İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/130 E. 2023/174 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/130
- Karar No
- 2023/174
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO : 2020/130 KARAR NO : 2023/174 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 24/03/2020 KARAR TARİHİ : 26/04/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 19.02.2019 tarihinde Tehlikeli Kimyasal Madde Taşıyan Vasıtaların Boğaz Geçişlerine dair taşıma sözleşmesi akdedildiğini, tehlikeli madde taşıyan kamyon ve kamyonetlerin İstanbul Boğazındaki köprüleri kullanarak boğaz geçişi yapmalarının mümkün olmadığını, bu sebeple tehlikeli kimyasal madde taşıyan kamyonların İstanbul Boğaz geçişlerinin ancak bu işe tahsis edilmiş gemilerle belirli saatlerde yapılması gerektiğini, davalının İstanbul Boğaz Sirkeci- Harem hattında tehlikeli kimyasal madde taşıyan kamyonları arabalı vapurlar ile deniz yoluyla taşıma işiyle iştigal ettiğini, davalının boğaz geçişi yapacak kamyon şirketlerine pazarlama yaparak bunlara çeşitli avantajlı vadeler ve diğer imkanlar sunarak bir Pazar yaratmakta ve taşıtan olarak bu kamyonların davalı... tarafından bahsedilen taşıma sözleşmesi uyarınca boğaz geçişinin yapılmasını sağladığını, davacının davalı ile yıllık olarak sabitlediği geçiş fiyatlarını ve taşıma sözleşmesinin süresini esas alarak ve taşıma sözleşmesine güvenerek kendi müşterileri ile sözleşmeler yaptığını, taşımaların 2019 yılı şubat ayında başladığını, davacının sözleşmedeki borç ve yükümlülüklerini tamamen yerine getirmesine rağmen davalının 2019 yılı mayıs ayından itibaren sözleşmeye aykırı taleplerde bulunmaya başladığını, sözleşme süresini sınırlamak istediğini, teminat miktarını arttırdığını, vade süresinin 45 gün olmasına rağmen 30 güne indirmeye çalıştığını, sözleşmeye hukuka ve rekabet kurallarına aykırı olarak davacıdan bazı şirketlere çalışmamasını onlara hizmet vermemesini talep ettiğini, davalının fiili taşıyan olarak Sirkeci- Harem hattında tehlikeli madde taşıyan kamyonlara boğaz geçişi sağlayan tek firma durumunda olduğunu, pazarın hakimi ve tekel durumunda olduğunu, bu durumdan faydalanarak davacı ile olan sözleşmesine aykırı ek şartlar dayatmaya çalıştığını, davalının afaki sebeplerle, iyi niyete aykırı olarak, temerrüt halinin oluşmamış olmasına rağmen haksız ve dayanaksız olarak sözleşmeyi 19.09.2019 tarihinde feshettiğini, davacının 27.09.2019 tarihli cevabi ihtarnamesi ile iddia edilen temerrüdün ve fesih sebebinin ne olduğunun belli olmadığını, feshin haksız olduğunu, feshin kabul edilmediğini, sözleşmenin hukuka, iyi niyet kurallarına aykırı biçimde davalı tarafından feshedildiğini, sözleşmenin haklı sebeplere dayanarak ve temerrüt nedeniyle ve afaki iyi niyet kurallarına uygun olarak feshedildiğinin ispat yükünün davalıda olduğunu, 19.02.2019 tarihi ile 19.09.2019 tarihi arasındaki 212 günde davacının 616.607,56TL net kar elde ettiğini, doğru orantı ile sözleşmenin fesih tarihi olan 19.08.2019 tarihinden sözleşme süresi sonu olan 31.12.2021 tarihine kadar olan 834 günde en az 2.425.710,87 TL daha net kar elde etmesi beklenmekte iken sözleşmenin haksız feshi nedeniyle bu kardan mahkum kalındığını, davalı ve davacının ticari defterlerinin faturalarının ve mali kayıtlarının bilirkişilerce incelenmesiyle sözleşmenin yürürlükte olduğu sürede davacının ne kadar net kar elde ettiği ve sözleşme haksız olarak feshedilmesiydi sözleşme süresi sonuna kadar ne kadar kar elde edebileceğinin tespit edilebileceğini, davacının davalı ile yaptığı taşıma sözleşmesine güvenerek kamyon taşıması yapan dava dışı şirketlerle sözleşmeler yaptığını, bunlara karşı taşıma taahhütlerine girdiğini, davalı ile yapılan taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle davacının 3. kişilere karşı taahhütlerini yerine getiremediğini, bu sebeplerle 3. Kişilerin davacıdan taleplerde bulunduğunu, 3. kişilere ödenecek tazminat ve cezai şartların miktarının henüz netleşmediğini, bu zararların miktarlarının ancak zaman içinde belirlenebileceğini, bunlara ilişkin fazlaya ilişkin haklarının saklı olduğunu, zarar belirlenebilir olduğunda müddeabih ıslah yoluyla arttırılacağını belirterek, davanın kabulü ile davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış olduğu tüm zararların tespit edilerek şimdilik fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 2.000.000,00 TL müspet zararın davalı taraftan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 19.02.2019 tarihinde tehlikeli kimyasal madde taşıyan vasıtaların boğazdan geçişlerine dair taşıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davacının sözleşme kapsamında düzenlenen asıl ve yan edim yükümlülükleri yerine getirmek durumunda olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine davacının tek yükümlülüğünün boğaz geçişi yapacak araçların temini/bulunması olmadığını, bununla birlikte davacının sözleşme ile üstlendiği başka yükümlülüklerinin de bulunduğunu, davacının işbu yükümlülükleri yerine getirmediğini, sözleşmenin davalı tarafından İstanbul ...Noterliği'nin 19.09.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek ve davacının sözleşmenin 4., 5. ve 10. madde hükümlerinde düzenlenen yükümlülüklerini ve aynı şekilde tehlikeli maddelerin deniz yolu ile taşınması hakkında yönetmelik kapsamında yük ilgilisi sıfatını haiz olmasına rağmen bu mevzuatta düzenlenen yükümlülükleri yerine getirmemiş olması nedenleriyle haklı olarak feshedildiğini, davacı tarafından davalıya Fethiye ... Noterliğinin 27.09.2019 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı tarafından muhataba İstanbul ... Noterliğinin 10.10.2019 tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacının iddia ettiği fesih sebeplerinin hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, davacının bir takım tahmini fesih gerekçeleri yarattığını, bunların davalı tarafından sözleşmenin feshi için kullanıldığı varsayımıyla işbu davayı açtığını, bu nedenle davalı aleyhine ikame edilen işbu davanın ve tüm davacı iddialarının reddinin gerektiğini, davalının herhangi bir şekilde protesto/ihbar/ihtar yükümlülüğü olmamasına rağmen yapılan işin can ve mal güvenliği gerektiren ciddiyet arz eden durumu gözetilerek bu yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğinin şifai olarak defalarca hatırlatıldığını, davacı tarafından davalıdan herhangi bir isim altında zarar ve/veya tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, hiç bir şekilde aleyhe beyan teşkil etmemek kaydı ile davacı tarafından doğru orantı ile yapıldığı belirtilen hesaplama yönteminin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu, davacının kendisi tarafından taşıtılan araç sayısı sonsuza kadar artacakmış gibi bir hesaplama yaparak mahrum kaldığını iddia ettiği karı davalıdan talep ettiğini belirterek, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarının ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 04/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; Sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin ispatı konusunda dosyada yeterli belge bulunmaması nedeniyle mahkemenin bu belgeleri öncelikle...'dan talep etmesi gerektiğini, ... belgeleri sunamıyorsa ve mahkeme uygun görüyorsa delil ikame yükünün ...'a yüklenmesi ve haklı nedenin varlığı konusunda kanaatin oluşması gerektiğini, fesih haklı ise, tazminat talebinin de haklı olduğunun ve fakat bunun hesabında dört aylık sefer durdurulması ve pandemi nedeniyle sefer ve taşımaların azalması ile hakimin takdir yetkisi çerçevesinde zararın ve tazminatın belirlenmesi gerektiğini, fesih haksız ise ...lehine bir tazminat alacağı doğmayacağını belirttikleri anlaşılmıştır. 13/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; İlgili hükümler ve yer verilen Yargıtay kararları doğrultusunda, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafta olduğunu, haklı sebeple fesihte ise haklı bir sebebe dayanarak fesih hakkını kullanan taraftan bunun beklendiğini, bir başka ifadeyle somut olayda davalının feshi dayandırdığı haklı sebebin somut olayda gerçekleştiğini ortaya koymasının beklenebileceğini ancak somut olay bakımından gerekli bildirimlerin yapılmadığını iddia eden tarafın bunu ispat imkanı söz konusu olmadığından, davacının da feshin haksız olduğu iddiasını ispatlamak amacıyla ilgili bildirimleri yaptığına ilişkin delil sunmak zorunda olduğunu, fesih