İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/475 E. 2024/632 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/475
Karar No
2024/632
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/475 Esas KARAR NO : 2024/632 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 14/07/2023 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Davacı şirketin yurt içinden tedarik ettiği tatlı ürünleri yurt dışına ihraç ettiği, yurt içinde gerçekleştirdiği herhangi bir satışı bulunmadığı, davalının lojistik şirketi olup yurt dışına ihraç cdilccck ürünlerin hava yolu ile taşımasını yaptığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut olmayıp şifahen yapılan anlaşmalardan sonra her husus mailleşerek yapıldığını, Davacı şirketin yurt dışındaki alıcılarının tedarikini yaptığı için onların aradıkları koşullar uyarınca yurt içinde kendi tedarikçilerinden ürün temin ettiği, bu ürünlerin tedarik koşullarının bozulmaksızın teslim edilmesi en esaslı anlaşma koşulu olduğu, tedarik konusu ürünlerin yiyecek ve tatlı olması sebebi ile bozulmadan teslim edilmesi için soğuk zincirin kırılmadan teslim edilmesi gerektiği. Soğuk zincirin nakliye sırasında kırılması halinde ürün hemen bozulmasa bile raf ömrü kısalmakta ve üzerinde yazan son kullanma tarihine kadar dayanmamakta daha erken bozulduğu. Soğuk zincir kırıldığı zaman ise tüketilme tarihi başlamış olduğu, normalde bir sene dayanma süresi olan ürünler soğuk zincir kırıldığı zaman bir hafta içerisinde tüketilecek duruma geldiği, bu sebeple nakliye koşullarının soğuk zincir kırılmadan tamamlanması gerektiğini, Davacının 12.03.2023 tarihinde bir palet tatlı ürünü (51.000.- TL değerinde) Amerika'ya gönderilmek üzere davalı şirkete İstanbul hava alanında teslim ettiği, 14.03.2023 tarihinde ikinci palet ürün gönderildiği zaman ilk paletin soğuk ardiyeye değil normal ardiyeye alındığı fark edilerek görüşmeler başladığını, Her iki palet ürün belirtildiği iizere köpük içinde kuru buzlu halde davalı şirketin yönlendirdiği kargo yetkilisine teslim edildiği ancak davalı tarafından kargo şirketi doğru yönlendirilmediğinden teslim alındıktan sonra ilk palette soğuk zincir kırıldığı, ikinci palet ise usule uygun muhafaza edilerek gönderildiğini, Davalı ilk palette yapılan hatayı fark edince gerekeni yapacaklarını, çözüm bulacaklarını, uzlaşmaya açık olduklarını şifahen ve maillerle bildirmiş olmasına rağmen süreci sürüncemede bıraktığı, nihayetinde bir sorumlulukları olmadığından bahisle zararı karşılamaktan imtina ettiğini, ayrıca malın çekileceği bilgisi müvekkil tarafından kendilerine bildirilmiş olmasına rağmen çekme işlemini müvekkilin yapacağını belirtmediği için ürünler antrepoda gereksiz yere kaldığı için depo ücreti tahakkuk ettiğini, taşınacak ürünleri davalının yönlendirmesi ile kargo şirketine teslim edilmesi halinde iadesinin de davalının yönlendirmesi ile alınması gerektiği, bu hususta davalı bilgilendirme yapmadığını, aradan 10 gün geçtikten sonra ürünleri depodan çekme yetkisinin müvekkilde olduğunu beyan ettikten sonra müvekkil şirket ürünleri yanlış konulan depodan iade aldığını, soğuk zinciri kırılmış şekilde 10 gün tutulduğu depodan alınan ürünlerin bozulduğu tespit edildiği ve ürünler imha edildiği, (bu ürünlerin gıda güvenliği açısından hiç bir şekilde tüketiciye sunulamayacağı) Alınan iade ürünlerin artık piyasa değeri kalmamış olduğundan davacının ürünlerin telef olmasından, antrepo bedeli ile diğer tedarik ve yurt içi taşıma masrafları sebebi ile zarara uğramış olup tüm bu zararların davalıdan tahsili için iş bu dava yoluna başvurulduğunu, davanın esastan kabulüne, hesaplanacak zararın tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik bakiye 5.000.