İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/325 E. 2024/638 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/325
Karar No
2024/638
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/325 Esas KARAR NO : 2024/638 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/03/2017 KARAR TARİHİ : 16/10/2024 Mahkememizin 2017/... E. Sayılı dosyasına yapılan yargılama sonunda verilen 06/03/2019 tarihli 2019/... K.sayılı ilama karşı yapılan istinaf itirazı üzerine ... Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi'nin 07/04/2022 tarihli 2019/... E. 2022/... K. sayılı ilamı ile kaldırılmakla mahkememizin 2022/325 sayılı esasına kaydedilen dava dosyasına yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin grup şirketi olan ... A.Ş. Tarafından davalıya bir teklif metni gönderildiğini, akabinde ise bu teklifin davalı tarafından onaylandığını ve sözleşme haline geldiğini, müvekkili tarafından davalıya çeşitli tarihlerde sevk irsaliyetli faturalar ile anlaşma konusu malların gönderildiğini, faturaların toplam bedelinin 78.635,85.-USD olduğunu, davalı tarafından müvekkiline 1.016,23.-USD'lik fiyat farkı faturası kesildiğini, bu tutarın tenzili ile ise müvekkilin alacaklı olduğu tutarın 77.619,62.-USD olduğunu, davalı tarafından çeşitli tarihlerde toplam 67.847,64.-USD'lik ödeme yapıldığını, bakiye 9.648,57.-USD'nin ise davalı tarafından ödenmediğini, davalının ayrıca mütemerrit duruma düştüğünü, davalı tarafından yapılması gereken ödeme vadelerinin ve vade farkına ilişkin hususların, gerek taraflar arasında akdedilen sözleşmede ve gerekse söz konusu faturalarda yer aldığını beyanla neticeten davalarının kabulü ile, 9.648,57.-USD'nin davalıdan temerrüt faizi ile tahsilini, vade farkına illişkin fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 500,00.-USD kısmi alacağın davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının vade farkına ilişkin kısmi talebinin yerinde olmadığını, davacı tarafından düzenlenen fatura karşılıklarının TL olarak nakden ve çek ile müvekkili tarafından ödendiğini, davacı tarafından talep edilen kur ve vade farkı tutarlarının haksız olduğunu, ayrıca söz konusu faturaların müvekkilini tebliğ edilmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede kur farkında ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığını, davacı tarafından vaat edilen teslim tarihlerinde de gecikmeler yaşandığını, bu nedenle müvekkilin de dava dışı 3. Kişilere taahhüt ettiği işlerde geciktiğini ve uzun süre ödeme alamadığını, davacıya yapılan geç ödemelerin sebebinin de bu olduğunu, davacının kur farkı talebinin de yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede vade farkının yıllık mı aylık mı olduğunun dahi belirtilmediğini, taraflar arasında vade farklarına ilişkin bir uygulama ve/veya teamül olmadığını beyanla neticeten davanın reddini, her türlü dava masrafının ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi Mali Müşavir ... ve borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı Doç Dr. ... tarafından hazırlanan 02/06/2024 tarihli bilirkişi kök raporu ve 29/04/2024 tarihili bilirkişi ek raporu mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. Dava, taraflar arasındaki alım satım ilişkisinden kaynaklı kur farkı alacağının tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. Mahkememizin 2017/... E. Sayılı dosyasına yapılan yargılama sonunda verilen 06/03/2019 tarihli 2019/... K.sayılı ilama karşı yapılan istinaf itirazı üzerine ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 07/04/2022 tarihli 2019/... E. 2022/... K. sayılı ilamı ile "...Mahkemece hükme esas alındığı anlaşılan, ikinci bilirkişi ek raporunda, davalıya kesilen faturaların düzenleme tarihlerindeki TL tutarının USD karşılığının 78.332,63 USD olduğu, davalı tarafından yapılan TL ödemelerin USD karşılıkları itibariyle 69.342,19 USD olduğu, buna göre davacı alacağının 8.990,44 USD olabileceği belirtilmiş, mahkemece de bu rapor içeriği dikkate alınarak davalının raporda belirtilen ödemelerinin 9.312,19 USD olduğu ( dayanak alınan rapordaki davalı ödeme tutarı sehven yanlış alınmış) kabulü ile sonuçta Davacının 9.020,45 USD alacak talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu alacak kaleminin ise gerekçede