İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/639 E. 2025/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/639
Karar No
2025/43
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/639 Esas KARAR NO : 2025/43 DAVA : Şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır. DAVA TARİHİ : 23/01/2007 KARAR TARİHİ : 23/01/2025 DAVA : Davacı vekili, ... A.Ş. temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin fon tarafından devralındıktan sonra yeni denetim kurulu üyeleri atandığını, atanan denetim kurulu üyelerinin hazırladığı 18/10/2006 tarihli denetim kurulu raporunda 2000-2004 yıllarında yönetim ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların şirketin mali zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, rapora göre 2001, 2002, 2003 yılları ile 01/01/2004 tarihi ile 25/05/2004 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri davalılar ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ile denetim kurulu üyeleri ... ... ve ... ... ...'in ibra edilmemeleri ve haklarında sorumluluk davası açılması için karar alındığını, 18/10/2006 tarihli denetim kurulu raporunda "şirketin ... Bankası ... Şubesi'nden 15/12/2000 tarihinde kullanılan 2.170.236,00 USD tutarındaki kredinin 564.169,00 USD'lik kısmının ticari teemmüllere aykırı şekilde herhangi bir rehin ya da teminat alınmaksızın grup içi şirketlerden ... A.Ş.'ye aktarıldığı, ancak paranın geri dönüşü ve tahsil kabiliyetinin olmadığı, bu itibarla aktarılan krediden doğan zarardan seleflerinin yolsuz muamelelerini denetleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve şirkete karşı işlenen haksız fiillere kayıtsız kalan 2001, 2002, 2003 yılları ile 01/01/2004 tarihi ile 25/05/2004 tarihi arasında görev yapan şirket yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumlu olduklarının" tespit edildiğinin bildirildiğini, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 317, 320, 336, 337. maddeleri uyarınca, denetim kurulu üyeleri olan ... ... ile ... ... ...'in ise TTK'nın 353, 354, 355 ve 359 maddeleri uyarınca zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 564.169,00 USD olan zarar miktarından şimdilik 4.172,00 USD karşılığı toplam 6.000,00 TL'nin, 12/03/2007 tarihli ıslah dilekçesi ile 811.275,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev yaptığı 2000 ve 2001 yıllarına ait genel kurulda ibra edildiğini, bu nedenle 15.12.2000 tarihinde alınan krediden dolayı sorumlu tutulamayacağını, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev yaptığı süre içerisinde üzerine düşen tüm görevlerini gereği gibi yerine getirdiğini, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket denetçilerinin dava ehliyetinin bulunmadığını, dava açılabilmesi için usulüne uygun olarak alınmış genel kurul kararının da olmadığını, dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, süresinin dolduğunu, müvekkilinin şirket ortağı ve pay sahibi olmadığı için yönetim kurulu üyesi sayılamayacağını, sorumluluğuna gidilemeyeceğini, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... davanın tarafı olmadığından davayı ıslah yetkisinin de bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev yaptığı süre içerisinde üzerine düşen tüm görevlerini gereği gibi yerine getirdiğini, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde yeralan kredi aktarımı iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde yeralan kredi aktarımı iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını, zarar, kusur ve illiyet bağının açıklanması gerektiğini, genel kurul toplantısında ibra edildiğini, bu nedenle müvekkilinin bu dönemdeki faaliyetleri nedeniyle sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket yönetim kurulunda 01.05.2000 ile 21.06.2001 tarihleri arasında görev yaptığını, 21.06.2001 tarihinde kendi isteği ile bu görevden istifa ettiğini, dolayısıyla iddia edilen işlemlerin müvekkilinin tasarrufunda olmadığı gibi hiçbir işlemde müvekkilinin imzasının da yeralmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava , ... tarafından devir alınan şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin 07.07.2014 tarih, 2011/36 E. 2014/178 K. sayılı kararı ile ... ile aynı grup bünyesindeki grup şirkete borç verirken yönetim kurulu tarafından teminat aramamış olmamasının olağan bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda yapılan işlemin yolsuz olduğundan bahsedilemeyeceği, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın doğmuş olması gerektiği, zarardan bahsedilmesi için öncelikle kredi verilen kuruluştan talep edilmesi ve alacağın tahsil edilmemiş olması gerektiği, verilen borç dava tarihi itibariyle riskli olmakla beraber halen tahsil kabiliyetinin bulunduğu, bu durumda mevcut bir zarar olduğundan bahsedilemeyeceği, sorumluluk için gerekli olan zarar şartının dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 337 nci maddesinin denetçileri kapsayacak şekilde genişletilmesinin sözkonusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince karar temyiz edilmiştir. Mahkememizce verilen karara karşı temyiz yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay ... H.D.'nin 09/06/2016 tarih 2015/ ... E. 2016/ ... K. sayılı kararıyla, davalı ... hakkındaki davanın açılmamış sayılması karar verilmesi gerekirken anılan davalı yönünden de davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, şirket açısından zararın doğduğu davalı yöneticilerin ve bunu denetlemeyen denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu, denetçilerin de görev ve yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulmalarının mümkün olmayacağı, sonradan seçilen yönetim kurulu üyeleri de kendisinden önce gerçekleşen usulsüzlükleri denetçilere bildirmekle yükümlü olup, aradan geçen zaman zarfında bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, şirket açısından bir zarar doğmuş olup zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması, ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş ve aciz vesikası alınmış olmasının gerekmediğine işaret edilerek karar bozulmuştur. Mahkememizce bozmaya uyularak 2018/ ... esas 2019/... karar sayılı ilam ile , şirketin kullandığı kredinin ticari teammüllere aykırı şekilde rehin yada teminat alınmaksızın grup içi şirketlerden ... ve A.