İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/334 E. 2023/691 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/334
- Karar No
- 2023/691
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/334 Esas KARAR NO : 2023/691 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/05/2022 KARAR TARİHİ : 06/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davcı şirketi ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 93.069,22-TL tutarındaki alacağa ilişkin .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi ikame edildiğini, davalı borçlu tarafından 14/01/2022 tarihinde yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz neticesinde işbu icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, taraflar arasındaki borç ilişkisi, mal alım satımından kaynaklanan ticari ilişkiye dayandığını, taraflarınca 13/12/2021 tarihli mutabakat mektubu ve ... Noterliğinin 15/12/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçluya bildirimde bulunulmasına ve 2022/... arabuluculuk dosya numarasında yapılan görüşmelere karşın borçlu tarafından herhangi bir ödeme bulunulmadığını, davacı müvekkili şirketin davalı borçlunun likit alacağına karşı yapmış olduğu haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğradığını, işbu takibe ve davaya konu borcun belirli olup davalı tarafça da bilindiğini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, arz edilen sebeplerle işbu davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla davalı yanın .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... esas sayılı icra takip dosyasına haksız ve kötü niyetli itirazı ile alacaklının alacağını geç alması nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın gerek yasada gerekse mahkeme tarafından tensip ara kararı, ön inceleme tutanağı ve takip eden diğer tüm ara kararlar ile yükümlü olduğu ve/veya olacağı süreli, kesin süreli işlerinin süresi içinde yerine getirmemesi nedeniyle ve/veya getirilememesi halinde davacı tarafa bu işin yürütümü için yeni veya ek bir süre verilmesine, davacı tarafın bu anlamdaki her türlü talebine, kesin süre bitiminden sonra yerine getirilen her türlü adli iş ve işleme muvafakat etmediklerini peşinen bildirdiklerini, bu beyanların yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulmasınını talep ettiklerini, dava dilekçesi ve delil listesi HMK'nın emredici hükümlerine gereğince usulüne uygun olmadığını, HMK'nın 194. maddesi son derece açık olmasına karşın davacı vekili hangi delili hangi vakayı ispat etmek için sunduğunu ne delil listesinde ne de dava dilekçesinde belirtmediğini, bu nedenle davacı tarafından verilen delil listesinin dikkate alınmaması gerekmekte ve talep edildiğini, davacı taratın haksız iddialarını ispat etmesine imkan vermeyen, usule uygun olmayan dilekçesine ve delillerine itiraz ettiklerini, usule uygun olmayan dilekçelerin reddedilmesini talep ettiklerini, Müvekkili Şirketin, Türkiye'nin ilk yapı marketi olarak uzun süredir perakende sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davacının, müvekkili şirketin mağazalarında satılmak üzere ürün tedarik ettiği firmalarından biri olduğunu, müvekkili şirketin sat-öde (satıştan ödemeli), konsinye ve toplu alım şeklinde ürün tedarik ettiğini birden farklı tür tedarik sözleşmesi tipi olduğunu, davalı müvekkili ile davacı, sözleşme tipinin gerek ticari koşullarla ilgili ilk sayfaları, gerekse metin bölümlerini birlikte değerlendirildiğini, görüştüğünü ve tartıştıklarını nihayetinde bu farklı sözleşme türü/yöntemleri arasından, davacının özgür iradesiyle benimsediği vadeli sözleşme imzalanmış olup, sözleşme delil listesinde gösterildiğini, bu vadeli sözleşmeye göre, taraflar arasında çalışma ve ödeme şeklinin, 60 gün şeklinde olacağının kararlaştırıldığını, bu sisteme göre, ay içinde satılan ürünlerin ödemesi, satıldığı ayı takip eden ayın son günü vade kabul edilmekte ve bu tarihten 60 gün sonra sadece satılan malın ödemesi yapıldığını, basit ifadesiyle, ödeme ürünün satışına bağlanmış durumda olduğunı, bu nedenle davalının satmadığı ürünün bedelini davacıya ödemesinin söz konusu olamayacağını, davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceğini, vade ve ödenecek tutarın ise sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde uygulanacağı taraflar arasındaki sözleşme ile tartışma dışı olduğunu, tarafların sözleşmenin 4.2 maddesine göre davalı müvekkili şirketin, satış devir hızları arzulanan seviyeye ulaşmayan, üretimden kaldırıldığı için devamı ve satışı olmayan ürünleri veya