davacının fatura konusu bakiye mal bedeli olup, davalı yanca ödemenin kanıtlanmadığı, ödenmeyen mal bedeli olduğu belirtilmiştir. Oysa alınan bilirkişi rapor içeriklerinden anlaşıldığı üzere davacının bu alacak kalemi, taraflar arasındaki kur farkı hesabından kaynaklanmaktadır. Mahkeme gerekçeli kararın son bölümünde ise " kur /vade farkına dayalı alacak istemi yönünden ise vade farkının ödememe/ temerrüt haline bağlandığı ve davacı yanın temerrüt faiz istemi ile ayniyet gösterdiği gibi ayrıca Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanan 2013/14587 esas, 2013/17996 karar, 2016/6067 esas, 2017/842 karar, 2017/4782 esas, 2018/5802 karar sayılı ilamlarında da işaret edildiği üzere taraflar arasındaki anlaşma metninde alım satım akdinin yabancı para cinsinden olduğu belirtilmiş, ödemelerin Türk Lirası olarak yapılacağı kararlaştırılmış ve huzurdaki davada dava konusu mal bedeline karşılık TL üzerinden düzenlenen çekler verilmiştir. Çek bir ödeme vasıtası olup, ibrazında tahsil imkanı bulunduğundan verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek çek bedellerinin taraflarca kararlaştırıldığının ve döviz üzerinden çek düzenlenmesi mümkün iken TL olarak çek alan davacının artık kur farkı ile anlaşma metninde ödeme vadelerine ilişkin somut herhangi bir tarihe rastlanılmadığından ötürü vade farkının istenemeyeceğinin" kabul edildiği belirtilmiştir. Bu açıklamalara göre mahkemece gerekçeli kararda kur ve vade farkı talep edilemeyeceği yönünde gerekçe yazılmakla birlikte, davacının hükümde kabul edilen 9.020,45 USD lik alacağının, fatura konusu ödenmeyen bakiye mal bedeli olduğu gerekçesiyle kabul edilmiş, oysa davacının iş bu alacak kaleminin kur farkından kaynaklandığı, zaten davacı tarafından da kur farkı alacağından davalının sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. Buna göre mahkemece kurulan hüküm ve gerekçesinde çelişki oluşmuştur..." gerekçesi ile mahkememiz dosyasından verilen karar kaldırılmış ve resen dava dosyası mahkememizin 2022/325 sayılı esasına kaydedilmiştir. Davacı yanın talep açıklama ve davalı yanın itiraz dilekçeleri, sözleşme, faturalar, çekler ile ödeme kayıtları, taraf delilleri ve taraf ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme kapsamında yanlar arasındaki alacak/borç dökümünün yapılması, ödemeye yönelik taraf delilleri ile ticari defterlerdeki ödemeye yönelik kayıtların irdelenmesi, fatura ve ödeme bazlı ayrıntılı dökümün yapılarak davacının sözleşmeye dayalı vade farkına ilişkin alacağının bulunup bulunmadığının tetkik edilmesi, 9.648,57-USD bedel üzerinden, ödenmeyen fatura bedeli olarak davacı tarafça izah edilen alacak istemine yönelik talebin dayanağının kur farkına ilişkin olup olmadığının yanlar arasında ihtilaflı olması kapsamında alternatifli değerlendirmenin yapılması sureti ile davacının mevcut ise talep edebileceği alacak miktarının dosya kapsamındaki deliller ile sözleşme ve kanun hükümleri ışığında tespiti babında ayrıntılı, gerekçeli, mahkememiz ve kanun yolu denetimine elverişli nitelikte rapor düzenlenmesi amacı ile Mali Müşavir Bilirkişi ... ve Borçlar Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplama Uzmanı Doç Dr. ... dosya tevdii edilmiş 02/06/2023 tarihli bilirkişi kök raporundan özetle; ...Yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde; tarafların ticari defterleri, belge, bilgi, takip dosyası, mübrez belgeler ile sınırlı olarak yapılan tespit inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; 1- Dava konusunun; davacının, davalı taraftan taraflar arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklı kur farkı alacağının tahsili istemi talebinden ibaret olduğu, 2- Davacı; defterlerini 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2016-2017yıllarına ait Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, 2016-2017yıllarına ait Yevmiye Defterlerinin kapanış tasdikinin yasal süresi içerisinde yapılmıĢ olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 madde gereğinde mevcut haliyle davacının 2016-2017 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, 3- Davalı defterlerini 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2016-2017 yıllarında E-Defter sistemine tabi olduğu, E-Defter sisteminde