İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/6 E. 2025/276 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/6
Karar No
2025/276
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/6 Esas KARAR NO:2025/276 DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ:03/01/2023 KARAR TARİHİ:22/04/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... plakalı araç sahibi iken ticari amaçla kullandığını, ancak müvekkili söz konusu aracı 13/06/2019 tarihinde ...-Van'da faaliyet gösteren sahibinin ve yetkilisinin ... isimli kişi olan ... ...adlı Oto Galerisine sattığını ve harici satış sözleşmesi yaptığını, aracı ... ...adlı Oto Galerisine teslim ettiğini, aracını satın alan oto galericisi yetkilisinin galerici olması nedeniyle aracın kaydını adına almayacağını, aracı başka kişilere satacağını, bu nedenle aracın kaydını adına almaya gerek olmadığını belirterek aracı sattığı zaman kaydının devri için vekaletname isteyeceğini belirtmiş ve 26/06/2019 tarihinde aracı satınca müvekkilinden ... 3.Noterinin 28/06/2019 tarihli, ... Yevmiye Nolu araç satış vekaletnamesini aldığını ve müvekkilinin ... geri döndüğünü, müvekkilinin ... plakalı aracının kazaya karıştığını, aracı kullanan şahsın ise ... adlı şahıs olduğunu, bu şahsın da ehliyetsiz olduğu iddiası ile davalı sigorta şirketince hakkında başlatılan takip ile öğrendiğini, müvekkili bu arada derhal aracı sattığı ... ...adlı Oto Galericisinin yetkilisi ve sahibi ... ile iletişime geçmiş ve ... aracı yabancı uyruklu bir kişiye sattığını, aracı alan kişinin ehliyetinin olduğunu, aracı da ona teslim ettiğini ancak yabancı olduğu için aracın devrinin henüz yapamadığını müvekkiline belirttiğini, müvekkili aracı kullanan şahsın ehliyetinin kendisine gönderilmesini istemiş ... da aracı kullanarak kazaya karışan ... isimli şahsın ehliyet örneğini müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin işleten sıfatı olmadığından müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini ve haksız olarak müvekkili hakkında başlatılan ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 26.06.2019 tarihinde, ... plakalı araç dava dışı sigortalı aracın sürücüsü ... sevk ve idaresinde iken, ... Mahallesi ... .... Caddesi üzerinde askerlik şube kavşağına geldiği esnada, kendisine kırmızı ışık yandığı esnada karşıdan karşıya geçen dava dışı ...'a çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ayrıca ... plakalı araç sürücüsü ...'in yeterli sürücü belgesine sahip olmadığının tespit edildiğini, müvekkili sigortacı şirket tarafından, 5684 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bağımsız ve uzman aktüerler tarafından maluliyet tazminatı miktarının tespiti için yaptırılan incelemeler sonucunda meydana gelen maluliyetin sürekli iş göremezlik tazminat bedeli, dava dışı sigortalı aracın sürücüsünün %100 kusuru nispetinde 58,751.69 TL olduğu tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından dava dışı ...un maluliyeti gereğince, mağdura 07.01.2021 tarihinde 58,751.69 TL Sürekli iş göremezlik tazminat ödemesi yapıldığını, ayrıca dava dışı mağdura geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderlerine ilişkin 15.11.2021 tarihinde 12.635,19 TL tazminat ödemesi daha yapıldığını, müvekkili şirket, alacağın tahsili amacıyla 58,751.69 TL'lik sürekli iş göremezlik tazminatı için ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, işbu takibe davacı borçlu tarafından süresinde itiraz edilmiş ve takip durdurulduğunu, huzurda ikame edilen davanın konusu ise müvekkili şirketçe 15.11.2021 tarihinde yapılan 12.635,19 TL'lik ödeme sonucu başlatılan .