İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/278 E. 2023/952 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/278
Karar No
2023/952
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/278 Esas KARAR NO : 2023/952 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 14/12/2010 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 18/10/2006 tarihli toptan dağıtım ve lojistik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin konusunun davalı ... tarafından belirlenen üreticilerden temin edilen ürünlerin cep shoplara , tüketicilere veya Vodafone'nin gösterdiği satış noktalarına, satış, pazarlama ve dağıtımı ile teknik servis verilmesi işinin müvekkili tarafından yapılması olduğunu, Sözleşmeye konu ürün paketlerinin hazırlanması amacıyla davalının sim kart temini ve teslimini üstlendiğini, hangi markalı ürünler ile bayilik sözleşmesi yapılacağını, telefon temin edileceğini, ürünlerin nasıl pazarlanacağını, hangi kar ile satılacağını, davacının deposunda kaç adet ürün bulundurulması gerektiğini sözleşme hükümleri ile davalının karar verip uyguladığını, bu konuda müvekkiline sözleşmenin feshi ile baskı uygulandığını, davacının zarara uğramasına sebep olduğunu, davalının sonradan ... ile yaptığı sözleşmelerde sadece ... değil tüm kanallarda satış yapmaya onay verdiğini, eş zamanlı olarakta müvekkili ile birlikte toptan dağıtım sözleşmesi olan ... ve ... unvanlı toptancı firmalarının sözleşmelerinin iptal ettiğini, ...ile mühnhasıran dağıtıcılık sözleşmesi imzalandığını, yeni dağıtıcı olarak atanan firma lehine bayilerden talimatla yazılı ferağ aldığını ve kendi saha personeli ile denetlediğini belirterek, davalı tarafından sözleşmenin haksız feshi ve sözleşme şartlarına aykırı davranılması sebebiyle uğranılan zararların (kar mahrumiyeti, yatırım ve diğer zararlar) fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 4.000.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 25/02/2014 tarihli dilekçesi ile mahkememiz dosyasında bilirkişi raporu alındıktan sonra zararlarının içine portföy tazminatının da dahil olduğunu ve bilirkişi raporundaki eksikliğin tamamlanması gerektiğini belirterek talebini açıklamıştır. Davacı vekili 10/03/2023 havale tarihli (02/01/2023 dilekçe tarihli) açıklama dilekçesinde özetle; 15.03.2012 tarihli talep açıklama dilekçesi kapsamında yer alan -Yatırım Harcamaları için 5.00-TL-Geçmiş Yılların Faaliyet Zararları için 5.00-TL -Dava ve icra takibi yapılmış şüpheli alacaklar için 5.00-TL -Devam Eden Sorumluluklar için 5.00-TL -Portföy Tazminatı ve manevi tazminat için 5.00-TL -Stoklarda Bekleyen Vodafone Markalı Cihazlarla İlgili Oluşan Fırsat Maliyetleri kalemleri için 5.00-TL olarak talep edilen alacak miktarlarını açıkladıklarını, 6100 sayılı HMK'nın 123. Maddesi kapsamında taleplerini geri alarak, 15.03.2012 tarihli dilekçenin 5 numarasında açıklanan kazanç kaybı/ kar mahrumiyeti talebini 3.999.970,00-TL olarak istediklerini açıklamış, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle zarar iddiasının doğru olmadığnı, sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tüm hükümlerinin geçerli olup aykırılık iddiasının doğru olmadığını, TTK.nun 18/1.maddesinde anonim şirketin tacir olduğunun açıklandığı, ayrıca BK.nun sözleşme serbestliği ilkesinin Anayasa tarafından teminat altına alındığının, iki tacir arasında yapılan sözleşmenin hükümlerinin de yasaya uygun olduğunu, basiretli tacir olan davacının sözleşme hükümleri ile bağlı olacağını, haksız fesih iddiasının doğru olmadığını, taraflar arasınadki sözleşmenin 2.4.maddesine göre müvekkilinin sözleşmeye konu hizmet ve işler konusunda üçüncü kişiden alım yapma hakkının bulunduğunu, sözleşmenin 9/1.maddesimne göre davacının teminat mektubunu yenilemesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşmeyi feshetmediğini, sözleşme hükümleri gereğince feshetmediğini belirterek, haksız davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, taraflar arasındaki dağıtım ve lojistik sözleşmesi gereğince davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava 14/12/2010 tarihinde ... 