sadece Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davalının 2016-2017 yıllarında envanter defteri açılıĢ tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 madde gereğinde mevcut haliyle davalının 2016-2017 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, 4-Davacı tarafın yasal defter ve dayanağı belgelerin tetkikinde; davacı tarafın davalı tarafayabancı paraUSD cinsinden fatura düzenlendiği, davacının cari hesabının ayrıca döviz tutarlı olarak takip edildiği, kur farkı faturalarının düzenlenmediği tespit edilmiĢ olup, davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi (02.03.2017) itibariyle davacının davalıdan TL para birimi üzerinden 11,04 TL, yabancı para birimi üzerinden 8.331,83 USD alacaklı olduğu yönünde bakiyesinin bulunduğu, 5-Davalı tarafın yasal defter ve dayanağı belgelerin tetkikinde; davacı tarafın davalı tarafa yabancı para USD cinsinden fatura düzenlediği, davalının cari hesabının TL para birimi üzerinden takip ettiği, cari hesabının ayrıca döviz tutarlı olarak takip edilmediği, kur farkı faturalarının düzenlenmediği tespit edilmiş olup,davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi 02.03.2017 itibariyle davalının davacıya TL para birimi üzerinden borçlu olduğu yönünde bakiyesinin mevcut olmadığı, 6-Tarafların yasal defter kayıtlarında TL para birimi üzerinden 11,04 TL tutarında farkın bulunduğu, ilgili farkın 2016 yılı açılıĢ bakiyesinden kaynaklandığı, USD para birimi üzerinden örtüĢmediği, ilgili örtüşmeme nedeninin ise davalı tarafından yabancı para primi üzerinden cari hesabını takip etmediğinden kaynaklandığı, 7-Davacı tarafından davalıya yabancı para birimi $ (USD) üzerinden düzenlenen faturalara istinaden TTK 21 /2 maddesinde; "Bir fatura alan kiĢi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Maddesi hükmü çerçevesinde zira sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, mutat içeriği bakımından düzenleyen lehine delil olarak kabul edilir, davacı tarafından düzenlenen ve davalı yanca süresinde itiraza uğramayan faturaların aksini ispat yükümlülüğü davalı yan üzerindedir. Davalının bu konuda dosyaya mübrez belgelerde itirazının bulunmadığı, 8- Taraflar arasındaki sözleşmede yabancı para ile ödemeye ilişkin aynen ödeme kaydı olmadığı, sözleĢmede ödemelerin “…üzerinde anlaşılan teslim gününe ait TCMB efektif döviz satış kurları üzerinden…” yapılacağının açıkça kararlaştırılmış olduğu, davacı tarafından yabancı para üzerinden kesilen faturaların TL‟ye çevrilmesinin mümkün olduğu, çevrilme sırasında tarafların anlaştığı teslim günündeki kurun esas alınması gerektiği, bu durumda davacı alacağının Bu durumda davacı alacağının; 232.319,60 TL -25.338,79 TL – ....828,80 TL – 3.486,90 TL = - 5.334,89 TL hesaplanması gerekeceği, bu hesaplamaya göre davacının davalıya fazladan ödeme yapmış olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere saygı ile arz olunur..." şeklinde görüş bildirmişlerdir. Dosyanın beyan ve itirazları kapsar şekilde kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine ek raporu hazırlaması için tevdii edilmiştir.29/04/2024 tarihili bilirkişi ek raporundan özetle; "...Yukarıda izah edilen hususların kül halinde değerlendirilmesi neticesinde; KÖK raporumuzdaki görüşve kanaatimizde her hangi bir değişiklik oluşmamış; kök raporun esasına etki etmemekle birlikte maddi hata yapıldığı anlaşılarak sehven davalı ve davacı terimlerinin hatalı yazılması nedeniyle, kök raporda yapılan davacı ve davalı terimlerinin düzeltilmesi sonucu Taraflar arasındaki sözleşmede yabancı para ile ödemeyi aynen ödeme kaydı olmadığı, sözleşmede ödemelerin “...üzerinde anlaşılan teslim gününe ait TCMB efektif döviz satış kurları üzerinden...” yapılacağının açıkça kararlaştırılmış olduğu, davacı tarafından yabancı para üzerinden kesilen faturaların TL'ye çevrilmesinin mümkün olduğu, çevrilme sırasında tarafların anlaştığı teslim günündeki kurun esas alınması gerektiği, bu durumda davacının alacağının bulunmadığı, davalının davacıya; 232.319,60 TL - 25.338,79 TL — ....828,80 TL— 3.486,90 TL — 5.334,89 TL fazladan ödeme yapmış olduğu, davacının alacaklı olduğu iddiasını somut olarak ortaya koyamadığı değerlendirmemiz devam etmektedir.Her türlü hukuki niteleme, nihai yorum, takdir ve değerlendirme yüce