İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/214 E. 2024/900 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/214
- Karar No
- 2024/900
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/214 Esas KARAR NO : 2024/900 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 17/09/2014 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2017 tarih ...Esas ... Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi'nin 15/01/2021 tarih ...Esas ...Karar sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği ve Mahkememizce yargılamaya devam olunduğu anlaşılan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davalılar veya 3. Şahıslar tarafından dava konusu çek ve bonoya dayalı olarak icra takibine girişilebileceğinden müvekkillerin muhtemel zararının önlenmesini teminen müvekkiller aleyhine yapılacak cebri icra işlemlerinin önlenmesi için dava konusu çek ve bono ile ilgili ihtiyati tedbir kararı oluşturulmasını, müvekkiler tarafından düzenlenen 45.500,00TL tutarında hamiline bono ile 20/02/2012 tarihli 69.500,00TL tutarlı çek nedeni ile müvekkillerin davalılara borçlu olmadığının tespitine, iş bu çek ve bononun bedelsizliğine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap; Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş'nin pasif husumet ehliyeti olmadığını, davalı müvekkillerin farklı tüzel kişiler olduğunu, aralarında ticari ilişki dışında herhangi bir bağın bulunmadığını, bono ve çekin teminat olarak verildiği iddiasının yazılı delil ile ispatlanmadığını, teminat iddiasının aksini ispat eden delillerin mevcut olduğunu, teminat iddiasının yazılı belgeler ile çelişkili olduğunu, bu yüzden davanın husumetten reddine, haksız açılmış olan davanın her iki müvekkil yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ile vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. Esas sayılı dosyasının gerekçeli karar ve kesinleşme şerhi örnekleri, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ...Tic. A.Ş'ne ait ticaret sicil kayıtları, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ...Şti'ne ait ticaret sicil kayıtları, Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve istirdat ile taraflar arasındaki tüm ticari ilişki ve cari hesap nedeniyle borçlu olmadığının tespiti taleplerine ilişkindir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nın 72.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Somut uyuşmazlıkta, davacılar tarafından dava konusu bono ve çekten kaynaklı borçlu olmadıklarının tespiti ile taraflar arasındaki tüm ticari ilişki ve cari hesaplar nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitinin talep edildiği, 45.500,00-TL bedelli bononun üçüncü kişiye ödenmesi nedeniyle bu bono yönünden davanın istirdat davasına dönüştüğünün beyan edildiği, davalılar tarafından ise istirdat davasının takip alacaklısına karşı açılacağı, pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı beyan edilerek davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığa konu 69.500,00-TL bedelli çek ile 45.500,00-TL bedelli bono ve okunaklı ciro silsilesi örneklerinin dosyada mübrez olduğu, davalı şirketler arasında organik bağ olduğunun iddia edildiği, ticaret sicil müdürlüğünden celp edilen yanıtlara göre, şirket adreslerinin aynı olmadığı gibi şirketi münferiden temsile yetkili olan kişilerin de aynı olmadığı, dosyaya yansıyan başkaca delil de bulunmadığından söz konusu iddia yerinde görülmemiştir. Aşamalarda, davacı şirketin yargılama aşamasında tasfiye halinde olduğunu ve karar tarihinden sonra tasfiyesinin tamamlanarak şirketin sicilden terkin edildiğini beyan edildiğinden ticaret sicil müdürlüğü kayıtları celp edilmiş davacı şirket terkin edildiğinden ihyası için mehil verilmiş (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar), ... 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesi ile taraf teşkili sağlanmıştır. Dosya kapsamında tarafların ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle tanzim edilen bilirkişi raporları içeriklerine göre, 24/01/2014 tarihli bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinden 2011 yılına ait yevmiye defteri ve envanter defterinin usulüne uygun olarak kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, diğer defterlerin usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, davacının yasal defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının 46.243,36-TL borçlu gözüktüğü, bu tutarın takibe konu edilen alacak aslı ile uyumlu olduğu, davalının 2011 yılı defteri kebirin ibraz edilmediği, 2011 yılına ait yevmiye ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, diğer defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin eksiksiz yapıldığı, davalı yasal defterlerine göre davacının 161.243,36-TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farkının 115.000,00-TL olduğu, bunun da davacının davalı lehine gerçekleştirdiği ve davalı tarafından kabul görmeyen aynı tutarlı virman hareketinden kaynaklandığı hususlarının rapor edildiği, iki kişilik farklı bir bilirkişi heyetinden alınan 08/12/2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise, davacı ...'nın davalı ...A.