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına ilişkin olup, borçlu davacı tarafından işbu takibe süresinde itiraz edilmediğini ve takip kesinleştiğini, davalı sigortalının aracı sattığında aracın devir işlemlerini de gerçekleştirmesi gerektiğini, bu husus tamamen davacının sorumluluğunda olduğunu, sigortalı özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, satış işlemlerini gerçekleştirmeden, kendi rızasıyla sigortalı aracını oto galeriye bıraktığını, söz konusu trafik kazası meydana geldiği tarihte davacı sigortalı ..., sigortalı aracın işleteni/ maliki konumunda olduğunu, işleten sıfatı değişmemiş olup, sigortalı aracın verdiği zararın da sigortalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, 26.06.2019 tarihli trafik kazası sonucunda ödenen maluliyet tazminatının ZMSS Genel Şartlar B.4.b bendi uyarınca, sigortalı aracın sürücüsünün kaza tarihinde gereken ehliyetnameye sahip olmaması nedeniyle rücu edilmesi maksadıyla ikame edildiğini, haksız davanın reddini, icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini ve müvekkili şirketin davaya konu icra takibini başlatmakta kötüniyetli olmadığını, davacının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı olarak davalı sigortacının davacı sigortalı aleyhine başlatmış olduğu rücuen alacak istemli icra takip dosyasından davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Celp edilen belgeler üzerinde yapılan incelemede resmiyette davacı adına kayıtlı, olay tarihinde ...'in sevk ve idaresindeki, davalı şirket nezdinde sigortalanmış olan ... plakalı aracın seyir halinde iken dava dışı ...'a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında dava dışı 3. Kişinin yaralanması sebebiyle davalı sigorta şirketi tarafından yaralanan şahsa cismani zarardan kaynaklı tazminat ödemesinin yapılmış olduğu, davalı aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonunda 2021.E... numarası ile başvuru yapıldığı, yapılan inceleme sonucunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan harici ödeme de mahsup edilmek kaydıyla "Başvuru sahi n talebinin kısmen kabulü ile 3.658 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 597 TL bakıcı gideri ve 600 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 4.855 TL'nin, 09/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine, 4200 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin ise reddine," karar verilmiş olduğu, bu karar akabinde davalı sigorta şirketi tarafından ödenen geçici iş göremezlik + bakıcı ve tedavi gideri kapsamında yapılan 12.635,19 TL asıl alacak ve işlemiş 607,35 TL faiz ile birlikte toplam 13.242,72 TL'nin davacı sigortalısından tahsili amacıyla davacı aleyhine ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı Dosyasından takip başlatılmış olduğu, davacı tarafça işbu icra dosyasına yönelik borçlu olunmadığının tespiti talebinde bulunulmuş olduğu görülmüştür. Somut olayda; davacının kendisine ait ve davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olan ... plakalı aracı 13/06/2019 tarihinde ...-Van'da faaliyet gösteren sahibi ve yetkilisi ... isimli kişi olan ... ...adlı Oto Galerisine haricen sattığını, araç için resmi satım sözleşmesi yapılmadan galeri sahibine ... 3.Noterinin 28/06/2019 tarihli, ... Yevmiye Nolu araç satış vekaletnamesini verdiğini, ...'ın da aracı yabancı uyruklu bir kişiye sattığını, aracı alan kişinin ehliyetinin olduğunu, aracı da ona teslim ettiğini ancak yabancı olduğu için aracın devrinin henüz yapamadığını, bu esnada aracın ... adlı şahsın kullanımında iken gerçekleşen kaza sebebiyle davalı sigorta şirketinin dava dışı 3. Kişiye ödemiş olduğu bedeli ... isimli kişinin ehliyetinin olması sebebiyle davacıdan rücu edemeyeceği, koşulların oluşmadığı gerekçesiyle işbu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Öncelikle davacının kazaya karışan araca ilişkin olarak harici satım sebebiyle işleten sıfatının bulunmadığına yönelik yapmış olduğu itiraz incelendiğinde; Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2020/837 Esas, 2022/2343 Karar Sayılı, 26/12/2023 Tarihli "... Dava, trafik kazası nedeniyle araç hasar bedeli ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ...'nun işleten sıfatının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur. ... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” denilmek suretiyle işletenin tanımı yapılmıştır. 