İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/17 E. 2024/896 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/17
Karar No
2024/896
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/17 Esas KARAR NO : 2024/896 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2021 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın maliki olduğu, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 30/05/2019 tarihinde yaya konumunda bulunan davacıya çarpması sonucu oluşan trafik kazasında, müvekkilinin ağır yaralandığını ve malul kaldığını, emekli aylığı almasına karşın, ek olarak asgari ücret düzeyinde gelir elde eden müvekkilinin kaza nedeni ile çalışmadığını ve kazanç kaybına uğradığını, ceza davasında alınan ATK raporuna göre davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, dava öncesi ... Hesabına yapılan yazılı başvuru sonrası 13/08/2021 tarihinde 15.352,00 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, ancak ödenen bu tazminat ile maddi zararının karşılanmadığını, sürekli malul kalan davacının manevi olarak zarar uğradığını, 30/05/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın 30/05/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava öncesi müvekkil kuruma yapılan başvuru sonrasında alınan maluliyet raporu ve aktüer raporu dahilinde, davacıya 13/08/2021 tarihinde 15.352,00 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, ve yapılan bu ödeme ile davacının maddi zararının karşılandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında ve kaza tarihindeki ZMMS poliçesi limitleri ile sorumluluklarının bulunduğunu, kazanç kaybı - geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, kendilerinden talep edilemeyeceğini, maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenecek raporla tespit edilebileceğini, hesaplamanın Genel Şartlarda belirtildiği şekilde yapılması gerektiğini, ayrıca temerrütten söz edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davayı kabul etmemekle beraber kazaya sebep olan ... plakalı müvekkile ait aracın kaza tarihini kapsar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi bulunduğunu, bu tarihte ... Anonim Şirketi tarafından sigorta yapıldığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, tazminat sorumlusunun sigorta şirketi olduğunu, davacı tarafın uğradığı zararın tamamını ... hesabından tazmin ettiğinden müvekkili şirkete başvurması zenginleşme yasağı ilkesine aykırılık teşkil ettiğini müvekkilinin dava konusu zararın doğmaması için üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, tüm özeni göstermiş ve tüm önlemleri aldığını, bu sebeple müvekkili aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın kusur sorumluluğuna dayanak manevi tazminat talebinin KTK hükümlerine aykırı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin zenginleşme amacı taşıdığını, kusur tespitinin yapılması ile müvekkilinin kusursuz olduğu ortaya çıkacağını, dosyaya sunulan maluliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, davacı yanın haksız ihtiyadi tedbir talebinin reddine talep ettiklerini, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın ret edilmemesi durumunda kusur ve maluliyet yönünden ilgili ATK'ya gönderilerek rapor tanzim edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu kazanın yaşandığı anda, müvekkil şirket nezdinde kaza tarihine kapsar herhangi bir sigorta poliçesi mevcut olmadığını, dava konusu taleplerin müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, bu hususta müvekkil şirkete gelen başvuru üzerine de davacı yana ekli ret yazısı iletildiğini, davanın aynı nedenle müvekkil şirkete ihbarında da hukuki yarar bulunmadığını, dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'na sevki gerektiğini, kusur oranlarının tespiti bakımından mahkemece dosyanını Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumu'na sev edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamalarında gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere poliçeye göre hesaplamada TRH2010 tablosu kullanılması gerektiğini ve 18 teknik faiz esas alınması gerektiğini, fazlaya ilişkin taleplerin poliçe kapsamı dışında olduğunu, müvekkil şirketi ihbar dilekçesi sebebiyle atfedilen hukuki sorumluluğu kabul etmediklerini, müvekkil şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği sigorta mukavelesi mucibince mesuliyetinin bulunup bulunmadığı hususu, ancak müvekkili şirketinde taraf olacağı dava neticesinde tespit edilebileceğini, karar ittihazında açıklamaları da nazar-ı dikkate alınmasını talep etmiştir. Toplanan Deliller: 29 Aralık 2022 tarih, ... sayılı Adli Tıp Kurumu raporu, 01 Haziran 2023 tarih, ... sayılı Adli Tıp Kurumu raporu, 11 Ocak 2024 tarih, ... sayılı Adli Tıp Kurumu raporu, ... ve ... tarafından hazırlanan 19/07/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu, ..., ...ve ... tarafından hazırlanan 11/11/2024 tarihli heyet raporu, ... Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nden ...'a ait tüm tıbbi belgeler, ... Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nden ...'a ait muayene dökümleri, MR ve grafilere ait CD, ... Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nden ...'a ait 15/06/2021 tarih, ... nolu sağlık kurulu raporu, ... 44. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celbedilerek dosya arsına alındı. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, trafik kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminatın tazmini istemine ilişkindir. Davanın Niteliğine Yönelik; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107.maddesi ile 1086 sayılı HUMK'da bulunmayan ''belirsiz alacak davası'' türü kabul edilmiş olup alacaklının belirsiz alacak davası açabilmesi için, dava açacağı miktarı ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı veya bu durum objektif olarak imkansız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tesbit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukuki yarar aranacak olup böyle bir durumda hukuki yararın bulunduğundan söz edilemez (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul hukuku Ders Kitabı 2011 Baskı sf.277). Dosya kapsamına göre davanın niteliğinin, maluliyet ve tazminat miktarının ya da değerinin tam ve kesin olarak belirlemesinin davacıdan beklenilmesinin mümkün olmamasına göre (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi 2021/360 Esas 2021/703 Karar), davanın belirsiz alacak olarak açılmasında usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı görülmekle dava bu yönde görülmüş, sunulan 28/08/2023 tarihli dilekçe değer artırım dilekçesi olarak kabul edilmiştir. Haksız Fiile ve Maddi Tazminat İstemine Yönelik; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre tazminat davası için, genel olarak, hukuka aykırı bir fiilin varlığı, failin kusuru (meğer ki kusursuz sorumluluk hali somut olayda bulunmasın), bir zararın meydana gelmesi ve meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağının olması gerekir. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; fiil, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarar unsurlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir. Uyuşmazlığa konu somut olayda, 30/05/2019 tarihinde davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki, davalı ... adına tescilli, MS (Trafik) sigorta poliçesiz,... plaka numaralı, ticari seyyar tenteli açık sac kasa kamyonet ile seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde trafik ışıklarında karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yaya ...'a çarpması ve akabinde çarpmanın şiddeti ile ...'un yere düşerek kamyonetin sağ arka lastik kesiminde aracı altına kalması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği, olayın davacının yaralanması ile sonuçlandığı, haksız fiilin özel bir türü olan trafik kazası nedeniyle tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla kusur, zarar ve illiyet bağına ilişkin yapılan araştırmalar ile maddi ve manevi tazminata ilişkin tüm koşulların oluştuğu kabul edilmiştir. Mevcut Delil Durumuna ve Raporlara Yönelik; Kural olarak trafik kazası sonucu çalışma gücünün kaybedildiği iddiasına yönelik maddi tazminat istendiğinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının, kazadaki kusur oranının ve tarafların ekonomik durumunun belirlenmesi gerekir. ... 44.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13/04/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı dosyasında, davalı ... hakkında davacı ...'a karşı "Taksirle Nitelikli Yaralama" suçunu işlediğinden bahisle kovuşturma yürütüldüğü, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'nun 25/11/2020 tarihli raporu ile davacının meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığı ve davalı ...'nin ise tam kusurlu olduğunun, ayrıca Adli Tıp Kurumu'nun 27/06/2019 tarihli raporu ile davacının basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralandığı, kemik kırığının 2.dereceden orta fonksiyonda olduğunun tespit edildiği, bu itibarla davalı ...'nin adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 21/04/2021 tarihinde kesinleştiği ceza yargılamasında anlaşılmıştır. Toplanan tüm delillere göre uyuşmazlık konusu trafik kazasında tarafların kusur durumunun tespiti için dosyada tanzim edilen rapor ile, ceza kovuşturmasından farklı olarak davacının %10 oranında, davalı sürücü ...'ın ise %90 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, bu itibarla raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve kusur durumunun tespiti amacıyla dosyanın üç kişilik bilirkişi heyetine gönderildiği, tanzim edilen 11/11/2024 tarihli heyet raporu ile, KTK 47/d maddesinde yer alan “d)Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymamak, KTK 68/c maddesinde yer alan "c) Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır. " KTY 138/b.c.d maddesinde yer alan "Bir yetkili veya görevli yönetiminde düzenli şekilde yürüyen yaya kafileleri taşıt yolunun en sağ şeridinden fazla kısmını işgal etmemek, gece ve gündüz görüşün az olduğu hallerde imkan oranında tek sıra halinde yürümek, araçların hareketlerini engellememek ve güçleştirmemek, garpmayı önleyici ve uyarıcı tedbirleri almak şartıyla taşıt yolu üzerinde yürüyebilirler. b) Karşıdan karşıya geçişler; 3) Işıklı işaret veya etkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek, zorundadırlar" kurallarının ihmal ve ihlal edilmesi nedeni ile davacı yaya ...'un %10 oranında tali kusurlu olduğu; KTK47/d maddesinde yer alan “d)Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymamak,", KTK 52/a-b maddesinde yer alan "a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak," KTK 57/ a-c-2 maddesinde yer alan "a) Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar.2. Motorlu araçlardan soldaki sağdan gelen araçlara, geçiş hakkını vermek zorundadırlar. " KTK 67/a maddesinde yer alan "a) Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır." KTK 74 maddesinde yer