24 Asliye ticaret mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açılmıştır. Yargılamanın devamı sırasında İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin birleştirilmesine karar verilmiş, dava dosyası ... 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasını almış yapılan yargılama sonunda ... sayılı ve 07/12/2017 tarihli davanın reddine ilişkin karar verilmiştir Davacı vekili tarafından mahkememiz kararı İstinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 HD'si 2018/1002- 2020/516 karar sayılı 21/05/2020 tarihli ilamı ile mahkememiz kararını kaldırmıştır.Kaldırma kararında; "mahkemece aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davaya konu tedarik sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenmesi, fesih tarihinden itibaren belirlenecek bu makul süre için zararını oluşturan kazanç kaybının hesaplanması, aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir iş bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu kez özel olarak kendisinin çalışması halinde 12 aylık bakiye dönem sonuna kadar ne miktarda kazanç elde edebileceği ile davalı şirketin tedarikçisi olarak çalışması sonucunda ne miktarda kazanç elde edebileceğinin belirlenmesi, davalının yetkili tedarikçisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde, 818 sayılı BK’nın 325. maddesi uyarınca, özel olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın davalının yetkili tedarikçi olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kâr kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerektiği ve davaya konu tüm talepler hakkında karar verilmesi ve gerekçede değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına " Gerekçesi açıklanmıştır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 Dairesi'nin kararına karşı davalı temyiz yoluna başvurmuş, Yargıtay 6 HD nin 2021/2377-2022/1220 sayılı ve 08/03/2022 tarihli kararı ile kaldırma kararı onanmıştır. Dava dosyası mahkememize 13/04/2022 tarihinde gelmiş, 2022/278 Esasına kayıt edilmiş, 27/04/2022 tarihli tensip kararı ile dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 Dairesi'nin 2018/1002-2020/516 Karar sayılı kararının gereklerinin yerine getirilmesi bakımından YMM bilirkişi Hilmi Yaman Bilgin , sözleşme bilirkişisi Akademisyen ... ve Sektör bilirkişi ... dan oluşan heyete tevdiine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 Dairesi'nin 2018/1002-2020/516 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; mahkememizce 23/02/2023 tarihli 1 numaralı duruşma ara kararı ile davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilerek 15/03/2012 tarihli dilekçede açıkladıkları maddi tazminat zarar kalemleri için istedikleri TL miktarları somutlaştırması istenmiş, davacı vekili 10/03/2023 havale tarihli (02/01/2023 dilekçe tarihli)açıklama dilekçesini sunmuştur. Davalı vekili 28/03/2023 tarihli dilekçesi ile davacının açıklama dilekçesindeki talebin geri alınması istemlerine açıkca muvafakat etmediklerini belirterek taleplerin reddine karar verilmesini istemiştir. Bilirkişiler tarafından 24/11/2022 tarihli rapor sunulmuş, tarafların itirazlarının karşılanması bakımından da 06/09/2023 tarihli ek bilirkişi raporu alınmıştır. Tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında 18/10/2006 tarihli toptan dağıtım ve lojistik sözleşmesinin bağıtlandığı, sözleşmenin akit tarihinde yürürlüğe girdiği ve 12 ay süre ile yürürlükte kalacağının kabul edildiği, taraflardan herhangi birinin sözleşme süresinin hitamından