2918 sayılı Kanunun 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Yargıtayın ve doktrinin kabul ettiği maddi ölçüte göre ise; trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup, önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Yine aynı Kanunun 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Açıklanan düzenlemeler karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde, kullanımın uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 12/11/2019 tarih 2017/5364 Esas 2019/10474 Karar sayılı ve 26/09/2019 tarih 2019/948 Esas 2019/8600 Karar sayılı emsal ilamları). Bunun yanı sıra, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d bendi "(Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir." hükmünü içermektedir. Görüldüğü gibi Yasa'nın 20/d bendinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin ancak noterler tarafından yapılacağı hükmüne yer verilmiştir. Ancak böyle bir satış ve devir işlemi araç üzerindeki mülkiyet hakkını devre elverişlidir. Bu devrin yöntemince aracın kayıtlı olduğu, tescil müdürlüğüne bildirilmemesi yüzünden aracın tescil kaydında bir değişiklik yapılmaması satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemez ise de, anılan yasa maddesinde belirtilen türden resmi bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış işlemine dayalı olarak işleten sıfatının ve araç üzerindeki mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalar ve yasa metni ışığında somut olayın davalı ... yönünden değerlendirilmesine gelince, davalı ...'nun kaza tarihi itibariyle aracın kayıt maliki olup 2918 sayılı KTK'nun 3. maddesi ve 20/d maddesi birlikte göz önünde bulundurulduğunda, aracın maliki olan davalı tarafından aracın kanunen aranan resmi şekle uygun olarak satışının yapıldığını gösterir herhangi bir kaydın bulunmadığı, haricen satım hususunun 3. kişi konumunda bulunan davacılara karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, " şeklindeki ilamı ve yasal düzenlemeler kapsamında davacının yapmış olduğu harici satım işleminin gerek dava dışı 3. Kişi konumunda olan yaya tarafından bilinebilecek mahiyette olmaması gerekse satış işlemi sebebiyle poliçenin iptal edilmesine yönelik olarak davalıdan herhangi bir talepte bulunulmaması sebebiyle davalı sigorta şirketi tarafından da bilinme ihtimali bulunmadığından somut olayda davacının işleten sıfatının ortadan kalktığından bahsedilemeyecek olup bu kapsamda davacının kaza sebebiyle araç maliki olarak sorumluluğu devam etmektedir. Davacının davalı sigorta şirketinin rücu şartlarının oluşmadığına yönelik itirazı incelendiğinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "B.4. ZARAR GÖRENLERİN HAKLARININ SAKLI TUTULMASI VE SİGORTACININ SİGORTALIYA RÜCU HAKKI" başlığını taşıyan maddesinin ; "(1) Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. (2) Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. (3)Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: ... b)(Değişik:RG-2/2/2016-...) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekliel konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlalisonucunda meydana gelmiş ise" şeklindeki düzenlemesi uyarınca somut olay bakımından rücu şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için yargılama esnasında mahkememizce dava dışı sürücünün yurda giriş çıkış bilgileri, ehliyetinin olup olmadığına yönelik evraklar, ceza dosyası, sigorta tahkim dosyası celp edilmiş, 1 trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisinden rapor alınmış olup bu kapsamda mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; Olay şartında, kırmızı trafik ışığına rağmen ve yaya geçidinden geçmekte olan yayaya rağmen seyrini sürdürerek yönetiminde olan aracın ...” a çarpmasına neden olan ... plakalı aracın sürücüsü ... trafik kurallarına aykırı, tedbirsiz ve dikkatsiz davranışlarıyla olayda tam kusurlu olduğu, üzerine yönelen araç karşısında etkili tedbir alması beklenemeyecek olan ...” un kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır. Dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan, 13.06.2019 tarihli, “Satış Protokolü” başlıklı belgede, ... plakalı aracın ... tarafından ...' e satıldığı belirtilmiştir. 