- TL' nin kısmi alacak olarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklet ilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacı şirketin iddiaları gerçeği yansıtmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için aksi düşünülse dahi kusur davacı ve dava dışı antrepo da olduğunu, Davalı şirket ile davacı şirket arasında, davacıya ait gıda mamullerinin havayolu ile taşınması konusunda anlaşma sağlandığı, davacı yan tarafından ürünler hava yolu organizasyonu yapılmak Üzere dava dışı antrepoya getirildiği, ürünlerin davacı yan tarafından antrepoya getirildiği sırada zaten soğuk zincirinin bulunmadığının görüldüğü, söz konusu ürünler frigosu olmayan araç ile Antrepoya teslim edildiği, mailde görüleceği üzere emtia Cumartesi (11.03.2023) tarihinde yüklendiği ve bugün (13.03.2023) tarihinde antrepoya teslim edilecektir şeklindeki ifadeden zaten soğuk zincirinin taşıma sırasında kırıldığının söylenebileceğini, Davacının iddiaları gerçeği yansıtmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için aksi düşünülse dahi ürünler davacı yan tarafından antrepoya getirildiği ve antrepoya talimatlar davacı yan tarafından verilmiş okluğundan bir kusur mevcut ise bu davacı yan ve dava dışı antrepo tarafında olduğu, tazminat şartları olan kusurlu fiil, illiyet bağı ve hukuka aykırılık unsurları bulunmadığından yahut kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi de dikkate alınarak davanın reddi gerektiğini, Davacı şirketin gönderdiği gıda ürünlerinde herhangi bir bozulma meydana gelmemiş olup, ürünler hala satılabilir durumda olduğu, bu sebeple, herhangi bir zararın söz konusu olmadığını, Davacı şirket, müvekkil şirketin taşımakla görevli olduğu ürünlerin havaalanında -18 dereceli oda yerine +2 dereceli odaya bırakılmış olmasından kaynaklı olarak zararının oluştuğunu iddia ettiği, ancak dava iddia edilen bu durum, davacı şirket tarafından mailden de anlaşılacağı üzere 14.03.2023 tarihinde fark edilmiş olup, durum fark edildiği anda ürünlerin hala kullanılabilir olduğu hususunda taraflar mutabık kaldığını, ancak ürünlerin mail ile geri çekileceği davacı tarafından bildirilmiş olmasına rağmen geç çekildiği, bu durumda dava dilekçesinde bahsedilen telef olma ve demuraj ücretlerinden müvekkillerinin sorumlu tutulması kabul edilebilir olmadığını, Sorumluluk kabul etmemek kaydı ile müvekkilin sorumluluğuna gidilmesi halinde dahi sınırlı sorumluluk hükümleri uygulanması gerektiğini, Davacı yanın tazminat taleplerinin kabulü mümkün değil ise de bir an için aksi düşünülse dahi müvekkilin sorumluluğu sovtaj bedeli ile birlikte Montreal Konvansiyonu hükümlerinde belirlenen SDR miktarı kadar olduğu, ancak Davacı davayı açarken hasarlı ürün olduğunu iddia ettiği emtiaları kilogram' ından bahsetmediği, dolayısıyla basit yargılamaya tabi bu davada davacı davasını ispat edebilecek delilleri sunmadığı, bu nedenle de kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil aleyhine bir hüküm tesis edilmesi halinde bu miktarların dikkate alınmasını, Davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir. KANITLAR Dava konusuna ilişkin bilgi ve belgeler, mail yazışmaları, evraklar getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu ürünler -18 C sıcaklığında bulunan donuk pasta ve unlu mamuller olup Söz konusu ürünlerin -18 C sıcaklığındaki depolarda muhafazası gerekmekte ve ürünlerin -18 C'den daha yüksek sıcaklıklarda muhafaza edilmesi durumunda donuk olan ürünlerde çözünmeler meydana gelerek Dondurulduktan sonra çözündürülmüş bir ürünün tekrar dondurulması gıda güvenliğine aykırı bir durum olduğu, Bu nedenle donuk bir ürün çözündükten sonra tekrar dondurulamayacağı, Diğer yandan donuk olan ürünlerin çözündürüldükten sonra; 0-4°C*de muhafaza edilerek 7 gün ila 10 gün içerisinde tüketilmesi gıda güvenliğine uygun bir durum olduğu tespit edilmiştir. Alınan 19/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Davalının sözleşmeye uymamak nedeniyle, zarardan sorumlu tutulabileceği, Davacı şirket tarafından sunulan iki adet faturaya göre davacının