alan "sürücüler, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar." KTK 81 maddesinde yer alan "Bir trafik kazasına karışanlardan yaralanmamış olan veya hafif yaralı olanların; araç sürücüsü iseler, trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, trafik güvenliği için ışıklı işaret veya yansıtıcı cihazları koymak ve gereken tedbirleri almak" KTK 84/h maddesinde yer alan "h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama," ve son olarak KTY 109/d maddesinde yer alan "Kavşaklarda Geçiş Hakkı d) Kavşağa gelen sürücüler kavşak giriş ve çıkışlarından kurallara uygun olarak karşıya geçen veya geçmek üzere olan yayalara, geçiş hakkını vermek zorundadırlar" kurallarının ihmal ve ihlal edilmesi nedeni ile davalı sürücü ...'nin %90 oranında asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, çelişkileri giderir mahiyette düzenlenen 11/11/2024 tarihli heyet raporunun kusur tespiti yönünden dosya kapsamı ile uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görüldüğünden burada yer alan tespitlere üstünlük tanınmış, raporun hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Yargıtay uygulamasında kabul olunduğu üzere, haksız fiil sonucu sürekli iş göremezlik kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamında, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun ... tarih ... karar numaralı raporunda davacının geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının; kaza tarihinin 30/05/2019 olması sebebiyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sürekli maluliyetine neden olacak maluliyet oranının %5 olduğu, iyileşme/geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, başkasının sürekli ve geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı hususlarının mütalaa edildiği tespit edilmiştir. Dosya son olarak davacının sürekli iş göremezlik zararı ile geçici iş göremezlik tazminat alacağının hesaplanması için aktüerya bilirkişisine gönderilmiştir. Tanzim edilen kök ve ek raporlar ile, davacıya 13/08/2021 tarihinde yapılan 15.352,00-TL'lik ödeme mahsup edildiğinde, emekli olan davacının 110.285,47-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 15.309,00-TL geçici iş göremezlik tazminatına hak kazandığı, ... Hesabı bakımından poliçe limitinin 360.000,00-TL olduğu, hususlarının bildirildiği, anılan raporun bilimsel verilere ve içtihatlara uygun olarak tanzim edildiği, dosya kapsamı ile uyumlu olduğu ve bu itibarla hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır. Her ne kadar bilirkişi tarafından davacının emekli olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamayacağı belirtilmişse de, iş göremezlik tazminatı bir çalışmanın karşılığı değil aynı zamanda ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin yerine getirilmesine (efor tazminatı) ilişkin olduğundan (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı) geçici iş göremezlik tazminatına da karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Kusura ve Sorumluluğa Yönelik; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı Kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmü yer almaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür. Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu'nun 24/06/1983 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir. Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz. Yine 6098 sayılı TBK'nın 61.maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, ... Esas... Karar). Ayrıca; ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususlarının doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmekte olduğu, bunun yanında, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23/01/1985 tarih ...Esas ...Karar) ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturacağı, bunun nedeninin, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasından kaynaklandığı, (Mustafa Çemberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s. 22 vd; Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, S. 844; YHGK'nın 28.03.2012 gün ve 19-24 esas, 243 karar sayılı ilamı) böylece, kural olarak hukuk hakiminin ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmadığı, ancak ceza yargılamasındaki mahkumiyet kararı, kusurun takdiri ve zarar tutarının saptanması konusunda hukuk hakimini bağlamaz ise de; mahkumiyet kararı, eylemin haksızlığını ve sanık tarafından işlendiği hususları hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; davacı taraf, dava dilekçesinde açıkça davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasını istediği, davalı araç sürücüsü ve malikinin açıklanan kanun hükümleri gereği müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, öte yandan davalı ... Hesabı'nın ise 5684 sayılı Kanun 14/2-b ve ... Hesabı Yönetmeliğinin 9/1-b maddesi uyarınca "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için" düzenlemesi gereği sorumluluğunun bulunduğu, davacının teselsül hükümlerine dayanıp müteselsilen tahsilin istendiğine göre zararın belirlenmesinde kusur oranları gözetilerek ... Hesabı'nın, araç sürücüsü ve maliklerinin sorumluluklarının araç sürücülerinin kusurları oranında sorumluluk olduğu belirlenmiş ve bu ilkelere göre tazminatların %90 oranında tahsiline karar verilmiştir. Manevi Tazminata Yönelik; Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar). O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu...tarih ...) Trafik kazalarında maddi zararın yanı sıra mağdurun manevi zararının da ortaya çıkacağı gerçektir. Kaza gibi asla istenmeyen maddi ve manevi varlığımızı ve bütünlüğümüzü tehlikeye sokan bir durumun bir takım manevi zararları da olacaktır. Çekilen acı, üzüntü, korku, endişe, manevi zarar olarak açıkladığımız olguların başında gelmektedir. Mağdur kaza sonucu yaralanmışsa kaza sebebi ile yaşadığı korkunun üzüntünün çektiği acılar onun manevi varlığında meydana getirdiği zararın tazmini talep edebilir. Bu nedenle yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumu, davacının emekli olması, yaralanması ve maluliyet oranının yüksek olması, dokuz ay süreyle iyileşme süresinin olması, davalının %90 oranında kusurunun bulunması, haksız fiilin meydana geldiği tarihin 30/05/2019 olması, olayın oluş şekli dikkate alındığında, davacı lehine toplam 30.