2918 sayılı K.T.K” nun “Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlığı altında verilen “d” fıkrasında, (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersiz olduğu belirtilmiştir. Türkiye Noterler Birliğinin 20.12.2023 kayıt tarihli yazı ekinde yer alan, şasiden geçmiş araç ve sahiplik sorgulama föyünden, ... plakalı aracın, 07.11.2017 ile 03.07.2019 tarihleri arasında, 26.06.2019 hasar tarihini kapsayacak şekilde, davacı ... adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının, Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlığı altında verilen B.A. maddesinin “b” fıkrasında, (Değişik:RG-2/2/2016-...)(1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise sigortalısına rücu edileceği belirtilmiştir. Dava dilekçesi ekinde sürücü ... adına düzenlenmiş uluslar arası sürücü belgesi sunulmuştur Belgenin arka yüzünde bulunan araç sınıflarından ve arka yüzünde bulunan kare koddan, belgenin 17.12.2019 tarihinden 16.12.2024 tarihinde kadar “A”, "B", "C1" ve "D1” sınıfı araçlar için geçerli olduğu anlaşılmaktadır. T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 01.08.2023 UYAP tarihli, yazısında özetle, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 88 nci maddesinin (b) bendinde, yabancıların dış ülkelerden aldıkları sürücü belgeleri ile ülkemizde araç kullanmalarında, dış ülkelerden alınan sürücü belgeleri ile ülkemize giriş yapıldığı tarihten itibaren en fazla altı ay süreyle araç kullanılabilecekleri, Mernis veri tabanında yapılan sorgulamada, adı geçen kişiye ait ülkemizden alınan sürücü belgesi bilgilerine rastlanılmadığı, dış ülkelerden alınan sürücü belgelerinin, yukarıda belirtilen mevzuat hükmü gereğince ülkemizde 6 ay süre ile kullanılabileceği, adı geçen kişinin ülkemize giriş yaptığı tarihin ise Emniyet Genel Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığından öğrenilebileceği belirtilmiştir. İstanbul İl emniyet Müdürlüğü nün 27.09.2023 UYAP tarihli yazısı ekinde yer alan bilgilerden, sürücü ...' in yazı tarihi itibariyle en son 05.01.2018 tarihinde ülkemize giriş yaptığı belirtilmiştir. Dosyada mevcut belgelerden, sürücü ...' in ülkemizden alınmış bir sürücü belgesi olmadığı ülkemizi en son 05.01.2018 tarihinde giriş yaptığı, bu hali dış ülkeden aldığı sürücü belgesinin geçerlilik süresinin 05.07.2018 tarihinde dolmuş olduğu, 26.06.2019 kaza tarihi itibariyle geçerli bir sürücü belgesi bulunmadığı, Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlığı altında verilen B4. maddesi kapsamında davacı sigorta şirketinin sigortalısına rücu hakkı bulunduğu kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Bu kapsamda celp edilen evraklar ve yasal düzenlemeler uyarınca kaza anındaki sürücü sürücü ...' in ülkemizde geçerli bir sürücü belgesinin bulunmadığı, davalının meydana gelen kaza sebebiyle yapmış olduğu ödemeyi davacıdan rücu edebileceği kanaatine varılmıştır. Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davalı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder. Bu sebeple dosyada davalı tarafından dava dışı 3. Kişiye yapılan ödemenin bir kısmının haricen yapıldığı, akabinde zarar gören tarafından ödemenin yeterli olmadığından bahisle Sigorta Tahkim Komisyonunda 2021.E... numarası ile başvuru yapmış olduğu ve davalı sigortacının yapmış olduğu ödemenin denetimden geçmiş olduğu hususu da göz önünde bulundurulacak celp edilen tahkim dosyası incelendiğinde; Dosyada mübrez 26/11/2020 Tarih, ... Rapor no.lu ... Üniversitesi'nden alınan Sağlık Kurulu Raporu'nda, başvuru sahibinin sürekli iş göremezliğinin 22, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay ve bakıcı ihtiyacının 60 gün olarak belirlendiği görülmektedir. Sigorta şirketi ise %9 özür oranı üzerinden bir ödeme yaptığı anlaşılmakla raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için adli tıp konusunda uzman doktor bilirkişi atanmasına karar verilmiştir. 