İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/652 E. 2024/606 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/652
Karar No
2024/606
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/652 KARAR NO : 2024/606 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/10/2021 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada dava dilekçesinde özetle: müvekkili "... Şti." ile davalı "... A.Ş." arasında, ticari satın alım sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu satın alım sözleşmesine istinaden müvekkilinin davalı tarafa mal tedarik etmekte olduğunu, bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı tarafın ödemediği fatura ve cari hesaplara ilişkin borçlarının mevcut olduğunu, bu borçların Sat - Öde Cari Ekstresi ve Konsinye Cari Ekstrelerince cari hesaba bağlanmış olduğunu, bu cari hesap ekstelerine ilişkin ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine: 334.280,80 TL'si -Sat - Öde cari ekstresi borcuna -;-426.036,52 TL'si -konsinye cari ekstresi borcuna- ait olmak üzere toplam "760.317,32-TL" tutarında 06.04.2021 vade tarihli bakiyeler için 09.04.2021 tarihinde icra takibi başlatılmış olduğunu, icra takip miktarının tümüne ve faizine davalı borçlu tarafından itiraz edilmiş olduğunu ve takibin durmuş olduğunu, icra takibine konu yapılan 06.04.2021 tarihli sat- öde cari hesap borcu 334.280,80-TL olup ödenen miktarlar mahsup edildiğinde geriye kalan bakiye 38.227,88-TL'nin davalı tarafından halen ödenmemiş olduğunu, ... 3. İcra Müdürlüğünün... Esas numaralı dosyasına yapılan kötü niyetli itirazın iptaline, itiraza uğrayan ve ödenmeyen 38.227,88-TL bakiye yönünden takibin devamına ödeme tarihleri dikkate alınarak takip tarihinden ödeme tarihlerine kadar işleyecek avans faizinin hesaplanarak davacı alacaklıya ödenmesine, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine toplam takip miktarı üzerinden -760.317,20 TL'nin- %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosyada davalı ...'in cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye’nin ilk yapı marketi olarak uzun süredir perakende sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davacının şirketin ürün tedarik ettiği firmalarından biri olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki uzun süredir devam etmekte olup, ilk sözleşmenin 2016 tarihli olduğunu, bu tarihten itibaren birçok kez ticari koşulları ve sözleşmeyi karşılıklı müzakere ederek yeniden imzalamış olduklarını, 2016, 2017, 2018 tarihli satınalma sözleşmelerinin dilekçe ekinde sunulmuş olduğunu, taraflar arasında akdedilen son sözleşmenin 22.10.2020 tarihli sözleşme olduğunu, bu sözleşmede konsinye çalışma usulü seçildiğinden bu sözleşmeye uygun olarak ticarete devam edilmekte olduğunu, davacı tarafından ... 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile yapılan takibe müvekkili tarafından itiraz edilmiş olduğunu, davacının bu kez de, itirazın kaldırılması için mahkemeye başvurmuş olduğunu, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmamakta olduğunu, davacı müvekkili şirket ile uzun yıllardır çalışmakta olduğunu, sözleşme şartlarına, çalışma koşullarına hakim olduğunu, daha evvel vadeli ve sat öde sistemine ait farklı sözleme tipleri ile de ile de çalıştıklarını, farklı cari hesaplarda takibi yapılmakta olduğunu, taraf defterleri incelendiğinde bu durumun net olarak ortaya çıkacağını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Birleşen davada dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı "... A.Ş." arasında, ticari satın alım sözleşmesi akdedildiğini, bu satın alım sözleşmesine istinaden müvekkili şirketin davalı tarafa ürün tedarik ettiğini, bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı tarafın ödemediği fatura ve cari hesaplara ilişkin borçlarının bulunduğunu, bu borçların İhracat - Konsinye ve Sat -Öde cari ekstrelerine bağlandığını, cari hesap ekstrelerine ilişkin olarak,... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine 325.821,00 TLsi Konsinye Cari Ekstresi borcuna istinaden 03.12.2021 vade tarihli bakiyeler için 03.12.2021 tarihinde, ... 9. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine 375.903,37 TL. Konsinye Cari Ekstresi borcuna istinaden 16.02.2022 vade tarihli bakiye için 02.03.2022 tarihinde, ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine 86.229,90 TL. ihracat Cari Ekstresi borcuna istinaden 14.01.2022 vade tarihli bakiye için 25.02.2022 tarihinde icra takipleri başlattıklarını, icra takiplerinin tümüne ve faizlerine davalı borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takiplerin durduğunu, davalının icra takibine konu konsinye cari hesaplarında 16.02.2022 vade tarihi itibariyle toplam 701.724,37 TL bakiye asıl alacak borcunun bulunduğunu, davalı tarafın daha önce de taraflar arasındaki aynı cari hesapla ilgili olarak, ... 