İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/704 E. 2025/316 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/704
Karar No
2025/316
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/704 Esas KARAR NO : 2025/316 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/12/2019 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/10/2013 tarihinde davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altında olan ... plakalı aracın sürücü ... sevk ve idaresinde iken, davacının içinde yolucu konumunda bulunduğu ...plakalı araçla karışmış olduğu çift taraflı trafik kazasında müvekkilinin ağır yaralandığını ve malul kaldığını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, müvekkilin içinde yolcu olduğu ... sürücüsü ...'ın kusurunun bulunmadığının belirtildiği, müvekkilinin maluliyet durumu yargılama sırasında tespit edilebileceğini, dava öncesi yazılı başvuru yapıldığını, 11/09/2019 tarihinde eksik evrakların; maluliyet başvurusu yapıldığını, 23/10/2019 da olumsuz sonuçlanması sebebi ile mahkeme yoluna gidilmesi zorunlu hale geldiğini belirterek, 13/10/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinden başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasına karşın ...plakalı aracın ... vadeli ... numaralı ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami 250.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dava öncesi yapılan yazılı başvuru sonrası ... numaralı hasar dosyasının açıldığını, ancak maluliyet raporunun bulunmadığını ve alınan tıbbi görüş dahilinde kişinin sürekli maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, ceza soruşturması sırasında sigortalı araç sürücüsü ile davacı arasında uzlaşma sağlandığını ve böylece tarafların karşılıklı olarak tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek üzere, öncelikle kazadaki kusur durumunun tespitini ve davacının maluliyetinin ATK tarafından düzenlenecek olan raporla belirlenmesi, dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddinine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ...tarihl... sayılı Adli Tıp mütalaası, 30/07/2021 tarihli ... sayılı Adli Tıp müzekkeresi, ... Üniversitesi Hastanesi'nden ...'a ait rapor, ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden 27/10/2020 tarihli rapor, ... ve ... tarafından hazırlanan 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporu, ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları, ... Şehir Hastanesi'nden tedavi belgeleri, ...Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği'nden sağlık kurulu raporu, tedavi evrakları, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatının (sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı) 2918 sayılı Kanun'a göre ZMSS poliçesi kapsamında sigortacı olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davanın Niteliğine Yönelik; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107.maddesi ile 1086 sayılı HUMK'da bulunmayan ''belirsiz alacak davası'' türü kabul edilmiş olup alacaklının belirsiz alacak davası açabilmesi için, dava açacağı miktarı ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı veya bu durum objektif olarak imkansız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tesbit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukuki yarar aranacak olup böyle bir durumda hukuki yararın bulunduğundan söz edilemez (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul hukuku Ders Kitabı 2011 Baskı sf.277). Dosya kapsamına göre davanın niteliğinin, maluliyet ve tazminat miktarının ya da değerinin tam ve kesin olarak belirlemesinin davacıdan beklenilmesinin mümkün olmamasına göre (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar), davanın belirsiz alacak olarak açılmasında usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı görülmekle dava bu yönde görülmüş, sunulan 08/10/2024 tarihli dilekçe değer artırım dilekçesi olarak kabul edilmiştir. Haksız Eyleme ve Somut Olaya İlişkin; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre tazminat davası için, genel olarak, hukuka aykırı bir fiilin varlığı, failin kusuru (meğer ki kusursuz sorumluluk hali somut olayda bulunmasın), bir zararın meydana gelmesi ve meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağının olması gerekir. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; fiil, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarar unsurlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, 13/10/2013 günü 2,644 promil alkollü olduğu tespit edilen sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki, Deniz Haroğlu adına tescilli, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 04/02/2013-04/02/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere im ve sakatlık hallerinde kişi başına azami 250.000,00-TL limitli ... numaralı ZMS (Trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış, ... plakalı hususi otomobil ile seyir halinde iken olay mahalli olan dönemeçli kesime geldiğinde zigzaklar çizerek karşı yol bölümüne girdiği esnada ön kesimleri ile karşı yönden gelen ve seyir şeridinde nizami olarak düz seyir halinde olan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki,... adına tescilli, davacı ...,...ve ...'ın yolcu olarak bulundukları, ... Sigorta A.Ş.'ye ... numaralı ZMS (Trafik) poliçesi ile sigortalı, ... plaklı hususi otomobilin ön kesimlerinin çarpışması sonucu toplam iki taşıtın karıştığı trafik kazasının meydana geldiği, olayın sürücüler ve yolcuların yaralanmaları ile taşıtlarda maddi hasar ile sonuçlandığı, haksız fiilin özel bir türü olan trafik kazası nedeniyle tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla kusur, zarar ve illiyet bağına ilişkin yapılan araştırmalar ile maddi tazminata ilişkin tüm koşulların oluştuğu kabul edilmiştir. Dava konusu trafik kazası ile ilgili olarak şüpheli ... ile mağdur-şüpheli ...hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ... sayılı soruşturmada alınan 2013/10015 sayı ve 12/12/2013 tarihli karar ile, şüphelilere atılı tanımlanan eylemin kovuşturmasının şikayete bağlı olduğu, davacı ...'ın şikayetçi olmadığı, şikayeti olan mağdurlardan olan davacı yönünden eylemin uzlaşma kapsamında kalan suçlardan olduğu, uzlaşma raporundan da taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleştiği anlaşılarak kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 26/07/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile uzlaşma halinde tazminat davası açılmayacağına ilişkin yasa hükmünün iptal edilmesi nedeniyle; ceza soruşturmasında uzlaşma olsa dahi davacının kazaya karışan araç sigortacısına karşı tazminat davası açma hakkının var olduğunun belirgin bulunmaktadır. Kusur Durumuna Yönelik; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı Kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmü yer almaktadır. Toplanan tüm delillere göre uyuşmazlık konusu trafik kazasının oluşumunda, ... plaka sayılı otomobil ile bölünmemiş, iki yönlü, iki şeritli karayolunun sağ şeridini takiben ... istikametinden ... istikametine seyir halinde iken aksine davranarak yasal ve teknik sınır üzerinde alkollü olarak karayoluna çıkan, tehlikeleri ön görmeyen, ilerisinde dönemeç bulunan eğimli yolun icap ve şartlarına uygun olmayan, güvenle sevk ve idare edemeyeceği bir hızla zamanında yavaşlamadan yaklaşan, hızını ve direksiyon sapma açısını ayarlayamayan, yasak olmasına rağmen karşı yol bölümüne kontrolsüzce giren, karşı yönden nizami yaklaşan diğer otomobili, konumunu, far ışıklarını, mesafesini, yol ve zemin şartları ile trafik levhalarını dikkate almayan, tehlike bölgesi karşı şeride girerek diğer sürücünün şeridini, önünü ve manevra alanını kapatan, trafik güvenliğini tehlikeye düşüren, kazaya zemin hazırlayan, dalgın, dikkatsiz, tedbirsiz, özensiz ve kontrolsüz davranan sürücü ...'nun olayın meydana gelmesinde, dava konusu zararın doğmasında %100 (yüzde yüz) oranında tam kusurlu olduğu; olayda sevk ve idaresindeki ...plaka numaralı hususi otomobil ile bölünmemiş, iki yönlü karayolunun sağ şeridini takiben ... istikametinden Başkil istikametine nizami seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde karşı yönden gelen otomobil sürücüsünün kontrolsüz şekilde şeridine girip üzerine yönelmesi sonucu sadmesine maruz kaldığı anlaşılan, kısa süre ve mesafede gerçekleşen olayda etkili rolü, hatalı davranışı, kısa süre ve mesafede kazaya engel olabilmek adına alabileceği herhangi bir tedbir bulunmayan sürücü ...'a atfı kabil kusur bulunmadığı, dava konusu zararın doğmasında veya artmasında etkili başkaca faktör, kusurlu kişi, kurum, kuruluş bulunmadığı, kazanın meydana geliş şekline göre davalı sigortacının meydana gelen zararın tamamından sorumluluğu bulunduğu değerlendirilmiştir. Müterafik Kusur Durumuna Yönelik; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın Belirlenmesi" başlıklı 51.maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "Tazminatın İndirilmesi" başlıklı 52.maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi re'sen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi ... Esas... Karar, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi...Esas ... Karar, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar). Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak bulunan kişinin sürücünün alkollü ya da ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı hususi otomobilin hangi koltuğunda yolcu olarak bulunduğu bilinmemekle birlikte otomobillerin ön kesimleri ile gerçekleşen şiddetli çarpışma esnasında otomobil içerisindekilerin özellikle öne doğru savrularak vücudunun değişik bölgelerinin değişik kesimlere temas edebileceği, otomobil dışına fırladığına dair veri bulunmadığı, maluliyetine neden olan baş-yüz bölgesinde meydana gelen yaralanması dikkate alındığında kendi can güvenliği ve sağlığına göstermesi gereken azami dikkat ve özen gereği emniyet kemeri kullanması halinde benzer şekilde yaralanıp etkilenmemesinin veya yaralanma etkisinin azaltılabilmesinin mümkün olabileceği, emniyet kemeri hususunun zararın artmasında etkili bir faktör olduğu, kazaya karışan sürücünün dalgın, dikkatsiz, tedbirsiz ve kontrolsüz davranış sergilemesi sonucunda meydana gelen çarpışmada etkili olan hatalı bir davranışı, sürücüye-direksiyona fiziki müdahalesi vb. etkili rolü, kazaya engel olabilmek adına alabileceği herhangi bir tedbir bulunmamasına rağmen, zararın husulünde iştiraki, kusurlu veya özensiz davranışıyla zarara katılımı bulunan davacı yolcu ...'a kazanın meydana gelmesinde atfı kabil kusur bulunmadığı, ancak hadisenin yaralanması ile sonuçlanmasında, zararın artmasında %20 (yüzde yirmi) oranında müterafik-birlikte-ortak kusurlu olduğu, zira davacının kazaya karışan otomobilin arka koltuğunda gayri nizami şekilde yolculuk etmesi davranışının zararını artırıcı bir etken olduğu (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ...Esas... Karar), davacının kendi can güvenliği için tehlikeli biçimde otomobilde emniyet kemeri takmadan yolculuk etmek suretiyle zararın doğumunda etkili olduğu olayda müterafik kusurunun bulunduğu (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ... Esas... Karar) değerlendirilmiştir. Maluliyet Tespitine İlişkin; Kural olarak trafik kazası sonucu çalışma gücünün kaybedildiği iddiasına yönelik maddi tazminat istendiğinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının, kazadaki kusur oranının ve tarafların ekonomik durumunun belirlenmesi gerekir. Söz konusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu yahut Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, ... tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarihli ... Esas ...Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair İlamı). Dosya kapsamında öncelikle davacının gerek muayene ve gerekse tedavisine ilişkin düzenlenen tıbbi belgelere göre Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulun'un ... tarih ve ... karar numaralı raporu ile, kaza tarihinin 13/10/2013 olmasına göre Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak, davacının meydana gelen kaza nedeniyle tüm vücut engellilik oranının %4 olduğu, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Tazminat Tutarlarına İlişkin; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarihli ...Esas ...Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair ilamı uyarınca tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/05/1991 tarihli ...Esas ...Karar sayılı ilamında belirtilen "gerçek belli iken varsayıma gidilemez" ilkesi gereği tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretler esas alınarak, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 13/01/2025 tarihli ...Esas ...Karar sayılı ilamı uyarınca %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2024 tarihli ...Esas...Karar sayılı ilamı gereği bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan prograsif rant yönteminin kullanılması suretiyle düzenlenen aktüerya rapor içeriğine göre, davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi zararının müterafik kusur indirimine göre 1.764,00-TL olduğu, SGK tarafından yapılan ödeme bulunmadığı, sürekli maluliyetine ilişkin talep edebileceği tutarın ise müterafik kusur indirimine göre 95.191,42-TL olduğu, zira davacının kaza tarihinde altmış yaşında olduğu, bu nedenle dönemin net asgari ücreti üzerinden agi hariç hesaplama yapılması gerektiği, davacının da bu miktarlar bakımından talepte bulunduğu anlaşıldığından taleple bağlı kalınması gerektiği değerlendirilmiştir. Davalının Sorumluluğuna Yönelik; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Dosya kapsamında, davacının, ... plaka sayılı aracın sevk ve idaresinde olan ve kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı aracın sebebiyet verdiği kazada yaralandığı, tanzim edilen kusur raporu ile karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespit edildiğinden davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarardan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tamamen sorumluluğu bulunduğu, ancak sorumluluğun poliçe içeriğine göre sakatlanma ve ölüm halinde kişi başına azami poliçe limiti olan 250.000,00-TL ile sınırlı olduğu ve müterafik kusur indiriminin dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Muacceliyet Tarihine ve Temerrüte Yönelik; Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte, sigorta şirketi bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/I.maddesi hükmü uyarınca, sigortacı maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise zararın tamamı için dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Zarar gören, davaya veya talep artırımına konu ettiği kısma ilişkin olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz isteme hakkına sahiptir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, ... Esas ... Karar, ... Esas ...Karar, ... Esas ... Karar, ... Esas ... Karar). Bu doğrultuda somut olayda, davacının meydana gelen zararı nedeniyle sigorta şirketine müracaatı sonrasında, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı, davacının başvuru sırasında 15 günlük süre tanıdığı, bu durumda temerrüt tarihinin hesabında bu sürenin dikkate alınması gerektiği, sigorta şirketine başvurunun tebliğ tarihinin 10/09/2019 olduğu, 15 günlük sürenin bitim tarihini izleyen günün ise 26/09/2019 olduğu anlaşıldığından bu tarihten itibaren ve somut uyuşmazlığın haksız eylem olan trafik kazasından kaynaklanması sebebiyle yasal faize hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Tüm Dosya Kapsamına Göre; Yukarıda izah olunan gerekçelerle, taraf iddia ve savunmaları, bilirkişi heyet raporu, ATK maluliyet raporları, taraflarca ibraz edilen ve mahkememizce celp edilen deliller ve tüm dosya kapsamı nazara alınmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KABULÜ ile, 1-%20 oranında müterafik kusura göre hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatı olan 95.191,42-TL ve geçici iş göremezlik tazminatı olan 1.764,00-TL toplamı 96.955,42-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 26/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden -poliçe limiti olan 250.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla- alınarak davacı ...'a verilmesine, 2-Kabul edilen dava değeri (96.955,42-TL) üzerinden alınması gereken 6.623,02-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 44,40-TL peşin harç ile 383,20-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.195,42‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 44,40-TL peşin harç ile 383,20-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 427,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 8.755,75-TL giderin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama yargılama gideri yapılmadığından bu hususta değerlendirmeye yer olmadığına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, E-duruşma ile katılan davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025 Katip Hakim

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/704, K. 2025/316, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-704-e-2025-316-k-35de8113e77b