02/07/2021 tarihli ara karar ile, 26/06/2019 tarihinde vukua gelen trafik kazasında öncelikle kusur durumu ile ilgili inceleme yapılmak üzere Bilirkişi ...'dan bilirkişi düşüncesi alınmasına; kusura ilişkin incelemeden sonra tazminat talep haklarının varlığının tespiti halinde, başvuru sahibinin “%9 özür oranı ve 4 ay geçici iş göremezlik, 2 hafta süreli bakıcı giderine ilişkin tazminatın varlığı ve miktarına ilişkin olarak, sigorta şirketinin 9 maluliyet oranı esas alınarak yapmış olduğu 58.751,69 TL ödeme de dikkate alınarak davacının yaralanmasına ilişkin tazminatın TRH 2010 tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınmak suretiyle tespiti için konusunda uzman Aktüer-Bilirkişi ...'dan bilirkişi raporu alınmasına ve dosyanın Bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 15/07/2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu'nda; ... plakalı hususi otomobil sürücüsü ...: Kazanın oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu, ...: Kazanın oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine” göre %9 Maluliyet oranına göre hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatı 38.365 TL'dir. Sigorta Şirketi tarafından yapılmış olan tazminat ödemesi yeterlidir. Davacı için 3.658 TL bakiye geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Davacı için 597 TL geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı, belirtilmiştir. Başvuru sahibi vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile uyuşmazlık tutarının 5000 TL'den 9.055 TL'ye yükseltildiği (4200 TL sürekli, 3658 TL geçici, 597 TL bakıcı, 600 TL rapor) ve ilk itirazlarını tekrar ettikleri beyan edilmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede anılan dosyada dava dışı ...'ûn maluliyet oranının yasal içtihatlar uyarınca kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre hesaplandığı ve bu kapsamda yapılan tespitin davalı tarafından esas alındığı gibi Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından da esas alınarak kazadaki %50- %50 kusur oranına göre hesaplama yapılmış olduğu, yapılan hesaplamanın yasal düzenlemelere, içtihatlara uygun olduğu; nitekim mahkememizce alınan kusur raporunda sürücünün %100 kusuru olduğu belirlenmesine rağmen davacının lehine olarak şekilde tahkim komisyonunda %50 kusur oranına göre hesaplama yapılarak miktarın belirlendiği, bu haliyle davalının dava dışı 3. Kişiye fazla ödeme yapmış olduğundan bahsedilemeyeceği, alınan raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olması sebebiyle usul ekonomisi ilkesi uyarınca yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiş olup bu kapsamda davalının yapmış olduğu ödemeler sebebiyle yukarıda açıklandığı üzere davacıdan rücuen tahsil talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir.(Yargıtay 17 HD, 2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede davalı sigorta şirketi tarafından 13.01.2023 tarihli yazı ekinde dosyaya sunulan hasar dosyasında yer alan ödeme belgesinden, 07.01.2021 tarihinde davalı şirket tarafından, alıcı ... (... vekili) hesabına 58.751,69 TL ödeme yapıldığı, sigorta tahkim dosyası akabinde yeniden ödeme yapılmış olduğu, ilk ödeme tarihi olan 07.01.2021 tarihi ile takip tarihi arasında geçen sürede yasal faiz üzerinden yapılan işlemiş faiz hesabında davalının talep edebileceği miktarın talep edilenden daha fazla olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalındığından davacının davalıya borçlu olmadığı bir miktarın bulunmadığı kanaatine varılmakla davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi bakımından yapılan incelemede davaya konu olayın haksız fiil mahiyetindeki trafik kazasından kaynaklanmakta olması, likit olmaması sebebiyle talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1- Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalının davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine 3-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafın adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan yargılama yapılırken suç üstü ödeneceğinden karşılanan 157,00-TL tebligat ve posta gideri, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.657,00-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 13.242,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/6, K. 2025/276, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-6-e-2025-276-k-8da49c75a14e