İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/89 E. 2024/678 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/89
Karar No
2024/678
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/89 Esas KARAR NO : 2024/678 DAVA : Bakıcı Giderine İlişkin Maddi Tazminat (Trafik Kazası-KZMS Sigortası) DAVA TARİHİ : 07/02/2024 KARAR TARİHİ : 20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Bakıcı Giderine İlişkin Maddi Tazminat (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Davalı sigorta şirketince sigortalanan ... plakalı aracın sürücüsünün 01/11/2018 tarihinde Ankara ... ilçesi, ... nda ... istikametinde seyir halinde iken yol çalışmasından dolayı kapalı olan yola girerek yaya olan müvekkiline çarptığını ve ağır yaralanmasına sebep olduğunu, kaza tespit tutanağında müvekkile herhangi bir kusur isnat edilmediğini, olayla ilgili olarak iddianame düzenlendiğini, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/... esas sayılı dosyasında yargılama yapılarak tamamlandığını ve sanık sürücü hakkında hapis cezasına hükmolunduğunu, kararın kesinleştiğini, araç sürücüsünün 3.00 promil alkollü olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da araç sürücüsünün tek ve asli kusurlu olduğunun değerlendirildiğini, iş bu kaza neticesinde müvekkilinin %87 oranında malul kaldığını, kaza neticesinde müvekkilin hayati tehlike geçirerek basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek orta derecede çok sayıda kemik kırıkları oluşacak yüzünde sabit ize neden iyileşmesi mümkün bulunmayan bir hastalığa ve sol gözündeki görme kaybı nedeniyle duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirilmesi niteliğinde yaralandığını, yüklü miktarda bakıcı, fizik tedavi, rehabilitasyon ve benzeri tedavi giderlerinin mevcut olduğunu, davanın kabulü ile müvekkil hakkında fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik tedavi masrafı, klozu içerisinde olan bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 5.000 TL'nin davalıdan alınarak, davanın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle olay tarihi itibariyle gecikme faizine hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; müvekkil sigorta şirketine başvuru sırasındaki gerekli belgeler tam ve eksiksiz sunulmadığından huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, konusu alacağın taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, davayı kabul manasında olmamak üzere kusur oranlarının tespiti bakımından mahkemece dosyanın adli tıp trafik ihtisas kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, davacının kusurunun tespiti halinde yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere kaza ile bakıcı gideri arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, tedavi masrafları bakımından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, davacı yanın iddia ve taleplerinin mahkemece haklı bulunması durumunda kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin tazminat bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. -10/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Önceden teknik olarak belirlenmiş ( KTK' nun 84/ j,1. Md. yoluyla; 46, 47/c,d, 48, 52/a,b, 56/a, 67/a. Md. ile KT. Yönet. 137/A. Md. trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Alkollü araç kullanma yasağı, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Şerit izleme, Araç Manevraları) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ... 