ihbarının davalı tarafından noter aracılığıyla yapılmış olduğunu, tacirler arası fesih bildiriminin şeklini düzenleyen TTK m.18/3'e herhangi bir aykırılık bulunmadığını, haklı nedenin gerçekleşip gerçekleşmediğini tespitte önem taşıyan 31.05.2019 tarihli ve davalının göndermiş olduğu mail ve 13.06.2019 tarihli davacının cevap maili incelendiğinde “Sıvılaştırılmış ve/veya sıkılaştırılmış gaz taşıyan araçların geçiş sözleşmelerini yaparak onaylı bir suretini davalıya teslim etmek” yükümlülüğünün bu araçlardan hiçbiri için yerine getirilmediğini, diğer ileri sürülen haklı nedenlere ilişkin ne davacı ne de davalı tarafça herhangi bir delilin sunulmadığını, tek bir haklı neden bakımından dahi olsa fesih ihbarında ileri sürülen haklı nedenlerden birinin tespit edilebildiğini, bu nedenle davalı tarafın feshinin sözleşmeye uygun olduğunu, bu kapsamda sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiğinden davacının fesih nedeniyle tazminat talep etme hakkının bulunmadığını beyan ettikleri anlaşılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen Tehlikeli Kimyasal Madde Taşıyan Vasıtaların Boğaz Geçişlerine Dair Taşıma Sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiasına dayanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf, 19/02/2019 tarihinde akdedilen taşıma sözleşmesi ile İstanbul Boğazı Sirkeci- Harem hattında tehlikeli kimyasal madde taşıyan kamyonların arabalı vapurlar ile Boğaz geçişinin sağlanması konusunda davalı ile anlaşma sağlandığını, sözleşme kapsamında borç ve yükümlülüklerini yerine getirmelerine rağmen davalı tarafın 2019 yılı mayıs ayından itibaren sözleşmeye aykırı taleplerde bulunmaya başladığını, sözleşme süresini sınırlamak istediğini, teminat miktarını arttırdığını, vade süresinin 45 gün olmasına rağmen 30 güne indirmeye çalıştığını, hukuka ve rekabet kurallarına aykırı olarak davacıdan bazı şirketlere çalışmamasını talep ettiğini, nihayetinde davalı tarafça sözleşmenin haksız ve dayanaksız olarak 19/09/2019 tarihinde feshedildiğini , sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle zararının oluştuğunu belirterek meydana gelen zararın tazminini talep etmektedir. Davalı taraf ise davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını, sözleşmede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu yükümlülüklerin davacı tarafa şifai olarak hatırlatıldığını, ayrıca 31/05/2019 tarihli ihtarname ile bildirildiğini, buna rağmen sözleşme gereklerinin yerine getirilmediğini, feshin haklı olduğunu savunmaktadır. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık 31/12/2021 tarihine kadar geçerli olacağı kararlaştırılan sözleşmenin, sürenin bitiminden önce feshedilmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, fesih nedeniyle meydana gelen zararın davalı taşıyandan talep edilip edilemeyeceği hususundadır. 04/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; Sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin ispatı konusunda dosyada yeterli belge bulunmaması nedeniyle mahkemenin bu belgeleri öncelikle...'dan talep etmesi gerektiği, ...belgeleri sunamıyorsa ve mahkeme uygun görüyorsa delil ikame yükünün ...'a yüklenmesi ve haklı nedenin varlığı konusunda kanaatin oluşması gerektiği, 13/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; fesih ihbarının davalı tarafından noter aracılığıyla yapılmış olduğunu, tacirler arası fesih bildiriminin şeklini düzenleyen TTK m.18/3'e herhangi bir aykırılık bulunmadığını, davalını “Sıvılaştırılmış ve/veya sıkılaştırılmış gaz taşıyan araçların geçiş sözleşmelerini yaparak onaylı bir suretini davalıya teslim etmek” yükümlülüğünü araçlardan hiçbiri için yerine getirmediği, diğer ileri sürülen haklı nedenlere ilişkin ne davacı ne de davalı tarafça herhangi bir delilin sunulmadığı, tek bir haklı neden bakımından dahi olsa fesih ihbarında ileri sürülen haklı nedenlerden birinin tespit edilebildiği, bu nedenle davalı tarafın feshinin sözleşmeye uygun olduğu, bu kapsamda sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiğinden davacının fesih nedeniyle tazminat talep etme hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Somut olayda TTK'da özel olarak düzenlenen ve navlun sözleşmesinin taraflarına, herhangi bir tazminat vermekle yükümlü olmaksızın sözleşmeyi fesih hakkı veren hâllerden biri söz konusu değildir. Bu durumda davacının navlun sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlardan davalı taşıyanın sorumlu tutulup tutulamayacağının genel hükümler ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirlenmesi gerekmektedir. Taraflar arasında imzalanan 19.02.2019 tarihli sözleşmenin, davalının 19.09.2019 tarihinde göndermiş olduğu fesih ihbarı ile ; davacının sözleşmenin 4., 5. ve 10. Maddelerinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle davalı şirketi risk altına soktuğu belirtilerek sözleşmenin 8.maddesi çerçevesinde feshedildiği görülmektedir. İlgili sözleşmenin feshe ilişkin 8. maddesi; "işin sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilmemesi ve aykırılıkların ardı ardına veya aralıklı olarak gerçekleştirilmek suretiyle 2 (iki) defa tekrar etmesi durumunda herhangi bir protesto çekmeye gerek kalmaksızın sözleşme feshedilecektir. Müşteri böyle bir durumda herhangi bir hak ve/veya zarar ziyan iddialarda bulunamaz. Bu hususta...’yu peşinen ibra eder." şeklindedir. Kural olarak sözleşmeyi fesheden tarafın haklı sebebi somut vakıalara dayalı olarak ispat etmesi gerekmektedir. Eldeki dosyada davalı vekili, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürmekte olup iddia eden tarafın bunu ispat etme imkanı bulunmadığından, davacı taraf feshe konu edilen yükümlülükleri yerine getirdiğini ortaya koymalıdır. Davalı tarafın 19.09.2019 tarihli ...yevmiye numaralı İstanbul ... Noterliğince gönderilen fesih ihtarnamesinde sözleşmenin ihlal edildiği iddia edilen maddelerine yer verilmiş olup, somut bir taşıma ile ilişkilendirme yapılmamıştır. Ancak davalı vekili cevap dilekçesinde davacı tarafa yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda 31/05/2019 tarihli talep yazısı gönderildiğini belirtmiştir. İlgili yazının incelenmesinden davalı tarafça sözleşme hükümleri çerçevesinde geçiş sözleşmeleri yapılan firmaların sözleşmelerinin bir suretinin 10 gün içerisinde kendilerine gönderilmesinin talep edildiği görülmektedir. Buna karşılık olarak davacı tarafın 13/06/2019 tarihli yazısı ile gizlilik ilkesi gereği geçiş sözleşmelerinin paylaşılamayacağını ancak talepleri olması halinde sıvılaştırılmış ve/veya sıkılaştırılmış gaz taşıyan araçların geçiş sözleşmelerini gönderebileceklerini belirtmiştir. Yazışmaların içeriğinden davalının fesih için dayandığı haklı nedenlerden biri olan “Sıvılaştırılmış ve/veya sıkılaştırılmış gaz taşıyan araçların geçiş sözleşmelerini yaparak onaylı bir suretini davalıya teslim etmek” yükümlülüğünü yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça talep halinde bu sözleşme suretlerinin iletebileceğini belirtilmişse de, bu bildirimlerin yapıldığını gösteren herhangi herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Buna göre davacının anılan sözleşmenin 10.3 maddesinde belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davalı tarafından fesih ihbarında ileri sürülen nedenlerden en az birisi bakımından haklı fesih koşullarının oluştuğu değerlendirilmiştir. Yapılan yargılama sonunda ; taraflar arasında 19/02/2019 tarihli Tehlikeli Kimyasal Madde Taşıyan Vasıtaların Boğaz Geçişlerine Dair Taşıma Sözleşmesi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin davalı tarafın 19/09/2019 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiği, davacı tarafça fesih nedeniyle meydena gelen müspet zararın talep edildiği, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı bakımından haklı fesih koşullarının oluştuğu, anılan sözleşmenin 8.1. maddesi hükümleri de gözönüne alındığında davacının tazminat talebinin akdi ve hukuki dayanağının bulunmadığı kanaatine varılmış olduğundan, bu kanaat ışığında davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Peşin alınan 34.155,00 TL harçtan, karar harcı olan 179,90 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 33.975,10 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 199,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/04/2023 Başkan . ✍e-imzalıdır. Üye ✍e-imzalıdır. Üye ✍e-imzalıdır. Katip ✍e-imzalıdır.