Ş.'ye 115.000,00-TL borçlu olduğu, davacı ... Ltd. Şti'nin diğer davalı ... A.Ş.den 161.243,36-TL alacağı olmasına rağmen bu alacağın menfi tespit talebinin ispatı açısından bir anlamı olmadığı, dava konusu bonoya ilişkin teminat amacıyla düzenlendiği hususunun yazılı delil ile ispat edilemediği ancak davacının dava dilekçesinde ifade ettiği 180.044,00-TL'lik çekin dava dilekçesi ekindeki çek fotokopisi altında davalı ...çalışanı ... imzasına teslim edildiği görülmekle ...'ün imzasının sahihliği koşuluyla davacının menfi tespit iddiasının benimsenmesinin mahkemenin takdirinde olduğu hususlarının rapor edildiği görülmüştür. Bilirkişi raporu çerçevesinde davacı, ... muhasebecisi Songül Algül için imza incelemesi yaptırılmasını ve imza incelemesi sonrasında bilirkişilerden ek rapor aldırılmasını çek teslim alması vakasının şirketler arasındaki organik bağı kanıtlamış olacağının ileri sürüldüğü, dava konusu olmayan ancak davacı tarafından delil olarak sunulan ... Bankası ... Şb. ... seri nolu 180.044,00-TL bedelli çekin teslim alındığına dair "Çeki teslim aldım ..." yazılı ibarenin davalı ... A.Ş. (...) muhasebe bölümünde çalışan ...'e ait olup olmadığı yönünden adı geçen şahsın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı ceza soruşturması kapsamında vermiş olduğu 20/10/2016 tarihli müşteki beyanında imzanın kendisine ait olmadığını, imzanın kendi imzasına benzediğini ancak böyle bir evrak imzalamadığını beyan ettiği, şüpheli sıfatıyla savunması alınan davacı ...firmasının sahibi ve sorumlu olduğunu beyan eden ...'nın 06/10/2016 tarihli şüpheli savunmasında suçlamayı kabul etmediği, davalı ..muhasebecisi olan ... ödemeyi yapıp çeki almaya geldiğinde beraber faktoring şirketine gittiklerini, kendisinin çek fotokopisini alıp üzerine "Çeki teslim aldım ..." şeklinde ibareyi kendi el yazısıyla yazdığını, ... isimli şahsın da bizzat kendi yanında imzaladığını ve çeki aldığını ...'ün ıslak imzalı bu evrakının şu an mahkeme kasasında bulunduğunu beyan ettiği, yürütülen soruşturma sonucu ... Cumhuriyet Başsavcılığının 09/02/2017 tarihli kararı ile yazının ...'ya ait olduğu ancak imzanın ise ...'e ait olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla herhangi bir sahteciliğin bulunmadığı anlaşılmakla şüpheli (dosyamız davacılarından) ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara karşı yapılan itiraz üzerine ... 4.Sulh Ceza Hakimliği'nin 25/03/2017 tarih ...D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacıların dava konusu bono ve çek yönünden menfi tespit ve istirdat talebi değerlendirildiğinde, öncelikle davacının bu çek ve bono yönünden ileri sürdüğü teminat senedi niteliğinin üzerinde durulması gerektiği görülmüştür. Önemle ifade etmek gerekir ki dava konusu senetler, biri bono diğeri çek olmak üzere kambiyo senetlerinden olup, kambiyo senetleri illetten mücerret (sebepten soyut) senetlerdir. Senette teminat olduğuna ilişkin bir kayıt bulunmaması durumunda davacıların öncelikle senetlerin güvence olmak üzere verildiğini, daha sonra da güvencesini oluşturduğu borcun ödenmesi suretiyle güvence işlevi kalmadığını diğer bir deyimle senetlerin bedelsiz olduğunu yazılı kanıtlarla ispatlamalıdır. Dava konusu bono yeni ciranta (dava dışı 3.kişi) tarafından icra takibine konu edilmiş olup davanın istirdat davasına dönüştüğü şeklinde davacılar tarafından beyanda bulunulmuş ise de davalıların söz konusu bononun yetkili hamili olmadıkları anlaşılmaktadır. Diğer yandan senedin teminat senedi olduğu ve teminat konusu olan borçların ödendiği olgusu da davacılar tarafından ispatlanamamıştır. Her iki tarafın ticari defterleri usulüne uygun olarak tutulmadığı gibi birbirini teyit eder kayıtlar da bulunmamaktadır. Davalıların ticari defter ve kayıtları davalı lehine delil teşkil etmez ise de kendi aleyhlerine delil teşkil edebileceği kabul edilmektedir. Ancak davalıların ticari defter ve kayıtlarının kendi aleyhlerine delil teşkil edebileceği kabul edilmekle birlikte buna ilişkin kayıtların bulunması diğer bir deyimle davalılar aleyhine delil teşkil edecek kayıtların bulunması gerekmektedir. İncelenen defter ve kayıtlardan davacılar lehine davalılar aleyhine olmak üzere davacıların iddialarını destekler nitelikte kayıtlar davalılara ait ticari defterlerde bulunmamaktadır. Diğer yandan davacıların, dava konusu çekin teminat senedi olarak