3. İcra Dairesi ... dosyasından yapılan takibe de itiraz ettiğini, daha sonra müvekkili hesabına ödemeler yaptığını ancak bir kısım bakiye borç sebebiyle ise aleyhine ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. itirazın iptali davası açıldığını, borçlunun bu şekilde huzurdaki dosyalarda da haksız olmasına rağmen, itiraz yoluyla zaman kazanmayı amaçladığını, taraflar, konu ve cari ilişki aynı olduğundan usul ekonomisi ve HMK m.110 gereği huzurdaki davanın; ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasıyla birleştirilmesini talep ettiklerini, davalı tarafın ülkenin ekonomik durumundan (döviz,enflasyon hareketleri vs.) faydalanarak, borca haksız itirazla, zaman ve ekonomik olarak fayda kazanmaya çalıştığını, bu nedenlerden dolayı davacının ülkenin içinde bulunduğu bu ekonomik buhranlı dönemlerde haksız olarak avantaj elde etmesinin önüne geçmek için davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilerek menkul, gayrimenkul ve 3. kişilerdeki alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, eğer mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davalı aleyhine takiplerin her biri için ayrı ayrı icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulü ile, ... 3. İcra Müdürlüğünün ...Esas numaralı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan kötü niyetli, haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına, ... 9. İcra Müdürlüğünün... Esas numaralı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan kötü niyetli, haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına, ... 9.İcra Müdürlüğünün ...Esas numaralı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan kötü niyetli, haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalı borçlu aleyhine her bir takip alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve delil listesinin HMK'nın emredici hükümlerine gereğince usulüne uygun olmadığını, yasaların emredici hükmü gereği davacının dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olduğunu, delillerini sunması gerekitği halde dava dilekçesi içinde, davaya konu olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge ve delil sunmamış olduğunu, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceği, vade ve ödenecek tutarın ise sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde uygulanacağı, taraflar arasındaki sözleşme ile tartışma dışı olduğunu, ancak bu husustan daha önemli olanın davalının ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için öncelikle ürün satışının gerçekleşmiş olması gerekmekte olduğunu, davacıya ait ürünlerin kaç adette satıldığı ve stokta ne kadar kaldığı yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuşacak olduğunu, tarafı da tacir olan ve tarafların hür iradeleriyle imzaladıkları sözleşmeye ilişkin davacı tarafından irade fesadı ve/veya dürüstlük kuralına aykırılığa dair itiraz ileri sürülmemiş olduğunu, uzun yıllardır davalıya mal tedariki yapan davacının imzaladığı sözleşmeyi bilmediği, uygulanmasından haberdar olmadığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Asıl davadaki uyuşmazlık, konusu taraflar arasındaki varlığı tartışmasız 2016,2017,2018,2019,2020 tarihli sözleşme içerikleri dikkate alındığında asıl dosya yönünden davacı şirketin davalı tarafa mal tedariki kapsamında ve ticari ilişki nedeniyle davalı aleyhine fatura düzenleyip düzenlemediği, bu faturaların dayanak sözleşmeler kapsamında olup olmadığı, söz konusu faturaların davacı tarafça yapılan ödemeler dışında kalıp icra takibine ise konu edilen ve bu davaya konu oluşturan faturaların tarafların lehine veya aleyhine kesinleşip kesinleşmediği, ne şekilde kesinleştiği, davalı tarafın yapmış olduğu ödemeler dışında ve ayrıca takibe konu borç miktarının davalı aleyhine ve takip tarihi itibariyle muhasebesel ve sektörel açıdan talep edilebilir hale gelip gelmediği, gelmiş ise taraflar arasındaki "Sat-öde cari hesap borcu" olarak ifade edilen ve ayrıca yine bir başka deyişle "konsinye" ilişkisinin çalışma tarzı ve sözleşme hükümleri karşısında davacı tarafından bu miktarın davalıdan talep edilebilir olup olmadığı, hangi miktarda talep edilebilir olduğu noktalarında toplanmaktadır. Birleşen davadaki ise dayanak ... 9. İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyası kapsamında açılan davada davaya esas cari ekstre borcuna dair dayanak miktarların taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarında mevcut olmadığı, taraflar arasındaki konsinye ilişkisinin çalışma tarzı, taraflar arasında varlığı tartışmasız sözleşme hükümleri kapsamında cari hesap ekstresine konu olan bu miktarların yapılan ödemeler hariç tutulduğunda talep edilebilir olup olmadığı, söz konusu bu miktarlar ile ilgili tarafların lehine veya aleyhine muhasebesel kesinleşme olup olmadığı, ne şekilde kesinleşme olduğu, taraflar arasındaki "sat-öde sözleşmesinin" birleşen dosya davalısı tarafından somutlaştırılan vakıalar ve özellikle dayanılan sözleşmenin 3.27 madde içeriği dikkate alındığında davalının ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için öncelikle ürün satışının gerçekleşmesi gerektiği yönündeki savunmasının muhasebesel, sektörel ve sözleşmesel açıdan irdelendiğinde, birleşen dosya davalısı lehine sonuç doğurabilir nitelik taşıyıp taşımadığı, birleşen dosya davalısının dayandığı sözleşmesinin 3.27 madde içeriği dahi dikkate alındığında, birleşen davaya konu olan miktarın talep edilebilir olup olmadığı hangi miktarda talep edilebileceği noktasında toplanmaktadır. Gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada dosyaya sunulan ve somutlaştırılan yazılı sözleşmelerin var olduğu, bu şekilde taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu,cari hesap ilişkisi yani açık hesap ilişkisi çerçevesinde bu ilişkinin devam ettiği, bu ilişki nedeniyle ve "sat-öde" cari hesap borcuna istinaden yapılan bir kısım ödemelerin mevcut olduğu, asıl ve birleşen davada ise davacının ödenmediğini belirttiği miktarlar ile ilgili icra takibinin yapıldığı, asıl ve birleşen dosya davalı vekilinin süresi içinde takibe itiraz ettiği, takibin durduğu hususları bu hususların tartışmasızdır. Yargılama aşamasında davacı vekili 24/09/2024 tarihli e-imzalı, 19/09/2024 tarihli e-imzalı ve yine davalı vekili 19/04/2024 tarihli e-imzalı dilekçeleri ile ve ayrı ayrı sulh olduklarını, davanın konusuz kaldığını, bu nedenle birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama giderleri talep etmediklerini ayrı ayrı belirtmişlerdir. Bu şekilde gerek asıl dava ve gerekse birleşen dava açısından taraf iradeleri birleşmiş, asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl ve birleşen dosyadaki davalı aleyhine herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmamasını açıkça beyan etmiştir. Bilindiği üzere davanın konusuz kalması durumunda, HMK m.331 hükmü uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumunun araştırılması gerekir. Esasen haklılık durumunun araştırılması sonrası tarafların lehine veya aleyhine kısmen veya tamamen yargılama gideri takdir edilecektir. Ne var taraflar birbirlerinden yargılama giderleri ve vekalet ücretlerini talep etmediklerini açıkça belirtmişler, yaptıkları yargılama giderlerinin taraflar üzerinde kalması konusunda uyuşmuşlardır. Bir başka deyişle taraflar bu konuda dahi sulh olmuşlardır. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK m.315 hükmüne göre, taraflar aralarındaki uyuşmazlık hakkında konusuz kalma nedeniyle karar verilmesini talep etmedikleri takdirde taraflar arasındaki uyuşmazlık ile ilgili sadece karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekir. Esasen 6100 sayılı HMK m.26 hükmü gereği tarafların talepleriyle bağlılık kural olarak esastır. Hal böyle olunca ve tarafların mevcut beyanları karşısında konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda yazılı nedenlerle; I.ASIL DAVA 2021/652 ESAS 1-Taraf vekillerinin müşterek beyanları dikkate alınarak sulh nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 9.575,81‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 9.148,21‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tarafların harcadıkları masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Tarafların beyanları nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine, 5-1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği davacı beyanı karşısında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, II.BİRLEŞEN DAVA 2023/105 1-Taraf vekillerinin müşterek beyanları dikkate alınarak sulh nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 14.065,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.637,4‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tarafların harcadıkları masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Tarafların beyanları nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine, 5-3.120-TL arabuluculuk ücretinin ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği davacı beyanı karşısında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/652, K. 2024/606, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-652-e-2024-606-k-e96957adbe6c