mahkemeye ait olmak üzere, ekraporumuzu saygılarımızla arz ederiz 29.04.2024..." şeklinde görüş bildirmişlerdir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2019/... Esas. 2022/... Karar sayılı ilamında davanın taraflar arasındaki alım satım ilişkisinden kaynaklı kur farkı alacağının tahsili istemi ile açılmış alacak davası olduğu, mahkememiz kararının gerekçesinde kur ve vade farkı talep edilemeyeceği yönünde gerekçe yazılmakla birlikte, davacının hükümde kabul edilen 9.020,45-USDlik alacağının, fatura konusunda ödenmeyen bakiye mal bedeli olduğu gerekçesiyle kabul edilmiş, oysa davacının iş bu alacak kaleminin kur farkından kaynaklandığı, zaten davacı tarafından kur farkı alacağından davalının sorumlu olduğu ileri sürülmüştür denilmekle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2019/... Esas. 2022/... Karar sayılı ilamı ile eldeki yargılamanın davanın taraflar arasındaki alım satım ilişkisinden kaynaklı kur farkı alacağının tahsili istemi ile açılmış alacak davası olduğu olduğunun belirtilmesi karşısında alacak isteminin hukuki niteliği yeniden görülen yargılamada ihtilaf konusu olmaktan çıktığı görüldüğünden davacının alacağın kur farkından kaynaklanmadığı iddiasına yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlık konusu alacak istemi kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere Yabancı para birimi üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin Türk lirasına hangi kur üzerinden çevrileceğine ilişkin VUK 215/2-ba Maddesinde ''Türk para birimiyle yapılan işlemler, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine çevrilir. '' şeklinde olduğu, faturanın düzenlendiği tarih ile ödeme tarihi arasında yabancı paranın Türk lirası karşılığındaki değerinin değişmesi nedeniyle kur farkının ortaya çıkabileceği mevcut uyuşmazlığın kaynağını da bu kur farkı alacağının oluşturduğu sabit olmakla davacı tarafın faturalarına konu malların satış bedellerini dolar karşılığı yanında teslim günündeki TCMB efektif döviz satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak belirtilmekle davalı tarafından TL cinsinden ödemelerin yapıldığı ve hatta bazı ürünlerin tesliminin geç gerçekleşmesi sebebiyle fazladan 5.334,89-TL ödendiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça kurun yükselmesi karşısında faturada belirtilen Türk Lirasının tamamı ödenmiş ise de ödeme günündeki dolar kuru dikkate alınarak TL'nin dolar kuruna çevrilmesi sonucunda eksik ödeme aldıklarını ifade edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin hüküm bulunmadığı, taraflar arasındaki 02/08/2016 tarihli teklif formunda da ''yabancı para cinsinden verilen fiyatların Türk Lirasına çevrilmesinde üzerinde anlaşılan teslim gününe ait TCMB döviz satış kurları esas alınacaktır'' şeklinde yazılı olduğu, TBK'nın 99. Maddesi gereğince de kural olarak ödemelerin TL cinsinden yapılacağı, ancak sözleşmede aynen ödeme kaydı veya buna işaret eden bir ifade varsa borcun yabancı para cinsinden ödenmesi gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmede aynen ödeme kaydı olmadığı, üzerinde anlaşılan teslim gününe ait TCMB döviz satış kurlarının esas alınacağı, davacının malları geç teslim etmesi nedeniyle teslim tarihindeki veya fatura tarihindeki kur üzerinden alacak talep etmesi mümkün olmamakla mahkememiz denetimine elverişli, hükme esas alınabilecek açıklık ve yeterlilikte bulunan bilirkişi raporlarına göre de davalının davalıya malların geç teslim edilmiş olması nedeniyle fazladan ödeme yaptığı, mevcut durumda yargılama kapsamında dava konusu edilen kur farkından kaynaklı olarak davacının davalıdan alacak talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddi yönünde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Peşin alınan 630,48 -TL harçtan alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazla yatan ‭202,88‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Dava ret ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan 300,00-TL yargılama giderinin davacı yandan alınarak davalı yana ödenmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/325, K. 2024/638, T. 16.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-16-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-325-e-2024-638-k-33de50e111a3