İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/73 E. 2024/10 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/73
- Karar No
- 2024/10
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/73 Esas KARAR NO : 2024/10 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 05/09/2016 KARAR TARİHİ : 10/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in hamilelik sürecinin takip edilmesi için öncelikle ...Hastanesinde başvurduğunu, memnun kalmadığından dolayı... Hastanesine geçtiğini ve buraya bağlı olarak çalışan Doktor ...tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin 10.12.2011 tarihinden doğum yaptığını ve küçük...'in down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, müvekkilinin tüm kontrol ve tedavisinin Dr. ... tarafından yapıldığını, kontroller neticesinde down sendromunun tespit edilmediğini, müvekkiline herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, yapılsa idi gebeliğin sonlandırılabileceğini, bu nedenel müvekkillerinin maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü, davalı şirket tarafından düzenlenen Zorunlu Hekim Mesleki Sorumluluk Poliçesi ile temanat altına alındıklarını belirterek müvekkili ...çin 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplamda 225.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak kendilerine verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ CEVABI : Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; alebe konu edilen olayın kamu hastanesinde gerçekleşen kamu görevlisi hekim Dr. ...'nın tıbbi müdahalelerinde hata bulunduğu iddasına dayandığını, bu itibarla davada tartışılan sorumluluk ve süreler idare hukukunun görev alanına girdiğini, bu nedenle davanın idare mahkemelerinde çözüme kavuşturulmas gerektiğini, Anayasanın 125/9 maddesine göre "memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılır" hükmü nedeniyle husumetin idareye yönetileceğini, davacı ...'in gebelik sürecinin başka hekimler tarafından da takip edildiğini, bu nedenle husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taleplere dayanak olarak gösterilen hukuki ilişkinin temelinin ve davalı olarak husumet yöneltilen ...Sigorta A.Ş.'nin hukuki sıfatı nedeniyle dava konusu ihtilafın çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Birliğine ve sigortalı doktor ...'ya ihbarını, davacının gebelik takip ve muayenelerinin sadece Dr. ... tarafından gerçekleşmediğini, tedavi sürecinin farklı dönemlerinde başka hekimlerle ve başka hastanelerle de ilişki kurulduğunu, olayın açıklığa kavuşturulması ve hizmet kusuruna ilişkin isabetli değerlendirme yapılabilmesi için davacı tarafça süreçte başvurulan hastane ve hekim bilgilerinin mahkeme ile paylaşılmasının sağlanmasını ve ilgili hekemlere ve hastanelere de davanın ihbarını, sigortalı hekemin ve dolasıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu için hukuki şartların oluşmadığını, özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ : Dava; Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından hekim mesleki sorumluluk poliçesi ile sigortalanmış dava dışı hekimin, 10/12/2011 günü doğan davacı çocuk ...'in hamilelik takip sürecinde tıbbi uygulama hatası ve kusurunun olup olmadığı, çocukta meydana gelen ve hamile iken teşhis edilemeyen down sendromu, buna bağlı olarak kürtaj hakkı ve aydınlatılmış onam verilmemesi ile doktorun tıbbi uygulamaları arasında uygun illiyet bağının olup olmadığı, kusur ve illiyet bağı varsa çocuktaki zuhur eden bu hastalığın yüzdelik olarak ömür boyu yüzdelik ne kadar maluliyetine denk geleceği hususlarından ibarettir. ... Hastanesi'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği,... Hastanesi'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği, ...Hastanesi'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği, ...Sigorta'ya yazılan yazımıza yanıt verildiği, ... Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği anlaşıldı. İstanbul ... Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği, ...E. Sayılı dosyasının UYAP üzerinden gönderildiği anlaşıldı. Ankara ...Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan yazımıza yanıt verildiği, ... E. Sayılı dosyasının UYAP üzerinden gönderildiği anlaşıldı. Dosya kapsamına alınan tüm belgeler ile birlikte hastane evraklarının tetkiki sureti ile davacıların tıbbi kötü uygulama hatasına dayalı doğum iddiasının ve davalı sigorta şirketinin itirazlarının irdelenmesi sureti ile dava dışı doktorlara atfı kabil kusurun mevcut olup olmadığı yönlerinde ayrıntılı, gerekçeli rapor tanzimi hususunda dosya Adli Tıp Kurumu... İhtisas Kuruluna gönderilmiştir. Mahkememizce Adli Tıp Kurumundan alınan 11/05/2022 tarihli ATK raporunda özetle; ''...Anne gebelik takiplerinin... Araştırma Hastanesinde yapıldığı, ikili tarama testi sonuçlarının Down Sendromu ve Trizomi 18/13 açısından cutoff değerinin altında olduğu, 10.12.2011 tarihinde Down Sendromlu olarak doğduğu bildirilen Serkan oğlu, 10.12.2011 doğumlu ... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; 06.06.2011 tarihinde 13 hafta gebe iken ... Hastanesinde ikili tarama testi yapıldığı, tarama testi sonuçlarının Down Sendromu ve Trizomi 18 açısından cutoff değerinin altında olduğunun tespit edildiği; vücut hücrelerindeki kromozom sayısındaki fazlalıktan kaynaklanan genetik bir anormallik olan Down Sendromu tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, bu testin yapılması durumunda doğacak bebekte “Down Sendromu vardır veya yoktur” şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçlarını göz önüne alarak bir risk oranı belirlendiği, tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceği, test sonucunun yukarıda söz edilen parametrelere göre kaç gebenin birinde karşılaşabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski olduğu, anne yaşı 35 yaşın altında olduğu için amniyosentez istenmemesinin tıbbi kusur olmadığı, bebekte doğumdan sonra tespit edilen Down Sendromunun intrauterin rutin yapılan obstetrik ve/veya ilgili uzmanlar tarafından yapılabilen ikinci düzey ultrasonografi tetkiklerinde tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği; tüm bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...’ya tıbben kusur atfedilemeyeceğini...'' mütalaa ettikleri görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılamada; Taraf iddia ve savunmaları, ATK ... İhtisas kurulunun 29/04/2022 tarih,...karar nolu kurul kararı, hastane kayıtları, bütün olarak değerlendirildiğinde; Tüm dosya kapsamından davacı ...'in 10/12/2011 tarihinde ...'i dünyaya getirdiği, ...'in down sendromlu olarak doğduğu, davacılar tarafından down sendromu riski hakkında kendilerine bilgi verilmediği, Dr. ...'nın özen ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle oluştuğunu iddia ettikleri zararların tazmini talep edilmektedir. Dosya içerisindeki ATK raporunda down tarama testleri konusunda sağlık bakanlığının zorunlu tetkik listesinde yer almadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçları birlikte değerlendirilerek, risk oranının belirlendiği, risk sınırının üstünde bir sonuç olması halinde amniyosentez tetkikinin önerilebileceği, davaya konu olayda da Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, bu testin yapılması durumunda doğacak bebekte “Down Sendromu vardır veya yoktur” şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçlarını göz önüne alarak bir risk oranı belirlendiği, tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceği, test sonucunun yukarıda söz edilen parametrelere göre kaç gebenin birinde karşılaşabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski olduğu, anne yaşı 35 yaşın altında olduğu için amniyosentez istenmemesinin tıbbi kusur olmadığı, bebekte doğumdan sonra tespit edilen Down Sendromunun intrauterin rutin yapılan obstetrik ve/veya ilgili uzmanlar tarafından yapılabilen ikinci düzey ultrasonografi tetkiklerinde tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği; tüm bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr... ’ya tıbben kusur atfedilemeyeceği belirtilmiştir. Hamilelik sürecinde yapılan tarama testinde risk sınırının altında olması nedeniyle amniyosentezin önerilmemiş olmasının dava dışı sigortalı doktorun kusurunu oluşturmayacağı uygulamanın tıp kurallarına uygun olduğuna yönelik ATK raporu mahkememizce de yeterli kabul edilmiştir. Davacı tarafından yeniden bir rapor alınmasını talep etmiş ise de; Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesinin raporunun oy birliğiyle alındığı da göz önüne alınarak raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, bebek ...'in down sendromlu olarak dünyaya gelmesine yönelik takip ve doğum sürecinde amniyosentez tetkikinin önerilmemesinde %1 düşük risk ve davacı annenin 35 yaşından küçük olması nedeniyle amniosentez testi önerilmemesinin tıbbi kusur olmadığının ATK raporunda belirtildiği somut olaya emsal nitelikte görülen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/11-592 Esas, 2022/356 Karar sayılı ilamında ''Dosya kapsamından sigortalı doktorun çalıştığı özel hastanede amniosentez testinin yapılamadığı, sigortalı doktorun sadece gebelik takibi yaptığı ve amniosentez testini yapma imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte CVC ve amniosentez gibi testlerin kesin tanıya ilişkin testler olduğu, bu testlerin tedavi olarak nitelemeyeceği, dolayısıyla anılan testleri yaptırmayan hastanın tedaviyi reddettiği anlamının çıkarılamayacağı çok açıktır. Bu itibarla amniosentez testi yaptırmayan hastadan amniosentez hususunda aydınlatıldığına dair imzasını taşıyan yazılı onam alınmasına da gerek bulunmamaktadır; ayrıca sigortalı hekimin kendisinin yapamayacağı bir işlemle ilgili davacıdan imzalı, yazılı onam alması da hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. Dolayısıyla sigortalı hekimin gebeliğin haftasına uygun olarak gerekli tarama testlerini, amniyosentez ve ayrıntılı USG gibi tetkikleri önerdiği, davacıyı amniosentez ve down sendromu hususunda aydınlattığı, davacının kendi iradesi gereğince amniosentez testini ve ayrıntılı USG’yi yaptırmadığı ve sonuç olarak sigortalı doktorun tıbbî kötü uygulamasının bulunmadığı ve kusursuz olduğu kabul edilmelidir.'' yer alan kabul ve tespitler de dikkate alınarak sigortalı hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, amniosentez testi önerilmesinin gerekli olmaması nedeniyle yazılı onam alınmasına da gerek bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 771,90-TL harçtan 427,60-TL'in mahsubu ile arda kalan 344,30-TL nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Göre hesaplanan 17.900,00-TL ' ücret-i vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı ...Sigorta vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/01/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır