İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/111 E. 2025/474 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/111
- Karar No
- 2025/474
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/111 Esas KARAR NO :2025/474 DAVA:Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/02/2025 KARAR TARİHİ:01/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı asil iyi niyetli olarak iş yerine enerji almak için davalı kurum il ... No'lu tesisata ilişkin abonelik sözleşmesi imzaladığı halde daha önceki abonelere ait borçlar bahane edilerek aboneliğinin iptal edildiğini, oysa kurumun Yönetmeliği olan 30.05.2018 Tarihli Elektrik Piyasası müşteri hizmetlerin yönetmeliğinin 35.maddesinin (8) 8 son fıkrasına göre “Aynı kullanım yerine ait başka Müşterilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçları yeni müşterinin üstlenmesi talep edilemez.”Hükmüne yer verildiğini, Yerleşik Yargıtay İçtihatları ( Y 23.H0 2002/2584 Esas, 2002/4338 Karar, 18/04/2002 tarih) ile de açıkça hükme bağlandığı üzere; Elektrik İdaresi Taşınmazı Terketmiş Olan Kişiden Olan alacağını Yeni Aboneden İsteyemez Ve Söz Konusu Eski Borç Ödenmedikçe Sözleşme yapmamakta Direnemez. Elektrik İdaresi Yeni Abone İle Sözleşme Yapmak Zorundadır.” Bu vb. durumlarda müşteri ile sözleşme yapılması hususu karara bağlanmıştır. Bu açık hükme rağmen davalı kurumun enerji sözleşmesi yapmaması enerji dağıtımını tekelinde bulunduran davalı kurumun bu hususu kendisine cebri bir yaptırım olarak kullandığını, bu sebepler ile HMK ilgili maddeleri mucibinde abonelik sözleşmesi yapılması ve enerji bağlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1970 yılından bu yana İstanbul ve çevresine elektrik enerjisi sağlayan, 2013 yılında özelleşme kapsamına alınarak ülkemizin 21 elektrik dağıtım bölgesinden biri olan İstanbul Avrupa Yakasının elektrik dağıtım hizmetini "Dağıtım Şirketi" lisansı ile yaklaşık beş milyon aboneye yılda yaklaşık 27 milyar kWh elektrik dağıtarak sürdüren, tüm iş ve işlemleri EPDK ve ilgili kuruluşlarca sürekli denetlenen, yaptığı tüm iş ve işlemlerde mevzuata sıkı sıkıya bağlı olan, her geçen gün artan elektrik ihtiyacını kaliteli, verimli ve kesintisiz bir şekilde karşılayabilmek için şebeke iyileştirme ve tesis kurma alanlarında yatırımlarını aralıksız sürdüren, kar amacından ziyade kamu hizmeti niteliği ağır basan ve yaptığı tüm iş ve işlemlerde basiretli bir tacir olma yükümlülüğüne uygun hareket eden saygın ve köklü bir enerji şirketi olduğunu, müvekkili şirketin verdiği hizmetin niteliği gereği mevzuata aykırı işlem yapmasının mümkün olmadığını, zira özelleştirme kapsamı gereği şirketin takdir yetkisinde olan hiçbir alan/hizmetin olmadığını, tüm hizmetler ve alınan kararlar üst kurulun ve belirlediği mevzuatın çizdiği sınırlar dâhilinde olmak zorunda olduğu, bu itibarla müvekkili şirketin klasik kar amacı güden bir özel hukuk tüzel kişisi gibi değerlendirmemek gerektiğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen ve kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tespit içeren tutanak, aksi sabit oluncaya kadar geçerli, resmi belge hükmünde olduğu, Yargıtay’ın yerleşik kabulünde olan bu durum dahi bize, şirketimizin salt bir kar amacı güden ticaret şirketi olarak görülmemesi gerektiğini, kamu hizmeti yönünün ağır bastığını, tüm bu açıklanan nedenler ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. Davacı asilin ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, Mahkememizin 20/02/2025 tarihli ara kararı ile, "İhtiyati tedbir isteyen davacının ihtiyati tedbir talebinin 5.000,00.-TL* (%20) = 1.000,00.-TL teminatı davacının yatırması kaydıyla tedbir talebinin kabulüne ve ".." adresindeki ...' (TC ...) ın ticari işletmesine elektrik enerjisi sağlanması yönünde İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE," karar verildiği görülmüştür. Davalı vekilinin Mahkememizin 20/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı itiraz ettiği, itirazının Mahkememizin 18/03/2025 tarihli celsesi ile "İhtiyati tedbire itiraz eden vekilinin itirazlarının REDDİNE, " karar verildiği görülmüştür. GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlık konusunun, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olduğu belirlendi. TTK md. 5/A hükmü “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklindedir. Hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere menfi tespit davası açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun’un 18/A/2 maddesi “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindedir. Bu maddeye göre, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesinde sunulmaması halinde davacıya bir haftalık kesin süre verilir. Ancak başvuru yapılmadığının anlaşılması halinde süre verilmesine gerek yoktur. Somut olayda davacının arabuluculuk tutanağını sunmadığı anlaşılmıştır. Kanun maddesine uygun olarak arabuluculuk tutanağının aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini kesin süre içinde sunması için davacı vekiline tensip zaptı ile süre verilmesine rağmen, ara kararın gereğinin yerine getirilmediği görülmüştür. Yapılan kesin süre ihtaratının usule uygun olduğu ve tensip zaptının davacı vekiline tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle dava şartı arabuluculuk tutanağının aslının ya da onaylı bir örneğinin sunulmaması sebebiyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Yeterince harç alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim .. e-imzalıdır