en az 30 gün önce noter marifetiyle feshi ihbarda bulunmadığı taktirde 12 aylık süreler halinde otomatik olarak yenileceği, ancak imzalandığı tarihten itibaren 5 yıldan fazla yürürlükte kalmayacağının sözleşmenin 12.maddesi ile kabul edildiği tartışmasızdır. Sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'ya ilişkin hükümleri uygulanacak olup somut olayda sözleşme hükümleri 6098 sayılı yasa ile düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeye tabi değildir. Davalı şirket; taraflar arasındaki sözleşmenin 2.4 maddesinde açıklanan ;" Vodafone'nin sözleşme konusu ile aynı yada benzer konuda 3.gerçek ve/veya tüzel kişiler ile her türlü sözleşme , anlaşma, imzalamak hakkı ya da firmanın yazılı onayı olmaksızın her zaman sözleşme konusu ile aynı konuda hizmet almak " hakkına dayanarak dava dışı ...firması ile yeni bir dağıtım distribitörlük sözleşmesi imzalamıştır. Davacı; davalı ... tarafından yeni dağıtım sözleşmesi imzalandıktan sonra sözleşmenin fesih edildiğini ve bu feshin haksız olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise sözleşmenin müvekkili tarafından feshedilmediğini, 25/07/2008 tarihinde davacı firmaya gönderilen e-posta ile dağıtım projesi kapsamında tek distribitörlük süreci için atölye programına davet edilen davacının yeni çalışma modeline katılmadığını, 24/11/2008 tarihinde sözleşmenin teminatı olarak verilen teminat mektubunun da davacı tarafça yenilenmediğini, böylelikle sözleşmeyi fiilen uygulanamaz hale getirenin davacı olduğunu savunmuştur. Davacının davalıya verdiği 24.11.2008 tarihli teminat mektubu süresi bittikten sonra sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca vermekle yükümlü olduğu teminat mektubunun yenilenmediği tarafların kabulündedir. Sözleşmenin 18. Maddesi uyarınca davacının sözleşme hükümlerine aykırı davranması veya uymaması halinde davalının sözleşmeyi askıya alma hakkı bulunmakta ise de davalı bu yönde bir girişimde bulunmadığı gibi sözleşmeyi de feshetmemiş ve öncesinde de davacıyı münhasıran tek satıcılık sözleşmesi imzalayacağı konusunda bilgilendirmesi karşısında sözleşme için yeni dönemde teminat mektubu verilmemesi nedeniyle sözleşmeninin fiilen sona erdiği söylenemeyecektir. Sözleşmenin 2.4 maddesinde davalının aynı konuda dava dışı 3. kişilerle sözleşme yapma hakkı düzenlenmiş ise de davalının münhasıran tek satıcılık sözleşmesi imzalayacağı yönünde açık bir hüküm bulunmamaktadır. Davalının dava dışı Brightstar isimli şirket ile 01.02.2009 tarihinde imzaladığı münhasıran tek satıcılık sözleşmesi uyarınca, davacının davalı distribütörü olarak çalışma imkanı fiilen kalmamıştır. Sözleşmede davalıya tek taraflı fesih hakkı tanınmış ise de bu düzenleme hakkın TMK 2 ve 23 maddesi uygun şekilde kullanılması ve feshin haklı olması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Davalının ... şirketi ile imzaladığı münhasır tek satıcılık sözleşmesi davacının davalı distribütörü olarak çalışma imkanını fiilen ortadan kaldırdığından; taraflar arasındaki toptan dağıtım ve lojistik sözleşmesinin 01/02/2009 tarihinde davalı tarafça haksız olarak fesih edildiği kabul edilmiştir. Davacı tarafından yargılama boyunca HMK 176 vd. maddeleri uyarınca davanın tam ıslahına dair bir dilekçe verilmemiştir. Ancak 15.03.2012 tarihli dilekçe ile ekinde Ek-7 olarak zarar beyanları açıklamasında bulunulmuş, mahkememizce verilen 23/02/2023 tarihli ara karar üzerine davacı vekili 10/03/2023 havale tarihli ( 02/01/2023 dilekçe tarihli) açıklama dilekçesinde ;dava dilekçesinde 4.000.000,00 TL olarak istedikleri tazminat taleplerini -Yatırım Harcamaları için 5.00-TL -Geçmiş Yılların Faaliyet Zararları için 5.00-TL -Dava ve icra takibi yapılmış şüpheli alacaklar için 5.00-TL -Devam Eden Sorumluluklar için 5.00-TL -Portföy Tazminatı ve manevi