toplam zararının (51.093,86+28.492,89=79.586,75) 79.586,75 TL olarak hesap edilmiştir. GEREKÇE Davanın davalıya taşınmak üzere teslim edilen ürünlerin bozulması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nda eşya taşımasına ilişkin hükümler arasında bulunan 875. Madde mucibinde; (1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzeıe teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyamdan, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. (2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır. Taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat etmedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan düzenleme uyarınca eşya taşımasına ilişkin hükümler arasında bulunan 856. Maddenin 2. bendi mucibinde; "(2) Taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulur. Eşyanın taşıyıcıya teslimi, taşıma sözleşmesinin varlığına karinedir." 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan düzenleme uyarınca eşya taşımasına ilişkin hükümler arasında bulunan 879. Madde mucibinde; Taşıyıcı; a) Kendi adamlarının, b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ile toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda, Davacının 14.3.2021 tarihli yazısında (I. Paletin -18 derece depoya konulmadığı için donuk zincirinin kırıldığı ve ürünün geri çekileceği) belirtilmiş, davalı malın 11.3.2023 tarihinde yüklendiği ve 13.3.2023 tarihinde teslim edileceğinden bu dönemde soğuk zincirinin kırıldığını ileri sürmekte ise de, dosyada bu doğrultuda bir tutanak bulunmamakla Her ne kadar davalı antrepoyu davacının saptadığını ve sorumluluğun onlarda olduğunu ileri sürmekte ise de, 13.3.2023 tarihli yazışmada (davalının belirtmiş olduğu havalimanındaki yere teslim edilecek) ibaresinden, teslim yerinin davalı tarafından saptandığı sonucuna varılmış, Davalı (verilmiş olan bilirkişi raporunda malların 0-4 derecede muhafaza edilirse 7-10 gün içinde tiiketilebileceği belirtilmektedir) malların 27.3.2023 tarihinde çekildiğini, dolayısıyla satım olanağının ortadan kalkmasına davacının neden olduğunu ileri sürmekte ise de, taraflar arasındaki sözleşmeden anılan malların yurtiçi tüketim için değil, yurt dışına gönderilmek için davalıya teslim edildiği ve davalının da kendisine davacı tarafından bildirilen koşullara itiraz etmediği görülmekle bu koşullar altında davalının sözleşmede kendisine sözleşmenin kurulması için gerekli önemli noktaları zımnen kabul ettiği halde buna uymadığı, bu nedenle zarara yol açtığı, dolayısıyla TBK 112 uyarınca doğan zararı ödemesi gerektiği sonucuna varılarak davacının sunulan iki adet faturaya göre davacının toplam zararının (51.093,86+28.492,89=79.586,75) 79.586,75 TL olduğu tespiti ile bu bedele davalının temerrüde düştüğü tarih olan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ( tarafların tacir olmaları ve borcun ticari işletmeleri ile ilgili olması karşısında- ) ile alınmasına dair sunulan ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, 79.586,75-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasası gereğince karar tarihi itibari ile alınması gerekli 5.436,57-TL harçtan, peşin harcının mahsubu ile 5.166,72-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi ve davanın kabul edilen kısmına göre takdir olunan 30.000,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından bu dava için sarf olunan 12.529,85-TL yargılama giderinin ( ilk gider, tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti) olmak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle ... BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair karar verildi. 12/11/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza *Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/475, K. 2024/632, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-15-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-475-e-2024-632-k-01c5d8eeaf28