mevsimsel ürünleri, nakliye bedelleri de SATICI' ya ait olmak üzere iade etme ve bedellerini SATICI” nın piyasada geçerli olan son satış fiyatı üzerinden geri fatura etme hakkına sahip olduğunu, SATICI”nın bu hususu kabul ve taahhüt ettiği kararlaştırılmış bulunduğunu, ticari ilişki sözleşmeye uygun devam etmekte iken, davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... esas sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz edildiğini, davacının bu kez de, itirazın iptali için mahkemeye başvurmuş olup, yukarıda yazılı nedenlerle davalı müvekkili şirketin kendilerine borcunun bulunmadığını, taraf defterleri incelendiğinde bu durumun net olarak ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki ilişki uzun süredir devam etmekte olup, davacı iade alınmayan ürünlerin mülkiyetinin davalıya geçeceğini bildiğini, tarafların tüzel kişi tacir sıfatını haiz olup, TTK gereği basiretli davranma yükümlülüğü altında olduklarını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2003/332 K. 2003/340 T. 07.05.2003 tarihli kararında, “...Her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbi öngörülü bir tacirden beklenen özenin gösterilmesinin gerekli olduğu kabul edildiğini, taraflar ,davacının ürünlerinin davalı firmada satışa sunulmasına - ilişkin sözleşmeyi imzaladıklarını, davacı, sözleşmenin iadeye ilişkin maddelerini de sözleşmeyi imzalamış olması nedeniyle bildiğini, her iki tarafi da tacir olan ve tarafların hür iradeleriyle imzaladıkları ve hatta davacı tarafından irade fesadı ve/veya dürüstlük kuralına aykırılığa dair itiraz ileri sürülmediğini, uzun yıllardır davalıya mal tedariki yapan davacının imzaladığı sözleşmeyi bilmediğini, uygulanmasından haberdar olmadığını ve kendisine zorla imzalattırıldığı gibi algısı hem basiretli tacir olma yükümlülüğüne hem de ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, davalının ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için öncelikle ürün satışının gerçekleşmiş olması gerektiğini, davacıya ait ürünlerin kaç adette satıldığı ve stokta ne kadar kaldığının yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuşacağını, davacı, taraflar arasında sözleşmeler yokmuşçasına, ... İcra Müdürlüğü; 2022/... esas ayılı dosyası ile alacağından bahisle icra takibine geçerek, davalı müvekkili şirkete ödeme emri gönderdiğini, davalı müvekkili şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, tahakkuk etmiş borcu bulunmadığından borca itiraz edildiğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının icra takibine kötü niyetli olarak itiraz edildiğini iddia etmekteyse de buna ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğini, likit alacaktan bahsedilmek için, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması bu sayede de borçlunun ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda bulunması gerektiğini, bu durum karşısında, İİK'nun 67. maddesinde belirlenen koşullar oluşmadığından, davacı tarafın icra-inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davalı müvekkilinin, alacaklı olduğunu iddia eden davacıya herhangi bir nam ve sıfat altında borcu bulunmadığını, davacı taraf delil listesinde "mutabakat mektubu" başlıklı belgeyi ibraz etmiş olup, söz konusu belgenin borç ikrarını içerdiğini ileri sürdüğünü, ancak davacıya gönderilen mutabakat mektubu dönemler itibariyle tüm tedarikçilere sistem tarafından otomatik olarak iletilen bir metin olup, dosyada mevcut mutabakat metninde açıkça yazdığı gibi bildirilen tutar cari hesap bakiyesini göstermekte olduğundan ödenebilir alacağı ifade etmemekte olduğunu, ödenebilir alacağın sözleşmenin türüne göre ayrıca hesaplanacağı da davacıya gönderilen metinde net olarak ifade edildiğini, bu nedenle mutabakat metninin kesinleştiği iddiasının kabulünün hukuken mümkün olmadığını, burada üzerinde durulması gereken hususun bu belgenin geçerliliği olduğunu, zira söz konusu belgenin "mutabakat mektubu” olarak kabulü ve geçerli olabilmesinin en önemli şartı davalı müvekkilinin temsil ve ilzama yetkili kişilerce imzalanmış olmasına bağlı olduğunu, davalı müvekkili firmanın, kademeli olarak değişen oranlarda ANCAK MUTLAKA çift imza ile temsil edildiğini, kayıtsız şartsız borç ikrarı olarak sunulan "mutabakat mektubu" başlıklı belgenin incelenmesinden söz konusu geçerlilik şartını karşılamadığını, davalıyı temsil ve ilzama yetkili çift imzanın metinde bulunmadığının görüldüğünü, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2018/... esas 2021/... karar sayılı dosyasından verilen gerekçeli