'in %100 oranda Asli ve Tam Kusurlu olacağı; Trafik Kaza Tespit Tutanağında “Kazada kural ihlali görülmediği” belirtilen; Yaya olarak yol çalışması olan yerde ve gerekli trafik işaretlemesi (Işıklı işaret, Yön levhası, Çalışma alanı levhası ve Trafik konileri) yapılarak trafiğin diğer yola aktarıldığı yerde ve taşıt trafiğine kapalı olan yol bölümünde bulundukları esnada, sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobilin çarpmasına maruz kalan, kazada etkileri olmadığı ve alabilecekleri bir tedbir bulunmadığı düşünülen davacı yaya ... ... ile dava dışı ... ..., ... ... ve ...'nün “Tamamen Kusursuz” olacakları; Trafik Kaza Tespit Tutanağında herhangi bir kural ihlali bilgisine rastlanmayan; Tutanağa göre yol çalışması olan ve gerekli trafik işaretlemesi (Işıklı işaret, Yön levhası, Çalışma alanı levhası ve Trafik konileri) yapılarak trafiğin diğer yola aktarıldığı yerde ve taşıt trafiğine kapalı yol bölümünde park halinde iken, sürücüsünün kontrolünden çıkan aracın çarpmasına maruz kalan 66 AN 804 plakalı araç sürücüsü/maliki dava dışı ... ' un kazada etkisi olmadığı, alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve “Tamamen kusursuz” olacağı; Kaza tarihinde ... plakalı otomobilin KZMS sigortası olan davalı ... A.Ş.'nin ise ( KTK'nun 91. Md. sigorta) kurallar gereği araç sürücüsü dava dışı ... 'in kusur oranı ve sigorta kapsamına göre sorumlu olacağı; Davacının bakıcı giderinin 11.537.260,34 TL olduğu, 11.897.260,34 TL bakıcı gideri sigorta şirketinin kişi başına 360.000,00 TL tedavi (sağlık) gideri teminat limitinin üzerinde olduğu, Sigorta şirketi davacının 11.897.260,34 TL bakıcı giderinin 360.000,00 TL kısmından sorumlu olduğu, 11.537.260,34 TL kısmından sorumlu olmadığı, ... Anonim Şirketi için temerrüt tarihinin 07.01.2022 olduğu, ... plakalı otomobil hususi olduğu için uuygulanacak faizin yasal faiz olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, davacının 01/11/2018 tarihinde yaşadığı trafik kazası nedeniyle cismani zarara yönelik bakıcı gideri maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı taraf; bakıcı giderine ilişkin başvuru yapılmadığını, davacıya ödeme yapıldığını ve ibraname alındığını, davacının yaşanan kazada müterafik kusurunun bulunduğunu savunmuş; davacı taraf bunun üzerine, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, yapılan ödemenin sürekli iş göremezlik tazminatı olduğunu, ibranamede imzalarının bulunmadığını, sürekli iş göremezlik tazminatının da cebri icra yoluyla tahsil edildiğini, ibranameyi kabul etmediklerini beyan etmiştir. Davacının, dava açmadan önce davalı sigorta şirketine bakıcı gideri yönünden başvuru yaptığına ilişkin belgeleri dosyaya ibraz ettiği bu nedenle davalının başvuru yapılmadığına ilişkin itirazları yerinde değildir. İbranameye ilişkin uyuşmazlık yönünden; 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesinde ibra ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmiş olup, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceği belirtilmiştir. Kanun’un bu hükmünden yararlanmak için ayrı bir iptal davası açılmasına ya da ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının bulunması da yeterlidir. Zira anlaşmanın yapıldığı günden başlayarak belirtilen süre içinde bir davanın açılmış olması da, davacının bu anlaşma ile bağlı kalmak istemediğini göstermektedir. Yine; dava sırasında ortaya çıkan aşırı ölçüsüzlük karşısında, davacının yetersiz anlaşmanın iptalini istemesi, iddianın genişletilmesi olarak nitelenemez ve davalının onamına bağlanamaz. Çünkü davacı, yetersiz anlaşmaya karşı (defi yoluyla) geçersizlik savında bulunmaktadır. Davalı yalnızca, anlaşma gününden başlayarak iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği uyarısında bulunabilir. Yine, 2918 sayılı KTK'nın 111/2. maddesine dayanarak anlaşmanın iptali isteminde bulunan kişinin, bir miktar ödeme karşılığı verdiği belgenin türü önemli değildir. Burada uygulanacak olan özel yasa (KTK. 111/2) hükmüdür. 2918 sayılı KTK’nın 111/2. maddesine dayanılarak anlaşma ve uzlaşmaların (sulhname, ibraname, feragatnamelerin) iptali için, ödenen tazminatın "yetersiz" veya "aşırı" olduğunun "açıkça belli olması" yeterli olup, ayrıca 818 sayılı BK’nın 21. maddesi ile 23, 28, 29 vd. maddelerinde ve 6098 sayılı TBK'nın 28 ile 30, 36, 37. maddelerindeki yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik, deneyimsizlik, parasal yönden darda ve sıkıntıda olmak gibi iradeyi sakatlayan durumlara sığınılmasına ve bunların kanıtlanmaya çalışılmasına gerek yoktur. Kanun hükmünde, iptal nedeni olarak nesnel (objektif) bir ölçü kabul edilmiş; zarar gören yönünden yetersizliğin (eksik ödemenin) ve zarar sorumlusu yönünden aşırılığın (fazla ödemenin) "açıkça belli olması" yeterli görülmüştür (Çelik, A.Ç.: Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksunluk, Ankara, 2016, s. 345 vd). Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, açık oransızlığın bulunduğu durumlarda anılan belge ibraname değil, ancak makbuz niteliğindedir. Yeri gelmişken açık oransızlık (açık nispetsizlik - fahiş fark) kavramını da açıklamak gerekmektedir. Açık oransızlık, karşılıklı edimler arasında “göze çarpan aşırı bir fark” anlamına gelir. Normal bir kimsenin hayat, bilgi ve görgüsüne göre, edimler arasında olağanüstü ve aşırı bir farkın bulunması durumunda açık oransızlığın oluştuğu kabul edilir. Bu ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.02.2019 tarihli ve 2015/21-1323 E., 2019/128 K. sayılı kararında da kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda dosyaya sunulan ibraname incelendiğinde; ibranamede davacı tarafın imzasının bulunmadığı, davalı sigorta şirketince davacıya sadece sürekli iş göremezlik maddi tazminata ilişkin ödeme yapıldığı, tahkim dosyasının da sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğu, davalının bu ödemenin bakıcı gideri maddi tazminatını da kapsadığı savunması durumunda ise, tazmin edilecek bakıcı gideri tazminatı ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunduğu dolayısıyla ibranamenin 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesi uyarınca yetersiz olduğu, borcu sona erdirmeyip makbuz hükmünde olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu ibraname dava konusu bakıcı gideri maddi tazminatında dikkate alınmamıştır. Alınan bilirkişi raporu ile, yaşanan kazada yaya davacının kusurunun bulunmadığı, davacının müterafik kusur teşkil edecek bir eyleminin de olmadığı, davalıya sigortalı ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ... 'in %100 oranda asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, kaza tarihinde ... plakalı otomobilin KZMS sigortası olan davalı ... A.Ş.'nin ise ( KTK'nun 91. Md. sigorta) kurallar gereği araç sürücüsü dava dışı ... 'in kusur oranı ve sigorta kapsamına göre sorumlu olduğu, yaşanan kazada davacının ... Şehir Hastanesinin 19.12.2019 tarihli engelli raporuna göre, sol hemipleji, retinal bozukluk, üriner inkontinans, tek gözde körlük, travmatik hemotoraks patolojileri olduğu, bir kişinin desteği ile mobilize olduğu, sol üst eksremitesini günlük yaşam aktivitelerinde kullanamayacak şekilde yaralandığının tespit edildiği, dolayısıyla bir başkasının yardımı olmadan hareket edemeyen davacının 24/12/2018 yoğun bakımdan çıktığı tarihten itibaren bakiye ömrünce temel ihtiyaçlarını gidermek için sürekli başkasının desteğine ihtiyacı olduğu, bakıcı giderinin 11.537.260,34 TL olduğu, 11.897.260,34 TL bakıcı giderinin sigorta şirketinin kişi başına 360.000,00 TL tedavi (sağlık) gideri teminat limitinin üzerinde olduğu, Sigorta şirketinin davacının 11.897.260,34 TL bakıcı giderinin 360.000,00 TL kısmından sorumlu olduğu anlaşıldığından, ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, 360.000,00 TL'nin 07/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 24.591,60-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 1.640,10-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 22.951,50-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.560,00-TL'sı arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 57.600,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 2.067,70-TL ilk gider, 406,00-TL tebligat ve müzekkere gideri ve 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.473,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle ... BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/89, K. 2024/678, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-15-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-89-e-2024-678-k-e61d80404494