İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/552 E. 2024/497 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/552
- Karar No
- 2024/497
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/552 Esas KARAR NO : 2024/497 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 04/08/2022 KARAR TARİHİ : 17/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı müvekkili şirketin, davalı/borçlu aleyhine ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile hasar ödemesi sebebi ile rücu alacağına yönelik olarak ilamsız icra takibi başlattığını, davalılar/borçlular, kendilerince yapılan işbu icra takibinde borca, faize ve tüm ferilere kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, yapılan itiraz tamamen haksız ve kötü niyetle yapılmış olup, itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamının gerektiğini,... günü 21:30 sıralarında ...'in sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile, ...'ta, polis ekiplerinden kaçan ve aniden arkadan gelen araç sahibi ve aynı zamanda müvekkili şirketin sigortalısı ... A.Ş. ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, aracın sol arka ve sol ön kısmının hasarlandığını, müvekkili ... Sigortanın, ilgili hasar nedeni ile karşı tarafın uğramış olduğu zararları karşıladığını, akabinde de davalı yandan ödenen bedelin rücuen tahsili için ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından başlatılan takibe haksız şekilde itiraz edildiğini, davalı/borçluların haksız itirazının iptali ile alenen kötü niyetli olan borçlulardan %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talep etme zaruriyeti hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerden ötürü; ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına davalı/borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar Davacı tarafından Mahkemede dava açılmış ise de, açılan davanın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının rücu hakkının bulunmadığını, müvekkili Şirketin dünyanın en büyük araç kiralama firmalarından biri olan ... ile aralarındaki Franchise Sözleşmesi uyarınca ...'de 35 ilde 80'in üzerinde ofis ile araç kiralama hizmeti yaptığını, müvekkili Şirket adına ruhsatlı ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 24.09.2020 - 27.09.2020 tarihleri için dava dışı ...'e kiralandığını, dava konusu maddi hasarlı kazanın, işbu aracın Kira Sözleşmesi ile dava dışı ...'e kiralandığı tarih olan 24.09.2020 tarihinde meydana geldiğini, öncelikle davacı tarafın, müvekkili Şirket'in sigortacısı olup, davaya konu ... plakalı aracın Trafik Poliçesi -ZMMS ile sigortalı olduğunu, davacının, kazanın karşı tarafı olan dava dışı ...'in .... plakalı aracında işbu kaza sonucu meydana gelen hasar sebebiyle uğramış olduğu zararını karşıladığını ve akabinde Müvekkili Şirket'ten hasar bedelini rücuen tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası uyarınca icra takibi başlattığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlü olduğunu, ayrıca, Sigorta Şirketi tarafından ödenen bedellerin hangi şartlarda sigortalıya rücu edebileceğinin aynı Genel Şartlar'ın B-4 maddesi uyarınca belirtilmiş olup, davacı tarafın ödemiş olduğu hasar bedelini hangi sebeple Müvekkili Şirket'ten rücu ettiğini dava dilekçesinde belirtmediğini, kaldı ki, rücu şartları gerçekleşmediğinden ortada bir alacak da bulunmadığını, davacı Sigorta Şirketinin iddiasını ispat bir yana, hasarın neden teminat dışında kaldığını dahi belirtmediğini, davacı Sigorta Şirketi'nin davasının kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki; hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı'nın dilekçesinden aracın polis uyarısına rağmen durmamış olması nedeniyle teminat dışında kaldığının iddia edildiği varsayılsa dahi; Davacı'nın davasının kabulünün yine de mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 26/04/2023 tarihli celsesinde dosyanın bir makine mühendisi, bir trafik kazalarında kusur tespiti alanında uzman ve bir sigortacı bilirkişiden oluşacak heyete tevdii ile ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktasında rapor aldırılmasına karar verilmiş olup 08/06/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: "1. ... plakalı aracın sürücüsü ...'in; Karayolları Trafik Kanununun 47. maddesinin d) fıkrası ile 52.maddesinin a) ,b) ve c) fıkralarını ve 73.maddesi ile 81.maddesini ve 84.maddesinin d) fıkrası ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 145.maddesinin e) fıkrası ile Türk Ceza Kanunu'nun "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179.maddesinin 2.fıkrasına ihlal ederek; Karayolunda araç ile seyir halindeyken, Trafiği düzenleme ve denetimle görevli trafik zabıtası veya özel kıyafetli veya işaret taşıyan diğer yetkili kişilerin uyarı ve işaretlerine ve Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorunda olup, Karayolunda aracını, kamunun rahat ve huzurunu bozacak veya kişilere zarar verecek şekilde sürmemek ayrıca hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak ve diğer bir aracı izlerken yukarıda belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak ve arkadan çarpmamak zorunda olduğu halde, Olay yeri firar sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile 24.09.2020 günü saat:21.30 sıralarında, ... İli, ... İlçesinde, ... Mahallesi, 59. Sokağı üzerinden ...'una katıldığı esnada uygulama yapan polis ekiplerinden kaçmak isterken ... üzerinde ... istikametine seyir halinde olan, sürücü ... 'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpması sonucu, dava konusu trafik kazasının meydana geldiği, Polis Merkezinde verdiği ifadesinde " ... içindeki sokaktan ...'e bağlanırken Polis uygulama yapıyordu. Bende o anlık psikolojik durumumdan dolayı sinirlerim bozulduğu için durmadım. Önümdeki araca çarptığım için üzgünüm. Daha sonra çarptığım araç sürücüsüne ulaşıp özür diledim. Karşı tarafın zararını karşılamaya razıyım." Şeklinde beyanda bulunduğu ve ayrıca meydana gelen kazaya direk etkisi olmasa da, karıştığı kazayı yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak zorunda olmasına rağmen, kaza yerini terk ettiği, bu durumda, Polisin uygulama noktasındaki "DUR" ihtarına uymayarak, kaçarken ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpmasıyla, bu şekilde asli ve tam kusurlu olarak trafik kazasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında %100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU, 2. ... plakalı aracın sürücüsü ... 'in; Meydana gelen trafik kazasında, trafik kazasının oluşuna direk etki eden ve Trafik kuralı olarak uymak zorunda iken ihlal ettiği Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddeleri bulunmadığından, meydana gelen trafik kazasında KUSURUNUN OLMADIĞI; 3. Hasar yönünden gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere işbu dava konusu kazada ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 6.749,75 TL olduğu, 4. Davacı sigorta şirketinin, 2918 Sayılı KTK.'nun 95. Maddesi ve KZMMS Genel Şartları B.4 maddesi gereğince sigorta sözleşmesinin tarafı olan davalı sigortalı araç malikine / işletenine poliçe limitleri dahilinde ödemiş olduğu 6.749,75 TL tutarı rücu edebileceği," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 25/10/2023 tarihli celsesinde dosyanın rapora itirazların değerlendirilmesi ve davalı şirkete ait araç sürücüsünün kusurunun ağır kusur boyutunda olup olmadığı yönündeki itirazın da değerlendirilerek bu yönde ek rapor tanzim edilmesi için bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup 19/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE KÖK RAPORUNDAKİ KUSUR ORANLARINDA SABİT KALINMIŞ OLUP, 1. ... plakalı aracın sürücüsü ...'in; Karayolları Trafik Kanununun 47. maddesinin d) fıkrası ile 52.maddesinin a) ,b) ve c) fıkralarını ve 73.maddesi ile 81.maddesini ve 84.maddesinin d) fıkrası ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 145.maddesinin e) fıkrası ile Türk Ceza Kanunu'nun "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179.maddesinin 2.fıkrasına ihlal ederek; Karayolunda araç ile seyir halindeyken, Trafiği düzenleme ve denetimle görevli trafik zabıtası veya özel kıyafetli veya işaret taşıyan diğer yetkili kişilerin uyarı ve işaretlerine ve Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorunda olup, Karayolunda aracını, kamunun rahat ve huzurunu bozacak veya kişilere zarar verecek şekilde sürmemek ayrıca hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak ve diğer bir aracı izlerken yukarıda belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak ve arkadan çarpmamak zorunda olduğu halde, Olay yeri firar sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile 24.09.2020 günü saat:21.30 sıralarında, ... İli, ... İlçesinde, ... Mahallesi, 59. Sokağı üzerinden ...'una katıldığı esnada uygulama yapan polis ekiplerinden kaçmak isterken ... üzerinde ... istikametine seyir halinde olan, sürücü ... 'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracın arka kısımlarına çarpması sonucu, dava konusu trafik kazasının meydana geldiği, Polis Merkezinde verdiği ifadesinde " ... içindeki sokaktan...'e bağlanırken Polis uygulama yapıyordu. Bende o anlık psikolojik durumumdan dolayı sinirlerim bozulduğu için durmadım. Önümdeki araca çarptığım için üzgünüm. Daha sonra çarptığım araç sürücüsüne ulaşıp özür diledim. Karşı tarafın zararını karşılamaya razıyım." şeklinde beyanda bulunduğu ve ayrıca meydana gelen kazaya direk etkisi olmasa da, karıştığı kazayı yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak zorunda olmasına rağmen, kaza yerini terk ettiği, bu durumda, Polisin uygulama noktasındaki "DUR" ihtarına uymayarak, kaçarken ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpmasıyla, bu şekilde asli ve tam kusurlu olarak trafik kazasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında %100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU, 2. ... plakalı aracın sürücüsü ... 'in; Meydana gelen trafik kazasında, trafik kazasının oluşuna direk etki eden ve Trafik kuralı olarak uymak zorunda iken ihlal ettiği Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddeleri bulunmadığından, meydana gelen trafik kazasında KUSURUNUN OLMADIĞI; 3. Hasar yönünden gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere işbu dava konusu kazada ... plaka sayılı aracın hasar tutarının 6.749,75 TL olduğu, 4. ... plakalı aracın sürücüsü ...'in KZMMS Genel Şartlarında belirtilen; B.1.1. RİZİKONUN GERÇEKLEŞMESİ HALİNDE SİGORTALI VE/VEYA SİGORTA ETTİRENİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ başlığında belirtilen yükümlülüklerine aykırı davrandığı, yerine getirmediği, hasar akabinde polisten kaçması- kaza akabinde olay yerinde durmayarak tekrar kaçmaya devam etmesi-trafik kazası tespit tutanağı ve alkolsüz olduğuna dair alkol raporu tanzim etmemesi nedeniyle 2918 Sayılı KTK.'nun 95. maddesi ve KZMMS Genel Şartları B1 maddeleri (b) ve (e) bendleri gereğince ve B4 maddeleri (a) (f) bendleri gereğince davacı sigortacının, sigorta sözleşmesinin tarafı olan davalı sigortalı araç malikine, dosyada sunulu mevcut kiralama sözleşmesi gereğince işleten sıfatının değiştiğinin Sayın Mahkemece kabulü halinde ise işletenine rücu edebileceği görüş ve kanaatine varılmaktadır." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinden kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkin olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. KTK'nın 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2 maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Görülmekte olan davada taraflar arasındaki uyuşmazlık, kazada oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4.maddesi uyarınca; tazminat yükümlüğünün azaltılmasına ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortasına dönebilmesi kuralından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nın rücuya ilişkin B-4. maddesinin (f) bendinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması" hali rücu sebebi olarak düzenlenmiştir. Sigorta Genel Şartları B4-f bendin kapsamında sigortalı, sürücünün olay yerine terk eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur. Yaralamalı kaza olmasa dahi, olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. Söz konusu maddeki bedeni hasar ibaresi ile kastedilen olay yerinin terk edilmesi için zorunlu hallerin neler olduğunun açıklanmasıdır. Dolayısıyla; olay yerini terk nedenine dayalı rücu sebebinin maddi hasarlı trafik kazalarında da uygulanmasına engel bir hal bulunmamaktadır. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2022/63 E., 2023/1352 K.) Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; 24/09/2020 günü dava dışı ... sevk ve idaresindeki... plakalı araca davalıya ait aracın sürücüsü olan dava dışı ...'in hakimiyetindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda davalıya ait araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, her ne kadar davalı tarafça; kazanın ağır kusur veya kast hali olmaksızın gerçekleştiği, rücu şartlarının oluşmadığı ileri sürülmüş ise de; davalıya ait araç sürücüsünün polis ekiplerinin uygulama noktasında durmadığı, dosya arasında mevcut ifade tutanağına göre sürücünün beyanında kızının evden kaçmış olduğunu öğrenmesi nedeniyle aracı ile hızla evine doğru seyir halinde olduğunu, o anki psikolojik durumundan dolayı uygulama noktasında durmadığı savunmasında bulunmuş ve akabinde de kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Dava dışı sürücünün kaza sonrasında olay yerinden ayrılmasına sebep olarak ileri sürülen hususların ispat edilemediği gibi yargılama aşamasında da bu savunmaya ilişkin her hangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumda ispat yükü kendisine düşen davacı sigortacının; davalıya ait araç sürücüsünün olay yerini Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nın rücuya ilişkin B-4. maddesi kapsamında geçerli her hangi bir sebep olmaksızın terk ettiği ve bu suretle tutanak tanzim edilmesi ve alkol muayenesi vb. mevzuat gereği yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri yerine getirmediği ve bu suretle de rizikonun teminat kapsamında olmadığı hususunu ispat ettiği, bu ispatı müteakip artık ispat yükü kendisine düşen davalı tarafın ise az yukarıda açıklandığı üzere rizikonun teminat kapsamında olduğu yönündeki iddialarını ispat edemediği sonucuna ve vicdani kanaatine varılmıştır. ( Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 2020/1634 E., 2023/1566 K.) Açıklanan nedenlerle rücu şartları oluştuğundan, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar ve itirazın iptaline konu icra dosyası da dikkate alınarak davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf her ne kadar icra inkar tazminatı isteminde bulunmuş ise de; uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin, dava kabul ile sonuçlandığından da davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin davalı yönünden takip talebinde belirtilen şartlar ile devamına, 2-Uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 483,70 TL harçtan peşin alınan 85,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 398,17 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 5-Davacı tarafından yatırılan 85,53 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 7.080,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 92,20 TL ilk masraf (başvuru+vekalet harcı), 370,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 4.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.662,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 9-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2024 Katip (e-imza) Hakim (e-imza)