karara göre de; mutabakat mektubunun davalı şirketin ticari sicil kayıtlarına göre usulüne uygun çift imza ile imzalı olmadığı ve dolayısıyla bağlayıcı olamayacağına karar verildiğini, davacı tarafın borç ikrarı olarak ileri sürdüğü mektubuna onay veren personelin bu konuda yetkisi bulunmadığını, bu açıdan, hukuken “yok" hükmünde olan bu belgede borç alacak tespiti yapılamayacağını, bu nedenle sunulan mutabakat mektubuna itiraz ettiklerini, arz ve izah edilen ve re'sen değerlendirilecek diğer nedenlerle davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... Noterliği'ne müzekkere yazılarak 15/12/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin bir örneğinin tebliğ evrakları ile birlikte Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. Tarafların ticaret sicil kayıtları incelenmiştir. Tarafların dava ve cevap dilekçelerinin ekinde sunmuş oldukları belgeler incelenmiştir. 05/07/2023 tarihinde SMMM bilirkişisi vasıtası ile bilirkişi raporu alınmıştır. GEREKÇE: Dava, .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde; takibin usul ve yasaya uygun olduğu, davalı borçlunun yaptığı itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı borç taraflar arasındaki açık hesap ilişkisine dayanmaktadır. Davacı alacaklı 13/12/2021 tarihli mutabakat metnini ve 15/12/2021 tarihli noter ihtarnamesini mahkememize sunmuştur. Davalı borçlu mutabakat metninin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmaması sebebiyle hukuken sonuç doğurmayacağını ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre ürünler satılmadan davacının alacak hakkı kazanmayacağını öne sürmüştür. Mahkememizce taraflara aralarındaki sözleşmeyi sunmaları için süre verilmiş ise de, sözleşme adı altında kondisyon özet tablosu ve kişisel verilerin korunması taahhüdüne ilişkin belgeler dosyaya ibraz edilmiştir. Davalı tarafın, sözleşmeye göre davacıdan alınan mallar satılmadan alacak hakkı doğmayacağı yönündeki iddiası, ileri sürülen sözleşmenin usulüne uygun olarak mahkememize sunulmaması sebebiyle kabul edilmemiştir. Davacı tarafından sunulan 13/12/2021 tarihli mutabakat metni, davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığından her ne kadar hukuken yazılı bir borç ikrarı olarak kabul edilmese de; davalı şirket çalışanı tarafından düzenlenen bu belge, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve dönemsel olarak alacak miktarını belirten takdiri bir delil olarak mahkememizce değerlendirilmiştir. Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 13/12/2021 tarihinden sonra da devam ettiği, yeni kayıtlar sebebiyle cari hesap alacağının takip tarihine kadar değiştiği tespit edilmiştir. Davalı taraf usulüne uygun olarak yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmamıştır. Davacının usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacını davalıdan 86.666,72 TL alacağı olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davacının, dava konusu takipte cari hesap alacağına dayandığı, öne sürülen mutabakat metninden sonra ticari ilişkinin devam ettiği gözetilerek, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre tespit edilen 86.666,72 TL alacağın bulunduğu kanaatine varılmıştır. Alacak miktarının yargılama sırasında tespit edilmesi ve likit olmaması sebebiyle icra inkâr tazminatı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, -.... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 86.666,72 TL’lik kısmının iptaline; takibin 86.666,72 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra inkâr tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 5.920,20-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.124,04-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.796,16-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 6.402,50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 1.124,04-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.204,74TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 2.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 320,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.820,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.626,47-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.452,68-TL lik kısmının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, kalan 107,32-TL lik kısmın ise davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına 9-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair, miktar itibari ile davacı yönünden kesin, davalı yönünden kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır