İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/436 E. 2025/441 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/436
- Karar No
- 2025/441
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/436 Esas KARAR NO : 2025/441 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 10/06/2022 KARAR TARİHİ : 24/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... poliçe ... acente numarası ile davalı ... Şirketi'ne sigortalı ... plaka sayılı aracın 12.06.2020 cuma günü saat 13.00 tarihinde... ilçesinde ... yönetiminde seyahat eden aracın bariyerlere çarparak kazaya karıştığını, olay neticesinde Trafik Kazasi Tespit Tutanağı tutulduğunu, tutanak doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna göre ...'un idaresindeki ... plakalı aracın tam ve asli kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin bu kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin aracın içerisinde sıkışmış ve her iki bacak ve ayaklarında kırıklar olduğunu, müvekkilinin ameliyat edilmesi gerektiğini, bacağına platin takıldığını, sonrasında fizik tedavi gördüğünü, müvekkili kaza gününe dek kuaförlük mesleği ile geçimini sağlarken, bacaklarında oluşan kırıklar dolayısı ile 6 ay boyunca hiç çalışmadığını, akabinde ise mesleğinin gün boyu ayakta durmayı gerektirmesi ancak kaza sonucu oluşan kırıklar ve takılan platin sebebiyle mesleğini tam anlamıyla icra edemez hale geldiğini, davalı sigortalı ile arabuluculuk aşamasında tazminat talebi görüşülmüş ise de davalı sigorta şirketi müvekkilin bu taleplerini cevapsız bıraktığını, arabuluculuk süreci anlaşamama ise sonuçlandığını, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilin hastane tedavi giderleri ve iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybı nedeniyle şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminat taleplerinin yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, dosyanın kusur incelemesi için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının kaza nedeni ile malul kalıp kalmadığı ve maluliyet oranının tespiti için dosyanın adli tıp kurumu 3. İhtisas dairesine gönderilerek erişkinler için engellik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının tazminat alacağı bulunup bulunmadığına ilişkin aktüer hesaplama TRH-2010 yaşam tablosuna göre yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik taleplerinin sigorta teminatı dışında olduğundan reddi gerektiğini, davacının tedavi giderlerine ilişkin talepleri sosyla güvenlik kurumunun sorumluluğunda olup davanın sosyal güvenlik kurumuna ihbar edilerek, kurumun yasal hasım olarak davaya dahil edilmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, tazminata hükmedilmesi halinde, faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınması gerektiğini, sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise dosyanın kusur tespiti için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine gönderilmesine, davacının kalıcı maluliyeti bulunup bulunmadığının tespiti için dosyanın adli tıp kurumu 3.ihtisas dairesine gönderilmesine, davacının geçici iş göremezlik talebinin sigorta teminatı kapsamı dışında olması nedeni ile reddine, davacının tedavi giderlerine ilişkin talepleri sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğunda olup davanın sosyal güvenlik kurumuna ihbar edilerek, kurumun yasal hasım olarak davaya dahil edilmesine, davacının faiz başlangıcına ilişkin taleplerinin reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: 08/03/2023 tarihli ... numaralı ATK müzekkeresi, ... Poliz Merkezi Amirliği'nden ... numaralı belge, tutanak, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, 12/06/2020 tarihli trafik kazasına ilişkin davacının davalı sigorta şirketinden sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri isteminden ibarettir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. Aynı Kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken; 1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, 2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi, 3-Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi, 4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur. Öte yandan, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 12/06/2020 tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda, Mahkememizce tüm tedavi evraklarının celbi akabinde dosyanın ilgili yönetmelik hükümleri dikkate alınarak rapor tanzim edilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'nun ... tarihli ve .... sayılı ön raporu doğrultusunda davacı hakkında "Yeni çekilecek, kırık/yaralanma alanını içine alan iki yönlü direk grafilerin dijital ortamda (DICOM), bu incelemelerin düzenlenecek raporları ile birlikte teminen gönderilmesi" amacıyla rapor düzenlenebilmesi için Mahkememiz kalemine başvurmak ve elden takip yetkisi almak üzere öncelikle süre ve imkan verildiği, akabinde gerek davacı vekili gerekse davacı asil adına ayrı ayrı tebligat çıkartılarak kesin süre verildiği, kesin süreye riayet edilmemesinin sonuçlarının açıkça ihtar edildiği, buna karşın muayene gününe yahut eksikliklerin giderilmesine yönelik başvuru yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple, tedavilere dair eksik tüm belgeler de dosyaya konularak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması amacıyla davacı asil ve davacı vekili adına ayrı ayrı usulüne uygun tebligat çıkartılmış olmasına karşın, belirlenen kesin sürelerde başvuru yapılmadığından ve davanın reddine karar verileceği hususu açıkça ihtar edildiğinden, ayrıca eldeki celp edilen delillere göre ATK tarafından dosya üzerinden rapor düzenlenmesi mümkün olmadığından ve bu sebeple muayene günü verilip ön rapor düzenlendiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın başlangıçta peşin alınan 80,70-TL peşin harçtan mahsubu ile, eksik olan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 668,75-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesini yer olmadığına, 5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/06/2025 Katip Hakim