verildiği iddiası da ispatlanamamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacı tarafın mal satan satıcı taraf, davalı tarafın ise mal alan alıcı taraf oldukları ve temel ilişkinin bu şekilde olduğu sabittir. Çekin ve bononun bu satım sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğini ve bu sözleşme ile irtibatlı olduğunu davacının ispatlaması gerekmektedir. Fakat davacılar tarafından sunulmuş olan tüm delil ve belgeler ile birlikte bu iddialar ispat edilememiştir. Ayrıca davalı ... muhasebecisine teslim edilen farklı bir çek davacının verdiği ve dava konusu edilen bono ve çeklerin teminat senetleri olduklarını da ispata elverişli değildir. Dava konusu edilmeyen söz konusu çekin davalı ... muhasebecisine teslim edildiğine ilişkin kayıt dava konusu edilen senetlerin güvence olmak üzere verildiğini daha sonra da güvencesini oluşturduğu borcun ödenmesi suretiyle güvence işlevi kalmadığını ispata elverişli değildir. Bilirkişi heyet raporunda her ne kadar ... Bankasına ait çekin davalı ...muhasebecisi ...'e teslim edildiği olgusu kanıtlandığı takdirde davacıların menfi tespit isteminin yerinde olduğu şeklinde hukuki görüşe yer verilmiş ise de faktoring kuruluşundan temin dilen kayıtlarda faktoring sözleşmesinin 500.000,00-TL üst limitli olarak davacı ... ile imzalanmış olduğu, davalı ...Hizmetlerine kesilen KDV dahil 54.581,04-TL'lik 15/09/2011 tarihli fatura ve ilaçlı stent alım sözleşmesinin sunulması suretiyle davacı şirketin davalı ... Hizmetlerinden doğan fatura ile tevsik edilmiş alacağının faktoring şirketine temlik edilmiş olması dikkate alındığında fatura ile tevsik edilen alacaktan daha yüksek bedelli bir senedin Faktor kuruluşa devir ve temlik yasağı bulunması (21/11/2012 tarih ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu m.9/2-son cümle) ayrıca dosyaya sunulan ...A.Ş. kayıtlarında davacıların ileri sürdüğü gibi 180.000,00-TL bedelli çeke ilişkin kayıt bulunmaması çekin arka yüzündeki faktoring şirketine ait cironun iptal edilmiş olması, söz konusu çekin davalı ... muhasebecisi olan ... tarafından teslim alındığına dair kayıt bulunduğu halde çek aslının davacılarda bulunması ve davacılar tarafından çek aslının mahkemeye ibraz edilmiş olması hep birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olan senetlerin güvencesini oluşturduğu ileri sürülen bu çekin güvence işlevini yerine getirdiği ispatlanamadığından davacıların bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacıların dava konusu ettiği yukarıda özellikle belirtilen çek ve bonodan kaynaklı menfi tespit ve istirdat isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla bu yönden taleplerin reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davacıların, taraflar arasındaki tüm ticari ilişki ve cari hesap nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi yönünden ise, tanzim edilen bilirkişi raporu içeriklerine göre, taraf ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, davalı yasal defterlerine göre davacının 161.243,36-TL alacaklı olduğu, bu durumda davalılar alacaklı görünmediği gibi, davacıların da defterlerine göre davalılara borcu bulunmadığı, kayıtlara göre de davacıların borçlu gözükmediği, bu nedenle davacıların tüm ticari ilişki ve cari hesap nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talepte haklı olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki talebin de reddi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davacılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalılar ... ile ... Tic. A.Ş. aleyhine 45.500,00-TL bedelli hamiline yazılı bono yönünden açılan istirdat davasının REDDİNE, 2-Davacılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalılar ... ile ... Tic. A.Ş. aleyhine 20/02/2012 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan tarihli, keşidecisi davacılardan ... Ltd. Şti olan .... Bankası ... Şubesine ait 69.500,00-TL bedelli çek yönünden açılan menfi tespit davasının REDDİNE, 3-Davacılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalılar ... ve ... Tic. A.Ş. aleyhine cari hesap ve tüm ticari ilişki kapsamında açılan menfi tespit istemli davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın başlangıçta peşin alınan 1.707,75-TL peşin harç ile 21,15-TL ıslah harcı toplamı olan 1.728,90-TL'den mahsubu ile fazla alınan 1.301,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine, 5-Davacılar tarafından yargılama nedeniyle yapılan 18.428,85-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından yargılama nedeniyle yapılan 300,00-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalılar dava ve duruşmalarda kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın ve yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ... Hakim ...