İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/718 E. 2025/575 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/718
- Karar No
- 2025/575
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/718 Esas KARAR NO :2025/575
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/11/2024 KARAR TARİHİ:17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mal alımı konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkili şirketin üzerine düşün tüm edimleri yerine getirdiğini, malları teslim ettiğini ve vermiş olduğu hizmetler karşılığında fatura kestiğini, davalının bu fatura bedellerini ödemediğini, müvekkili şirketi zor durumda bıraktığını, ödenmeyen fatura bedelleri için ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının takip tarihinden ve ödeme emrinin tebliğinden sonra 17/07/2020 tarihinde şirket hesabına 200.000,00 TL, 17/07/2024 tarihinde 80.000,00 TL bedelli 30/10/2024 vade tarihli çeki verdiğini, 26/09/2024 tarihinde 100.000,00 TL şirket hesabına olarak toplamda 380.000,00 TL olarak kısmi ödeme yaptığını, kalan 320.762,00 TL'yi ödemediğini, daha sonra davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle muaccel olmuş bir borcu bulunmadığını, ödeme emrinde herhangi bir dayanak belge ve fatura sunulmadığını, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasının 26/03/2025 tarihli celsesinin 5 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 13/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" ... Vergi Dairesi Müdürlüğü 13.03.2025 tarih ... Sayılı yazısına ekli davacı şirkete ait karşılaştırmalı BS-BA formlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2024 yılında 19 belge karşılığı KDV hariç 1.136.833,04.-TL faturası düzenlediği, taraf ticari defterleri irdelendiğinde 1 adet KDV hariç 211.197,80.-TL faturanın olmadığı veya iptal edildiği, bu şekilde karşılaştırmalı ba-bs formunun 18 adet belge karşılığı KDV hariç (1.136.833,04- 211.197,80) 925.635,24.-TL (KDV dahil 1.110.762,29.-TL) olması gerektiği, Davacı şirket tarafından 2024 yılında davalı şirket adına düzenlenen KDV dahil 18 adet 1.110.762,29.-TL tutarlı tüm faturaların; davalı şirkete ait ...@gmail.com e-mail adresine tebliğ ve teslim edildiği, ilgili faturaların herhangi bir itiraza uğramadan davalı şirket ticari defterlerinde yer aldığı, Davacı şirketin 2024 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirket ait 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2024 yılında 12.02.2024-27,04.2024 tarihleri arasında 1.110.762,29.-TL tutarında 18 adet fatura düzenlediği, bu faturalara ilişkin davalı şirketin davacı şirkete 08.03.2024- 03.05.2024 tarihleri arasında 410,000,00.-TL ödeme yaptığı, bu ticari iş ve işlemler neticesinde 03.05.2024 tarihinden itibaren; davacı şirketin, davalı şirketten 700.762,29.-TL cari hesap alacağının olduğu Davalı şirketin 2024 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda zamanında tasdik ettirildiği, Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin 2024 yılında (12.02.2024-27.04.2024 tarihleri arasında) davacı şirketten 18 adet belge karşılığı, 1.110.762,29.-TL mal/hizmet faturası aldığı bu faturalara karşılık herhangi bir ödeme yapmadığı, 30.04.2024 tarihinden itibaren davalı şirketin davacı şirkete 1.110.762,29.-TL cari hesap borcunun olduğu, ödeme emri tarihinden önce davalı şirketin davacı şirkete yaptığı 410,000,00.-TL ödemenin davalı şirket ticari defterlerinde yer almadığı, bu nedenlerle davalı şirketin 2024 Yılı ticari defterlerinin TTK 64/1 ve TTK 65/2 kapsamında usulüne uygun tutulmadığı ve HMK 222/2 hükümleri doğrultusunda delil teşkil etmediği, Davalı şirketin 2024 yılı muhasebe hesap ve kayıtlarına; davalı şirketin ödeme emri tarihinden önce davacı şirkete yaptı 410.000,00.-TL ödemenin re'sen kaydedilmesi neticesinde davalı şirketin ödeme emri tarihinde; davacı şirkete (1.110.762,29-410.000,00)700.762,29.-TL borcunun olacağı, Davalı şirket tarafından davacı şirkete; takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce 380.000,00.-TL tutarında aşağıda tespit edilen ödemeler yapıldığı, 17.07.2024 tarihinde ... iban hesabına 200.000,00.-TL 17.07.2024 tarihinde 283 numaralı tahsilat makbuzu ile 80.000,00.-TL(çek) 26.09.2024 tarihinde ... iban hesabına 100.000,00.-TL Davalı şirketin 03.07.2024 tarihinden sonra 17.07.2024 tarihinde davacı şirkete 80.000,00.- TL çek olmak üzere 280.000,00.-TL yine 26.09.2024 tarihinde 100.000,00.-TL olmak üzere toplamda 380.000,00.-TL ödeme yaptığı, davacı vekili tarafından bu ödemelerin icra dairesine bildirildiği ve sonuç olarak 27.11.2024 dava tarihinde; davacı şirketin davalı şirketten (700.762,00- 380.000,00=) 320.762,00.-TL cari hesap alacağının olduğu sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; davacı tarafından cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takip dosyasına yapılan kısmi itirazın iptali ile davacının icra inkar, davalının kötüniyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında mal alımına ilişkin anlaşma sağlandığını, satılan mallar ve verilen hizmete ilişkin davalıya karşı fatura kesildiğini, davalının bu fatura bedellerini ödemediğini, ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını talep etmiştir. Davalı davaya cevap dilekçesinde; davalının muaccel olmuş bir borcu bulunmadığını, ödeme emrinde herhangi bir dayanak belge ve fatura sunulmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrol ile davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davalı vekiline; davaya konu icra takibine ilişkin olarak , takipten sonra huzurdaki davadan önce davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığı iddia olunduğundan, ödemeye ilişkin tüm dekont ve belgelerini tarihleri ile birlikte dosyaya sunmak üzere süre verilmiş, taraflara defter ve belgelerini dosyaya sunması için süre ve imkan tanınmış, akabinde dosyanın 1 mali müşavir bilirkişisine tevdi ile; bilirkişiden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri, BA-BS formları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının ... İcra Müdürlüğünün ... E Sayılı icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağın tutarı, davalının itirazının yerinde olup olmadığı, davacının takip tarihi ve dava tarihi itibari ile ayrı ayrı hesapalama yapılarak davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş ve 13/05/2025 tarihli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır. İlgili raporda; " İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü 13.03.2025 tarih 355829 Sayılı yazısına ekli davacı şirkete ait karşılaştırmalı BS-BA formlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2024 yılında 19 belge karşılığı KDV hariç 1.136.833,04.-TL faturası düzenlediği, taraf ticari defterleri irdelendiğinde 1 adet KDV hariç 211.197,80.-TL faturanın olmadığı veya iptal edildiği, bu şekilde karşılaştırmalı ba-bs formunun 18 adet belge karşılığı KDV hariç (1.136.833,04-211.197,80) 925.635,24.-TL (KDV dahil 1.110.762,29.-TL) olması gerektiği, Davacı şirket tarafından 2024 yılında davalı şirket adına düzenlenen KDV dahil 18 adet 1.110.762,29.-TL tutarlı tüm faturaların; davalı şirkete ait ...@gmail.com e-mail adresine tebliğ ve teslim edildiği, ilgili faturaların herhangi bir itiraza uğramadan davalı şirket ticari defterlerinde yer aldığı, Davacı şirketin 2024 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirket ait 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2024 yılında 12.02.2024-27.04.2024 tarihleri arasında 1.110.762,29.-TL tutarında 18 adet fatura düzenlediği, bu faturalara ilişkin davalı şirketin davacı şirkete 08.03.2024- 03.05.2024 tarihleri arasında 410,000,00.-TL ödeme yaptığı, bu ticari iş ve işlemler neticesinde 03.05.2024 tarihinden itibaren; davacı şirketin, davalı şirketten 700.762,29.-TL cari hesap alacağının olduğu Davalı şirketin 2024 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda zamanında tasdik ettirildiği, Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin 2024 yılında (12.02.2024-27.04.2024 tarihleri arasında) davacı şirketten 18 adet belge karşılığı, 1.110.762,29.-TL mal/hizmet faturası aldığı bu faturalara karşılık herhangi bir ödeme yapmadığı, 30.04.2024 tarihinden itibaren davalı şirketin davacı şirkete 1.110.762,29.-TL cari hesap borcunun olduğu, ödeme emri tarihinden önce davalı şirketin davacı şirkete yaptığı 410,000,00.-TL ödemenin davalı şirket ticari defterlerinde yer almadığı, bu nedenlerle davalı şirketin 2024 Yılı ticari defterlerinin TTK 64/1 ve TTK 65/2 kapsamında usulüne uygun tutulmadığı ve HMK 222/2 hükümleri doğrultusunda delil teşkil etmediği, Davalı şirketin 2024 yılı muhasebe hesap ve kayıtlarına; davalı şirketin ödeme emri tarihinden önce davacı şirkete yaptı 410.000,00.-TL ödemenin re’sen kaydedilmesi neticesinde davalı şirketin ödeme emri tarihinde; davacı şirkete (1.110.762,29-410.000,00)700.762,29.-TL borcunun olacağı, Davalı şirket tarafından davacı şirkete; takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce 380.000,00.-TL tutarında aşağıda tespit edilen ödemeler yapıldığı, 17.07.2024 tarihinde ... iban hesabına 200.000,00.-TL 17.07.2024 tarihinde 283 numaralı tahsilat makbuzu ile 80.000,00.-TL(çek) 26.09.2024 tarihinde ... iban hesabına 100.000,00.-TL Davalı şirketin 03.07.2024 tarihinden sonra 17.07.2024 tarihinde davacı şirkete 80.000,00.-TL çek olmak üzere 280.000,00.-TL yine 26.09.2024 tarihinde 100.000,00.-TL olmak üzere toplamda 380.000,00.-TL ödeme yaptığı, davacı vekili tarafından bu ödemelerin icra dairesine bildirildiği ve sonuç olarak 27.11.2024 dava tarihinde; davacı şirketin davalı şirketten (700.762,00- 380.000,00=) 320.762,00.-TL cari hesap alacağının olduğu sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/(19)11-445 Esas, 2022/1077 Karar Sayılı, 29.06.2022 Tarihli "... Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. ... Dava dilekçesi incelendiğinde, icra takibine yapılan itirazdan sonra asıl alacağın haricen ödendiğinin davacı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakta olup, icra takibinde gösterilen asıl alacak miktarının haricen ödendiği ihtilafsız olduğu hâlde, ödenen asıl alacak miktarı da harca esas değer olarak gösterilerek eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Az yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir. Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. ... Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davalı borçlu tarafından asıl alacak dava tarihinden önce ödenmiş olup, davacı alacaklının asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır. Alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı da olmadığından somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı hâlde davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir." şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca somut olay bakımından yapılan incelemede taraflar arasındaki icra takibine konu alacağın 380.000-TL lik asıl alacak miktarının icra takibinden sonra haricen davacıya ödenmiş olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık konusu olmayıp uyuşmazlık, davacının bu miktar düşüldükten sonra iş bu davaya konu ettiği tutarda bakiye asıl alacağının bulunup bulunmadığı ve davacının takip tarihi itibari ile ne miktarda alacaklı olduğunun tespit edilerek takip tarihindeki alacağın ferilerinden davalının sorumlu olup olmadığı, davalının bakiye asıl alacak miktarına ve takip çıkış tutarına ilşikin alacağın ferilere yönelik yapmış olduğu itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği hususunda toplanmaktadır. Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2017/3158 Esas 2019/2520 K. Sayılı kararı incelendiğinde " Borçlu tarafından takipten sonra ve davadan önce asıl borç ödenmiş olsa dahi; itiraz sonucu takip tamamen durmuş olmakla, icra giderleri, vekalet ücreti ve faiz vs. hususlar yönünden duran takibin devamı için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar vardır. İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Nitekim aynı ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.11.2003 gün ve E:2003/19-589, K:2003/645 sayılı ilamında da benimsenmiştir. Ne var ki, bu feri taleplere ilişkin hesaplamalar kararın infazı aşamasında icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabıyla yerine getirilir. Bu durumda; dava tarihinden önce ödenmiş olan kısım yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmuyor ise de; bakiye borç devam ediyor ise buna ilişkin ayrı hesaplama yapılması, borç tamamen ödenmiş ise mahkemece davaya konu borç fer'ileri ile ilgili rakam ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemleri belirtilerek itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi gereklidir." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2024 yılında 12.02.2024-27.04.2024 tarihleri arasında 1.110.762,29.-TL tutarında 18 adet fatura düzenlediği, bu faturalara ilişkin davalı şirketin davacı şirkete 08.03.2024- 03.05.2024 tarihleri arasında 410,000,00.-TL ödeme yaptığı, bu ticari iş ve işlemler neticesinde 03.05.2024 tarihinden itibaren; davacı şirketin, davalı şirketten 700.762,29.-TL cari hesap alacağının olduğu , davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin 2024 yılında (12.02.2024-27.04.2024 tarihleri arasında) davacı şirketten 18 adet belge karşılığı, 1.110.762,29.-TL mal/hizmet faturası aldığı bu faturalara karşılık herhangi bir ödeme yapmadığı, 30.04.2024 tarihinden itibaren davalı şirketin davacı şirkete 1.110.762,29.-TL cari hesap borcunun olduğu, ödeme emri tarihinden önce davalı şirketin davacı şirkete yaptığı 410,000,00.-TL ödemenin davalı şirket ticari defterlerinde yer almadığı, bu nedenlerle davalı şirketin 2024 Yılı ticari defterlerinin TTK 64/1 ve TTK 65/2 kapsamında usulüne uygun tutulmadığı ve HMK 222/2 hükümleri doğrultusunda delil teşkil etmediği, davalı şirketin 2024 yılı muhasebe hesap ve kayıtlarına; davalı şirketin ödeme emri tarihinden önce davacı şirkete yaptı 410.000,00.-TL ödemenin düşülmesi neticesinde davalı şirketin ödeme emri tarihinde; davacı şirkete (1.110.762,29-410.000,00)700.762,29.-TL borcunun olacağının anlaşıldığı, davalının kendi defterlerine göre davacıya takip tarihinde takip talebinde gösterilen tutar kadar borcunun bulunduğu, ticari defterlerin usulüne uygun tutulsun ya da tutulmasın sahibi aleyhine teşkil edeceği, bu hali ile davacının takip tarihinde takip talebinde gösterilen asıl alacak tutarınca davalı şirketten alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı şirketin takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce davacı şirkete toplam 380.000,00.-TL ödeme yaptığı, davacı vekili tarafından bu ödemelerin icra dairesine bildirildiği, davacı tarafça , davalı tarafından yapılan bu ödemelerin asıl alacaktan düşülerek bakiye asıl alacak ve takip tarihinde ödenmeyen asıl alacağın ferilerine ilişkin olarak huzurdaki davayı açtığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacının dava tarihinde davalıdan 320.762,00-TL tutarında asıl alacağının devam ettiğinin sabit olduğu ve bu miktar yönünden takibin devamının gerektiği, öte yandan davalının takip tarihinde takip talebinde gösterilen tutar kadar davalıya borçlu olduğu sabit olduğundan , takibe itiraz edildikten sonra asıl alacağın 380.000-TL lik kısmı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça bu miktarda asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkememizce bu kısma tekabül eden ferileri ilişkin olarak da itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunduğu, yukarıda yer verilen emsal ilam uyarınca bu kısım takibin ferilerine ilişkin olduğundan ferileri ilişkin rakam ve miktar belirtilmeksizin itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından açıklanan nedenlerle davacının takip tarihinde takip talebinde gösterilen asıl alacağa ilişkin miktarın ferileri (700.762,00-TL nin ferileri) ve dava tarihi itibari ile kalan bakiye asıl alacak olan 320.762,00-TL yönünden takibin devamına karar vermek gerekmiş, bu miktar üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti hesaplanmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının dava tarihi itibari ile 320.762,00-TL tutarında asıl alacağının devam ettiği anlaşıldığından ve alacak faturaya dayanıp likit ve belirlenebilir olduğundan bu miktarın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, dava tam kabul ile sonuçlanıp kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından bu yöndeki istemin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın KABULÜ İLE; davalının ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın; 320.762,00-TL asıl alacak ve ödeme emrinde takip çıkış tutarı olarak gösterilen 700.762,00-TL ye ilişkin alacağın ferileri yönünden İPTALİNE ve takibin bu miktarlara ilişkin olarak DEVAMINA, Mahkememizce kabulüne karar verilen 320.762,00-TL asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar takipte gösterilen faiz türünün işletilmesine, Davalı borçlu tarafından takipten sonra davadan önce haricen yapılan ve alacaklı vekilince icra dosyasına da bildirilen 17/07/2024 tarihinde 200.000-TL, 30/10/2024 tarihinde 80.000-TL ve 26/09/2024 tarihinde 100.000-TL olarak yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce kapak hesabında dikkate alınmasına, 2-) Asıl alacak miktarı olan 320.762,00 TL nin %20 si oranında olan 64.152,40-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-) Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-) Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 21.911,25 TL harçtan peşin alınan 1.974,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.937,24 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 5-) Davacı tarafından yatırılan 1.974,01 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 51.321,92 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-) Davacı tarafça yapılan 270,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 488,40 ilk masraf (427,60 TL başvurma harcı + 60,80 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 5.758,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-) Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 9-) Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2025
Katip ... E
Hakim ... E