Ş.'ye aktarıldığı, çekilen kredinin şirketin ticari amaçları ve iştigal konularının gerçekleştirilmesi için kullanılması gerekirken dava dışı grup şirketine aktarılması, şirket açısından bir zarar olup davalı yöneticilerin ve bunu denetlemeyen denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu, ... dışındaki diğer davalıların söz konusu zarar miktarından sorumlu olacağı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile 794.318,56 TL'nin 15.12.2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karara karşı süresi içerisinde davacı vekili ile ... dışındaki diğer davalılar tarafından ayrı ayrı temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay ... H.D.'nin 17/02/2023 tarih 2023/ ... esas 2023/... karar sayılı ilamı ile mahkememizce verilen karar bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında " Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte davacı ... vekili, 13.09.2021 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden, 04.04.2022 tarihli dilekçesi ile davalı ... ... ... yönünden davayı geri aldıklarını, 6100 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi gereğince işlem yapılmasını talep etmiş olup, mahkemece bu yönde karar tesis edilmesi için davalılar ... ve ... ... ... yönünden kararın bozulması gerekmiştir. Dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde ve 359 uncu maddesinde tazminat istemek hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı ifade edilmiştir. Zarar doğuran eylem dava dışı şirkete yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılması olup, 15.12.2000 tarihi itibariyle zararın doğduğu, dava tarihi 23.01.2007 itibariyle davacının tazminat talep hakkının zamanaşımına uğradığı, davada fon alacağı söz konusu olmadığından 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davalılar ..., ... ..., ... ..., ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." denilmiştir. Yargıtay bozma ilamına mahkememizce uyulmasına karar verilmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/... esas 2023/... karar sayılı 28/12/2023 tarihli ilamı ile davalılardan ... ... hakkında iflas kararı verildiği ve verilen iflas kararının istinaf edilmesi nedeniyle henüz kesinleşmediği, İİK 194 maddesi gereğince ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar davanın durdurulması gerektiğinden , usul ekonomisi dikkate alınarak ... tarafından ... ... hakkında açılan davanın ana dosyanın tefrikine karar verilerek mahkememizin 2025/60 esas sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır. Davacı vekilince 13/09/2021 tarihli dilekçeyle davalı ... yönünden, 04/04/2022 tarihli dilekçeyle davalı ... ... ... yönünden davanın HMK 123 kapsamında geri alındığı, ... vekilinin 23/09/2021 tarihli dilekçesiyle geri almaya muvafakat ettiği, davalı ... ... ... vekilinin de 05/04/2022 tarihli dilekçesiyle geri almaya muvafakat ettiği ayrıca davalı ... ... ... vekili taraftan vekalet ücreti ve yargılama gider taleplerinin olmadığı yönünde dosyaya dilekçe sunduğu görülmüştür. En son duruşmada davalı ... vekili de HMK 123 maddesi gereğince davanın geri alınmasından dolayı davacı tarafa yargılama gideri ve vekalet ücreti istemediklerini bildirmişlerdir. Uyulan yargıtay bozma ilamı kapsamında , davacı tarafından davalı ... hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, davacının ... ve ... ... ... yönünden açtığı davanın HMK 123. Maddesine göre açılmamış sayılmasına, davacının diğer davalılar hakkında açtığı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. A.A.Ü.T 'nin 13/4 maddesinde " Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." A.A.Ü.T. 3/2 maddesinde " Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." denildiğinden bu maddelerde dikkate alınarak zaman aşımı nedeniyle davanın reddi nedeniyle bu davalılar lehine 30.000,00TL maktu vekalet ücreti, ... yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle 30.000,00TL maktu vekalet ücreti takdir edilmiş, HMK 123 maddesi gereğince haklarında açılmamış sayılması kararı verilen davalıların ise vekalet ücreti talep etmemeleri nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına şeklinde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacı tarafından davalı ... hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, 2-Davacının ... ve ... ... ... yönünden açtığı davanın HMK 123. Maddesine göre açılmamış sayılmasına, 3-Davacının diğer davalılar hakkında açtığı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 5-Davalı ... ve ... ... ... tarafından vekalet ücreti ve yargılama gideri istenmemesi nedeniyle bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Davalılardan ... , ... , ... ..., ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'sinin 13/4.maddesi ve 3/2.maddesi dikkate alınarak 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılardan ... tarafından yapılan 200,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 9-Davalılardan ... tarafından yapılan 250,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 10-Davalılardan ... ... tarafından yapılan 150,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 11-Davalılardan ... tarafından yapılan 150,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 12-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce resen ilgilisine iadesine, 13-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 81,00TL'nin mahsubu ile kalan 534,4‬0TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 14-Mahkememizin bozulan 2018/977 esas 2019/445 karar sayılı ilamı doğrultusunda yazılan harç makbuzunun tahsil edilmeksizin iadesi istenilmiş olup, ... Dairesi Başkanlığı'nın 02/11/2023 tarihli yazı cevabına göre söz konusu harç tahsil müzekkeresi kapsamında 4.938,14TL ana para , 2.495,48TL'de gecikme zammı olmak üzere kısmı tahsilat yapıldığı, geri kalan kısım ile ilgili olarak terkin/iade işlemi yapıldığı bildirildiğinden , kararın kesinleşmesi halinde tahsil edilen tarafın yazılı olarak talep etmesi halinde iadesi için ilgili vergi dairesi müdürlüğüne yazı yazılmasına, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a Temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 23/01/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/639, K. 2025/43, T. 24.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-639-e-2025-43-k-8bb8af40eebe