşteriye ibrazından 1 yıl önce 20.01.2016 tarihinde teslim edildiği, çeklerin Ekim 2016 tarihlerinde yazılmasına rağmen davalı bankaya 04.01.2017 tarihinde ibraz edildiği, bu durumun ticari hayatın işleyişine aykırı olduğu, çekler yazıldıktan sonra çek sahibinin borçluya dönerek çekin akıbetini sorması, bedelini talep etmesi ve hukuki işlem başlatmasının basiretli bir tacirden beklenen davranışlar olduğu, dava dışı şirketin Şubat 2016 senesinde el değiştirdiği ve ... Malları şirketinin sahibi...ve diğer iki kişiye devredildiği, dava dışı ... Şirketi ile birlikte ...da mahkemece iflasına karar verildiği, kaldı ki davacının karşılıksız çekler için dava tarihinden önce dava dışı şirketten alacağın tahsili yoluna gidip gitmediğinin de belli olmadığı, dava dosyasına bu konuda bilgi ve belge sunulmadığı, davacının da iş yaptığı firmaların ticari güvenilirliklerini ve piyasadaki durumunu araştırarak iş yapması gerektiği, davacının da basiretli bir tüccarın davranması gereken kurallara yeterince riayet etmediği, kendi kusuruna dayanarak tazminat talep etmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın REDDİNE, 1-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 35,90-TL harçtan mahsubu ile eksik 391,70-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp DAVALIYA VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafça yapılan 50,00-TL posta ve tebligat yargılama giderinin davacıdan tahsili ile DAVALIYA VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.27/05/2024 KATİP HAKİM

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/696, K. 2024/403, T. 27.05.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-696-e-2024-403-k-b0206340affc