tazminat için 5.00-TL -Stoklarda Bekleyen ... Markalı Cihazlarla İlgili Oluşan Fırsat Maliyetleri kalemleri için 5.00-TL -Kazanç kaybı/kar mahrumiyeti için 3.999.970,00-TL olarak somutlaştırmıştır . Her ne kadar davacı ilk altı istemini geri aldığını bildirmiş ise de davalı taraf bu geri almaya muvafakat etmediğini 28/03/2023 tarihli dilekçesi ile açıkca muvafakat etmediğinden HMK 123 gereğince vazgeçme hükümleri uygulanmamıştır. Davacının Portföy tazminatı istemi yönünden; taraflar arasındaki sözleşmenin, açıkça tedarik sözleşmesi olarak kabul edildiği, tek satıcılık sözleşmesi hükümlerinin somut olayda uygulanamayacağı, davacının, davalı şirket tarafından oluşturulan ve kendisine bildirilen bir bayii ağına satış yapma yükümlülüğü altında olduğu, yeni bir müşteri çevresi yaratılmış olmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, portföy tazminatı taleplerinin yasal koşullarının olaşmadığı anlaşılmış davacı talebi reddedilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden; sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının maddi zarara uğradığı, davacının uğradığı bu zararın maddi tazminatın tahsiliyle karşılanabileceği, eylemin malvarlığına ilişkin zarar niteliğinde olduğu sabittir. Manevi tazminatın koşullarını düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre, malvarlığına ilişkin zararlar kişilik değerlerine saldırı niteliğinde değerlendirilemez. Bu sebeple davacının manevi tazminata ilişkin talepleri reddedilmiştir. Davacının Yatırım Harcamaları,Geçmiş Yılların Faaliyet Zararları, Dava ve icra takibi yapılmış şüpheli alacaklar,Devam Eden Sorumluluklar,Stoklarda Bekleyen Vodafone Markalı Cihazlarla İlgili Oluşan Fırsat Maliyetleri kalemleri yönünden olan taleplerinde; Davacı yanın mahkememiz incelemesine sunduğu ticari defter ve kayıtlarda; 2005-2006 yılı defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, 2005 yılı envanter defterlerinin ibraz edilmediği,bu haliyle davacının ticari defter ve kayıtlarının lehine delil olma yetkinliğine sahip olmadığı anlaşılmıştır. Davalının incelenen kayıtlarında da davacının taleplerini ispat edecek veriler bilirkişi heyetince elde edilememiştir. Tüm dosya kapsamı deliller ile davacı tarafın bu taleplerini ispat edemediği görülmüştür. Talepleri reddedilmiştir. Davacı tarafından kazanç kaybı/kâr mahrumiyeti talepleri yönünden; davacının kazanç kaybı/kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak fesih edilmiş olması aranacaktır.Davalının sözleşmeyi 01/02/2009 tarihinde haksız olarak fesih ettiği mahkememizce kabul edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 HD'nin 2018/1002-2020/516 sayılı kararında açıklandığı üzere; Emsal Yargıtay 11. HD nin 17/11/2016 tarih ve 2015/12027 E-2016/8889 K sayılı kararı gereğince; ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, davalının haksız feshi tarihinden itibaren davacı tazminat isteyebilecektir. Kâr kaybına ilişkin hesaplama sözleşmenin azami süresi olan 5 yılın sona erdiği tarih değil, 12 aylık dönemlerle uzayacağı kabul edilen sözleşmede; 18/10/2008 tarihinde başlayan ve 18/10/2009 tarihinde sona erecek olan 1 yıllık dönemde, davalının sözleşmeyi fiilen fesih ettiği 01/02/2009 tarihinden - 18/10/2009 tarihine kadar olan 9 ay 18 gün için davacı kar mahrumiyeti isteyebilecektir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 HD'nin 2018/1002-2020/516 sayılı kararında "..davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenmesi, fesih tarihinden itibaren belirlenecek bu makul süre için zararını oluşturan kazanç kaybının hesaplanması, aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir iş bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu kez özel olarak kendisinin çalışması halinde 12 aylık bakiye dönem sonuna kadar ne miktarda kazanç