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmakla manevi tazminat takdir olunmuştur. Muacceliyet Tarihine ve Temerrüte Yönelik; Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte, ... Hesabı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/I.maddesi hükmü uyarınca, sigortacı maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise zararın tamamı için dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Zarar gören, davaya veya talep artırımına konu ettiği kısma ilişkin olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz isteme hakkına sahiptir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, ... Esas .. Karar, ... Esas ... Karar, ...Esas ... Karar, ... Esas ...Karar). Bu doğrultuda somut olayda, davalı sürücü ve araç malikleri bakımından ihtar veya ihbara gerek olmaksızın temerrüddün haksız eylem tarihi olan 30/05/2019 tarihinde gerçekleştiği, davalı ... Hesabı yönünden ise temerrüdün başvuru tarihinden sekiz iş günü sonrası olan 13/08/2021 tarihi itibariyle gerçekleştiği, ıslah edilen kısımlar için faiz başlangıç tarihinin bu suretle belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Tüm Dosya Kapsamına Göre; Yukarıda izah olunan gerekçelerle, taraf iddia ve savunmaları, bilirkişi heyet kök ve ek raporları, kusur raporları, maluliyet raporları, aktüerya raporları, ceza yargılamasında toplanan deliller, taraflarca ibraz edilen ve mahkememizce celp edilen deliller ve tüm dosya kapsamı nazara alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-110.285,47-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 15.309,99-TL geçici iş göremezlik tazminatı toplamı olan 125.595,46-TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... bakımından haksız eylem tarihi olan 30/05/2019 tarihinden itibaren, davalı ... Hesabı bakımından ise temerrüt tarihi olan 13/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak -davalı ... Hesabı azami olarak bakiye poliçe limiti olan 344.648,00-TL ile sınırlı olmak üzere- davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-30.000,00-TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 30/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca maddi ve manevi tazminat isteminin toplamı olan 155.637,47‬-TL üzerinden 1.366,20-TL peşin harç ve 1.291,71-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.657,91‬-TL harç yatırıldığı, maddi tazminat istemi olan 125.637,47‬-TL'ye isabet eden harç tutarının 2.145,57-TL; manevi tazminat istemi olan 30.000,00 TL' ye isabet eden harç tutarının 512,34‬-TL olduğu anlaşılmakla; (2.145,57-TL + 512,34-TL = 2.657,91‬-TL) ayrı ayrı hesaplama yapılması gerekmiştir. a)Maddi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri (125.595,46-TL) üzerinden alınması alınması gereken 8.579,42-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 2.145,57-TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 6.433,85‬-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, b)Manevi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri (30.000,00-TL) üzerinden alınması gereken 2.049,3‬0-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 512,34-TL harcın mahsubu ile eksik olan bakiye 1.536,96-TL harcın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Maddi tazminat yönünden davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.145,57-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Manevi tazminat yönünden davacı tarafça tahsil edilen 512,34-TL harcın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 34.662,75-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 34.653,39-TL'nin (sigorta şirketinden manevi tazminat isteminde bulunulmadığı bu sebeple davalı ... Hesabı yönünden bu yargılama giderinin 27.971,95-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 9-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 10-Davacı yönünden reddedilen maddi tazminat sebebiyle davalıların dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen maddi tazminat dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenecek 42,01‬-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 11-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin; a)1.359,63-TL'sinin (sigorta şirketinden manevi tazminat isteminde bulunulmadığı bu sebeple davalı ... Hesabı yönünden bu yargılama giderinin 1.097,48-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak, b)0,37‬-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 12-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/12/2024 Katip ¸ e-imzalıdır Hakim ¸ e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/17, K. 2024/896, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-17-e-2024-896-k-43429a484d9b