elde edebileceği ile davalı şirketin tedarikçisi olarak çalışması sonucunda ne miktarda kazanç elde edebileceğinin belirlenmesi, davalının yetkili tedarikçisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde, 818 sayılı BK’nın 325. maddesi uyarınca, özel olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın davalının yetkili tedarikçi olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kâr kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerektiği" Açıklanmıştır. Alınan 24/11/2022 tarihli kök rapor ve 06/09/2023 tarihli ek raporda; -davacının emsal bir iş bulup bulamayacağı; emsal iş bulabileceği - bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceği; 36 ay da bulabileceği ancak bu makul iş bulma süresinin sözleşmenin bakiye 9 ay 18 günlük süresini aştığı - fesih tarihinden itibaren belirlenecek bu makul süre için zararını oluşturan kazanç kaybı; 12 ay için ortalama kazancının 1.847.848,96 TL 36 aylık makul süre için 5.543.546,89 TL olduğu - aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir iş bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu kez özel olarak kendisinin çalışması halinde 12 aylık bakiye dönem sonuna kadar ne miktarda kazanç elde edebileceği;871.270,57 TL kazanç elde edebileceği -davalı şirketin tedarikçisi olarak çalışması sonucunda 12 aylık dönemde ne miktarda kazanç elde edebileceği; 1.847.848,96 TL kazanç elde edebileceği - davalının yetkili tedarikçisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde; 818 sayılı BK’nın 325. maddesi uyarınca, özel olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın davalının yetkili tedarikçi olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının 12 aylık dönem için davacının uğradığı kâr kaybına ilişkin zarar olacağı; 1.847.848,96 TL- 871.270,57 TL= 976.578,393 TL -12 aylık kar mahrumiyeti 976.578,393 TL nin 01/02/2009 tarihinden - 18/10/2009 tarihine kadar olan istenebilecek süre 9 ay 18 gün e isabet eden miktarının ; 699.881,15 TL Olduğu belirlenmiştir.Mahkememizce 699.881,15 TL kar mahrumiyeti/kazanç kaybı nın dava tarihi 14/12/2010 dan itibaren ( davacının davalıyı davadan önce temerrüde düşürdüğüne dair belge ibraz edilmediğinden) reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine,fazla istemin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-18/10/2008 tarihinde başlayan dönemde, sözleşmenin fesih edildiği 01/02/2009 tarihinden 18/10/2009 tarihine kadar, bakiye kalan süre için hesaplanan 699.881,15 TL kar mahrumiyeti/kazanç kaybı nın dava tarihi 14/12/2010 dan itibaren reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine,fazla istemin reddine Davacının 02/01/2023 tarihli dilekçesinde HMK 119/1-ğ ve 131 md gereğince somutlaştırdığı diğer taleplerinin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 47.808,88-TL karar harcının peşin alınan 59,400,00-TL harçtan mahsubu ile 11.591,12-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iade edilmesine, 3-Kabul nispetine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 103.983,36-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Red edilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 301.002,67- TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 47.826,03-TL ilk gider, 15.254,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 74.671,15-TL. yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak takdiren 62.0086,17-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Davacı Vekilleri ...ile Av. ... ve Davalı Vekili Av. ...'nın yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/12/2023 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/278, K. 2023/952, T. 14.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-15-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-278-e-2023-952-k-a320f80d917d